SANAT & TASARIM

Çağdaş sanatın beklenen anı: Contemporary İstanbul

Contemporary İstanbul 11’inci kez sanatseverlerle buluşuyor. Fuar, 3-6 Kasım tarihleri arasında Lütfi Kırdar Rumeli Salonu ve İstanbul Kongre Merkezi’nde ziyarete açık olacak. Bu yıl 19 ülkeden 70 galeri ve 520 sanatçının toplam bin 50 eserle katılacağı Contemporary İstanbul, MOMART’ın raporuna göre katılımcı sayısı en çok artış gösteren fuar olma özelliğini taşıyor. Yalnız Türkiye’de değil, dünyada da büyük merakla takip edilen Contemporary İstanbul 2016’nın çarpıcı işlerinden bazılarını sizler için derledik.

Aziz Kedi

 

EFSANELER ASLA ÖLMEZ
Smooth (David Bowie Unseen)/ Markus Klinko / Lichtfeld Gallery
İsviçreli fotoğraf sanatçısı Markus Klinko dünyaca ünlü basın kuruluşları ile yıldızların gayet aşina olduğu bir isim. Sayısız dergi ve albüm kapağında imzası var. Klinko’nun, ocak ayında hayatını kaybeden efsane David Bowie ile de yakın işbirliği söz konusuydu. Örneğin 2002’de yayınlanan Heathen albümünün kapağı ona ait. Gördüğünüz çalışma ise Klinko’nun geçtiğimiz ilkbaharda görücüye çıkan ‘Bowie Unseen’ sergisinden. Daha önce hiç yayınlanmamış bu çok özel 20 kadar fotoğraf sanatseverleri çok heyecanlandıracak nitelikte. Özellikle bir Bowie hayranıysanız, kameralarınızı ve selfie çubuklarınızı hazırlayın.

 

 

SONSUZ MİTOLOJİNİN PEŞİNDE
Dhul-Qarnayn/ Ahmet Güneştekin/ Marlborough Gallery
Zülkarneyn ya da Türkçesiyle ‘çift boynuzlu’, Orta Doğu mitolojisinin önemli figürlerinden. İsmi üstü örtülü şekilde Kuran’da da geçiyor. Zülkarneyn’in Büyük İskender olduğunu düşünen birçok teolog var. Başarılı sanatçı Ahmet Güneştekin bu anlatıları çok iyi bilen biri. Çünkü Grek, Anadolu ve Mezopotamya topraklarını avucunun içi gibi tanıyor. Perdahlanmış seramik ve metal kullanarak yaptığı son dönem işlerinden olan Dhul-Qarnayn, tıpkı bu coğrafyanın kendisi gibi, aynı anda hem güzel hem de korkutucu bir etki bırakabilir. Eser Marlborough Gallery’nin, Güneştekin’in işleri arasından yaptığı seçki kapsamında İstanbul’da sergileniyor.

 

 

BİR HEYKELİN BEŞ BOYUTU
Limit 2 / Peter Demetz / Sodaistanbul Gallery
Eserleri için “Resim ve heykelin buluşma noktası” deniyor. Çünkü net ve temiz bir figür yontmak yerine oranları ve perspektifiyle oynanmış, belirli boşlukların içine yerleştirilmiş, üzerinde renk ve ışık uygulanmış yontular yapıyor. Favori malzemesi ahşap. “Yonttuğum heykeli bir alan içine yerleştirerek anın öncesi ve sonrası için de fikir yaratmak istiyorum” diyor İtalyan heykeltıraş Peter Demetz. Ihlamur ağacı, akrilik ve led ışık kullanarak yarattığı Limit 2 de, tarif ettiği şeye son derece uygun bir eser. Üç boyutlu olmasına alıştığımız heykel sanatını zaman ve uzam boyutlarıyla da algılama fikri, izleyiciyi ilginç bir deneyime çağırıyor.

 

 



ÜREMENİN KASKATI SOMUTLUĞU
It’s Not My Baby / Elif Biradlı / Versus Art Project
Dört fotoğraftan oluşan serinin çıkış noktasını yaratıcısı Elif Biradlı şöyle anlatıyor: “Canlıların doğuruyor olması çok garip. Bunun kaskatı somutluğu bana çok soyut geliyor. Keşke hamilelerin karınları camdan olsa ve biz o an içeride ne olup bittiğini görebilsek. Bir sabah böyle şeyler düşünüp, bir yandan da yumurta yerken ‘It's Not My Baby’ doğdu...” Genç sanatçı Biradlı’nın fotoğraflarında, temaları olan korku ve tutku arasındaki tansiyonun; primitif çizimler, kostümler ve maskelerle üretim sürecine de yansıdığını görebilir, kara mizahi bir sürrealizmin tadına varabilirsiniz.

 

 

SANAT ÜSTÜNE ALINAN KÜÇÜK NOTLAR
Prince & Princess / Ardan Özmenoğlu / Siyah Beyaz Gallery
Ardan Özmenoğlu kendisiyle özdeşleşen neon işleri ve özgün baskı tekniğiyle buluşturduğu post-it notlar ile yarattığı eserleriyle çok iyi tanınan bir sanatçı. Prince & Princess de ‘post-it notlar üzerine karışık teknik’ ile yapılmış bir eser. Yani yine resmi yakasından tutup, enstalasyona doğru çekerken iki buçuğuncu boyutta bırakan, popüler kültürü yine ona ait materyallerle hınzırca eleştiren bir tavır gözlemleniyor. Sanat eserinin hem estetik, hem kurallı, hem güzel hem de anlamlı olması gerektiğine inanıyorsanız bu senenin fuarı ve eserleri tam size göre:
Fikirlerinizde sağlam revizyonlar yaşayabilirsiniz.

 

 

HANGİMİZ DEĞİLİZ Kİ?
Ben Bir Yıldızım / Evrim Kılıç / Olcay Art
Eğitimini Mimar Sinan heykel bölümünde tamamlayan, daha sonra da İtalya’da yüksek lisans yapan Evrim Kılıç bu yıl bir kez daha Olcay Art bünyesinde, Contemporary İstanbul’a konuk oluyor. Ağırlıkla taş ve ahşap ile çalışan Kılıç, meselesini de çoğunlukla kadın üzerinden tartışan bir sanatçı. Taş işlerindeki yoğun geometrik, dairesel kompozisyonların aksine, ahşapta daha figüratif bir yaklaşımı var. ‘Ben Bir Yıldızım’da da kendi çocukluğunuzdaki ‘bir gün yıldız olma’ arzunuzu anımsarken, ansızın bu emelin hâlâ devam edip etmediğini sorgulamaya hazır olun.

 

 



BURUK BİR TEBESSÜM
Buddy Bear / Khaled Jarrar / Gallery One
Khaled Jarrar çok ilginç bir sanatçı. Birinci ve İkinci İntifada’ya katılmış ve Yaser Arafat’ın muhafız birliğinde görev yapmış bir Filistinli. Ancak sanatının politikten çok kişisel olduğunu da defalarca dile getirmiş. Video işleri ve yontularıyla tanınıyor. Karşılaşacağınız eserlerinden biri olan ‘Buddy Bear’, İsrail ve Filistin’i ayıran duvarın betonundan sökülerek yeniden üretilmiş işlerinden. Bu yönüyle çok çarpıcı. Çalışma, Paris ve Berlin’de sergilenen ve ‘milletlerin kardeşliğini’ simgeleyen meşhur ‘140 Buddy Bears’ meselesiyle dalga geçiyor. Fakat elbette bir batılı sanatçı gibi eğlenerek değil, buruk bir tebessümle. Jarrar, 2014’te Ramallah’ta kurulmuş Gallery One ile İstanbul’un konuğu.

 

 

YURTSUZ VARLIKLAR
Nuclear Destiny I / Barthélémy Toguo / Galerie Lelong
New York’lu Galerie Lelong, Kamerun asıllı Fransız sanatçı Barhélémy Toguo’yu İstanbul’a getiriyor. Toguo sanat çevrelerinde video işleri, enstalasyonları, fotoğrafları ve suluboya resimleri ile ünlü. Bir göçmen olarak üçüncü dünya ve batı arasındaki ilişkiyi konu ediniyor ve aslında çokça eleştiriyor. “Kalkıp buralara gelmek zorundayız, çünkü bu dünya bizi sürekli göçen yurtsuz varlıklar eyledi” diyor. Tavrını Nuclear Destiny I’de olabilecek en acımasız gözle, çocukça bir suluboya tekniğiyle sergiliyor. Tabii dikkatle bakarsanız işlerinin göründüğü kadar çocukça olmadığını görmeniz mümkün.

 

 

OH BİLDİĞİMİZ SANAT!
Turn the Page / Mike Dargas / C24 gallery
Alman sanatçı Mike Dargas’ın ismini duymamış olabilirsiniz ama eserlerinden bazıları büyük olasılıkla Facebook’unuzdan şöyle bir geçmiştir. Çünkü o son zamanların en başarılı hiper-realist ressamlarından biri. Yüzünden boyalar süzülen kadın porteleri pek meşhur. Üstelik otodidakt bir sanatçı, resim üzerine bir eğitimi yok. Ancak daha sonraları dövme sanatı üzerine eğitim almış. Şahane yapıtlarının yanı sıra, bu fuardaki görevi muhtemelen gördüğü her şeyi anlamak için beyni yanan seyirciyi rahatlatmak ve “Oh ne güzel yapmış adam aynı gerçek gibi!” dedirtmek olacak.

 

 

KİBRİTADAMLAR
Matchstickmen / Wolfgang Stiller / Mark Hachem
Dünyaca ünlü sanatçı Wolfgang Stiller’in, yine dünyaca ünlü enstalasyonlarından olan Kibritadamlar İstanbul’da! Stiller’in bambu ve balmumu kullanarak yaptığı böyle yüzlerce kibrit-insanı var. Kimi göklere bakıyor, kimisi kibrit kutusu ‘tabut’unda yatıyor, kimisi birbiriyle çeşitli şekiller oluşturuyor; ama hepsi tanınmayacak kadar yanık. Bu yılın jenerik eserlerinden olacağını tahmin etmek güç değil. Ayağınıza kadar gelmişken kaçırmamanız
tavsiye edilir.

 

 

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı EKİM 2016

‘Yol’ yeni kurgusuyla çıkmaya hazırlanıyor

Cannes’da aldığı ‘En İyi Film’ ödülüyle, Yılmaz Güney’in siyasi ve sanatsal kişiliğiyle, hakkında anlatılan bitmez tükenmez hikâyelerle bir fenomen… Tarık Akan hayata veda ettiğinde sevilen oyuncuyu anmak isteyenlerin de dilindeydi. Evet, ‘Yol’dan bahsediyoruz. Film, 35 yıl sonra yeniden, kullanılmayan ama uzun süre kulaktan kulağa anlatılan yeni sahnelerle izleyiciyle buluşacak. Filmin İsviçreli yapımcısı Donat F. Keusch yeni versiyonu 2017’de göstermek için hazırladığını söylerken, Güney’in çevresinden gelen ilk tepkiler olumsuz.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı NİSAN 2016

Brando’nun seçimi

Sinema tarihinin en derin yıldızı, zaman zaman ruhu karanlık bir münzevi, çoğunlukla şaşaanın içinde yalnız bir asi, her zaman hassas, şiirsel bir dâhi. Marlon Brando, ardında kalbi kırık kadınlar, öfkeli yapımcılar, iyi dostlar, yalnız çocuklar, hep burnunun dikine yaşanmış bir ömür bıraktı. Yaşasaydı bu ay 92'nci yaşını görecek ikonun doğum gününü korkusuz hikâyesiyle kutlayın!

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EKİM 2016

Serena yapar, dünya takip eder!

Maslak Sanayi’nin kreatif hazinelerinden biri: Sanayi 313. Onun içindeki pek çok hazinenin başında ise Serena Uziyel geliyor. Calvin Klein, Donna Karan gibi dünya devlerinde çalışan, Zara Basic’te ayakkabı tasarımcılığı yapan Serena Uziyel’in, Sanayi 313 adı altında tasarladığı ayakkabı ve çantaları dünya çapında trend yaratıyor. Kendisini tanıyalım.

DEVAMINI OKU