BİYOGRAFİ & PORTRE

Emilia Clarke: Ateşin ve buzun kızı

'Game of Thrones'un Daenerys'i, ejderhaların annesi, halkının biricik Khaleesi'si Emilia Clarke, kamera arkasında sarı peruğundan kurtulduğu an, masum bir çocuk-kadına dönüşüyor. Yüzündeki saflık ve içindeki ateşin birleşimi, bugüne kadar Hollywood'un arayıp bulamadığı, klişeleri yıkan karışımın habercisi. Bu ay 'Senden Önce Ben' filmiyle beyazperdede izleyeceğimiz, son yılların en büyük kültürel fenomenlerinden birini yakından tanıyın.

Ceren Şehirlioğlu

Çarpıcı performans
Emilia Clarke, 'Game of Thrones' dizisinde canlandırdığı Daenerys Targaryen karakteriyle iki kez Emmy Ödülleri'ne aday gösterildi.

 

Dev bir orji ortasında bir barbarla evlendirildi, gerdek gecesi tecavüzden farksızdı, kendisini kabul ettirmek için kan revan içinde at yüreği yedi, ateşlerin içinde çırılçıplak ejderha yavrularını kucakladı. Beş yıl önce tüm bunlar Emilia Clarke için tuhaf bir kâbusun parçaları olabilirdi ancak. Üstelik ejderhaların anası olarak üç ay içinde tüm dünyayı ayağı kaldıracağını söyleseler, büyük ihtimalle ilk tepkisi, keskin Berkshire aksanıyla "Bollocks!" (Saçmalık) olurdu.
Emilia Clarke, Drama Centre London'dan mezun olduktan sonra, bir yıl boyunca ajansından küçücük de olsa bir rol teklifinin ufukta göründüğünü müjdeleyen telefonu bekledi. Bu sırada garsonluk yaptı, catering şirketlerinde koca tepsilere minik somonlu kanepeler dizerek günlerini geçirdi. Çağrı merkezlerinde "Size nasıl yardımcı olabilirim?" demekten, barın arkasında içki servisi yaparken sarhoşlarla uğraşmaktan yıldığı anda o ünlü telefon geldi. Patronu başka iş bağladığını anlamasın diye tuvalete koştu. Ayaklarının kapı altı aralığından görünmemesi için klozete tünedi, fısıldayarak menajerine "Game of Thrones mu?" diye sordu.
HBO yüksek bütçeli yeni fantezi serisi için Daenerys Targaryen rolüne genç bir aktris arıyordu, en kısa zamanda Los Angeles'a uçacak, seçmelere katılacaktı.
Her ne kadar Michael Fassbender, Colin Firth gibi aktörlerin çıktığı dünyanın en prestijli oyunculuk okulundan mezun olsa da, bir türlü şeytanın bacağını kıramamış, en fazla BBC'nin hastane dizisi 'Doctors'da küçük bir rol kapabilmişti. Üstelik diğer adı 'trauma centre' (travma merkezi) olan okuluna ruhunu teslim etmiş, 'Hamlet'te Rosie'yi fazla 'komedi gibi' oynadığı için neredeyse diplomasından olmuştu.
Belki de babasının "Eğer oyuncu olmak istiyorsan, ilk öğrenmen gereken cümle, 'Yanında patates kızartması ister misiniz?' olmalı" sözü doğruydu. Ömür boyu küçük Londra pub'larında bira servis ederek ya da floresanları cızırdayan bir ofiste telefonlara bakarak kirasını çıkarmaya çalışabilirdi.

'LÜTFEN RUH HASTASI OLMA!'
Fakat, o telefondan sonra 10 gün içinde hayatı değişti. Önce kendini bir oda dolusu HBO yöneticisinin karşısında buldu. Dizinin yazarı David Benioff, robot dansı yapmasını isteyerek ortamı biraz yumuşatsa da, hayatının en ciddi işine kalkışmak üzere olduğunu biliyordu.
Önce Tamzin Merchant'a verilen rol, kısa sürede Clarke'ın oldu. Benioff, "Onu görür görmez Daenerys'i bulduğumuzdan emindim" diye anlatıyor. "Sadece içimden 'lütfen ruh hastası olma, lütfen kaprisli olma, lütfen zor bir tip olma' diye geçiriyordum. Emilia tam tersi dünyanın en sıcak, samimi, komik kızlardan biri çıktı."
Daenerys Targaryen için aranan 'masum ama güçlü' kadını bulmanın zorluğu uzun süre yapım ekibini oyalamıştı. "18-25 yaş arası genç kadın oyuncular genellikle ya masum/güzel komşu kızı ya da cool/sert kız kumaşında oluyor. İkisini aynı anda rolüne kanalize edebilmek çok yetenekli oyuncuların bile yapamadığı bir şey" diyor Benioff. Clarke, yüzündeki bebeksi masumiyetin ötesinde, bir ejderha annesinden beklenecek kadar ateşli performansı küçücük bedeninden çabasızca çıkarabilecek güçte bir oyuncu.
Belki de böylesi tutkuyla Khaleesi'yi bir sosyal fenomene dönüştürebilmesinin altında, üç yaşından beri ne istediğini bilmesi ve azimle hedefinin peşinden gitmesi yatıyor. Emilia Clarke, Berkshire'da iş kadını annesi, tiyatroda ses mühendisliği yapan babası ve ağabeyiyle büyüdü. Babasının işi sebebiyle sahneyle çok küçük yaşta tanıştı.
Broadway müzikali 'Show Boat'u en önden annesinin kucağında izlediğinde üç yaşındaydı. Tam anlamıyla büyülenmişti. Boş sahnenin bir anda böylesine canlanıvermesinden, müzik, ışık, renk ve hayatla dopdolu şiirsel bir aleme dönüşmesinden çok etkilendi.

Seksi minyon
Yalnız 1.57'lik boyuyla Clarke, geçen yıl GQ dergisi tarafından 'Yılın Kadını', Esquire dergisi tarafından da 'Yaşayan En Seksi Kadın' seçildi.

 

'TRAVMA MERKEZİ'NİN FAYDALARI
Çocukluğu babasının peşinde, sahne dekorlarının, rengârenk kostümlerin arasında geçti. 10 yaşında kararlı bir şekilde ailesine oyuncu olmak istediğini ilan etti. Bu sırada İngiltere'nin, hatta dünyanın en prestijli (ve pahalı) yatılı okullarından Oxford'daki St. Edwards'da okuyordu. Yarım yüzyıllık binalara 'yeni' denen, Harry Potter'ın, Radiohead'in, çimlere sere serpe uzanmış öğrencilerin ve yağmurun kentinde, yüzlerce yıllık sarmaşıklı binanın serin koridorlarında bir gün Londra West End'de sahne alacağını hayal ediyordu. Fakat ilk girişimi hiç de umduğu gibi olmadı. West End'de sahnelenen bir oyun için katıldığı ilk seçmelerde şarkı söylemesi istendiğinde eşekler hakkında saçmasapan bir halk türküsü söylemiş, "Daha modern bir şarkı biliyor musun?" diye sorulduğunda ise kendini yüzde 100 kaptırarak, tüm dans figürleriyle Spice Girls söylemeye başlamıştı. Sonuç hüsran olsa da, yılmadı. Royal Academy of Dramatic Art'a girmeyi başaramaması da hayalinin peşinden gitmesine engel olmadı. Sonunda sertliği ve acımasızlığıyla ünlü Drama Centre'a kabul edildi. "Aldığımız eğitim kesinlikle gözümüzün yaşına bakmadı. Bizi hiç durmadan reddedilmeye hazırladı. Bu, temelde iyi bir şey; çünkü işinize karşı alçakgönüllü olmanızı, yarattığınız şeyin küçük bir parçası olduğunuzun farkına varmanızı sağlıyor" diye anlatıyor.

 

Hem güçlü, hem korkusuz
(Soldan saat yönünde)
Khaleesi'nin ihtirasları ile ejderhalarının 'yakıcılığı' bir araya geldiğinde karşılarında durabilecek ölümlü yok.
‘Game of Thrones'un altıncı sezonunda Khaleesi, bir süreliğine Dothraki liderinin eline geçiyor.
Emilia Clarke, 'Family Guy'ın yapımcısı Seth McFarlane ile bir dönem ilişki yaşadı.
Emilia Clarke, ‘Game of Thrones'un yapımcıları David Benioff ve D. B. Weiss
ile dizinin altıncı sezon galasında. Arkalarındaki üç gözlü kuzgun, dizinin simgelerinden.
Khaleesi'nin gözü gerektiği zaman çiğ çiğ at kalbi yiyecek kadar kara.
Khaleesi, kendisine sonsuz bağlılıktaki 'Lekesizler' ordusuna hükmediyor.

TATLI KIZDAN 'YILIN EN SEKSİ KADINI'NA
‘Game of Thrones’ işi kesinleştikten sonra, uzun çekim maratonuna başlamadan ailesiyle tatile çıktı. İlk sezon senaryosu, tatildeyken kalın bir zarfın içinde geldi. Daenerys çıplaklık, tecavüz, grup seks, kan, vahşet dolu sahnelerini okuduktan sonra babasına, "İlk beş bölümü izlemesen iyi olur" dedi.
Fakat tüm zor sahnelerin üstesinden inanılmaz bir beceriyle geldi. Bir anlamda Daenerys'in Khaleesi'ye dönüşümünde, ateşlerin içinden, ejderhaların annesi olarak yeniden doğuşunda kendi kabuğunu kırışının öyküsünü buldu. Tatlı yüzlü sıradan bir İngiliz kızından, televizyon tarihinin en güçlü kadınını yaratmıştı. Wall Street Journal'ın yorumuna göre, 'Sopranos'un Carmelo Soprano'sundan (Edie Falco) sonra gelen en çetin kadın kabile reislerinden biriydi.
‘Game of Thrones'un büyük bir hızla gelmiş geçmiş en büyük kültürel fenomenlerden birine dönüşmesiyle Emilia da, birçok derginin kapağında 'yılın en seksi'si seçilen genç ikonlardan biri oldu. Bir zamanlar hevesle çalmasını beklediği telefonu, çeşit çeşit Hollywood teklifiyle çınlıyordu. Diğer yandan şov dünyasının en zengin adamlarından, ‘Family Guy'ın yaratıcısı Seth McFarlane'le çıkmaya başlaması da Los Angeles'ın şöhret formülüne cuk oturdu.
Fakat Emilia hiçbir zaman burnu büyük, Birkin çantalı, dev güneş gözlüklü Beverly Hills yıldızlarından olmadı. Zaten heybetli sarı peruğu olmadan sokakta, kumral saçları ve sıradan giysileriyle en az tanınan ünlülerden biri. Kamera arkasında, önündekinin tam tersi, kaşları her daim neşeli sincaplar gibi alnında inip çıkan, güler yüzlü, komik hatta zaman zaman gülünç bir kız.
İlk Broadway denemesi ‘Tiffany’de Kahvaltı'da sahne arkadaşlarına her provadan önce çikolatalar, muffinler, makaronlar getiren, tiyatronun kapısında bekleyen yüzlerce ‘Game of Thrones’ hayranını hiçbir zaman kırmayıp, sabırla selfie çektiren alçakgönüllü bir kız.
Kameranın önüne geçtiğinde ise tüm cast direktörlerinin hayalini süsleyen katıksız güzelliğiyle izleyeni büyülüyor. Masumiyetin ötesinde, saf, çocuksu, tertemiz bir ifadeyle oynuyor. Fakat bebek suratının çok sağlam bir hatunu gizlediğini bir bakışıyla hissetirmeyi de başarıyor. O uzun zamandır izlemediğimiz türden, çok nadir ortaya çıkan genç oyunculardan. Belki de bugüne kadar beyazperdenin ve ekranın beklediği hibrid.
‘Game of Thrones'un altıncı sezonu sürerken Hollywood kapıları da ardına kadar açık. ‘Terminator Genisys'te Sarah Connor rolünden sonra, bu ay ‘Senden Önce Ben' ile sinemalarda. Khaleesi, tüm dünyayı fethetmeye hazırlanıyor.


Fantezi dünyasından romantizme
Emilia Clarke, 17 Haziran'da vizyona girecek 'Senden Önce Ben' ile Hollywood'daki yerini sağlamlaştırıyor. Jojo Moyes'in çok satan romanından uyarlanan filmde 'Açlık Oyunları'ndan tanıdığımız Sam Claflin ile başrolü paylaşıyor.

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı KASIM 2015

Yüzyıllık Yalnızlık: Sinatra ve kadınları

Ava Gardner, Mia Farrow, Marilyn Monroe, Elizabeth Taylor, Grace Kelly, Jacqueline Bisset ve daha niceleri... Efsanevi şarkıcı-oyuncu Frank Sinatra’nın doğumunun 100’üncü yılında hâlâ kadınlarla anılıyor olması kulağa çok seksi geliyor. Oysa, viski ve lavanta kokusu arasında, Sinatra'nın derin mavi gözlerine, centilmen duruşuna vurulan kadınlar hep aynı sonla karşılaştı: Kıskançlık, bencillik ve kavga dolu bir hayat...

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı MART 2016

Sıfırdan zirveye: Bebek yüzlü meleğin hikâyesi

Birbirinden güzel dört çocuğu var, Eyfel Kulesi’ne bakan bir evde yaşıyor, Fransa’nın en zengin adamlarından birinin oğlu ile birlikte. Ama her şey her zaman bu kadar yolunda değildi. Dünyanın en güzel kadınlarından, model Natalia Vodianova’nın parıltılı yaşamının ardında hırslı, inatçı ve yardımsever bir kadının zorlu hikâyesi var. Şimdi başkaları için mücadele eden Vodianova, “Bu benim geçmişimin gerçeği” diyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı NİSAN 2016

​Her şeyin fazlası zarar;güvenliğin de...

Güvenlik sağlayan devlet ile ‘yurttaş’ın özgürlüğü arasındaki denge nasıl sağlanır? Soru bugünlerde kolayca yanıtlanamayacak kadar çetrefilli. Dahası pek çok önemli soruyu da peşinden sürüklüyor. Görünen o ki, güvenlik - özgürlük ikilemi egemen sistemin varlığını sürdürüp sürdüremeyeceği sorununda düğümleniyor ve şimdilik ikisi arasındaki denge, tümüyle güvenlik lehine bozuluyor.

DEVAMINI OKU