YÜZLER

“Ben hâlâ buradayım ve onun için kavga ediyorum”

Elvis Presley, ölümünden neredeyse 40 yıl sonra sahnelere dönüyor. Kasım ayında İngiliz Kraliyet Filarmoni Orkestrası'nın ‘Kral’ın sesi ve arşiv görüntüleri eşliğinde performans sergileyeceği Birleşik Krallık turnesinde, Presley'nin mirasçısı ve büyük aşkı Priscilla da sahnede olacak. PrIscIlla Presley, eski aşkı ile ilgili bilinmeyenleri, sanatına dair hayal kırıklıklarını ve Elvis ile ilgili gelecek planlarını(!) anlatıyor.

Andy Welch, Press Association / The Interview People

Elvis'ten sonra...
Altı yıl evli kaldığı Elvis Presley'den ayrıldığında 28 yaşında olan Priscilla Presley bir daha evlenmedi ancak uzun yıllar birlikte yaşadığı Marco Garibaldi'den de bir çocuk sahibi oldu.

Hiçbir şey ElvIs’i durduramazdı. Orduya katılmak, korkunç filmlerde oynamak, hatta ölüm bile… Şimdi, yani yaşasa 81 yaşına basacağı yılda, yeni albümü ‘If I Can Dream’ (Eğer Hayal Edebilirsem) ile yeniden listelerin ilk sıralarında. Albüm, eski kayıtların orkestrayla çalınması, Michael Bublé ve İtalyan pop opera üçlüsü Il Vilo gibi güncel yıldızlarla yapılan düetlerle renklendirilerek oluşturuldu.
Elvis’in eski eşi Priscilla, -çift 1973’te ayrılmasına rağmen, hep birbirlerine yakın oldular- o yaşamını yitirdikten sonra da müziğini canlı tutmak için büyük çaba harcadı. Bu son çalışması, İngiltere’de piyasaya çıktığı geçtiğimiz ekim ayından bugüne 500 bin kopyanın üzerinde sattı. Listelerin bir numarasında iki hafta kaldıktan sonra da uzun süre ilk üçteki yerini korudu.
Priscilla Presley, “Bu albüm, Elvis’in nasıl çok yönlü bir şarkıcı olduğunu ve sevdiği tüm müzik türlerini gösteriyor” diyor. “Onun rock‘n roll yaptığını hepimiz biliyoruz, ama o bundan çok daha fazlasıydı. Rock‘n roll yanlış olduğu için değil… Sadece becerilerinin çok ciddiye alındığını hissetmiyordu.”
Mozart, Beethoven, MIles DavIs…
Priscilla konuşmasına, Elvis’in koleksiyonunun Brahms’dan Mozart’a, Beethoven’dan kilise müziğine, blues’dan soul’a (Miles Davis ve Duke Ellington) uzandığını açıklayarak devam ediyor. Her zaman arkasında güçlü bir orkestrayla sahneye çıkmak istediğinden bahsettiğini söylüyor. Priscilla’ya göre bu ancak, Elvis Vegas şovlarıyla meşgul olmasaydı ve menajeri Colonel Tom Parker, sanatçının yolunu demir yumrukla domine etmeseydi mümkün olabilirdi.
Priscilla, onun orkestrayla çalma tutkusunu öğrendiğinde Elvis, gecenin bir yarısı bir otel odasında dalgın şekilde zaping yapıyordu: “Televizyonda bir orkestra vardı ve bir anda Elvis daldı gitti. Şefi taklit etmeye başladı. Drama ve doymuşluk içinde kendini kaybetti.”
Priscilla, Elvis’in nasıl olduğuyla ilgili konuşurken, plak şirketi RCA ile ilgili hayal kırıklıklarını ve diğer sanatçıların köklü bestecilerden daha iyi şarkılar kaptıklarına dair inancını anlatıyor. “Bir sanatçı olarak hakkı yenmişti” diyor: “Özellikle şarkı seçimleri onu üzüyordu. Tecrübe etmeyi, cesur bir sanatçı olmayı istedi, ama plak şirketlerinin metası oldu. Paranın geldiğini gördüler ve tek ilgilendikleri buydu.”

 

Kral'ın kraliçesi
(Soldan saat yönünde)
Priscilla ve Elvis 1 Mayıs 1967'de evlendi.
Presley, simge haline gelen paraşüt tulumu 'Aloha'yı ilk kez 1973'te giydi. Kostümün tasarımcısı her zamanki gibi Bill Belew'di.
Priscilla, Elvis ve tek çocukları Lisa Marie bir arada, 1969.
Elvis ile Priscilla'nın balayı için gittikleri Las Vegas'tan bir kare, 1967.

 

“ELVIS PARAYLA İLGİLENMEDİ”
“Eğer Colonel’a karşı çıkmaya cesaret etseydi, Elvis’e kazandığı parayı başarısının göstergesi olarak sunardı ve bunu hiçbir şeyin değiştiremeyeceğini söylerdi. Ama olay şu ki; Elvis parayla ilgilenmedi.”
Priscilla Presley, onun hakkında konuşurken üzgün görünüyor -bu durum, yoğun tanıtım programında röportaj vermesiyle ilgili değil- ama Elvis’i yüzünde büyük bir gülümseme ve arkasında güçlü bir orkestrayla hayal etmek onu her tür melankoliden alıkoyuyor.
Tabii ki, yeni albüm projesine karşı kuşkucu olmak çok kolay. Her şeyin ötesinde ‘Kral’, kimilerine göre gelmiş geçmiş en büyük şarkıcı ve şimdi dijital teknikle yanına eklenen Eurovision katılımcısı Il Volo’nun beğenisine indirgeniyor. Onlara göre en iyi durumda gereksiz; en kötü durumda tiksindirici bir karaoke. Albüm Elvis’in saf halinden yana olanları sinirlendirdi, ama Colonel Parker’ın bakış açısını kullanırsanız, Presley’nin müziğine duyulan iştahın boyutunu sadece satış rakamlarına bakarak anlayabilirsiniz. Karşı çıkanlara Priscilla’nın da yanıtı var: “Dinlemek zorunda değiller. Sevdikleri müzik orada, kimse onu götürmüyor ve bu, Elvis’in olmasını istediği bir şey. Onunla yaşadığım ve ondan bunları duyduğum için ispatlayabilirim.”
Son albümden sıkılanlar varsa, bir sonrakinden nefret edecekler. Çünkü Priscilla, ‘If I Can Dream’in benzer albümler serisinin ilki olacağını umuyor.

“ŞARKISINI RADYODA DUYDUĞUNDA ÇILDIRDI”
“Elvis’i olduğu gibi; muhteşem bir sanatçı olarak herkese duyurmak isterdim. O, büyük bir sanatçı olaraktakdir edilmedi. Herhangi bir şeyin kulağa nasıl gelmesi gerektiği konusunda ikna olup, kayda kimsenin dokunmayacağını kabul ettikten sonra stüdyodan çıktığımız günleri hiç unutmayacağım. Sonra şarkıyı radyoda duyardık ve Elvis çıldırırdı. Çünkü şarkı değişir ve sesi aşırı derecede öne çıkardı. ‘Bir sanatçının işini böyle değiştirmeyin’ derdi. Ama bu sürekli yinelenirdi. Yine de yeni albüm bambaşka ve bence yaşasaydı, Elvis’in tam da denemek istediği şeydi. Hiçbir şeyi değiştirmiyoruz, sadece renk katıyoruz. Ve kimseyi dinlemeye zorlamıyoruz, eski şarkılar yerinde duruyor. İstiyorsanız bu da denemek için yepyeni bir şey.”
Priscilla sınırı çiziyor. Onun dışında, Elvis’in mirasını ayakta tutmak isteyenlerden oluşan bir ekip yeni fırsatlar kolluyor. Priscilla, aynı zamanda işlerin daha da ileri gitmesini durdurmaya çalışıyor. Mesela, geçtiğimiz günlerde ‘Batı Yakası’ müzikalinde Frank Sinatra için yapılana benzer şekilde Elvis’in de hologramının sahnede olması fikrinden hoşlanmıyor. “Bu tip bir gösteriye sıcak bakan ortaklarımız var. Bununla ilgili pek çok konuşma yaptık. Ama ben gördüklerimden yeterince etkilenmedim. Elvis’in imajı çok değerli ve korunmalı. Şimdilik buna odaklanıyoruz ve bundan gurur duyuyorum. Çünkü bu, onun her zaman istediklerini yapmasını sağlıyor. Ben hâlâ buradayım ve onun için kavga ediyorum.”

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı NİSAN 2016

“Türkiye’den harika işler çıkıyor”

Bu övgü dolu cümle Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’nin İnovasyon Direktörü Rob Dembitz'e ait. Nedeni de Türkiye'nin festivalin yarışma bölümünde kazandığı başarılar. Cannes Lions Genç Aslanlar Yarışması Türkiye elemeleri sponsoru Akmerkez’in ‘Young Lions Zone’unda yakaladığımız Dembitz, dünyadaki yaratıcılık merkezlerinin artık değiştiğini ve Türkiye'den Çin'e, Ekvador'a, farklı yerlerden çok daha fazla yeteneğin ortaya çıktığını düşünüyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EKİM 2016

Mercan Dede: “Kalbimizin çarptığı her an umut vardır”

Mercan Dede, neye üflediği ruhuyla tanınan biri ama onunla sohbet etmek deyim yerindeyse engin bir denizde sonsuzluğa doğru yüzmek gibi. Tabii bu eylemde kumsala havlu yerine, tüm yargılarınızı bırakıyorsunuz. Kendisiyle, 4 Ekim-5 Kasım tarihleri arasında Ekavart Gallery’de gerçekleşecek ‘Büyülü Çarklar’ adlı sergisi için bir araya geldik. Ve semazenlerin dönmesi, yaşamın dönüşümü, insanın değişiminin metaforu olan bu çarkların, yani aslında Mercan Dede’nin iç dünyasına uzandık.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı MART 2016

Modanın ölümsüzleri

Hangimiz Ray-Ban Wayfarer’ları takıp kendimizi pek bir cool hissetmedik? Ya da bir Levi’s 501’i bütün jean’lerden daha çok istemedik? Moda bize sonsuz sayıda kıyafet ve aksesuar sunuyor olabilir ama ne olursa olsun, bu modellerin ikonik statüsü değişmiyor.

DEVAMINI OKU