ÜNİVERSİTE TERCİH REHBERİ 2016

Hızla değişen iş dünyasına nasıl hazırlanmalı?

Başarılı bir kariyerin ilk adımı üniversitede doğru tercih yapmak. Peki ama neye göre, kime göre doğru? Sorunun yanıtı iş dünyasında saklı. Büyük şirketlerin yöneticileri Fatoş Karahasan'ın moderatörlüğünde toplandı, iş yaşamındaki gelişmeleri, kariyer trendlerini değerlendirdi. Dijital çağın hızla dönüştürdüğü dünyada, üniversitenin artık sadece bir başlangıç olduğuna dikkat çeken yöneticiler, “Üniversite ilk adımdır, eğitim ömür boyu sürer” görüşünü vurguladılar.

Fatoş Karahasan / Fotoğraflar: Altan Aykan

BAŞARILI KARİYER İÇİN
İletişim ve bilişim teknolojilerinde yaşanan büyük değişim, hayatın her alanını dönüştürüyor. Pek çok meslek yok oluyor. Otomasyon, internet ve dijital değişim, bugün alınacak diplomaların kısa bir süre sonra yetersiz kalacağı bir dünya düzeni yaratıyor. Liseyi bitirip, üniversite hayatına başlayacak gençlerimizin önümüzdeki yıllarda iş dünyasında büyük değişiklikler olacağını bilerek adım atması gerekiyor. İş dünyasından isimler, gençlerin değişen dünyaya hazırlanmalarına yardımcı olacak tavsiyelerini madde madde sıraladılar.

 

TEB-İK’DAN VE İNOVASYONDAN SORUMLU GENEL MÜDÜR YARDIMCISI NİLSEN ALTINTAŞ

"Gençler kendilerini üniversite dışında da geliştirebilecekleri olanakları arasınlar bulsunlar.
Kesinlikle dünyadaki trendleri izlesinler."

Nilsen Altıntaş, TEB-İK’dan ve Inovasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı

 

Teknolojik donanım 
Dünya dijitalleşiyor; teknoloji iş yapma biçimlerimizi değiştiriyor. Yeni jenerasyonun bilgi teknolojilerini çok etkin kullanması gerekiyor. İş hayatında da dijital beceriler ön plana çıkıyor. Artık, sadece işletme, ekonomi, idari bilimler eğitimi almak yeterli değil. Bunun arkasında teknolojik anlamda da donanımlı gençlerin yetişmesi gerekiyor.
Mühendislik eğitimi, bir gence çok iyi bir analitik altyapı getiriyor. Bunun üzerine, örneğin işletme, iş idaresi, pazarlama veya satış eğitimi eklendiğinde ortaya çok sağlam bir altyapı çıkıyor.

Yeterlilik-yetkinlik doğrultusunda seçim yapmak
Gençler çoğu kez, kendilerine ve yetkinliklerine uygun meslekleri seçmekten çok, dönemin en popüler meslekleri neyse onları tercih ediyor. Önerim, üniversite seçiminden önce gerçekten "ne olmak istiyorlar, kendilerini ileride nerede görmek istiyorlar, bu görmek istedikleri yerle kendi yeterlilikleri arasında doğrudan ilişki var mı?" gibi sorular üzerine düşünmeleri. Tercihlerini bu doğrultuda yapsınlar. Ve elbette üniversitenin eğitim kadrosunu, ayrıca çağdaş eğitim sistemlerini, dünyadaki gelişmeleri ve trendleri nasıl takip ettiğini ve bunları eğitim sistemine yansıtıp yansıtmadığını inceleyerek karar versinler.

Farklı alanlarda gelişmek
Hangi eğitimden geçerse geçsin, her genç için kendini geliştirebileceği alanlar var. Merak ve öğrenme iştahının hayat boyu devam etmesi gerekiyor. Gençler, kendilerini üniversite dışında da geliştirebilecekleri olanakları araştırsınlar, bulsunlar ve konfor alanlarından çıkarak kendilerine yatırım yapsınlar. Ama, kesinlikle teknolojiyi, dünyadaki trendleri takip etsinler. Teknoloji, mühendislik, temel bilimler gibi dalların yanı sıra, felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi branşlara da önem versinler.

 

INTEL TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ BURAK AYDIN

"Öngörülebilirlik azaldı. Önümüzdeki 12-16 yıllık zaman zarfında
muazzam sayıda yeni mesleğin doğması söz konusu."
Burak Aydın, Intel Türkiye Genel Müdürü

Yeni işlere hazırlanmak

Dünya ilginç bir dönemden geçiyor. Bundan önce iş tercihi yaparken önümüzü biraz daha görebiliyorduk ama şu anda bir kırılma noktasının ortasındayız. Öngörülebilirlik azaldı. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2016 Ocak ayında yayımladığı Future Job Reports’a (Geleceğin İşleri Raporu) baktığınız zaman çok ilginç bulgular var. Örneğin, bugün ilköğretime başlayan çocukların yüzde 65’inin üniversiteden mezun olduğunda yapacakları işlerin bugün daha ismi bile konmadı. Dolayısıyla önümüzdeki 12-16 yıllık zaman zarfında muazzam sayıda yeni mesleğin doğması söz konusu.

Temel bilimlere öncelik vermek
Dünya Ekonomi Forumu’nun Raporu, ülkeleri birbirleriyle karşılaştırıyor ve hangi alanda ne kadar mezun verdiklerine bakıyor. Türkiye, sosyal bilimler, işletme ve hukukta ortalamanın çok üzerinde mezun veriyor. Bu, büyük bir tehdit. Bizim daha fazla mühendise, mimara ve temel fen bilimi mezunlarına ihtiyacımız var. Çünkü her şey sayısallaşırken analitik düşünme yeteneği, bunları yorumlayabilmek, iş hayatında gittikçe önem kazanacak. Henüz isimlerini koymadığımız mesleklerde bunların çok net kullanılacağını biliyoruz.

Girişimci ruh ve hayal gücü
Dünyada yükselen trend girişimcilik. Amerikan ekonomisinin yüzde 75’inin girişimcilik ekonomisi üzerinden ilerlediği söyleniyor. Üniversite yıllarını da girişimcilik açısından iyi değerlendirmek çok önemli. Türkiye’de hayal etmek çocukluktan itibaren özendirilmiyor, bilakis baskılanıyor. Birtakım meslekler küçük yaştan itibaren empoze edilmeye başlanıyor. Oysa her bireyin kendisi için doğru olanı bulması, kendi kişilik özellikleriyle meslek beklentilerini örtüştürmesi lazım. Dolayısıyla Türkiye’de gençleri özgür bırakmamız ve hayal kurmayı desteklememiz gerekiyor.

 

ACCENTURE PAZARLAMA MÜDÜRÜ EBRU TUYGUN

"Raporlar iş dünyasının ihtiyaçlarının farklılaştığını, ancak
üniversite eğitiminin buna cevap vermediğini ortaya koyuyor."
Ebru Tuygun, Accenture Pazarlama Müdürü


Tasarım odaklı düşünmek

Bizim çeşitli ülkelerde Accenture Innovation Lab adını verdiğimiz Ar-Ge ve inovasyon merkezlerimiz var. Buralarda, önümüzdeki bir iki seneyi etkileyecek inovasyon hareketlerini gözlemliyoruz. Raporlar, iş dünyasının ihtiyaçlarının farklılaştığını, ancak üniversite müfredatlarının, eğitim programlarının bu ihtiyaca cevap vermediğini ortaya koyuyor. Bizce, üniversitelerde ilk iki sınıfta mutlaka teknoloji ve dijital eğitimler olmalı. Öğrenciler, Endüstri 4.0’a yetişebilmek için, tasarım odaklı düşünce yapısını kazanacak, bunu sağlayacak eğitimi almalı.

Analitik yaklaşım
Şu an üniversitede okutulan içerikle, iş dünyasını tatmin edecek nitelikte öğrenci yetişmiyor. Ancak, insan kaynakları bölümlerimiz bir aday başvurusu önlerine geldiğinde, öncelikle kişinin analitik altyapısının nasıl olduğuna bakıyor.
Biz öğrencileri kendi eğitimimizden geçirip iş dünyasına hazırlıyoruz. Hatta buna, öğrenciler daha eğitimin ilk yıllarındayken başlıyoruz. Örneğin bu yıl, İTÜ’de Geleceğin Teknoloji Liderleri (Future Technology Leaders) isimli bir program başlattık. Önerim, gençlerin analitik düşünmelerine yardımcı olacak eğitimlere yönelmesi olacak.

Dijital uçurumun kapanması
Son yaptığımız araştırma, kadın ve erkekler arasında dijital alanda büyük farklılık olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Buna göre, cinsiyetler arası uçurum, dijital alanda kadınlar kendilerini geliştirirse gelişmiş ülkelerde ancak 25, gelişmekte olan ülkelerdeyse 40 yıl içinde kapanabilecek. Dolayısıyla genç kızlarımızın teknoloji ya da dijital alanda kendilerini yetiştirmelerinin, onların üst düzey yönetici olmasını sağlayacağına inanıyorum.

 

PEPSİCO-TOTAL REWARDS MANAGER ALPER GİRGİN

"Multidisipliner olmak yani pek çok şeyi birlikte yapabilmek gerekiyor.
Bu yüzden gençlerimiz sürekli kendilerini geliştirmeli."
Alper Girgin, PepsiCo-Total Rewards Manager


Hızlı olmak
PepsiCo olarak hızlı tüketim sektöründeyiz. Dolayısıyla, iki odak noktamız var: Hız ve değişim. Gençler çok hızlı bir yaşam sürdürüyor. Her şeyde çok hızlılar. Ancak bunu doğru yönetebilmek için pragmatist bir yaklaşım gerekli. Her konuda “Bu benim için faydalı mı, değil mi?” diye soruyor. Onlara bir iş verdiğimizde ya da onlardan bir şey beklediğimizde muhakkak “Ben bunu niçin yapıyorum?” sorusuyla karşılaşıyoruz. Şirketlerin gelecekteki en büyük ihtiyacı, gündem oluşturmak. Ne istediğini bilen, çalıştığı şirketten ne beklediğini ortaya koyan gençler, şirketlere yol gösterdikleri için önemliler.

Farklı disiplinleri birleştirme
İki-üç sene öncesine kadar 'insan kaynakları' ile 'analitik' kelimelerini bir arada kullanmak çok anlamlı gelmezdi fakat, şu anda artan bir değişim gerçeği var. ‘Multidisipliner’ olmak, yani pek çok şeyi birlikte yapabilmek gerekiyor. Bu yüzden gençlerimiz sürekli olarak kendilerinini geliştirmeliler, yetkinliklerini artırmalılar. Biz yeni gelenlere, “Bir alanda uzman olun, ama genel resmi de bilin” diyoruz.

Hikâye anlatımı
Analitik becerilerin yanı sıra, çok önemli bir kavram daha var: ‘Storytelling’, yani kendini, hayatı, yaşadığın şeyleri ifade edebilme becerisi. Ne yazık ki eğitim sistemimiz bunu çok desteklemiyor. Bize gelen çoğu kişi, verilerden anlam çıkarmayı arka plana atıyor, “Bana bir görev verilsin, onu yapıp geçeyim” diye bakıyor. Halbuki bilgiye can ve ruh katma, hepimizin çalışanlarımızdan beklediği asıl şey. Bunu geliştirecek programlara ihtiyacımız var. Sosyal bilimler burada devreye giriyor, analitiğin hikâyesini oluşturmak, veriyi zenginleştiriyor.

 

BİLGİ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ VE YAZAR FATOŞ KARAHASAN

"Gençler korkmasın. Seçeneklerini çoğaltacak bir bakış açısıyla hayata bakmaya çalışsınlar."
Fatoş Karahasan, Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Yazar


Uzun vadeli plan yapabilmek
18-19 yaşında üniversite hayatına adım atacak gençlerimiz, kendilerini uzun bir yaşamın beklediğini unutmamalılar. Dijital dünya, sayılar üzerinde gelişiyor. Bu yüzden, mühendislik gibi alanları seçmek için yeterli puanı olmayanlar, temel bilimlere ait bölümlere yönelsinler. Fizik, kimya, biyoloji, matematik, istatistik ağırlıklı bir eğitim, daha sonra çeşitli programlarla desteklenebilir. Uzun vadeli plan yapabilecek gençlerimiz, Türkiye'de ve dünyanın dört bir yanında internet üzerinden verilen eğitimlerle kendilerini geliştirebilirler.

Seçenekler yaratmak
Hayatın her alanında başarılı olmak için, seçeneklerin bol olduğuna inanmak gerek. Gençlerimiz, kaderlerinin seçtikleri üniversite tarafından belirlendiğini düşünüyor. Özellikle, anne-babalar bu konuda çok kapalı. Üniversite seçiminin tüm hayatı belirlediğini varsayıyorlar. Oysa, dünya düzeni değişti. Sürekli bir devinim var. Pek çok meslek yok oluyor veya biçim değiştiriyor, yeni işler ortaya çıkıyor. Önerim, gençler de anne-babalar da korkmasınlar, seçeneklerini çoğaltacak bir bakış açısıyla hayata bakmaya çalışsınlar.

Soru sormak
Çoktan seçmeli sınavlarla yetiştirilen gençlerimiz, soru sormaktan ve derinlikli cevaplar aramaktan pek hoşlanmıyor. Oysa, yaratıcı olmak ve farklılaşabilmek için beynimizin kışkırtılmaya ihtiyacı var. Soru sormak, taze bakış açıları getirir, yaratıcılığı ve girişimci ruhu artırır. En önemlisi, hayata daha sakin, daha özgüvenli ve demokratik biçimde bakabilmeye yardımcı olur.

 

ŞİRKETLERİN ELEMAN SEÇİM KRİTERLERİ
Araştırmalar, duygusal ve sosyal zekâsı yüksek insanların kariyerlerinde daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor. Bu nedenle şirketler artık eleman seçerken, adayların sadece akademik başarısını değil, kişilik özelliklerini de inceliyor. Danışma kurulumuza, şirketlerin eleman tercihlerinde hangi özellikleri aradıklarını sorduk. Ortaya sekiz maddeden oluşan çok değerli bir liste çıktı:

İş etiği
Nilsen Altıntaş: Etik olmazsa olmaz bir özelllik. İş ahlakı, işe düzenli gelme, iş disiplinine uyma, müşteri ya da başka çalışan bilgilerinin yanlış şekilde kullanılmaması, paylaşılmaması vs… Günümüzde, insan kaynakları bölümlerinin en önemli alanlarından biri risk yönetimi. Bunun da arkasında etik var. Çünkü herkes etik davransa o güvenliğe ihtiyacımız olmayacak. Ama teknoloji geliştikçe, teknolojik bilgi güvenliği çok önemli hale geliyor.

Ebru Tuygun: Şirketler, kendi temel değerleriyle (etik değerler, kişiye saygı gibi) özdeşleşen kişileri işe alır. Tercihlerin yüzde 80’i temel değerlerden yola çıkılarak yapılır. Geri kalanı da kişinin sonuç odaklı, çevik, atak ve iş bitirici olması, ekip çalışmasına yatkınlığı gibi özelliklere bakılır.


Sabır
Alper Girgin: Yeni nesil, bireysel olarak kendini çok yetkin hissediyor. İşe yeni başlayan gençler, kendilerini çok güçlü hissettikleri bir alanda gerçekle yüzleşince “Ne kadar güçsüzmüşüm” diyorlar. O güç duygusu, bir anda başka bir şeye dönüşüyor. Gençler bireysellikten sıyrılıp, birlikte hareket edebilmeyi, duygudaşlığı öğrenmeliler. İkinci ve çok önemli nokta ise sabır. Bazı şeylere ulaşmak için belli bir zaman geçmesinin mecburi olduğunu anlamaları gerekiyor.

Ebru Tuygun: Sabırlı olmaları kesinlikle çok önemli. Sebat etmelerini bekliyoruz. Bir-iki sene, sizinle çalışmış kişi “Ben oldum” diyerek çekip gidebiliyor, “Ben de yönetebilirim” diyor. Bir yere gelebilmek için sabırlı olmak çok önemli.


İfade becerisi

Burak Aydın: Bir çok araştırma, karmaşık düşünmeyi önümüzdeki dönemin en önemli özelliği olarak öne çıkarıyor. Hayatı daha karmaşık hale getirmek için değil, komplike şeyleri basite indirgeyip basit şekilde çözmek için önemli. Ne yazık ki, Türk insanının kendini ifade etme konusunda problemi var. Bu eğitim sistemiyle çok alakalı. ABD’ye bakıyorsunuz birinci, ikinci, üçüncü sınıfta proje anlattırıyor, “Anlat, kendini ifade et” diyorlar. Sunum becerileri öğretiyorlar. Biz ise “3 ile 5’i çarparsan ne olur?” diye soruyoruz.


Takım oyuncusu olmak

Burak Aydın: Takım çalışması konusunda iyi olduğumuzu düşünmüyorum. Bireyseliz. Bu yeni dünya düzeninde çok ciddi bir problem. Bireysel başarıların çıkması önümüzdeki dönemde çok daha zorlaşacak, o yüzden takım çalışmasını öğrenmemiz lazım. Bir de çalışmadan olmuyor. Çok çalışkan insanlara ihtiyacımız var. Biz işin biraz daha kolaycılık tarafındayız. Yeni jenerasyon sabır da göstermiyor, hayatı biraz fazla hızlı tüketmeye çalışıyor.


Eleştirel düşünce

Nilsen Altıntaş: Eleştirel düşünce çok önemli. Aldığınız kararın veya incelediğiniz şeyin bir adım ötesinde ne olacağını ve bunun stratejik etkisini düşünerek hareket etmeniz gerekli.

Alper Girgin: Her zaman geçerli iki kavram var: Takım oyunu ve sosyal zekâ. Bunlar olmazsa olmaz yetkinlikler. Özellikle sosyal zekâ. Sosyal sorumluluk projelerinde çocuklarla çalışırken onları bir takım içerisinde değerlendiriyor ve bireysel performanstan uzaklaştırmaya çalışıyoruz. Beraber çalışma yapacakları zaman herkesin ayrı girdi verebildiği, ayrı görevlerinin olduğu ve birbirlerinin arasında farklı karakter özelliklerini sergileyebildikleri ortamlar oluşturuyoruz.


Kendini geliştirmek

Nilsen Altıntaş: Üniversite bir altyapı verir. Önemli olan, gençlerimizin elindeki imkânlardan, teknolojilerden yararlanarak bu kaslarını geliştirmesi. Bir kavramın yetkin olması için gözlemlenebilir, ölçülebilir ve geliştirilebilir olması gerekiyor. Bunların hepsini üniversitede öğrenmek zorunda değiliz. Ama üniversitelerden bu yaklaşımın altyapısını vermelerini beklemeliyiz, gerisi gençlerimizin ellerinde. Bu imkânlar için çok para sahibi olmaya gerek yok. Meraklıysalar ve kendilerini geliştirmek isterlerse çok olanak var.

Burak Aydın: Biz özellikle kişilerin kendilerini nasıl yetiştirdiklerine bakıyoruz. Üniversite, bir formasyon veriyor ama kişileri birbirinden farklı yapan, yarattıkları fark. Hayata kattıklarını ve hayattan aldıklarını görebildiğimizde biz onları ayrıştırabiliyoruz.

Ebru Tuygun: Trendler devamlı değişiyor, dijital çağ çok hızlı. Sürekli yeni bir rapor yayınlanıyor. Bir iki ay sonra eskiyor, rakamlar değişiyor. O yüzden sürekli okumak ve çalışmak çok önemli.


Girişimcilik ruhu

Nilsen Altıntaş: Kurumların taleplerini karşılayabilmeleri için özellikle gençlerin konfor alanından çıkmalarının önemli olduğuna inanıyorum. Temel eğitimler şart. Onun dışında ‘multidisipliner’ yaklaşım (farklı alanlarda bilgi ve uzmanlık sahibi olmak) farklılık yaratıyor. Biz kurum için girişimciliğe önem veriyoruz. Herkesin verilen iş tanımı altında o işi yapmasının yanı sıra, verilen işe yenilik katmasını da bekliyoruz. Bence triatlet, önümüzdeki dönemin çalışan profilini çok iyi anlatıyor: Triatletler biliyorsunuz üç çok farklı disiplinde spor yapıyor ve bir disiplinden diğerine geçerken aynı kasları kullanmıyorlar, aynı şekilde yetkinlikleri de; ama bir anda o değişimi, adaptasyonu sağlamaları gerekiyor. Yani çok farklı alanlara geçerken adapte olmak ve en yenilikçi çözümleri üretmek, hızı, teknolojiyi, analitik becerileri arkasına alması gerekiyor. Triatletler bu durumu çok iyi ifade ediyor, bence gençlerin kendilerini iş dünyasına bu şekilde hazırlamaları lazım.

Yaratıcılık
Ebru Tuygun: Son olarak yaratıcılığı da eklemek istiyorum. Biz aslında sadece okula gitsin, çalışsın, kitabını okusun demiyoruz. Kendi yaratıcılığını, kendi renklerini ortaya çıkaracak, tasarım-odaklı düşünceye (design thinking) sahip olmasını arzu ediyoruz. Bu yüzden, yaratıcılığı ön planda tutan gençleri arıyoruz.

Alper Girgin: Günümüzün değişimine adapte olabilen, bilgiye hakim, öğrenmeye açık ama bir yandan da temel insani değerleri yitirmeyen bir profilden bahsediyoruz aslında.