YÜZLER

Amy Adams: Şimdi onun zamanı

Önümüzdeki iki ay boyunca onu izleyeceğiz. Amy Adams bu ay Arrival (Geliş), aralıkta ise Nocturnal Animals (Gece Hayvanları) ile beyazperdede. Adams söyleşimizde bu iki filmi anlatırken, anne olarak oyunculuğa nasıl devam ettiğinden Oscar ile ilgili düşüncelerine, pek çok konuya uzanıyor.

Fabian Waintal / The Interview People

Annelik rol kararlarınıza etki etti mi? Son zamanlarda bilim kurgudan, gerilime farklı filmlerde oynadınız.
Evet sanırım anne olmamın etkisi var. Film setinin nerede olduğu önemli bir unsur oluyor mesela. Özellikle okul döneminde kızımı Los Angeles'tan uzağa götürmek istemiyorum. O yüzden genellikle burada çekilen filmleri tercih ediyorum. Bu karar son zamanlarda işimi etkileyen en önemli şey haline geldi. Bu yüzden pek çok projeye "Hayır" demem gerekiyor ama şu anda hayatım bu ve verdiğim kararlardan memnunum. Kendime zaman ayırmak ve ailem için en iyisini seçmek önceliğim.

Özel hayatınızla iş hayatınızı, kameralar ve insanların ilgisi olmadan birbirinden ayrı tutmanız mümkün mü?
Bu biraz zor tabii ama işle ailemi birbirinden ayırmayı öğrendim. Bu da benim için önemli bir dersti. Şimdi ikisi arasında çok net sınırlarım var. Böylece iş hayatımın daha zenginleştiğini düşünüyorum. Umarım performansım da bunu yansıtıyordur çünkü artık işimi çok daha özel bir gözle görebiliyorum. Kalbimde çok özel bir yeri var.

 

“OSCAR KAZANIRSAM...”
Bir aktris olarak öğrendiğiniz en iyi ders neydi?
Kişisel olarak mı? Aslında hâlâ üzerinde çalışıyorum. Sanırım hepimiz öyleyiz. Çocuğumu nasıl iletişim kuracağını, hangi kelimelerini kullanacağını öğrenirken izliyorum. Bir çocuğun yanlış kelimeleri seçmesini izlemek dünyanın en güzel şeyi, çünkü niyetini, aslında ne demek istediğini biliyorsunuz. Son filmim 'Arrival' bana niyetin, içerik kadar önemli olduğunu hatırlattı. Bugünün medyasında zaman zaman niyet içeriğin içinde kaybolabiliyor. Bu yüzden yüz yüze, sosyal medyadan uzak iletişimin önemine inanıyorum. Düzgün iletişim kurabilmek için birinin gözlerinin içine bakmak gerek. Umarım bunu kaybetmeyiz.

Yeni Oscar kampanyasına hazır mısınız?
Kampanya konusunu pek önemsemiyorum. Şu anda tek önemsediğim kampanya başkanlık seçimleri. O yüzden aklımda bir tek o var.

Bugüne kadar pek çok Oscar adaylığınız oldu. Kazanacak olsanız bu hayatınızı nasıl etkiler?
Bir daha bu soruyu cevaplamak zorunda kalmam. İyi yanı bu olur! Yok canım, dalga geçiyorum. Oscar kazanmak hayatımı anlamlandırır mı? Kazanmadığım için bilemiyorum, başıma gelirse bu soruya cevap verebilirim. Bu zamana kadar kazanamamanın da hayatına bir etkisi olmadı. Bu konuda gayet normal - hatta normalden de iyi hissediyorum. Bu sektörde çalıştığım, bu kalibrede insanlarla tanıştığım için çok şanslı hissediyorum. Bir de üstüne ödüllendirilmek güzelliğin de ötesinde olur. Her zaman işim için müteşekkirim ama beni tanımladığını düşünmüyorum.

 

 

'Nocturnal Animals' / Gece Hayvanları
9 Aralık 2016'da vizyona girecek.Yönetmen Tom Ford. Oyuncular: Amy Adams, Jake Gyllenhaal, Michael Shanno (solda).
'Arrival' / Geliş
11 Kasım 2016'da vizyona girecek.Yönetmen Denis Villeneuve Oyuncular: Amy Adams, Jeremy Renner (sağda).


CİNSELLİK OLMADAN KADIN VE ERKEK
Kadın oyuncuların iyi bir rol bulmanın ne kadar zor olduğunu konuştuğu günlerde sizi bir senede iki filmle geliyorsunuz; Bilim kurgu 'Arrival' ve gerilim 'Nocturnal Animals'...
Önünüze, iyi oluşturulmuş, duygusal hassasiyetleri olan, bir yandan da entelektüel yanı güçlü bir karakter çıkması büyük bir hediye. Hediye çünkü, bu, benim gözümde kadınların bir yansıması. Onlar sadece tek bir şey değiller. Sadece entelektüel ya da sadece hassas değiller. Biz etten kemikten insanlarız ve böyle güzel yansıtılmak ve canlandırmak büyük bir zevk.

Erkek oyuncu, yardımcı karakter olduğunda ondan nasıl yardım alıyorsunuz? Özellikle 'American Hustle'da beraber oynadığınız Jeremy Renner ile rol aldığınızda?
İkimizde set dışında başka işlerle uğraştığımız için zamanımız kıymetli ve hemen başlamaya hazır oluyoruz. Böyle sorun çözme aşaması bizim için dert olmuyor. Bu projede en hoşuma giden şey, arada cinsel enerji olmadan bir kadınla erkeğin arkadaşlığının işlenmesi. Evet bazen arkadaşlık başka yerlere gider ama biz bu filmde o eli oynamak istemedik. Ben karakterlerin arasındaki dostluğu çok sevdim. Büyük ilişkiler özünde saygı ve dostluğa dayanır. Bunun beyazperdeye yansıması hoşuma gidiyor.

'Arrival' teklifini alışınızın arkasında bir bilim kurgu hikâyesi var mı?
Bana senaryoyu gönderdiler. Kulağa çok basit geliyor ama ben o sıralar senaryo okumayı bırakmıştım ama muhteşem ekibim 'Hayır bunu okumalısın' diye ısrar etti. Okudum ve karaktere aşık oldum. Sonuna geldiğimde başa dönüp yeniden okuma ihtiyacı hissettim. Hikâyenin duygusal özü beni kendine bağlayan nokta oldu. Sonra Denis'le buluştuk, o da aynı hisler içindeydi. Bilim kurgu ve politik elementlerin içinde bu bir kadının hikâyesi ve o kadının kızına anlattığı bir hikaye. Benim için de en güzel yanı bu.

 

FİLMİN ANAHTARI TECRÜBEYE AÇIK OLMAK
Senaryoyu okuduğunuz sırada karakterinizle ilgili gerçeği anladığınız bir an oldu mu?
Senaryolara çok açık fikirli yaklaşmaya çalışırım ama bunun ilk 10 dakikasında bu kadını çok sevdiğimi düşündüm. Sonuna kadar okudum fakat en sonunda generalle yaptığı konuşmaya kadar onu tam olarak anlamadığımı fark ettim. Sonra başa döndüm ve yeniden okudum. Böylece karakteri yeni bir gözle, daha kompleks bir biçimde görebildim. Zorlayıcı olsa da Louise'in zaman ve mekânla dansı çok güzeldi.

Yönetmen Denis Villeneuve baştan beri fikirlerinizi sevmiş miydi?
Denis'le ilk buluşmamızdan itibaren karakter üzerinden müthiş yoğun bir bağ kurduk. O Louise'i her kadını temsil edecek şekilde kurgulamak konusunda çok tutkuluydu. Ve hep bunun bir kadın hikâyesi olduğunun altını çizdi. Başka hangi öyküleri anlatıyor olursak olalım, kalbinde bu kadının hikâyesi olacaktı. Bu, ayaklarımın yere basmasına, daha alçakgönüllü olmama neden oldu. Denis bu filmin arkasındaki dahi. Yaratıcılığın var olmasına izin verdi, hep sabırlı ve sakindi. Bize uzaylıların neye benzeyeceğiyle ilgili çok bilgi verdi. Bir dil yarattı. Daha devam edebilirim. Tüm ekip ve Denis harikaydı. Uzaylılarla ilgili bu kadar detaylı bir şey ortaya çıkarınca insanlar 'Bu konuda araştırma mı yaptınız?' diye soruyordu. Hayır, çünkü onlarla aynı odada olmadım hiç. Bunlar hep yeni şeyler. Tecrübeye açık olmak bu filmin anahtarıydı.

Ekipte bir de linguistik danışman vardı. Linguistik ve dil konusunda nasıl bir hazırlık yaptınız?
İlk başta her şeyi öğreneceğimi sanıyordum ama içine girdiğimde fark ettim ki çok bilimsel ve antropolojik. İnsanların bu konu üzerine doktora yapmasını daha iyi anladım, çünkü öğrenmesi gerçekten çok uzun sürüyor.

Siz ne öğrendiniz peki?
Linguistlerin her dilde uzman olmadığını öğrenmek beni rahatlattı. Bazıları tek bir dile odaklanıyor ve o dilin tarihinin ustası oluyorlar. Bu da her dili konuştuğuma kimseyi ikna etmek zorunda olmayacağım için beni rahatlattı. Bir dili anlamakla konuşmak arasındaki farkı öğrendim.

Los Angeles dışında çekilen filmleri kabul etmediğinizi söylemiştiniz ama 'Arrival' Montreal'de çekildi.
Montreal'e bayıldım. Ailemi de oraya götürdüm; yazın birlikte vakit geçirmek için harika bir yerdi. Yakınımızda bir karaoke bar vardı, bir akşam herkesi oraya götürdüm. Denis müthiş 'Skyfall' söyledi. Bunu anlattığım için bana çok kızacak! Denis'in ailesinin orada olması da çok güzel oldu. Çünkü filmin özünde aile yatıyordu. Onun ailesi de, benim kızım da setteydi. Aslında genellikle çocuğumu sete getirmem ama bu kez çalışma ortamı o kadar sakin, sıcak ve samimiydi ki hoş karşılanacağımızı düşündüm.

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı EYLÜL 2016

Hydra: Leonard Cohen yanılmış olamaz

Ada değil başka bir gezegen! 1960'larda boho stilinin önemli merkezlerinden biri, bugün ise uluslararası sanat dünyası için zevkli bir durak. Leonard Cohen’in ilk gençlik yıllarında keşfettiği Hydra Adası, hiç şüphesiz Yunan adalarının en sofistikesi... Atina’ya yakınlığı sayesinde de Yunan elitlerinin gözdesi.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EKİM 2016

‘Yol’ yeni kurgusuyla çıkmaya hazırlanıyor

Cannes’da aldığı ‘En İyi Film’ ödülüyle, Yılmaz Güney’in siyasi ve sanatsal kişiliğiyle, hakkında anlatılan bitmez tükenmez hikâyelerle bir fenomen… Tarık Akan hayata veda ettiğinde sevilen oyuncuyu anmak isteyenlerin de dilindeydi. Evet, ‘Yol’dan bahsediyoruz. Film, 35 yıl sonra yeniden, kullanılmayan ama uzun süre kulaktan kulağa anlatılan yeni sahnelerle izleyiciyle buluşacak. Filmin İsviçreli yapımcısı Donat F. Keusch yeni versiyonu 2017’de göstermek için hazırladığını söylerken, Güney’in çevresinden gelen ilk tepkiler olumsuz.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EKİM 2016

Hillary Rodham Clinton: “Hoş geldiniz sayın başkan” diyebilir miyiz?

Bu sorunun yanıtını, gelecek ay yapılacak Amerikan başkanlık seçimlerinin sonucunda alacağız. Son anketlere bakılırsa yanıt, Hillary Clinton’ın sağlığıyla ilgili çıkan olumsuz haberlere karşın “Evet.” Hıllary ClInton başkan seçilirse, ABD’nin ilk kadın başkanı olmakla kalmayacak, Beyaz Saray konusunda ilk kez bu kadar tecrübeli bir isim de başa geçmiş olacak. Emekli Büyükelçi Yalım Eralp, Hillary Clinton’ı mercek altına aldı.

DEVAMINI OKU