STİL

​“Gelinlikte önemli olan hikaye”

Gelinlik nasıl olmalı? Peki ya düğün? Aileler bu işin neresinde durmalı? Düğün mevsimi kapıda. Özellikle gelin adayları için koşturmalı bir dönem. Moda tasarımcısı Özlem Süer ile konuşunca, insan gelinlik seçmenin güzel görünmeye çalışmaktan çok daha fazlası olduğunu anlıyor. Ama telaşa gerek yok, her şeyin yöntemi ve çaresi var.

Ayşegül Savur Özgen / Fotoğraflar: Emre Yunusoğlu
Hep romantik  
Özlem Süer, tasarladığı beyaz ve ekru gece elbiseleri için "Bunu gelinlik olarak giyerim" diyenler çoğalınca gelinlik de hazırlamaya başlamış. 
 
 
Gelinlik konusunu erkeklerin pek okumayacağını varsayarsak, kadınlarla biz bize bir sohbete dalabiliriz. Gelinlik, kadınlar için hayatın en hassas mevzularından biri... Kimi “Çocukluğumdan bu yana şöyle bir gelinlik hayal ettim” der, kimi düğününü hayal etmiştir ama gelinliğini düşünmemiştir; kimi hayal ettiği gelinliği giydiğinde kendisine yakışmadığını anlar ve düğün öncesinde eli ayağına dolanır, kiminin gelinlikle ilgili uçuk hayalleri vardır ama annesi ya da kayınvalidesi bu fikre kaşını kaldırıverir. Zor iştir neresinden bakarsanız. Ya da belki üzerine yüklenen derin anlamlar bu işi zorlaştırır. 
Aylardan nisan. Bahar, yaz ve sonbahar düğün sezonu. Evlenmek üzere olan gelin adayları, düğünlerinde elbette kendilerini yıldız gibi hissetmek istiyor. Peki nasıl yapacaklar? Moda tasarımcısı Özlem Süer ile Nişantaşı’ndaki Özlem Süer House’ta buluşuyoruz. İçerisi rüya gibi gelinliklerle dolu... 
 
DÜĞÜN HAYALİ ÖNCE GELİYOR
Süer’e ilk olarak “Ben evlenecek biri olsam ve size gelinlik için gelsem, ne yapardınız” diye soruyorum. “Muhakkak sizi dinlerim” diyor ve devam ediyor: “Genelde ‘Şöyle bir gelinlik olsun değil de şöyle bir düğün hayal ediyorum’ diyor bana gelenler. ‘Sahilde çok romantik bir düğün hayal ediyorum’ diyen de var, büyük salon düğününde evlenecek olan da. Bu aralar dağ, orman, yayla düğünleri de çok moda. Herkesin ambiyansı sizi alıp götürebiliyor. Mesela büyük bir salonda evlenecekseniz, gelinin dikkat çekebilmesi için devasa kuyruklar, duvaklar düşünmek gerekebilir. Tasarım eşittir sorun çözebilme. Gelinliğin mutlaka mekânla birleşmesi gerekir. Konuklar bile bir ay öncesinden hazırlanıyor, o yüzden gelinde daha fazla ihtişam aranıyor.”
“Tasarımda buluş kısmı çok önemli” diyor Süer; “Hayal ile hikâyenin buluşması şart; bir de finalde sürpriz yaratmak gerek.” Gelinlikte sürpriz yaratmak riskli olabilir. Ne tür sürprizler bunlar? “Tülbentten gelinlik yaptığımı biliyorum” diyor Süer. Türk kumaş sektörünün ileri gelen bir ailesinin kızına, aileye sürpriz olması için pamuklu dokumadan gelinlik hazırlamış. Davetliler uzaktan ipek olduğunu düşündükleri bu gelinliğe yakından baktıklarında, tülbent olduğunu görünce şaşırmışlar. Gelinle damada frak hazırlamış bir keresinde de. Gelin beyaz frak giymiş, damat siyah. Deniz kenarında evleneceklere de kocaman bir duvak ve beyaz bikini ile hazırladıkları gelinlikler var. İşin özü, çiftin ve düğünün hikâyesi çok önemli gelinlik seçiminde.
Peki aslında kendi hikâyesi olan, dolayısıyla çok şahsi sayılabilecek gelinlikte ana akım trendler nasıl oluşuyor? Böylesine özel bir kıyafette trend olmasa daha iyi değil mi? “Haklısınız” diyor Süer, “Bizlerin tasarımcı olarak trendlerin neresinde durduğumuz önemli. Ben ve Ümit Ünal, 19 yıldır Dünya Renk ve Konsept Birliği’nde, iki sene sonra dünyada trend olacak renkleri belirleyen komitenin içindeyiz. Genel eğilimler burada ortaya çıkıyor. Mesela bu aralar teknoloji ve doğallığın birleştiği tasarımlar ön planda. Bu sadece modada değil, her alanda trend. Ama hiçbir şey birbirinden bağımsız değil. Bu trend, düğünleri de etkiliyor. Teknoloji öne çıktığı için, düğünlerde pleksi masaların üzerinde üç boyutlu hologramlar görebiliyorsunuz, müzikte uçsuz bucaksız seçenekler sunulabiliyor. O zaman da gelin tabii alıştığımız gelin olmuyor. Çok teknolojik bir düğünde gelini belki kaplamalı bir kumaşla, beyaz deriyle biraz retro tarzda görmemiz gerekebilir.” 
Belli ki bizler farkında olmasak da trendlerin ortasında kalıyoruz ve bu her alanda olduğu gibi düğünleri de, ne giydiğimizi de etkiliyor. 2016 gelinlik trendlerine gelince... “Vintage geri döndü” diyor Süer “... ve benimle ilgili kısmında da bu öne çıkıyor. Özlem Süer demek, zamanın içinden gelinlikler demek zaten.” Derin V göğüs detayları da var, oturumlu hatlar da... Kimi zaman puan tüllerle, jakar, ipek birleşip ortaya eklektik gelinlikler çıkarıyor; kimi zaman da jilet gibi vücuda oturan tasarımlar görüyoruz. “Kabarık gelinlikler, uzun kuyruklar yine var” diyor Süer ve üç boyutlu tasarımlara dikkat çekiyor: “Bu yıl özellikle üç boyutlu çiçekler görüyoruz. Yakanıza koyduğunuz bir broşun bütün gelinliğe yayıldığını düşünün. Haute couture geri geldi. El yapımı, el dokuması çok kıymetli. Bu duyguyu veren her şey çok trend.” 
 
 
 
İnce el emeği (en solda)
Özlem Süer'in 2016 gelinlik ve aksesuar koleksiyonunda ince el işçiliği öne çıkıyor. 
Soldan saat yönünde: 
Beyaz gelinlik, 1840'ta İngiltere Kraliçesi Victoria'nın, düğününde beyaz tuvalet giymesiyle dünyaya yayılmaya başladı. 
Hint düğünleri ve gelinleri meşhur. Uzakdoğu'da kırmızı 'şans'ı simgelediğinden pek çok Doğu ülkesinde bu renk gelinlikler kullanılıyor.  
Geleneksel bir Norveç gelini... 
Japonya Prensesi Hitachi'nin 1964'teki düğünü... Başrolde yine yerellik var.
 
 
 
VÜCUDA GÖRE GELİNLİK
Tabii trend ne olursa olsun, vücudunuzun şekli, boyunuz, kilonuz ne giymeniz gerektiğine öncelikle karar veren unsurlar. Biz de bazı başlıklar üzerinden ilerliyoruz Süer ile:
 
Minyonlar ya da uzun boylu olanlar:
“Ortalamanın üzerinde minyonsanız ya da uzunsanız mutlaka özel dikim gelinlik tercih etmelisiniz. Mesela bir balık eteğin dizde bittiği yer, minyon biriyle uzun boylu biri arasında 30 santimetrelik fark yaratabilir. Bu tür vücutlarda gövde boyu, bacak boyu çok önemli. Ben özellikle minyon vücutlulara kocaman bir kumaş topuna sarılmış değil, vücut formunu hissettirecek yeteri kadar tül ve dantelden oluşmuş bir gelinlik öneririm. Vücudu enine kesen hareketlerden kaçınmalı minyonlar. Tek formda hareketin bitmesi çok önemli. Yüksek platformlu ayakkabı gerekli, her gelinlik bunu ister. Yere kadar uzun giydiğiniz her kostüm için bu geçerli.”
 
Kilo sorunu:
“Bir buçuk beden incelmeyi garanti ediyoruz, beş kilo daha az göstermek demek bu. Kolları saklıyoruz. Bazen transparan tüllerle, dantel aplikelerle kaplıyoruz. Geniş yarasa kolları da çok kullanıyoruz. Daha ampir (göğüs altından inen) tasarımları tercih ediyoruz. Özlem Süer ampir demektir zaten. Beli göstermek hoşluk yaratıyor.”
 
Büyük-kalça basen:
“Omuz takviyesi yapıyoruz. Vatkanın en büyük şıklığı kalçayı küçük göstermesidir. Omuz aksesuarlı çok gelinliğimiz var, o zaman bel ortaya çıkıyor ve kum saati görüntüsünü elde ediyoruz.”
 
Büyük göğüsler:
“Mutlaka derin V yaka ve kuplu gelinlik tercih edilmeli. Zaten sutyen gibi çalışıyoruz gelinliklerimizi. Direkt vücuda oturuyor, minimizer (küçültücü) gibi düşünün. Bir de dikey çizgiler illüzyonlar yaratıyor, daha ince gösteriyor.”
 
 
 
 
 
Önemli bir detay
Süer çok parçalı ve kumaşlı gelinlikleri daha çok uzun boyluların tercih edebileceğini söylüyor. Minyonlara tavsiyesi hareketten kaçınmaları... 
 
 
GELİNİN PSİKOLOJİSİ
Bu teknik detaylar Süer’in zaten uzmanlık alanı. Ama bir alan daha var ki, orada da iyice uzmanlaşmış: Gelinin psikolojisi… Özellikle annelerle, kayınvalidelerin gelinlik seçme sürecine dahil olduklarını anlatıyor. Annelerin “Bilmem, sen seç ama bence bu daha güzel” dediklerini gülerek anlatıyor. “Anneler kızlarını yıldız gibi görmek istiyor o gün. O yüzden parıltılı gelinliklerden yana oluyorlar. Gelinler de sırf annelerine karşı çıkmak için bunu istemiyor ama genellikle sonradan onlar da pırıltı istediklerini anlıyor” diyor. Kiminle gelmeli peki gelinlik seçimine? Süer’e göre en iyi seçim daha önce evlenmiş, düğünü tecrübe etmiş yakın bir arkadaş... “Soğukkanlı bir arkadaş, gelin adayına telaş etmemesi gerektiğini, insanın kendi düğününde eğlenmesinin önemini en iyi anlatacak kişi” derken, ailelerin de evlatlarının mürüvvetini görmek için yıllarca beklediğini, onlara da kıymet verilmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Sonuçta Süer’in de dediği gibi düğünlerin temel hedefi eğlenmek olmalı. Unutmamalı ki, düğün öncesinde ne tür sorun yaşanırsa yaşansın, ucunda ölüm yok, çözüm mutlaka bulunur. Gelinin aynaya baktığında kendisini güzel hissetmesi, zaten güzel görüneceğinin garantisi… Özetle evlenmek üzereyseniz hayallerinizi, düğününüzü, vücudunuzu iyi tahlil edin. Sonrasında da sükûnetle yola devam edin. Sizin gözünüze takılan o saç teli kimsenin umurunda olmayacak, önemli olan sizin içten gülümsemeniz ve mutluluğunuz. Süer “Bunlar oldukça her gelin ve her düğün güzel olur” diyerek önerilerini noktalıyor.  
  
 
 
 Sorun değil!
Gelinlik seçimi sırasında yaşanan gerginlikler sıradan. Süer tüm gelin adaylarını telaşsız olmaya davet ediyor ve her türlü sorunun çözümü olduğunu hatırlatıyor.

TEMPO

Diğer Yazılar