MALUMAT

“Fakat bu milli bir mesele...”

Heyecan, hayal kırıklığı, adaletsiz oylamalar, zafer sevinci, tuhaf kıyafetler, acayip sahne şovları, dünyaca ünlü şarkıcılar… Avrupa’nın en popüler şarkı yarışması, bir zamanlar Türkiye’de kadın erkek herkes için müthiş bir coşku kaynağıydı. Artık her şey değişti. Eurovision 60 yaşını devirirken, Türkiye’nin milli meselesiyle arasındaki büyü bozuldu.

Burak Tatari

Türkiye’yi yarışmada kimin temsil edeceği tartışmaları geride bırakılmış, sokaklar boşalmış, nefesler tutulmuş, herkes ekran başında… Akşama Türk toplumunun ‘milli mesele’si Eurovision var. Şarkıcılarımızı yarışmaya, tıpkı uluslararası futbol maçlarındaki gibi “Avrupa, Avrupa duy sesimizi” sloganlarıyla uğurlamışız. Yarışmayı TRT ekranlarında her zamanki gibi ‘Eurovision’un Google’ı Bülent Özveren sunuyor.
Köprünün altından çok sular aktı. Yıl 2016... Türkiye dört yıldır kendi isteğiyle Eurovision’a katılmıyor. Bizim mesaimiz 1975’te başlasa da, Avrupa’nın en popüler şarkı yarışması aslında ilk kez 60 yıl önce, 1956’da İsviçre’nin Lugano şehrinde düzenlendi. Kısa zamanda tüm ülkeleri etkisine alan Eurovision’un ‘rengi’ renkli televizyonların yaygınlaşmasıyla değişti. Ülkeler yarışmaya en gözde şarkıcılarıyla katılmaya başladı. 1974’te ABBA’nın ‘Waterloo’ şarkısı yarışmayı müzikal anlamda zirveye çıkardı. Uluslararası plak şirketlerinin yoğun ilgisi altında müzikal çeşitlilik öne çıktı.
Türkiye’nin Eurovision’a katılmaya başlaması da yarışmanın zirvede olduğu bu yıllara rastladı. 1975’te Semiha Yankı’nın ‘Seninle Bir Dakika’sı ile siftah yaptık. Ve maalesef üç puan alıp sonuncu olduk. Bu sonuç herkesi o kadar sarstı ki, Eurovision milli meseleye dönüştü. Hele 1983’te Çetin Alp’in söylediği ‘Opera’ parçasıyla sıfır puanda kalınması büyük darbe oldu. Sonraki yıllar Nilüfer, Ajda Pekkan, iki kez MFÖ, Candan Erçetin’in de üyesi olduğu Klips ve Onlar, Kayahan gibi ağır toplarla yarışmaya girdik. Pek işe yaramadı. Ta ki 1997’ye kadar. Şebnem Paker ‘Dinle’ ile Türkiye’ye üçüncülüğü getirdiğinde milli gururumuz okşandı. Başarının devamı hemen gelmedi ama Türkiye zaferin ulaşılabilir olduğunu görmüştü. 2003’te nihayet beklenen oldu. Sertab Erener herkese ‘Everyway That I Can’ şarkısını söyletti. Bu başarı ülkede Türk Milli Takımı Dünya Kupası’nı kazanmış gibi kutlandı. Sonraki yıllarda Athena, Kenan Doğulu ve Hadise ile dördüncülüğe, Manga ile ikinciliğe uzandık. 2012’de Türkiye, Can Bonomo ile yarışmaya son kez katıldı. Eurovision hemen hep komşunun komşuya oy verdiği bir yarışmaydı ama giderek basit İngilizce şarkıların söylendiği bir platforma dönüşmüştü. Türkiye’nin resmi katılmama gerekçesi oylama sistemindeki adaletsizlik oldu. Bir zamanların milli meselesi Eurovision artık eski Eurovision değil. Ama şov 60’ıncı yılında da devam ediyor.

 

Türkiye yok ama…
İsveç’in başkenti Stockholm’de 14 Mayıs'ta yapılacak yarışmada, ‘Riziko!’ programından tanıdığımız sunucu Serhat Hacıpaşalıoğlu ‘I Didn’t Know’ (Bilmiyordum) şarkısıyla San Marino’yu temsil edecek. Ukrayna adına yarışacak Susan Cemiloğlu ise artık Rusya’nın olan Kırım’da yaşayan Tatarlardan. ‘1944’ şarkısının nakarat kısmı Kırım lehçesinde.

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı ARALIK 2015

“Karanlık bulutların ardında umut var”

Dünya, Fars kültürünü yeniden mi keşfediyor? Yoksa İran her zamanki yerinde tüm haşmetiyle duruyor da, Batı gözünü yeni mi açıyor? 32’nci Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nın ikincisi İranlı karikatürist Mohsen Nouri Najafi ile sohbete ülkesinin sanat hayatından başlasanız dahi, varacağınız yer felsefe ve insanlığın acıklı hali.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı NİSAN 2016

“Ben hâlâ buradayım ve onun için kavga ediyorum”

Elvis Presley, ölümünden neredeyse 40 yıl sonra sahnelere dönüyor. Kasım ayında İngiliz Kraliyet Filarmoni Orkestrası'nın ‘Kral’ın sesi ve arşiv görüntüleri eşliğinde performans sergileyeceği Birleşik Krallık turnesinde, Presley'nin mirasçısı ve büyük aşkı Priscilla da sahnede olacak. PrIscIlla Presley, eski aşkı ile ilgili bilinmeyenleri, sanatına dair hayal kırıklıklarını ve Elvis ile ilgili gelecek planlarını(!) anlatıyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı ŞUBAT 2016

Pablo’nun paspasları, Picasso’nun tanrıçaları

“Hayattaki en büyük tazeleyici güç aşk” demişti bir keresinde. Michelangelo’dan bile daha üretken olmasında, hayatından geçen düzinelerce kadının hepsi etkili oldu mu, bilinmez. Ancak muazzam yaşam enerjisi için her biriyle büyük aşk yaşadığı iki eşi ve altı sevgilisine çok şey borçlu olduğu kesin. Dâhi ressam Pablo PIcasso’nun ilham perilerinin, tablolardan çıkma zamanı geldi.

DEVAMINI OKU