BİYOGRAFİ & PORTRE

Donald Trump: Narsisizm sanatı

Donald Trump gösteriye aç zamanların en nadide ürünü. Sadece güçlü olanın ayakta kaldığı bir fantezi ormanının kralı. Dünyanın en nüfuzlu koltuğuna oturmaya hazırlanan Trump, çocukluğunda, gençliğinde, hırslı, atılgan, öfkeli, maço kökenlerinde bugüne gelişinin ipuçlarını taşıyor. Skandal ilişkilerinde, tutku duyduğu kadınlarda derin egosunun izleri, özüne duyduğu aşkın izleri var.

Ceren Şehirlioğlu

Aynı bakış
Fotoğraf 1987'de, Donald Trump'ın Connecticut'taki evinde çekilmiş. Karşımızdaki Trump genç ama bakışları bugünkü gibi meydan okuyucu.

 

Donald Trump, eşi, müstakbel first lady Melania'nın ülkesi Slovenya'ya hayatında sadece bir kez gitti. Evlenmeden üç yıl önce 2002'de Trump'ın özel jetiyle Londra'dan Ljubljana'ya uçtular. Uçaktan iner inmez limuzinleriyle göl kenarındaki Grand Hotel Toplice'in restoranında Melania'nın annesi ve babasıyla manzaralı bir masada buluştular. Restoran bu özel yemek için tamamen boşaltılmıştı. Kimse alkollü içki istemedi. Trump soğanlı eskalopun yanında diyet kola söyledi, kahveyi reddetti. Yemek kısa sürdü. Kalkarken müstakbel kayınpederine "Burası satılık mı?" diye sordu. Gece yarısından önce New York'a dönüş yolundaydılar. Melania Trump, Slovenya'ya bir daha dönmedi.

ÇOCUK GEZDİRMEYEN BABA
Donald Trump'ın üç evliliğinden beş çocuğu, sekiz torunu var. Yıllar önce Howard Stern'le yaptığı bir söyleşide onlarla hiç ilgilenmediğini söylüyordu. "Ben gerekli parayı sağlarım. Herhalde ellerinden tutup Central Park'ta gezdirecek değilim." Hiç alt değiştirmemekle gurur duyuyor, çocuk bakmanın annelerin işi olduğunu düşünüyordu.
Çocukları dadılar ve korumalarla dolu bir minibüste peşinden gezdiren ilk eşi Ivana'dan sonra, hobileri arasında örgü örmek ve reçel yapmak olan Melania Trump'la evliliğinde, aradığı domestik kraliçeyi bulmuş olmalı. Bayan Trump, Manhattan'da, Beşinci Cadde'de 1980'lerin disko topları gibi aşırılıkla heybetlenen Trump Tower'ın tepesindeki tripleks evlerinde oğlu Barron'la bizzat ilgileniyor (En azından iddiası bu. Donald Trump ise bir dadılarının olduğunu söylüyor).

DERGİ KAPAKLARIYLA DOLU EV
XIV. Louis mobilyalarıyla döşenmiş somon, bej, kahve köpüğü renklerinde evin tavanını Michelangelo stili duvar resimleri süslüyor. Duvarlar, sehpalar, büfeler çerçevelerle dolu. Fakat içlerinde aile fotoğrafları yerine dergi kapakları var. Onlarca Donald Trump ikonik sarı kâkülleri, sıkı sıkı kenetli çenesi, kısık gözleriyle iddialı kapak spotlarının ardından evi süzüyor.
New Yorker yazarı Mark Singer 1997'de, gayrimenkul imparatoruyla yaptığı bir röportajda, tüm bu şaşaanın ardından kendiyle kaldığında ne hissettiğini öğrenmek istemişti. "Ayna karşısında tıraş olurken ne düşünüyorsunuz?" diye sordu. Trump soruyu anlamamıştı. "Yani, demek istediğim, kendi ahbaplığınızdan memnun musunuz?" Trump cevap verdi: "Neyin ahbaplığı ideal sana söyleyeyim. Güzel bir popo!" Mark Singer, "Ruhun çalkantılarından ari bir varlık biçimi" diyordu buna.

 

İş ve ilk evlilik
(Soldan sağa saat yönünde)
Donald Trump, kendisi gibi inşaat işinde olan babası Fred Trump ile..
Müstakbel ABD Başkanı'nın ilk eşi, Çekoslovak Ivana Trump, gösterişli tarzıyla hep ilgi topladı, 1990.
Trump'ın uzun saatlerini toplantılar yaparak geçirdiği New York'taki ofisi, 1987.
Ivana Trump, Trump Princess adlı megayatlarında, 1988.

 

KUMDAN KALELERİ YIKAN TOSUN ÇOCUK
Donald Trump, 1946'da Queens, New York'ta doğdu. Varlıklı bir ailenin dördüncü çocuğuydu. Müteahhit babası Fred Trump, İkinci Dünya Savaşı sonrası açılan fırsat kapısını iyi değerlendirmiş, yoksullara ve gazilere toplu konut projeleri yaparak küçük bir servet edinmişti. Söylentilere göre Fred o kadar tutumluydu ki, akşam paydos sonrası tüm inşaat alanını dolaşıp, yere düşen çivileri toplar, sonra kullanılması için ayırırdı. Ne cephede savaşmış, ne de protesto etmişti. Yalnızca savaşın açtığı yarıklardan sızmayı iyi becerdi. New York politik çevresinde sıkı dostlar edindi, değerli arazileri kapattı, yüksek yoğunluklu konut projelerini üstlendi.
Donald, babasının da mütevelli heyetinde olduğu prestijli bir özel okula gitti. Fakat babasının kuruldaki gücü bile kabadayılıktan sıyırmasına yardımcı olmadı. Kardeşi Robert'ın anlattığına göre Donald her zaman asabi bir çocuktu. Kardeşi tahta bloklardan kule yaparken, parçaları birbirine yapıştırıp oyunun tüm zevkini kaçırır ya da kumdan kaleleri mutlaka tekmeleyip bozardı. Okuldan da yeni gelen çocuklardan birine eziyet ettiği için atıldı ve lisede askeri akademiye yazıldı. Trump bunu ‘atılmak’ değil, ‘terfi’ olarak gördüğünü söylüyor. Burada gücünü başkalarını domine etmek için nasıl doğru kullanabileceği konusunda çok şey öğrendi.
Donald, üniversite yaşına geldiğinde tüm dünya 1960'ların kontrakültür rüzgârıyla sarsılıyordu. Fakat onun asla barış hareketi, cinsel devrim ya da LSD kafasıyla işi olmadı. Okuldan arda kalan zamanı babasının yanında şantiyede geçirdi. Wharton Üniversitesi'nden mezun olduktan hemen sonra da aile şirketinin başına geçti. Manhattan'daki ilk büyük projesinden sonra basının ilgisini çekmeye başlamıştı. Babası "Tuttuğu her şeyi altın ediyor" diyordu oğlu için. Trump İmparatorluğu'nun gösterişli şafağı New York üzerinde söküyordu.

"SAYEMDE SİZ DE BÜYÜRSÜNÜZ"
1970'lerin başında devam ettiği toplu konut projelerinde siyahlara ev satmadığı gerekçesiyle ayrımcılıkla suçlanmasına rağmen kendine özgü ikna kabiliyetiyle bu meseleyi kolayca geçiştirdi. Sonrasında yüksek yerlerdeki dostları sayesinde Grand Hyatt Otel'in renovasyonu ve tarihi Bonwit Teller binasını Trump Tower'a çevirmek gibi New York'un yüzünü değiştirecek fırsatlar elde etti. Şöhreti ve egosu giderek büyüyordu. Asla karakterden çıkmayan müthiş başarılı bir aktör titizliğinde, iştahlı, atılgan, utanmaz bir narsist yaratmıştı ve bununla müthiş gurur duyuyordu. 1980'lerin kültürel iklimini, jenerasyonunun paraya ve şova aç ruhunu sadece sarı saçlarıyla bile temsil edebilirdi. Büyüklük taslamaktan ziyade, "Sayemde siz de büyürsünüz" türü ulvi bir mesaj veriyordu. Şaşaa ve bağnazlık, tutucu aile reisliğiyle çapkınlık, lüks fetişiyle tutumluluk ele ele gidiyordu. Sadece güçlü olanın ayakta kaldığını tüm dünyaya hatırlatırken, insanlığın karanlık tarafını hiç çekinmeden tokat gibi çarpıyordu. Dünya acımasız bir ormandı ve hepimiz bizi kurtaracak birine ihtiyaç duyan sefil varlıklardık. Ve 'The Donald' gerçekten ormanın kralı olduğuna inanıyordu.

IVANA İLE EVLİLİĞİ
Bu sırada dünyanın Donald'ın hiç bilmediği köşelerinden, Çekoslovakya'nın komünist rejimden yırtarak, parçalayarak, sivri tırnaklarıyla vahşi bir kedi gibi kazıyarak kopan Ivana Zelníčková, Olimpik kayakçı olarak Amerika'ya gelmişti. Donald, Ivana'yı ilk kez 1976'da zengin bankerleri kesen hostesler ve modellerin takıldığı Maxwell’s Plum'ın barında gördü. Bu dişi aslanın hayata yırtıcı meydan okuyuşundan çok etkilendi. Ertesi yıl Marble Collegiate Kilisesi'nde valinin de katılımıyla gösterişli bir düğünle evlendiler. Ivana kısa zamanda Atlantic City'deki kumarhanelerin, Trump binalarının iç mimarisinin sorumlusu olmuş, imparatorluğun ateşli kraliçesine dönüşmüştü.

 

Kadınlar hep var
(Soldan sağa saat yönünde)
Eğlence sektöründe var olmaktan kaçınmayan Trump, 1990'larda Playboy için deklanşöre basarken..
İlk eşi Ivana Trump ile Connecticut'taki evlerinde, 1987.
İkinci evliliğini yaptığı Marla Maples ile, 1992.

 

İMPARATORİÇE SENDROMU
Çift bir süre sonra Palm Beach'teki efsanevi Mar-a-Lago malikânesini satın aldı. 113 odalı saray/kulüp/köşk Ivana'nın en paha biçilmez projesiydi. Sanki bunca yıl kraliyet ailelerinin davranışlarını çalışmış gibiydi. Mar-a-Lago'yu Avrupa saraylarının abartılı ağırlığıyla donatmıştı. Kibirli bir kraliçe gibi küçük hareketlerle el sallamaya çalışıyor, verdiği davetlerde Donald ile karşılama seremonisi yapmakta ısrar ediyor, ince topukları çimene hiç batmadan saatlerce parmak ucunda durabiliyordu. Tüm evlerini servetin her türlü tezahürüyle döşemiş olsa da, gerçek zenginlerin nüanslarını hiç kavrayamamıştı. Mütevazılık sanatından bihaberdi. Kocasıyla emperyal bir çift olduklarını düşünüyor, büyük bir fanteziyi yaşıyordu. Çocukları Eric, Donald Jr ve Ivanka da hanedanlığın değerli mahsulleri gibi yetişiyordu. "Donald işten anlayacak yaşa gelene kadar çocuklarıyla hiç konuşmadı. Onları yalnız başıma büyüttüm" diye anlatacaktı sonra. "21 yaşına geldiklerinde babalarına teslim ettim ve 'Al bundan sonra sana emanetler' dedim."

TECAVÜZE VARAN SERTLİK
Donald, Ivana'ya karşı çok sertti (yakın zamanlarda yatakta da tecavüze varacak sertlikte bir ilişkileri olduğunu itiraf etti). Hatta boşanma avukatları Ivana'nın Stockholm Sendromu yaşadığını söylüyordu. Sanki Trump'ın esiriydi ve ondan kurtulamadıkça ona dönüşmüştü. Donald'ın evde sürekli karısına bağırdığı, "Bu elbise berbat", "Fazla dekolte giyiyorsun", "Çocuklarla yeterince ilgilenmiyorsun", "O plastik memelere kim dokunmak ister?" gibi laflar ettiği konuşuluyordu. Ama Ivana'ya göre "Donald her zaman haklıydı." Evliliklerinin sonlarına doğru seks hayatlarının bittiğini anlatmıştı. Bu sırada Donald, Atlantic City'deki Trump Regency'de Marla Maples'la sevişiyordu.

PR ŞÖLENİNE DÖNÜŞEN MARLA SKANDALI
Donald ve Marla'nın yasak ilişkisi 1980'lerin sonunda pop kültürün en ateşli şeyiydi. Donald neredeyse üç yıl Marla'yı otel odalarında, garsoniyerlerde, lüks yatlarda gizledi. Marla, Ivana'nın yırtıcılığından çok uzak, tam zıddı yumuşaklıkta bir Güney kızıydı. İncil ve güzellik yarışmalarının buluştuğu dünyanın DNA'sını taşıyordu. 16 yaşında modelliğe başlamış, Playboy'un çıplak poz vermesi teklifini kesinlikle reddetmişti. Bir söylentiye göre Donald'la tanıştığında hâlâ bakireydi ve evliliğin kutsallığına inanıyordu. Birkaç düşük bütçeli billboard çekimi, kötü korku filmi ve katalog modelliğinden sonra Madison Avenue'da Trump'la karşılaştığında hayatı değişti. ‘Ruh eşini’ bulduğunu düşünüyordu. Fakat Donald hâlâ bir aslan kadınla evliydi. Ortada milyar dolarlık boşanma davasına gidebilecek bir skandal tehdidi vardı. Ama ne paparazzi, ne Ivana'nın pençeleri, ne avukatların panik atakları son sürat giden aşkı etkilemedi. Tam tersi Donald, metresine duyulan ilgiyi de kendi yararına bir PR şölenine dönüştürmüştü.

 

 

Modellikten first lady'liğe
Melania Trump'ın Ocak 2000'de İngiliz GQ dergisinde yayımlanan çıplak pozları, başkanlık kampanyasında Trump'ın aleyhine gündeme getirildi.
Donald Trump ile evlenince hayatı tamamen değişen eski model şimdi muhtemelen kendisinin de hayalini kurmadığı yeni bir döneme giriyor: O, ocaktan itibaren ABD'nin first lady'si.

 

IVANA'NIN ZİNA BASKINI
İlişki, sonunda Aspen'de geceliği 10 bin dolarlık bir otel odasında su yüzüne çıktı. Ivana da o sırada Aspen'deydi ve uzun süredir şüphelendiği çifti sonunda basacaktı. Marla'yı otelin restoranında yakaladı ve herkesin içinde bas bas bağırmaya başladı. "O sensin!" Fakat daha ismini bile düzgün söyleyemiyor, "Moola!" diye haykırıyordu. "Benim mutlu bir evliliğim var. Kocamdan uzak dur! Bizden uzak dur!" diyordu. Marla, "Madem mutlusun Ivana, mutlu olmaya devam et" diyerek uzaklaştı. "Mutlu olmadığı çok belliydi" diyecekti sonra.
Ivana ve Donald 1992'de boşandı. Ertesi yıl evlenen Marla ve Donald'ın ilişkisi de yalnızca dört yıl sürdü.

MELANIA EFEKTİ
Maples depremini çabuk atlatan Donald, 1998'de New York'taki Kit Kat Club'da bir partide Sloven model Melania Knavs'la tanıştı. Melania, eski Yugoslavya'nın Novo Mesto kentinde doğmuş, komünist toplu konutlarda yetişmişti. Çok küçük yaştan itibaren tek hayali modellik yapmaktı ve ülkesiyle ya da komünizmle zerre kadar ilgisi yoktu. Bir süre başka bir sevgilisi var diye davetlerini reddederek nazlandıktan sonra Trump'ın ısrarlarına yenik düştü. Süper model ve gayrimenkul devinin hiçbir enteresanlığa yer bırakmayacak derecede steril klişelerle dolu öyküsü böyle başladı. 2004'de 12 karatlık bir pırlanta yüzükle (3 milyon dolarlık yüzüğü 1.5 milyona kapatmıştı) evlenme teklif etti. 450 davetlinin katıldığı düğünlerine Bill ve Hillary Clinton da dahil politika ve iş dünyasının kalantorları katıldı. Melania beş metrelik duvağı bir volkan gibi görkemle yere dökülen bir Christian Dior gelinlik giyiyordu.

SÜPERMODEL FIRST-LADY
2000 yılında The Simpsons, Donald Trump'ın başkan olacağını tahmin etse de Melania Trump, Beşinci Cadde'deki fildişi kuleye kapandığında Beyaz Saray'a taşınacaklarını öngörememişti. Louisa Adams'dan sonra Amerika'nın ilk göçmen first lady'si olacaktı ama arp çalan, oyun yazan ve ipekböceği koleksiyonu yapan Adams'la başka ortak noktası olduğu söylenemez. Melania, evin mermer döşemeleri çizilmesin diye galoş giyilmesi kuralı dışında aileye ağırlığını koyabilmiş değil. Kocası onu çoğunlukla fiziksel özellikleriyle tanımlıyor. Başkanlık kampanyası boyunca yanında kızı Ivanka'dan daha az gördüğümüz Melania'yı çoğunlukla "Süpermodel karım" türü iltifatlarla sahneye davet etti. İlişkileriyle ilgili bildiğimiz en janjanlı gerçek ‘muhteşem bir seks hayatları olduğu.’ Monica Lewinsky'nin bile ruj satışlarına etki ettiği düşünülecek olursa, henüz Melania efektini hiç görmemiş olmak şaşırtıcı. İmzası haline gelen "Seni bir yerden tanıyor muyum?" bakışı dışında pasif bir duruşu var. Oğluyla Slovence konuşsa da, kocasına öğrenmesi için ısrar etmiyor. Çünkü Donald "dırdırcı kadınları hiç sevmiyor."
Donald Trump, 1987'de Barbara Walters'ın "Bir gün Amerika Birleşik Devletleri'nin başkanı olmak ister misiniz?" sorusuna "Hayır" cevabını vermişti: "Ben işin kovalama kısmını seviyorum."
Bir politik analiste göre de aslında "İçten içe Madonna olmak istiyor." Ama hangi ruh haline inanırsak inanalım, Trump ailesi bugün dünyanın en nüfuzlu oval odasından dünyayı yönetme gücünü elde etti. Donald Trump bunu 30 yılı aşkın süredir, dantel gibi dokuduğu, girift politik ağıyla yaptı. Narsisizm kültürünün en nadide ürünü, onlarca kez söylenince doğru olan yalanlar çağının Pygmalion'u, arkasında bıraktığı skandalların körüklediği müthiş bir PR gösterisiyle Beyaz Saray'a çıkıyor.

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı OCAK 2016

Ahlaksızlık bir sistem meselesidir

İnsanlar giderek ahlaksızlaşıyor mu, yoksa bu, insanoğlunun özünde zaten var mı? Bazı toplumlar neden diğerlerinden daha ahlaklı? Akademisyen ve yazar Selçuk Şirin, bireysel ahlaktan, toplumsal ahlaka uzanan satırlarında, özellikle eğitim ve hukuk sistemini masaya yatırıyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı NİSAN 2016

Dünyayı güzelleştiren akım: Art Nouveau

Antoni Gaudí’nin La Sagrada Família’sı, Gustav Klimt’in ‘Öpücük’ü, Victor Horta’nın Tassel Evi, Bebek’teki Mısır Konsolosluğu… Hepsi 1890-1910 arasında, seri üretimin karşısında durup yerleşik sanata meydan okuyan, doğanın hesaba gelmeyen çizgilerinden esinlenen sanatçılar tarafından yapıldı. Art Nouveau akımının ustaları mimari eserlerden afişlere, resimlerden tasarımlara eşsiz eserler verdi. Dünya o gün bugündür çok daha güzel.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı HAZİRAN 2016

Gündoğumundan birkaç dakika önce

Eşcinsel olduğu için hapsedilen, beş parasız kalan ve zamansız ölen OSCAR WILDE, geriye edebiyat dünyasının en önemli yapıtlarını bırakırken, modern dünyanın kapılarını açtı. Gündemimize yalnız, bu yıl 125'inci yıldönümünü kutladığımız başyapıtı 'Dorian Gray'in Portresi’yle değil, TBMM Anayasa Komisyonu'nda geçen ay yaşanan "O kim ya?" tartışmasıyla da gelen Wilde, eşsiz zekâsı, espri yeteneği ve kırılgan ruhuyla, gündoğumundan birkaç dakika evvel görülebilecek bir ilham perisi.

DEVAMINI OKU