BİYOGRAFİ & PORTRE

Hep gülümseten tavizsiz kadın: Ayşen Gruda

Bazı yıldızlar, üzerlerine oturttukları imajla geçirirler tüm ömürlerini. Gerçek hayatlarında olup bitenle pek tanışmayız. Ayşen Gruda gibiler ise hep oldukları gibi çıkarlar karşımıza. Sahicidirler. Seslerini yükseltmeleri gerektiğinde de bundan çekinmezler. O yüzden idole dönüşürler. Ayşen Gruda, bizi her seferinde güldürmeyi başaran bir sanatçıdan çok daha fazlası. O, tavizsiz duruşuyla, yılmadan çalışmasıyla, hayata meydan okuyan güçlü bir rol model.

Deniz Durukan

22 Ağustos 1945. Yer; Yeşilköy, Hareket Ordusu Sokak’ta bulunan ve vakti zamanında Mahmut Şevket Paşa’nın karargâhı olarak kullanılan köşk. Bu köşkün ikinci katında oturan Erman ailesinin hanesinde hummalı bir telaş vardır. Bu telaş, Erman ailesi için kuşkusuz yeni bir hayat müjdesini taşıyordur. Çünkü Devlet Tren Yolları’nda makinist olan İbrahim Sami Bey’le Zekiye Hanım’ın ikinci çocukları Ayşen, bu köşkte dünyaya gelmiştir. Ayşen’i kucaklarına aldıklarında akıllarından neler geçmişti Erman ailesinin, bilemeyiz elbette, ama özel bir çocuk olduğunu mutlaka hissettirmiştir Ayşen ebeveynlerine.
Ve Ayşen büyüdükçe ondaki taklit yeteneğini keşfettiklerine şüphe yok. Doğal bir refleks olarak gelişen bu oyunculuk yeteneğine karşın, Ayşen hiçbir zaman tiyatro oyuncusu olma hayali kurmaz. Onun hayallerini süsleyen, okuyup avukat olmaktır. Ailesi de zaten içten içe oyuncu olmasını istemez, ancak evde bir şekilde tiyatronun varlığı kendini hep hissettirir. Bunda ablası Ayten Erman’ın tiyatro oyuncusu olmasının yanı sıra, annesi Zekiye Hanım’ın, Ayşen ve kardeşleri için hazırladığı Karagöz oyunlarının da etkisi vardır. Elbette sadece bunlar değil; birlikte yaşadıkları anneannesinin anlattığı hikâyeler, masallar Ayşen’e bambaşka bir hayal dünyasının kapısını aralayacaktır. Anlatma sanatının inceliklerini fark etmeden de olsa öğrenecektir. Elbette o dönemin sosyal yaşamında seyirlik sanatlarının etkili olması da bir aşinalık yaratır Ayşen’de. Ya da bu sanatı, yine farkına varmaksızın içselleştirmesine neden olacaktır.
Dolayısıyla, her ne kadar tiyatro oyuncusu olma gibi bir hayalin peşinde koşmasa da, “Mecburi bir seçim” diyeceği tiyatronun bilgisi çocukluktan düşer içine. Yani tiyatroyla içli dışlı bir hayat sürer. (Sonraki yıllarda kız kardeşi Ayben Erman da tiyatroya gönül verecektir.) Buna, belli aralıklarla ailesiyle seyirci olarak gittikleri tiyatro oyunlarını da ekleyince süreç kaçınılmaz olarak bu yöne doğru işler. Tiyatro seyircisi olmak da Erman ailesi için önemlidir. Bir dizi ritüellerle hazırlanılır tiyatroya gitmek için. Mesela; banyo yapılır, saçlar özenle taranır, şık kıyafetler giyilir. Bu, biraz da o dönemin tiyatro izleyicisinin adabıdır. Tüm bu izlencelerin yanı sıra, bizim kuşağın tanıklık etmediği başka bir seyir kültürü de hakimdir o yıllarda; cambazlık! Bir yandan da, 1950’li yıllarda dönemin ünlü cambazı Rıfat Telgezer’in, kurduğu büyük çadırda, diğer adıyla Cambazhane’de tel üzerinde yürümesini ve kadrosunda komedyenlerin, şarkıcıların olduğu müthiş gösterileri izleyerek büyür Ayşen. Bunlar, onun çocukluğundaki güzel renklerden sadece bazılarıdır.

 

Samimi yıllar (soldan saat yönünde)
'Hisseli Harikalar Kumpanyası' müzikali. Kartal Kaan, Sevil Üstekin, Mehmet Ali Erbil, Ayşen Gruda, Erol Evgin, Nevra Serezli (soldan sağa).
Gruda'nın meşhur karakteri 'Domates Güzeli'.
Sezen Aksu, Şener Şen, Ayşen Gruda eğlencede...
Eski kocası Yılmaz Gruda ile tiyatro sahnesinde.
Gruda, 1970'lerde bir dergi çekiminde, yine gülümsetiyor.
1977 yapımı Aile Şerefi filminin afiş karesi.

 

ÇORLU'DAKİ İLK OYUNCULUK
Mutlu bir çocukluk geçirir. Zekiye Hanım’ın sesi güzeldir, yani evde şarkı söyleyen bir anne, karısını hayranlıkla dinleyen bir baba, evden dışarıya yansıyan hoş bir seda vardır. Ayşen özgür ruhlu bir çocuktur. Bunda yaşadığı semtin, Yeşilköy’ün yapısındaki çok kültürlülüğün ve elbette doğasının da etkisi vardır. Oturdukları köşkün karşısındaki boş arazide özgürce kurduğu oyunlar ya da bahçelerindeki badem ağacına yaslanıp, gölgesinde okuduğu kitaplar büyük bir varlık göstergesidir onun hayatında. Ancak babasının ölümüyle çabuk büyümek zorunda kalır. Ailenin ekonomik sıkıntıya girmesi, onun da çalışma hayatına atılmasına neden olacaktır. Liseyi bitiremez. 1962 yılında ablası Ayten Erman’ın önerisiyle Tevhid Bilge Turne Tiyatrosu’nda ‘Kongre Eğleniyor’ adlı oyunda küçük bir rolle, hizmetçi rolüyle sahneye adımını atar. Çorlu’da sergilenir bu oyun. Oyun bittiğinde aldığı alkış onu mutlu etse de, bu alkışı paylaşabileceği ailesinden hiç kimse yoktur yanında. Annesinden ilk kez ayrılmıştır. Ancak çok kısa bir süre sonra sahnenin büyüsüne kapılır, mecburiyetin yarattığı oyunculuk mutluluk sebebi olmaya başlar! Elbette sahnenin görgüsüne dair bilgiler de öğrenir bu süreçte. İlk bilgiyi Müşerref Fosforoğlu’ndan öğrenir. Giyim kuşamından, kazandığı paranın ne kadarını ailesine, ne kadarını kendisine ayırmasına gerektiği kadar birçok şey… Sahne hayatıyla gündelik yaşamın arasındaki dengeyi ve aradaki disiplini sağlayacak öğretiyi bu bilginin içine aktarır.
Kısa süre sonra, 1963’te Avni Dilligil’in kurduğu tiyatronun kadrosuna katılır. Bu kadroda ablası Ayten Erman, Halit Akçatepe, Şemsi İnkaya, Tomris Kiper gibi isimler vardır. Ege’den başlayarak tüm Anadolu’yu dolaşacakları uzun bir turneye çıkarlar. Altı ay süren turne boyunca ‘Gönül Avcısı’, ‘Bir Tuhaf Misafir’, ‘Allahlık Aile’ adlı oyunları oynarlar. Bu turne sürecinde ciddi bir deneyim kazanır. Aslında, her anlamda bir eğitimden geçer. Bir süre sonra oyunculuğuyla dikkat çekmeye başlayınca Muammer Karaca’dan aldığı teklifle onun tiyatrosunda oynamaya başlar. Bu arada, yarım bıraktığı tahsilini de Muammer Karaca’nın teşvikiyle bitirir. Ve arkası gelir. Özel Kadıköy Tiyatrosu, Ankara Meydan Sahnesi derken Deve Kuşu Kabare Tiyatrosu’na geçer. Bu süreç içerisinde Yılmaz Gruda ile evlenir ve 1968 yılında kızı Elvan Gruda’yı dünyaya getirir.

‘DOMATES GÜZELİ’NİN ORTAYA ÇIKIŞI
1975 yılında Devekuşu Kabare Tiyatrosu’ndan ayrılıp Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’na geçer. Aziz Nesin’in yazdığı, Ali Poyrazoğlu’nun sahneye koyduğu ‘Deliler Boşandı’ oyununda Alpay İzer, Macit Flordun, Korhan Abay, Özcan Özgür gibi isimlerle sahneye çıkar. Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’na geçmesi Ayşen Gruda’nın daha çok tanınmasına neden olacaktır. Ancak, çok daha geniş kitlelere ulaşması, yani asıl ünü TV’de bir eğlence programında canlandırdığı o meşhur Domates Güzeli Nahide Şerbet tiplemesiyle olur. Bu tiplemeyi geniş kitleler TV sayesinde tanımış olsa da, aslında ilk kez Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’nda, ‘Deliler Boşandı’ adlı oyunda canlandırmıştır Ayşen Gruda. Kendisinin de bir röportajında söylediği gibi, canlandırdığı bu karakterle bir gecede ünlü olur. Bu ünde, kuşkusuz yeteneğinin yanı sıra canlandırdığı karakterin sahiciliği de etkendir. Ayşen Gruda’nın “Tatlı su kurnazı” diye nitelendirdiği Nahide Şerbet, yani ‘domates güzeli’ uzun yıllar Ayşen Gruda’yla beraber anılacak ve belki de bu tiplemeden dolayı belli bir dönem sinema filmlerinde saf, evde kalmış, ama evimizin ablası rolleriyle öne çıkacaktır. Evet saftır bu canlandırdığı karakterler ama saflığı, iyi niyetindendir; yoksa etrafında dönen her şeyin farkındadır, yufka yüreklidir. Ve herkes onu çok sever. Çünkü çok samimi, sıcacıktır Ayşen Gruda. Aslında hangi tiplemeyle çıkarsa çıksın o, çoluk çocuk demeden herkesin yüzünü güldürdü. 'Hababam Sınıfı Güle Güle’deki arıza öğretmen Melahat’ı, 'Neşeli Günler’de her an ağlamaya hazır Nilgün’ü, 'Gülen Gözler’de sevgilisi Vecihi’yle evlenmek için yanıp tutuşan Fikret’i; 'Gırgıriye’de Şenlik Var’daki Sevim’i ve diğerlerini unutmak mümkün mü?
'Hisseli Harikalar Kumpanyası', 'Yedi Kocalı Hürmüz', 'Bin Yıl Sonra' gibi önemli müzikallerde de oynamıştır Ayşen Gruda. 1975 yılında Zeki Ökten’in yönettiği 'Hanzo' filmiyle sinemaya adım atar. “Ablam” dediği Adile Naşit’le altlı üstlü oturan Gruda, onun önerisiyle Zeki Ökten’in 'Hanzo'da Feride rolüyle yer alır.

ARZU FİLM İKOLÜ
Ayşen Gruda’nın sinemada parlaması Ertem Eğilmez’le tanışması sayesinde olur. Komedi filmlerinin usta yönetmeniyle birlikte çalışması, aynı zamanda ‘Arzu Film Ekolü’ne dahil olması anlamına gelir. Ardından, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Adile Naşit, Münir Özkul, Şener Şen, Tarık Akan, Kemal Sunal, Halit Akçatepe gibi çok önemli isimlerle çalışır. Ertem Eğilmez’in sinemadaki üslubu, tavrı ve genellikle aynı kadroyla çalışma prensibinin yanı sıra, oyunculara doğru roller giydirmesindeki başarısı da bilinen bir şeydir. Dolayısıyla, Ertem Eğilmez’le çalışması Ayşen Gruda’ya farklı bir tecrübe sağlar. 'Süt Kardeşler', 'Hababam Sınıfı', 'Hababam Sınıfı Tatilde', 'Namuslu', 'Şabanoğlu Şaban', 'Gülen Gözler' gibi filmlerde oynayan Ayşen Gruda, sinema filmlerinde ve TV dizilerinde farklı yönetmenlerle de çalışır.
Şu sıralar olgunluk dönemin zirvesinde olan Gruda, yorulmak bilmeden çalışıyor. En son ‘Dedemin Fişi’ adlı filmle karşımıza çıkan oyuncu, yakın zamanda 'Kötü Kedi Şerafettin' filmindeki seslendirmesinin yanında, 2010 yılında çekilen ‘Kâğıt’ filmindeki Şahane Hanım rolüyle de Altın Portakal’da En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü. Kanımca, 2006 yılında Ezel Akay’ın yönettiği ‘Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü’ filmindeki Karagöz’ün annesi rolüyle olgunluk döneminin zirvesine çıkmıştır. Halen tiyatroya devam ediyor, sinema filmlerinde, TV dizilerinde oynuyor, seslendirme yapıyor, Pulbiber Dergisi’ndeki Akıldane köşesinde her ay düzenli olarak yazıyor. Daha doğrusu, yazarak, oynayarak kendini diri tutuyor.

 

Hak edilen ödül
Gruda, geçen kasım ayında Antalya Film Festivali'nde 'Yaşam Boyu Onur Ödülü' aldı.

 

TAVİZSİZ VE MÜCADELECİ
Ayşen Gruda güçlü bir kadın. Korkusuz. Üstelik sadece sanatçı kişiliğiyle değil, hayattaki duruşuyla da önemli bir yer tutuyor hayatımızda. Çocukluktaki o özgür ruhu korumuş, teslim olmamış hiçbir yaptırıma. Toplumsal meselelere karşı gösterdiği duyarlılıkla, tavizsiz ve mücadeleci ruhuyla, hem hayat, hem de sanat için doğru bildiği şeyleri söylemekten hiç vazgeçmiyor. Yıllardır sanatın en zor dalı olan mizahı, komediyi, kimi zaman hayatın acısını hafifleterek kimi zaman da işaret ederek aktarıyor seyircisine. Çünkü hayatın içinde hem acı var hem de kahkaha. Hem kötülük var, hem de iyilik. (Tiyatro da hayatın ta kendisidir.) Ve mizah kötünün, yanlışın taklidini yaparak neşe sağlayabilir. İnsanları güldürmek, neşelendirmek bir bilinç işidir. Bu bilinç ve usta yaratıcılık fazlasıyla var Gruda’da. Üstelik komedi alanındaki kadın sayısının azlığı göz önüne alındığında, önemi bir kat daha artıyor. Bu duruşunun karşılığını da alıyor Ayşen Gruda. Geçtiğimiz aylarda 52’nci Antalya Film Festivali’nde ‘Yaşam Boyu Onur Ödülü’ ona layık görüldü ve Gruda, ödülünü Aylan bebeğe adayarak, 54 yıllık sanat hayatındaki onurlu duruşunu bir kez daha gösterdi hepimize.

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı EKİM 2016

Sia: Şöhreti sevmeyen gizemli parti kızı

Sia, her anını sosyal medyada paylaşan pop yıldızlarının arasında kafasına kese kâğıdı geçirerek, ultra-görünür olmaya isyan etti. Bir yandan anti-şöhret manifestosunu yazarken, diğer yandan zamanın en büyük ikonlarından biri olmaya doğru ilerliyor. Şov dünyasının büyük paradoksu, şarkılarında kadehleri yuvarlayan parti kızından çok daha fazlası...

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı MART 2016

Elizabeth Taylor & Richard Burton: Kim korkar aşktan?

Elizabeth Taylor 23 Mart 2011'de öldüğü güne kadar, kalbinde, kemiklerinde, güzel gözlerinde Richard Burton'ın aşkını sakladı. 20'nci yüzyılın efsanevi çifti aşkı, korkusuzca, vahşice, birbirlerini parçalarcasına yaşadı. İki kere evlenip, iki kere boşandılar, ama ruhen hiç ayrılmadılar. Belki de Taylor'ın dediği gibi "Beraber olamayacak kadar çok sevdiler." Elizabeth Taylor'ın ölümünün beşinci, Liz ve Dick'in evliliğinin 52'nci yıldönümünde Hollywood tarihinin en coşkulu romansını hatırlayın.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı OCAK 2016

Sokaktan saraylara: Street Art

Sokak sanatçılarının eserleri, dünyanın en ünlü galerileri tarafından dudak uçuklatıcı fiyatlara satılıyorken; fiyatları kimi zaman müzayedelerle belirleniyorken; sanatçılar tişörtten postere, kitaptan yüzüğe yüzlerce yan üründen ‘dünya para kazanıyor’, en zenginlerin koleksiyonlarına giriyorken; bazı soruların sorulma zamanı çoktan gelmedi mi: Street art zengin sanatı mı oluyor?

DEVAMINI OKU