DOLCE VITA

Bir Rönesans şovu: İtalyan bahçeleri

Bugün İtalya dünyanın en görkemli bahçelerinden bazılarına ev sahipliği yapıyorsa, sebebini çok uzaklarda arayabiliriz. 500 yıl önce, yaşamın pek çok alanında olduğu gibi bahçelerde de devrim yaratan Rönesans, doğayı sanatla ve mimari disiplinle buluşturdu. Kolayca aşka düşebileceğiniz bu köklü kültürün minik bir örneği şimdi Akdeniz’de.

Özlem Numanoğlu

Simetrik cennet
Rönesans kültürünün en etkileyici örneklerinden biri Tivoli'deki Villa d'Este'de bulunuyor.

 

İtalya’nın Toskana bölgesinde bir-iki gün geçirirseniz, kamyonet kasalarında hoplaya zıplaya seyahat eden 3-4 metrelik servi yığınları artık sizi şaşırtmaz. Burası, servi ağaçlarının kutsal toprakları. Bu memlekette serviler -bizdeki gibi- sevimsiz bir ‘mezarlık ağacı’ değil; aksine hayata dair bir işaret görevi görüyor. Kuzey İtalya'nın insanı sersemleten pastoral güzelliği içinde incecik bir piramit gibi yükseliyor ve yaşamın olduğu yerleri; vadilerdeki kavisli yolları, ulaştıkları çiftlik evlerini, kiliseleri, parkları ve evet, mezarlıkları da işaretliyorlar.
Toskana'daki zarif Ortaçağ köşkü Villa la Màgia’dan, karşıdaki Montalbano tepelerinin servilerce işgal edilmiş olağanüstü manzarasına bakarken, bir kır tablosunun nasıl olup da göze bu kadar farklı görünebildiğini anlamaya çalışıyorum. İtalya Tarım Bakanlığı’ndan Dr. Pietro Gasparri’nin buna cevabı, “Işık”. “Yaşlı bir adam bunu bana söyleyene kadar, ışık aklıma bile gelmemişti” diyor, “Ama haklıydı. Burada ışık öyle kuvvetli ki, onun gücüyle renkler başka türlü görünüyor. Fotoğraftan görmek başka, bizzat şahit olmak bambaşka.”
Köşkün sınırları içinde bulunduğu Quarrata Belediyesi’nden Claudia Cappellini ise, bu bölge özelinde perspektifimizi daha da genişletiyor. “Bulunduğumuz noktadaki manzara, 1500’lerden bu yana değişmedi. Karşımızdaki tepeden bir delik açsaydık, Leonardo da Vinci’nin doğduğu köye çıkardık” diyor.
İnanılmaz! Düşünsenize, bugün bizim nefesimizi kesen bu manzaraya, 500 yıl önce ünlü Medici ailesi bakıyordu. Bu öyle önemli bir aile ki, onlar olmasa Michelangelo'yu da, tepenin ardındaki bir köyde doğan da Vinci’yi de hiç tanıyamayabilirdik.
Vaktinde Floransa ve Toskana bölgelerini yöneten Medici ailesi, Rönesans’a ön ayak olup, belki kendilerinin bile beklemediği şekilde, dünyayı değiştirdi. Rönesans ile birlikte resim, müzik, bilim, mimari ve felsefe çağ atladı. Tabii bir de bahçeler…

 

 

Mimari ve doğanın uyumu (Soldan sağa)
Toskana sınırları içindeki Floransa'da, Villa Capponi'nin gizli bahçesi.
Villa la Màgia, Toskana'nın kalbinde, harika bir Medici köşkü. Bu bölgedeki peyzaj 1500'lerden bu yana hemen hiç değişmedi.

 

BAHÇELER NASIL DEĞİŞTİ?
Bugün İtalya dünyanın en güzel bahçelerinden bir bölümüne ev sahipliği yapıyorsa, bunu Rönesans’ın devrimci güzellik anlayışına borçlu. Zira Ortaçağ Avrupa’sında ve öncesinde, bahçelere sadece ilaç yapımında kullanılan tıbbi bitkiler, meyve-sebzeler ve dekoratif amaçlı çiçekler ekiliyordu. 1300’lerde başlayıp 300 yıl boyunca etkisini sürdüren Rönesans ise, bahçeleri adeta bir sanat eserine dönüştürdü.
Mediciler gibi güçlü İtalyan aileleri, güzel köşklerinin etrafını geometrik düzendeki bahçelerle çevirdiler. Yeşil alanlar giderek genişledi ve simetrikleşti. Boşluklar bitkiler ile biçimlendirilip düzene sokuldu. Doğa başıboş bırakılmadı, sürekli budanarak terbiye edildi. Soylular, üst düzey konuklarını bu estetize yeşilliklerde ağırlıyor; uzun yürüyüşlere çıkıyor, gizli bahçelerde kitap okuyor, derin düşüncelere dalıyor, kuş cıvıltıları, kokular ve manzaralarla sarhoş oluyordu.
Eski kitaplar sayesinde Antik Roma’nın bahçeleri keşfedilmiş ve bu alanlar güzellik, zenginlik ve gücün sergi salonuna dönüşmüştü. Bir bereket simgesi olarak su, çeşme formunda karşımıza çıkıyor; çeşmeler de çoğu kez mitolojik karakterlerin mesaj kaygılı tiyatrosuna sahne oluyordu. Floransa yakınlarındaki Villa di Castello’nun çeşmesinde, Herkül’ün güçlü atlet Antaeus’u yendiği sahne öylesine canlandırılmıyordu örneğin. Bu, bahçenin sahibi Cosimo de' Medici’nin, kendisini alt etmek isteyen Floransa soylularına bir mesajıydı. Bahçe, Medici’nin Floransa’ya getirdiği güç, bilgelik, düzen, güzellik ve zaferin sembolüydü.

 

Başrol servilerin
Como Gölü'nü izleyen bir başka görkemli yapı Villa del Balbianello'nun görkemli bahçesi, 'Star Wars' gibi filmlerin setiydi.

 

İTALYAN BAHÇELERİ KOPYALANDI
İtalyan yarımadasının yetenekli mimar ve heykeltıraşlarının hünerle biçimlendirdiği Medici bahçeleri önce İtalya’ya, sonra Fransa’ya, ardından İngiltere’ye yayıldı ve taklit edildi. Bugün Medicilerin Toskana bölgesindeki 12 köşkü ve iki bahçesi, ‘olağanüstü evrensel değer’ başlığıyla UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’nde yer alıyor. Av köşkleri Màgia da onlardan biri.
Medici’lerden sonra villayı devralan aileler de, bu Rönesans mirasına hürmet etti. Màgia’nın bahçesine 1700’lerde eklenen çiçeklik bile köşke saygı amacıyla daha alçakta konumlandırılmıştı (üstte). Günümüzde, geniş bir kapıdan geçip görebileceğiniz bahçe, geometrik bir mükemmeliyet örneği. Burada bitkiler keyiflerine göre büyüyemiyor, belli bir düzen içinde ekiliyor, budanıyor, şekillendiriliyor. Toskana güneşi altında sarı sarı parlayan meyveleriyle limon ağacı saksıları, bahçeyi bölümlere ayırıyor ve ortadaki yuvarlak havuz tabloyu mükemmelen tamamlıyor. Her iki yanda, içinde limon ağaçları yetiştirilen tipik limonaia’lar (limonluk) bulunuyor. Ve tam karşıda sizi, 500 yıldır değişmeyen peyzaj bekliyor. Düzen ve ahengin nefis bir birleşimi. Böyle bir bahçeye kolayca âşık olabilirsiniz.

DOĞAN HER ÇOCUK İÇİN BİR AĞAÇ
Bu köklü bahçecilik kültürü sayesinde, ülkede süs bitkileri ve fidancılık sektörü öyle büyümüş ki bugün İtalya ekonomisinin yüzde 5’ini oluşturuyor. Toskana’nın Pistoia ve Lombardiya’nın Lonato del Garda ve Canneto sull'Oglio bölgelerinde ziyaret ettiğimiz dev fidanlıklarda (ki bazılarını yürüyerek dolaşmak iki gün sürüyormuş!), işin başında hep aile şirketleri var. Buralarda bir araya geldiğimiz isimler, ailelerin üçüncü, dördüncü kuşak, donanımlı ve işlerine sevgiyle bağlı temsilcileri.
Toskana'daki süs bitkileri üretiminin neredeyse tamamının yapıldığı Pistoia’nın, sektörden sorumlu başkanı Francesco Mati ile espressolarımızı yudumlarken “İtalyanların doğan her çocuk için bir servi diktiği doğru mu?” diye soruyorum kendisine. Hemen yakındaki bir evi işaret ediyor. “Orası benim evim. Bahçesinde gördüğünüz iki ağacı oğullarım doğduğunda diktim" deyip ekliyor: “Ama illa ki servi olmasına gerek yok.”
Türkiye, Toskana ve Lombardiya'dan önemli miktarda ağaç ve süs bitkisi ithal ediyor. Sadece tek bir şirketin Türkiye’ye haftada 40 kamyon ağaç yolladığı bile olabiliyor. Bizde bu ürünler belediye alanları, parklar, inşaat projeleri ve otellerde kullanılıyor. Türkiye’nin İtalya için önemli bir pazar olduğunu ve buradan servi, manolya gibi ağaçlar aldığımızı öğrenmek şaşırtıcı. Bir başka şaşkınlık da, Verona yakınlarındaki Sigurtà Parkı’nda bizi bekliyor. Geçen yıl ‘Avrupa’nın en güzel ikinci bahçesi’ seçilen Sigurtà’yı renk renk süsleyen laleler Konya’dan geliyormuş.
Sigurtà, biz İstanbulluların muhtemelen sadece rüyamızda görebileceğimiz türden, dev bir şehir parkı. Büyüklüğünü şöyle tarif edelim: Vatikan 44 hektara, bu park ise 60 hektara yayılıyor! Mutlu İtalyanların çimlere yayıldığı, çalı labirentlerinde kaybolduğu yemyeşil bir dünya.

 

 

Hipnotize edici güzellik (Soldan sağa)
Como Gölü kıyısındaki 16'ncı yüzyıl yapımı Villa Carlotta, tipik bir İtalyan bahçesi sunuyor.
İtalyan bahçelerinin vazgeçilmezi, içinde limon ağacı yetiştirilen limonaia, yani limonluklar. Bu kare, güzelliğiyle başımızı döndüren Villa la Màgia'dan.
Sigurtà Parkı’nın Gül Yolu'nda baharda 30 bin gül açıyor. Burası, Avrupa'nın en güzel ikinci parkı seçildi.

 

ANTALYA’DA BİR İTALYAN BAHÇESİ
Peki, size neden İtalyan bahçelerini anlatıp duruyoruz? Sebebi, bu derin ve zengin kültüre küçük bir bakış atmanın yanı sıra, sizi tipik bir Toskana bahçesinin çok yakınımıza kadar geldiğinden haberdar etmek. Antalya'da açılan ve 30 Ekim’e kadar sürecek botanik Expo’sunda, ünlü peyzaj mimarı Giuseppe Lunardini ile mimar Marco Paolo Servalli'nin imzalarını taşıyan bir İtalyan bahçesi de yer alıyor.
Mimarlar, bin 100 metrekarelik alana, İtalyan bahçecilik kültürünü sığdırmaya çalıştılar. Lunardini, “Bir Toskana bahçesini Antalya’ya taşıdık. 1500’lü yıllardaki peyzajı, güzel binaların inşa edildiği dönemleri ve o kültürü ortaya koymaya gayret ettik” diyor.
Burada, İtalya bahçelerinin içerdiği tipik öğeler olan yokuşlar, teraslar ve taş duvarların örneklerini görebilirsiniz. Geniş alanlardan dar alanlara geçiliyor, sonra yine geniş alanlara çıkılıyor. Bahçede zeytinlik ve üzüm bağı da mevcut. Biyolojik çeşitliliği yansıtmak amacıyla İtalya’dan çeşitli ağaç ve bitkiler getirildi ve içinde tipik İtalyan limonlukları oluşturuldu.
Türkiye ve İtalya iklim ve coğrafya olarak benziyor. Haliyle bitkiler de… Peki, Türkiye’de bir İtalya bahçesi yaratmak kolay oldu mu? Lunardini, bu soruyu “Antalya çok kolay bir bölge değil” diye yanıtlıyor. “Yazın çok sıcak oluyor. Bu yüzden özellikle dayanıklı ağaçlar seçtik. 7 metre uzunluğunda 16-17 adet dev servi getirdik. Bu doğal bir bahçe değil ama size dayanıklı olduğunun garantisini veririm.”
Sadece servilere bakış açınızı değiştirmek için bile burayı görmeye değer. Bahçeyi ziyaret edecek olursanız, Lunardini’nin sözleri kulağınızda olsun: “Bir İtalyan bahçesinde önemli olan, her şeyi hemen göstermek değildir. Her adımda peyzajı keşfedersiniz. Bahçeyi yavaş yavaş, sindire sindire gezerken, kokular, heyecanlar ve hisler de değişir.

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı NİSAN 2016

“Bu sadece başlangıç”

Sienna Miller, bir zamanlar üzerine yapışan 'bebek yüzlü, seksi güzel' yaftasını geride bıraktı. Artık usta yönetmenlerin filmlerinde, zor rollerin üstesinden geliyor. Onunla geçmişte yaptığı hataları da konuşabilirsiniz, politikayı da... Yıldız, mülteci krizi için “Tamamen bizim sorumlu olduğumuz tarihsel bir felaket” derken, pek çok siyasetçiden daha cesur bir tavır sergiliyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı ARALIK 2016

Sanat için İş Sanat: 17’nci sezon sizi bekliyor

İstanbul’un kültür haritasına katıldığı 2000 yılından bu yana uluslararası çapta pek çok ismi sanatseverlerle buluşturan, Türkiye’deki sanatçıları dikkat çekici yeni projelerle sahnesine misafir eden İş Sanat, bu sezon da yine iddialı bir programla her yaşta izleyicinin karşısına çıkıyor. İş Sanat’ın sanat yönetmeni Filiz Ova ile 17’nci sezonun programını, dikkat çekici etkinlikleri konuştuk.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı OCAK 2016

Sonia Delaunay: sanattan doğan stil

Çağdaş sanat kadar moda endüstrisinde de öncü olmuş, feminizmin yaygınlaşmasına etki etmiş müthiş bir kadın SonIa Delaunay. Yaşadığı dönemde küçük ama etkili bir çevrede çok tanınmış, buna rağmen ileri görüşlü ve yaratıcı olsalar dahi, eski geleneklerin etkisinde kalmış olan erkek sanatçılar tarafından çoğunlukla dışlanmış ve küçümsenmiş bir değer. Oysa, özellikle moda alanında onun 1920’lerde yaptıklarına bugün bile rastlamak zor.

DEVAMINI OKU