SANAT & TASARIM

2016’nın en iyi tasarımları

Doğan Burda Dergi editörleri, mimariden mücevhere, modadan otomobile geride bırakmaya hazırlandığımız yılın en iyi tasarımlarını seçti. Yaratacılık, işlevsellik ve estetik bir arada....

 

EN İYİ MİMARİ: BEYAZIT DEVLET KÜTÜPHANESİ RESTORASYON VE RESTİTÜSYON PROJESİ
Kim seçti: Esra Aytekin (Maison Française Yayın Yönetmeni)
2016 yılı içinde kişisel olarak beni en mutlu eden mimarlık haberleri arasında ilk sırayı, Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından restore edilmesi haberi aldı. Pek çok yeni ve son derece modern, fütüristik yapılar gökyüzüne doğru uzanırken, “Neden bu proje?” diye sorarsanız, “Tamamen duygusal” derim. Yanlış ya da eksik yapılan onlarca restorasyon projesine üzülürken ve bu projeler hakkında konu yaparken ‘restitüsyon’ kısmına değinemezken Tabanlıoğlu Mimarlık, 14’üncü yüzyılda inşa edilen ve Beyazıt Camii Külliyesi’nin bir parçası olan, şu anda kütüphane olarak kullanılan yapının rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmalarına ek olarak modern bir kütüphane olarak yeniden işlevlendirilme işini de kusursuz bir biçimde gerçekleştirdi. Ve böylece tarihi yapılarla kurulması gereken modern bakış açısının nasıl şekillenmesi gerektiği konusunda çok güzel bir örnek teşkil etmiş oldu. Günümüz şartlarına uygun hizmet verecek şekilde yenilenen kütüphane, ender bulunan kitapların doğru bir biçimde saklanması ve sergilenmesine imkân tanıyacak şekilde projelendirilmiş. Mekânın geçmişi ve gerçekliğini yücelten, tarihi dokuya sessiz ve zarifçe eklenen modern altyapı ile bu restorasyon projesi “Kalbimi tam olarak 12’den vurdu” diyebilirim.

 

 

EN İYİ MÜCEVHER: CARTIERCACTUS DE CARTIER
Kim seçti: Ece Eraslan (Revolution Yayın Yönetmeni)
Bir sonraki başyapıtınız için doğadaki milyonlarca bitkinin arasından ilham kaynağınız olarak kaktüsü seçer miydiniz? Bugüne kadar Cartier’den başka, kaktüsten yola çıkarak gerçekten muazzam estetik ve tasarım kodlarına sahip mücevher koleksiyonu yaratan bir marka daha olmadı. Özgür, güçlü ve heykel heybetine sahip olarak nitelendirilen Cactus de Cartier koleksiyonu, geometrik açıdan kusursuz oranlara sahip, keskin hatları yumuşatılmış, 18 ayar altın üzerine pırlanta, zümrüt, lapis lazuli, karnelyan ve krisopraz gibi değerli taşlarla süslü yüzük, bilezik, gerdanlık ve küpelerden oluşuyor. ‘Çölün çocukları’ olarak bilinen kaktüsler güçleri ve dayanıklılarıyla ünlüdür; dondurucu gecelere ve gündüzün yakıcı güneşine dayanırlar. Şafak saatinde çiçek açan kaktüslerin ilkel ve yalın güzellikleri Cactus de Cartier tasarımlarında komplike ve ihtişamlı parçalara dönüşüyor. 'Yılın en özgün ve iyi mücevher tasarımı' sıfatını sonuna dek hak eden bu koleksiyonu, marka, dualitenin bazen nazik bazen de zalim ruhunun karışımı olarak betimliyor.

 

 

EN İYİ TASARIM: LIFT-BIT
Kim seçti: Melda Narmanlı Çimen (Maison Française, Elle Decor ve Evim Yayın Direktörü)
Bugüne kadar birçok değişik bakış açısı ve felsefeyle tanımlanan ‘iyi tasarım’ formülü, aslında her kullanıcı ve/veya izleyici için farklı denklemler barındırır. Üstelik bir tasarımın aynı kişi üzerinde yarattığı etki, içinde bulunduğu zaman, mekân ve ruh haline göre de değişkenlik gösterebilir. Bazen o ana kadar hiç denenmemiş bir malzemedir size ilginç gelen; bazen de sadece bir renk tonu. Form, fonksiyon ve inovasyon arasındaki rekabet kıyasıya sürerken -ki aslında hepsi aynı bütünün tamlayanlarıdır- bir bakarsınız ihtiyaçlar devreye girmiş ve tüm kriterlerinizi rafa kaldırarak karar verme sürecinizi ele geçirmiş. Ben showroom’larda kalıp hayata karışamayan ‘zorlama’ tasarımlardan haz etmem; her zaman içinde hümanizm, otantizm, duygu ve sürprizler olan, kullanıcıyı da oyununa dahil eden mobilyalardan etkilenirim. 2016 yılında da bu değişmedi. Son beş senedir global ekonominin sert dalgalarından payını alan sektörün dev oyuncuları, bu sene çok heyecan verici koleksiyonlar çıkaramamışlardı. Aralarında en çok etkilendiklerimden biri, Carlo Ratti Associati tarafından geliştirilen ve ünlü İsviçreli tasarım markası Vitra’nın yardımıyla hayata geçirilen Lift-Bit oldu. Lift-Bit, mobil uygulaması veya el hareketleriyle idare edilebilen modüler ve interaktif bir mobilya sistemi. Kanepe, koltuk, yatak veya sandalyeye dönüşebiliyor. Nesnelerin interneti ağının da mobilya sektöründeki ilk örneği. “Kanepem; televizyon mu seyrediyorum, kitap mı okuyorum, uykum mu geldi anlasın istiyorum” diyorsanız, tam size göre. Ayrıca çok alıngan! Bir müddet onunla ilgilenmezseniz sıkılıyor ve size “Ben buradayım” dalgaları gönderiyor!

 

 



EN İYİ OTOMOBİL: ALFA ROMEO GIULIA
Kim seçti: Hırant Kasapoğlu (Auto SHOW Yayın Yönetmeni)
İtalyan otomobil üreticisi Alfa Romeo’nun bu yıl piyasaya tanıttığı Giulia modeli, Auto SHOW dergisinin de dahil olduğu uluslararası Altın Direksiyon yarışması jürisi tarafından 2016 yılının en güzel otomobili seçilerek Altın Direksiyon ödülünü kazandı. Yarış pilotları, otomobil dergisi yayın yönetmenleri, teknisyenler ve tasarımcılardan oluşan 29 kişilik uzman jüri, Alfa Romeo Giulia’yı en güzel otomobil sıralamasında birinciliğe layık buldu. 
Alfa Romeo Style Center tarafından tasarlanan Giulia, geleneksel İtalyan tasarımını, sofistike ve modern malzemelerle buluşturarak klasik Giulia formlarını günümüze taşıyor.
100 yılı aşkın bir tarihe sahip olan Alfa Romeo markası, bu yıl 41’inci kez düzenlenen Altın Direksiyon yarışmasında daha önce de GTV (1995), 147 (2000) ve Giulietta (2011) modelleriyle, otomotivin en önemli Oscar ödülünü Milano’daki müzesine götürmüştü.

 

 

EN İYİ SAAT: AUDEMARS PIGUET ROYAL OAK CONCEPT SUPERSONNERIE
Kim seçti: Ece Eraslan (Revolution Yayın Yönetmeni)
Sadece yılın değil, tüm zamanların en iyi tasarımlarından. Bir saate ‘iyi’ diyebilmek için görsellik kadar işlevselliğine de bakılması gerekiyor. Kısaca AP Supersonnerie olarak bahsedeceğimiz saat, ultra hafif titanyumdan altıgen formundaki kasası ve kadran görünümüyle son derece fütüristik, erkeksi ve güçlü bir his uyandırmasına rağmen aslında saat dünyasının en zarif iki komplikasyonunu barındırıyor: Dakika tekrarlayıcı ve tourbillon. “Nedir bu dakika tekrarlayıcı?” diyenler için açıklayalım; kasa üzerinde saat 8 konumundaki butona bastığınızda çanlar devreye girerek size zamanı saat, 15’er dakika ve dakika olarak, sesli şekilde söylüyor. AP Supersonnerie, adı üzerinde, bunu bugüne kadar en berrak ve yüksek sesle yapabilen kol saati konumunda. Mekanik bir saate dakika tekrarlayıcı işlevini eklemek sadece yüksek saatçilik alanında uzman markalara mahsustur; bunu kronograf yani zaman tutma ve tourbillon özellikleriyle birleştirmek ve ses kalitesini de bugüne dek görülmemiş oranda yükseltmek; her şeyin üzerine bir de son derece ergonomik, hafif, 20 metreye kadar suya dayanıklı ve şık bir tasarımla sunmak büyük bir alkışı hak ediyor. “Sadece 20 metre mi?” demeyin, çünkü dakika tekrarlayıcı işlevi için kasalar daha ince çalışılmalıdır, bu su geçirmezliği etkilediği için bu modeller genellikle en fazla 5 metreye kadar suya dayanırlar. Zaten bu kadar komplike ve şık bir saat takarken yapmak isteyeceğiniz son şey dalmak olabilir.

 

 



EN İYİ TEKNE: BAVARIA E40- YELKENLİ GİBİ MOTORYAT
Kim seçti: Eyüp Özel (Yacht Türkiye Yayın Yönetmeni)
Alman yat üreticisi Bavaria, 2016’da ilginç bir motoryata imza attı. Yelkenli ile motoryat karışımı bir konsept ile yaratılan 12.29 metrelik E40, sürtünmeyi minimuma indiren gövde tasarımı sayesinde yakıt sarfiyatını minimuma indirirken, hibrit motor seçeneği ile de çevreci yönünü ortaya koyuyor. Tasarım ve mühendisliği Hollandalı Vripack firmasına ait teknede ilk göze çarpan; sıradışı yerleşim planı... Ön ve arka kamaraların birbirinden bağımsız yerleştirilmesi... Büyük yan ve tavan camları ile yaratılan ferah salon... Ve teknenin hemen her yerinin büyük depolama alanlarına sahip oluşu… Esas göze çarpan sıradışılık ise salonda kıçta konumlandırılan kumanda mahalli. Kaptan arkada tıpkı bir yelkenli gibi tekneyi kumanda edebiliyor. Bu sayede de konuklara arkasını dönmeden seyir imkânı yakalıyor ve teknede her alandaki herkesle sosyalleşebiliyor. Tekne yavaş gittiği için (maksimum hızı 10 knot) tıpkı yelkenli seyri gibi bir tat veriyor. Stabilitesi ile de öne çıkan motoryat, gövde altındaki özel tasarımı sayesinde yalpa yapmıyor, dalga aldığında ise anında duruşunu düzeltebiliyor.

 

 

EN İYİ MODA TASARIMI: SANAYİ 313
Kim seçti: IŞIN GÖRMÜŞ (ELLE YAYIN DİREKTÖRÜ)
2016 özelinde olmasa bile yabancı tasarımcılar tarafından taklit edilen ve kopyalanan ayakkabı ve terlikleriyle benim gönlümde taht kuran Sanayi 313'ü çok başarılı buluyorum. Modellerin el işleri Hindistan'da artizanlara yaptırılıyor ve parçalar İtalya'da bir araya getiriliyor. Çok meşakkatli bir süreçten geçen bu sanat harikası kıvamındaki terlik ve ayakkabılar, şu an dünyanın dört bir tarafında satışta. İnce el işçiliği, tasarımdaki detaylar ve kullanılan malzemelerdeki kalite, diğer markalardan anında Sanayi 313'ü ayrıştırıyor.

 

EN İYİ TEKNOLOJİK ÜRÜN: LENOVO THINKPAD YOGA X1
Kim seçti: Cenk Tarhan (Chip Online Yayın Yönetmeni)
Tasarım açısından baktığımda, “2016’da benim için en başarılı ürün Lenovo Thinkpad Yoga X1” diyebilirim. Bunun nedeni öncelikle ürünün çok yaratıcı bir şekilde üretilmiş olması. Alıştığımız soğuk laptop konseptine üç farklı kullanım şekli sunarak yeni bir hayat öpücüğü getiriyor. Gerektiğinde laptop, gerektiğinde tablet, gerektiğinde ise rahat film izlemek ve multimedia tüketmek için ‘çadır’ modunda kullanılabiliyor. Ürünün tasarım kalitesi Lenovo’nun Yoga serisinde gösterdiği ihtimamın izlerini taşıyor ve bunu her ayrıntıda görmek mümkün. Dahası, sadece tasarım ve kaliteli malzeme üzerine eğilmekle kalmamışlar, aynı zamanda performans, hız ve genişleme seçenekleri konusunda da çıtayı bir adım yukarı taşımışlar. 2016’da Red Dot ödülünü kazanmış olması da kararımı verirken beni etkiledi.