SANAT & TASARIM

“Hem yazar hem de başkahraman olmak istiyor”

Yazar Bettina Funcke, New York’lu çağdaş sanatçı Sarah MorrIs’i böyle tanımlıyor. 1990’lardan bu yana ortaya koyduğu eserler ile kendine has bir dil yaratan Morris, geometrinin keskin çizgilerine bir bakış açısı gizliyor. Onu anlamak için Dirimart’ın yolunu tutmalısınız.

Eserleri, Paris’teki Centre Pompidou, New York’taki Solomon R. Guggenheim Müzesi ve Londra’daki Tate Modern gibi çağdaş sanat mabetlerinin koleksiyonlarında sergilenen Sarah Morris, parlak renkleri ve soyut geometrisiyle bir kez daha İstanbul’da.
Dirimart’ın Dolapdere’deki çiçeği burnunda galerisinde görebileceğiniz serginin başlığı, ‘Hellion Equilibrium’. Bu ilginç isim, Morris’in Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de gördüğü Panama bandıralı bir geminin adı aslında. Başlık gibi, sergideki eserler de o geminin izinden gidiyor.
Morris, başlıklarla oynamayı ve mesajları seven bir sanatçı. Bu sebeple, kendisinin soyut eserlerini anlayabilmek için önce onlara verdiği isimlere bir göz atmanızı öneririz; bürokrasiyle ve şehirleşmeyle ilgili politik bir mesaj çıkarmanız muhtemel. Resme tekrar baktığınızda, belki bu kez renklerin ve geometrinin içine gizlenmiş gökdelenleri, palmiyeleri, havuzları vb. görebilirsiniz. Morris’in ‘sanal mimari’sine hoş geldiniz...
Morris resimleri gibi filmlerinde de Pekin, Rio, New York gibi karmaşık megakentlerin kültürel, ekonomik ve toplumsal tipolojilerini keşfe çıkıyor.

 

Renkler...
Günlük yaşamında çoğu zaman siyah ve beyazı tercih eden Sarah Morris, parlak renklerle sıkı fıkı ilişkisini daha çok eserleriyle sınırlıyor.
Sanatçı, resimleriyle paralel filmler de çekiyor.

 

“RESİM VE FİLM BOZUK PARANIN İKİ YÜZÜ”
İki sanat dalını “Bir bozuk paranın iki yüzü” olarak değerlendiren (ve ikisini birbirine atıfta bulunarak eşzamanlı olarak da icra edebilen) New York’lu sanatçı, 1990’ların sonundan bu yana her iki alanda da yoğun bir üretim içinde. Filmlerinde, örneğin Ay’ın evlerini, ya da dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ı görebilirsiniz.
Morris’in Paris Louis Vuitton Vakfı için çektiği son filmi ‘Strange Magic’ (2014) vakfın Frank Gehry binasının mimarisi üzerinden Fransa’nın lüks malların üretimiyle bağlantısını gözler önüne seriyor mesela. Sanatçı, Fransa’nın ulusal kimliğini bulmak amacıyla ülkenin kültürel ihracat kalemleri olan moda, parfüm ve şampanya üretiminin arkasında yatan mekanizmaları bir bakıma demonte ediyor.
Serginin, 1 Kasım'dan 4 Aralık'a kadar süreceğini belirtip, en başa dönelim ve yazar Bettina Funcke’nin Sarah Morris tanımlamasıyla bitirelim:
“O, hem yazar hem de başkahraman olmak istiyor. Ona göre bu, hasarlı kişilikler ve tekinsiz mekânlar kullanılması gerektiği anlamına geliyor. Bu kişilikleri ve yerleri iktidarın ayağına dolanan portallar olarak kullanan Morris, sersemletici bir eşzamanlılık hissi yaratıyor. Bu duyguyu resimleri için bir kaynağa ve itkiye, filmlerinde de bir görüntü akışına aktarıyor. Tüm bunlar bir araya gelerek iktidar ve stil yaşamında bir anın topolojilerine dönüşüyor.”



 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı ARALIK 2015

Bitmeyen hikâye

İtalya'nın en değerli hazinesi, sinemanın son büyük tanrıçası, temsil ettiği ihtişamın çok uzağından geldi. Trajedi, yoksulluk, imkânsız aşklar ve pişmanlıkların içinden sıyrılıp çağın en büyük ikonlarından birine dönüştü. SophIa Loren 81 yılını peri masallarının aldatmacasıyla değil, olağanüstü bir hayatın gerçekleriyle yaşadı. O öykünün orta yerinde yarım kalmış bir aşk hâlâ incecik sızlıyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EYLÜL 2016

Hydra: Leonard Cohen yanılmış olamaz

Ada değil başka bir gezegen! 1960'larda boho stilinin önemli merkezlerinden biri, bugün ise uluslararası sanat dünyası için zevkli bir durak. Leonard Cohen’in ilk gençlik yıllarında keşfettiği Hydra Adası, hiç şüphesiz Yunan adalarının en sofistikesi... Atina’ya yakınlığı sayesinde de Yunan elitlerinin gözdesi.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı ŞUBAT 2016

Aşkın binbir yüzü!

Bir kadın yüzü var, fayanslardan vazolara pek çok yerde gördüğümüz… Onu görünce “Aaaa Fornasetti” diyoruz. Çünkü artık Piero Fornasetti’nin yüzü, ‘takıntılı bir biçimde’ 350’yi aşkın farklı şekliyle resmettiği tek bir kadının yüzü… Ortada bir sanat var. Ama fitili ne ateşledi; tutku mu, takıntı mı, aşk mı? Ve yüzü bir erkek ismiyle özdeşleşen o kadın kim? Fornasetti’nin ‘oyuncaklı’ sanatını izlerken akla kazınan o yüzün ardına da baktık, 1900’lerin en sıkı kadınlarından birinin hayatına daldık.

DEVAMINI OKU