SANAT & TASARIM

Contemporary İstanbul’un 10’da 10’u

Bugüne kadar dünyadan ve Türkiye’den yüzlerce eseri sanatseverlerle buluşturan Contemporary İstanbul 10 yaşında. Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı bu sene de 12-15 Kasım tarihleri arasında 24 ülkeden 102 galeriyi ağırlayacak. İstanbul’u üç gün boyunca uluslararası çağdaş sanatın merkezi haline getirecek fuarın öne çıkan eserlerini seçtik.

Burak Tatari

Öpüşen Aynasızlar / Banksy / Lazarides

Graffiti ustası, ressam, aktivist, film yapımcısı… 2010 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçilen ve gerçekten kim olduğu merak edilen Banksy’nin en ünlü eserlerinden ‘Öpüşen Aynasızlar’ (Kissing Coppers) Contemporary İstanbul’da. İki erkek polisin öpüşmesini gösteren graffiti 2004’te Brighton’daki bir pub’ın dışındaki duvara sprey boya ile çizilmişti. Banksy’nin en çarpıcı sokak işlerinden sayılan çizim, 2011’de satılınca duvardan alındı. Yerine replikası yerleştirildi. Şimdi ise gizemli sanatçının uzun yıllardır temsilciliğini yapan Steve Lazarides’in galerisi aracılığıyla Türkiye’ye geliyor. ‘Öpüşen Aynasızlar’, fuarın Instagram’da en çok paylaşılacak eseri olmaya aday.

 


Sanatın parçası olun!

Geometrik Aynalar / Jeppe Hein / König Galerie

Contemporary İstanbul’da görülecek en etkileyici eserlerden. 'Geometrik Aynalar' (Geometric Mirrors), ziyaretçileri sanat eserinin parçası haline getiriyor. Danimarkalı sanatçı Jeppe Hein’ın çoğu eserinde yaptığı gibi sanatseverler aktif katılımcı durumunda işe dahil oluyor. 90 derecelik açılarla birbirine bağlanan aynalar karşıt alanları yansıtıyor. Böylelikle eser kapladığı alanın dışını da içererek genişliyor. Aynalara köşeden ve karşıdan baktığınızda bambaşka görüntülerle karşılaşıyorsunuz. İki ayna sadece mekânı değil, birbirlerini de yansıtıyor. Hein’ın eserini sevdiyseniz ve 17 Nisan 2016’ya kadar yolunuz New York’a düşerse, Brooklyn Köprüsü Parkı’nı ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. ‘Lütfen Sanata Dokunun’ sergisi sizi bekliyor olacak.

 


Hayatın neşesini kutlamak!

Kelebek Kaprisi / Carole A. Feuerman / Aria Sanat Galerisi

“Güzel, süper çağdaş heykeller tasarlamayı seviyorum. Özellikle de hayatın neşesini kutlayan yüzücüleri…” Böyle anlatıyor hiperrealist heykel akımının öncü figürlerinden ABD’li sanatçı Carole A. Feuerman, bu ay kapağımıza da taşıdığımız ‘Kelebek Kaprisi' (Butterfly Capri) eserini. 1945 doğumlu sanatçının bugüne kadar pek çok işi dünyanın dört bir yanında bahçelerde, parklarda ve sokaklarda sergilendi. İzleyiciyi provoke etmeyen, endişelendirmeyen ve cinsellik ile erotizmi ortaya koyan eserler üreten sanatçı bu durumu şöyle açıklıyor: “Kendi kendiyle mutlu, huzurlu olan kişileri konu alan heykeller yapıyorum. Tam sağlık fikrini teşvik ediyorum.” Yüzücülerinin kendi karakterleri ile kişisel hikâyelerinin iç içe geçtiğini söyleyen Feuerman’ı en çok etkileyen su olmuş. Bu sebeple de hep ilham kaynağı olarak kalmış. Sanatçının, “En derin çocukluk anılarımda çoğunlukla kum ve dalgalara atlamak var” cümlesi, nedenini açıklıyor.

 


Beş parçalık İran şaheseri

Hayvan Avı / Ali Akbar Sadeghi / Shirin Sanat Galerisi

Contemporary İstanbul’un ‘Focus’ bölümünde bu yıl ‘Tahran’dan Çağdaş Sanat’ yer alıyor. Bölümün en ilgi çekici parçalarından ‘Hayvan Avı’nda (Animal Hunt) “İran’ın Salvador Dali”si diye adlandırılan Ali Akbar Sadeghi’nin imzası var. 1937 doğumlu sürrealist sanatçı, kurduğu lirik ve epik efsaneler dünyasında gerçeğin ötesine geçmeyi başarıyor. ‘Yazılmamış Seriler’in parçası olan panoramik görünümlü eser, hayali bir dünyadaki Pers av seremonisini gözler önüne seriyor. Minyatür sanatından ve özellikle ‘kahvehane resmi’nden etkilenen Sadeghi’nin çalışmasında hayvanlar, ağaçlar, savaşçılar ve kahramanlar beş parçalık alanı dolduruyor. İran kültür mirasını yansıtan eser, kutsal kitaplarda vaat edilen cenneti simgeliyor.

 


Endişeli yüz

Sena / Ramazan Bayrakoğlu / Galerie Lelong

New York’ta bulunan Galerie Lelong’un Contemporary İstanbul’a taşıdığı eserlerinden biri Türk sanatçı Ramazan Bayrakoğlu’na ait. Geleneksel ve deneysel yaklaşımları harmanlamayı seven sanatçı, eserlerinde izleyicinin yüzüne doğrudan bakan, mutsuz ve endişeli kadınları resmetmeyi seviyor. Görselliğin gücünü kullanarak, toplumsal ve kültürel açıdan tekrar düşündürmeyi amaçlıyor. Sena’da da Bayrakoğlu, genç kızın gerginliğini direkt yansıtıyor.

 


Kıvrımlı dalgalar

Dalga#2 / Lang Baumann / Loevenbruck

Dalga#2 (Wave#2), görsel sanatları, tasarım ve mimari işlerini birleştirmesiyle tanınan İsviçreli Sabina Lang ve Daniel Baumann çiftinin eseri. 1990 yılından bu yana birlikte yaratan çiftin eserinde üzeri metalik boyama ile kaplanan dalga şeklindeki parçalar, bakış açısına göre renk değiştiriyor. Öne çıkan renkler ise altın sarısı ve yeşil. Bir bütün halinde bakıldığında yükseltiler ve düzlükler şeklinde sıralanan metal parçaları benzersiz bir geometrik tasarım süreci sonucunda ortaya çıkmış.

 


Sanat biçimi olarak deformasyon

Dayanıklılık /Rero / Galerie Paris-Beijing

1983 doğumlu Fransız sanatçı Rero’nun eseri bir plastik büst. ‘Dayanıklılık’ (Durability), Louvre Müzesi’nde sergilenen 14’üncü Louis dönemi heykeltıraşlarından Antoine Coysevox’nun Antoine Coypel büstünün deforme edilmiş hali. Rero, klasik heykelleri deforme edip üzerlerine mesaj yerleştiriyor. Bu eserin üzerinde ‘Time Out’ (Zamanı Geçmiş) yazısı yer alıyor. Daha önce Fransa’dan ABD’ye, İsviçre’den Almanya’ya, birçok ülkede sergi açan sanatçı, eserlerinin üzerindeki yazılarda Verdana font’unu kullanıyor. Graffiti kültüründen etkilendiğini gizlemeyen Rero, görselin giderek önem kazandığı çağımızda daha da dikkat çekeceğe benziyor.

 


Post-modern ‘kırmızı başlıklı kız‘

İçinden Masal Geçen Resim / Onur Gülfidan / ArtSümer

Türk sanatçının Contemporary İstanbul’da sergilenecek iki eserinden biri bu. Gülfidan, kırmızı başlıklı kız, babaanne gözlüğü takmış kurt ve Pikachu’nun yer aldığı resmi özellikle çocuklar için çizmiş. Tasarım sürecini, “Yetişkinlerin biçimlendirdiği gerçek dünyanın çocukluk hayallerini, duygularını, isteklerini nasıl değiştirdiği, yönlendirdiği, çocukken algılanan görselliğin zaman içerisinde nasıl biçim değiştirdiğini göstermek istedim. Buna da günümüzde yaşadığımız pek çok olayın anlamakta zorluk çektiğimiz yapısı üzerinden gitmeyi seçtim” diye anlatıyor. Sinema, çizgi roman ve bilgisayar oyunlarından etkilenen sanatçı, “Masal nasıl çocuklar için bir kurguysa, günümüzde yaşanan hayatlar da gittikçe bir kurgunun parçası olmaya başladı” diyerek modern toplumu eleştiriyor.

 


Batı ile Doğu’nun buluşması

Gül Gülü Düşünüyor / Ling Jian / Avustralya Çin Sanat Kurumu

Contemporary İstanbul bu yıl Avustralya Çin Sanat Kurumu tarafından seçilen Çinli sanatçıların eserlerini ağırlıyor. Bunlardan biri de genç, çekici Asyalı kadın portreleriyle tanınan en ünlü Çinli ressamlardan Ling Jian. Avrupa’da yaşayan ve çalışan ilk Çinli çağdaş sanatçılardan Jian'ın yağlı boya ve akrilik ile yaptığı, imzası haline gelen portrelere geçişi 2003’te olmuş. Düşüncelerini en rahat bu şekilde ifade ettiğini söyleyen Jian, görünüşün, zamanın izlerini ve bireyin duygularını yansıtarak insanın kendini yok etmesinin kanıtı olduğuna inanıyor. 'Gül Gülü Düşünüyor' (Rose Thinks of Rose) da bu tarzın en estetik örneklerinden.

 


Heykel bahçesinde gezinti

Maran Enstalasyonu / Bilal Hakan Karakaya/ Art350

“Kendimizi kaybederek, malzemenin ve düşüncelerimizin bizi yönetmesine izin vererek içinde var olabildiğimiz tek özgürlük alanı sanat.” Eserlerin sahibi Hakan Bilal Karakaya bu sözlerle sanatın açtığı sonsuz dünyaya atıfta bulunuyor. 2006 yılında heykel çalışmalarına başlayan Karakaya’nın eserleri ilk anda tedirgin edebilir. Ama o bu algıdan çekinmiyor. Sanatçının eserlerindeki ‘melez’ yaratıklar hem doğayı hem de doğaüstü varlıkları andırıyor. Karakaya sık sık eski Yunan ve Roma edebiyatından esinlenmeyi seviyor.