YÜZLER

Jamie Oliver: Bir Dönüşüm Hikayesi

“Her gün aynaya baktığımda kendimi son derece yetersiz hissediyorum. Yeterince zeki miyim? Yeterince iyi miyim?” Cümlelerin sahibi Jamie Oliver; nam-ı diğer ‘Naked Chef’, 40 yaşına girince hayatını sorgulamaya başladı ve ölümsüz olmadığını idrak etti. Şimdi başka biri.

Giles Hattersley

Yoksa Jamie OlIver bir orta yaş krizinin pençesinde mi? İngiliz mutfağının ‘lord’u bu yılın başlarında 40’ıncı doğum gününe yaklaşırken, erkeklerin klasik yalpalama işaretleri kesinlikle onda da vardı. ‘Jamie olmak’, hiçbir zaman süslü kızlar ve son model Lamborghinileri akla getirmiyordu. Bugün baktığınızda çok daha ince bir bele, sağlıkla parıldayan bir yüze sahip ama -ne tuhaftır ki- halinde tavrında bir gerginlik de göze çarpıyor.

20’lerinde ve 30’larında günde ortalama üç-dört saat uyuduğunu söylüyor. Şimdi, dört çocuğu, 62 restoranı, 19 bestseller yemek kitabı, sağlık kampanyası ve 150 milyon sterlinlik (yaklaşık 700 milyon TL) serveti var. Ama 15 ay önce saatin ilerlediğini ve 100 yaşına kadar yaşamak istediğini keşfettiğinde çıldıracak gibi oldu. Sonuç mu? Beslenme üzerine araştırmalar yaptı, uyku uzmanlarına danıştı ve söylediğine göre, üç buçuk ayda 12 kilo verdi.Yeni kitabı ‘Su İç ve Başar’da bununla ilgili birkaç sayfa bile var (tarifleri çocuk oyuncağı).

Tabii ki, evde zencefilli ve kayısılı enerji toplarını hazırlamayı başardığımda –beklenmedik şekilde lezzetliydi- Jamie’nin, biraz Gwyneth’e (Paltrow) dönüştüğü konusunda endişelendim. Gülerek, “Kitapta lahana çorbası var, haklı olabilirsin” diyor. Bu işe kesinlikle yatkın görünüyor.

Doğu Londra’daki fotoğraf stüdyosunun köşesindeki Leon’da buluşuyoruz. Süper salatasını atıştırıyor ve üzerine oturan lacivert tişörtüyle bir yıl öncekinden daha akıllıca giyinmiş görünüyor. 20’nci kitabı ‘Her Gün Süper Gıdalar’, 400 kalorilik kahvaltı, 600 kalorilik öğle ve akşam yemeği tariflerini içeriyor. Jamie’nin önerisi pazartesiden perşembeye bu şekilde beslenmek, hafta sonunda ise ‘comfort food’a geçmek. İngiltere’nin buna büyük ihtiyaç duyduğunu düşünüyor.

Televizyonda, “Kendimi aşağılamak için demiyorum, ama ben gerçekten ‘Bay ana akımım’” diyor. “Benim işim, halka karşı duygularımla yakından ilgili. Bu, değişken bir hedef. Geçen yıl geleneksel yemekler çok revaçtaydı. Perakendeciler ve süpermarketler yemeği yavaş ve en sağlıklı şekilde pişiren Crock-Pot’ları (tencere) ve kök sebzeleri her zamankinden çok sattı. Havayı koklayabilirsiniz. Bu farklı bir şey.”

Bense asıl değişenin Oliver olduğundan şüpheleniyorum. Milli şuura ‘asla yanılmayan, hata yapmayan bir gurme’ olarak sonsuza kadar kazınmış bu adamı, göz kenarındaki kırışıklıklarına ve yerinde duramayan sosyal bilincine rağmen, 16 yıl önceki ‘Naked Chef’ gibi bulacağımı düşünüyordum. Ama parıltılı bir dönüşüm geçirmiş. Hâlâ arkadaş canlısı; şimdi ağzından “Zaman daralıyor” gibi laflar dökülüyor ve artık güvensizliklerini ortaya koymaktan korkmuyor. Bir noktada, “Her gün aynaya bakıyorum ve kendimi son derece yetersiz hissediyorum” diyor. “Kendimi kandırıyor muyum? Yeterince iyi miyim? Yeterince zeki miyim?” Sonra şunu ekliyor: “Bu söyleşiden istediğin sözü öne çıkarmayı seçebilirsin ama ben o kadar parlak değilim. İnsanlar zeki olduğumu düşünüyor ama değilim.”

Daha önce söylediğim gibi, adam yalpalıyor. “Uh-huh” diye kafa sallıyor. Bugüne kadar temel hedefi insanları heyecanlandırmak olduğu için, hep bardağın dolu tarafından bakmış. Ama dünya üzerindeki beşinci 10 yılına girmeye yakın duvara çarpmış. “Zorlanıyorum, çünkü normalde epey iyimserimdir. Ama saatlerce çalışmaktan yoruldum. Hem de çok yoruldum. Dünyanın her yerinden insanlarla iş yaptığım için telefonum hiç susmuyor.” Kafasında neler döndüğünü betimlemesini istediğimde şöyle diyor: “Bu, tetrisvari bir duygu. Ölüme birkaç blok uzaktasın ama yukarıdan dört blokluk bir bar geliyor.” Ciddi bir surat ifadesiyle gülümsüyor. “Her gün, her an tam da bunu hissediyorum. Bu, birkaç hafta önce aklıma geldiğinde neredeyse aklımı....” Bunu söylerken sesi kısılıyor. “Kendim değilmişim gibi hissettim; çünkü ben böyle biri değilim ama uzun zamandır kendim hakkımda düşünmemiştim.”

Omzuna erken yaşta elde edilen başarıların yükü binen fanilerin klasik ölümlülük zırıltıları... “40 yaşına gelince önünde daha çok süre olduğunu düşünüyorsun ama zaman durmadan ilerliyor” diyor. “Yarı ölü olduğunu anlamaya başlıyorsun, o zaman bununla iyi geçinelim. Mümkün olduğu kadar yaşlanmak ve belli bir şekilde yaşamak için de yapılması gereken her şeyi yapmak istiyorum.”

İşlerini çok yakından takip etmek yerine, her şeyle kendisi ilgilenmiş. Henüz okuldayken hep özel ilgi gösterilmesi gereken bir çocuk olmuş. Çünkü uzun süre okuma güçlüğü çekmiş ve 16 yaşındayken ortaokul mezunu olarak öğrenim hayatına veda etmiş. Ama eğitim alanında uzun süren güvensizliğinin üstesinden gelerek St. Mary’s Üniversitesi’nde beslenme dersi almış. Kuşkusuz, profesörler onun ofisine gelmiş, ama o şekle girmek için süper besinler tüketmeye başlayarak, kendi başına bir araştırma konusuna dönüşmüş bile.

“Buna ilk başladığımda, düzgün uyumuyordum” diye devam ediyor. “Bugünlerde işimden daha çok özen gösterdiğim iki şey var: Uyku ve kahvaltı.” Komodininden kaldırdığı cep telefonunun yerini kulak tıkacı ve göz maskesi almış. Bunlar bir sonraki kampanyasında yer alacak. Oliver’ın yeni belgeseli ‘Jamie’nin Şekerle Savaşı’, Kanal 4’te yayınlanmaya başladı. Oliver, aşırı şeker tüketiminin etkilerini gözlemlemek için İngiltere’yi baştan sona dolaştı. Bu aralar en büyük çabayı, özellikle çocuklara verdiği zarardan dolayı şekerli içeceklerden kutu başına 7 sent vergi alınması için gösteriyor.

“Kampanyalarda yer almayı seviyorum. Tek umudum bunun iyi bir iş olması” diyor. “Daha önce ‘Okul Yemekleri’nde başardık. Bunda da ‘Okul Yemekleri’ndeki gibi hissediyorum. İkinci bölüm ‘İmparatorluk Yeniden Saldırıyor’ gibi olacak.”

Belli ki her şey düzgün bir kahvaltıyla başlıyor. “Çoğu insan kahvaltı yapmıyor. Eğer siz de onlardansanız, kilolu veya obez olmaya üç kat yatkınsınız.” Ancak kahvaltı probleminizi çözdüğünü iddia edenler, besin endüstrisinin en büyük dolandırıcıları. Ne sattıklarını incelerseniz bunun şekerli b*k olduğunu görürsünüz. Ve kazanıyorlar.” Epey öfkeleniyor: “O zaman bunun üstünde çalışın, çünkü bu bir iş.”

Sesindeki huysuzluğun farkına varınca gülümsüyor. “Pardon. Belgesel beni çok etkiledi. 10 yaşından küçük çocukların anesteziye maruz kalmalarının (çürük dişlerinin çekilmesinin) en büyük sebebi şeker. Son birkaç ayda hastanelerde doktor önlüğüyle dolaştım ve birçok pediyatri uzmanı ile görüştüm. Travmatik kazaları atlatan çocukların yüzlerini yeni baştan yapmakla görevli departmanlar var ve bunu yapmak yerine çocukların dişlerini çekiyorlar. Bu da onları çok kızdırıyor.”

Tabii ki soru şu: Vergi adaletli ve uygun mu? “Bu belgeseli çekme sebebimiz bu” diyor. “Vergi konsepti herkes için ağır bir yük. Benim işim, ne olup bittiğini gözlemlemek ve sonrasında kalbime dayanarak konuşmak. Ve gerçekten sıkıntılıyım. Benim bakış açımdan bir sektör 40 şahane ve başıboş yılı geride bıraktıysa, şekeri vergilendirme ve bu parayı umuda, çocuklara ve Ulusal Sağlık Hizmeti’ne vermek üzerine konuşmadan artık duramazsınız.”

İçini çekiyor. “Birilerini eleştirmek çok sıkıcı. Şeker harika bir şey. Ama b*kun tadını güzelleştirmek için şekeri kullanıyorsanız bu çok ucuz bir numara.” Ama bundan nasıl kaçınılabilir? “Çoğu zaman bunu anlamaya çalışıyorum." Belli ki, yeni kitabını satın almak işe yarayacak. Basitçe şöyle söylüyor: “Hayatta her şey siyah ya da beyaz değil. Her şeyin biraz yanlış gitmesi, günde üç kez pamuk şekeri yiyememen gibi. Özel günlerde yediğindeyse güzeldir.” "Doğru. Birkaç hafta önce senin tarifini verdiğin limonlu keki yaptığımda neredeyse diyabetik komaya girdim." “Yine de iyiydi, değil mi?” cevabını veriyor. “Kek yemek önemlidir. Beslenme olarak mı? Hayır. Psikolojik ve kültürel olarak…” Değişmiş hissedip hissetmediğini soruyorum. Sevinçle “Kesinlikle” cevabını veriyor. Aile hayatında bu denli köklü bir yaşam tarzı değişikliği yapmak kolay mı? “Her zaman değil.” Peki, İngiltere tatlıya düşkünlüğünü terk etmeye hazır mı? “Bilemiyorsunuz.”

YouTube’daki takipçilerinin 1.7 milyonundan geri dönüş aldığını söylüyor. “İzlediklerine bakarak nelerden hoşlandıklarını ve neleri sevmediklerini biliyoruz. Sebzeleri hayatlarına daha çok nasıl sokabileceklerini öğrenmek için yalvarıyorlar. Ama bir sebze programı yapamam. Bununla ilgili en akla hayale gelmez kitabı yazdım, ama rafta bekliyor.” Ancak İngiltere’de en çok satan kitaplar listesinde, J.K. Rowling’in ardından ikinci sıradasın, kesinlikle Pot Noodle’lar (hazır noodle) üzerine yazarsan birçok kişi bu kitabı alacaktır. “Yayımlayabilirim ama bunu bir seriye dönüştürmezsem –ki Kanal 4 istemiyor- yarardan çok zararım olur diye düşünüyorum” deyip, omuz silkiyor.


Ticaret Dehası

“Bugünlerde işimden daha çok özen gösterdiğim iki şey var: uyku ve kahvaltı.”

 

'Bazen onun İngiltere’nin doğusundaki küçük bir kasaba olan Clavering’den gelen ve binlerce çalışana sahip bir ticaret dehası olduğunu unutabiliyoruz. Ama paranın onu motive eden tek faktör olduğundan emin değilim. “En nihayetinde kâr amaçlıyız ama sadece para kazanmak son derece sıkıcı” diyor. “Son 20 yılda harcadığım paranın çoğu insanlara gitti. İmparatorluk gerçekten benim için çekici değil. Bugün üç saatimi yönetim kurulu toplantısında geçirdim. Bu ben değilim.” Bunu söylerken gözlerini ovuşturuyor. Üzerinde durmak için tekrarlıyor: “Bu-ben-değilim. Ama bu yapılmalı; çünkü bunun başka yolu yok. Yapılacak tek şey varsa, yayılmak yerine odaklanıp küçülmek.” 40 yaşına ulaşmak, onun için uyku ve beslenmenin ötesinde bir dönüm noktası olmuş.

“Gelecek 10 yıl nasıl görünecek?” diye düşünüyor. “Çocuklarla ilgili bir şey kaçırmayacağımdan ve suçlu hissetmeyeceğimden nasıl emin olabilirim? En küçüklerle, ilk ikisiyle geçirdiğimden çok daha fazla zaman geçirebildim ve birlikte çok eğlendik. Şu yanılgıdaydım; bebekler konuşmadıklarına göre bireyler değil, yaratıklardır. Epey gezdim ve o dönem Pops ve Dais ile vakit geçiremedim. Sonraki iki bebek için aynısı olmadı. Fark etmeyeceğini düşünmüştüm ama ediyor; aile çok önemli.”

Peki, eşi hakkındaki görüşleri? “Sürekli her şeyin mükemmel olduğunu söyleyen birinden daha kötüsü olamaz” diyor. Ama kesinlikle ilişkisinden kopup gitmiş değil. Bunun için bir ipucu var mı? “Sabır, insanların beklentilerini yönlendirmek” diye öneride bulunuyor. “İyi bir karım var. Her şeyi çok ciddiye almadığın ve diğer sabah kalkıp devam ettiğin sürece her şey yolunda olacak. 19 yaşından beri onunlayım, yani 21 senedir…” Yüksek tonda bir fısıltıyla, “Bu uzun bir süre” diyor.

Oliver’lar tıkış tıkış çocuklarla ve çiçeklerle sarılı, restore edilmiş bir çiftlik evinde yaşıyor. Neden süper yatlarla dünyayı gezmiyorsun? “O kadar gösterişli olduğumuzu düşünmüyorum. Güzel şeylere sahibiz ama beni ziyaret etmeye Thurrock’s Manor’a gelirseniz, mütevazı, hoş ve çılgın çiftlik evimizi görürsünüz.” O, artık nesli tükenenlerden. “Dostum! Hayatım; kızlarım, 'Dans Anneleri' (Popüler bir televizyon programı), Kardashianlar ve ‘The Only Way is Essex’ dizisi.” Kampanyalara devam edeceğini, hatta gelecek yıllarda artıracağını söylüyor. Yalpalama döneminin ardından Oliver’ın kendini tamamlamaya yönelik en doğru rotası bu. “Birçok kişinin beni çok sıkıcı bulduğunu biliyorum. Hevesli olmak, bir fikre sahip olmak son derece sıkıcı. Bu şekilde konuşmak daha da sıkıcı, zaten böyle durumlarda yüzüm de sinir bozucu bir hal alıyor.”

Kahkahalarla gülüyor. “Bana göre bir İngiliz’e doğru, net bilgiler verirseniz kahrolası iyi seçimler yapar. Bu nedenle şeker vergisi halk için gerçek bir test olacak." Gülümsüyor, savaşa hazır. “Hadi bakalım, neler olacağını görelim. Buna karar veren sadece yüce halk olacak.” Oh, Jamie. Halk zaten sana tapıyor.

 

"Saatlerce çalışmaktan yoruldum. Hem de çok yoruldum. Dünyanın her yerinden insanlarla iş yaptığım için telefonum hiç susmuyor."

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı MAYIS 2016

12 yaratıcı beyin Cannes yolcusu

Plastik kirliliği, araçta cep telefonu kullanımı, Türkiye’yi bekleyen kuraklık sorunu, mülteci trajedisi… Bu yıl Türkiye’yi Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’nde temsil etmek isteyen genç reklamcı, pazarlamacı ve iletişimciler, bu önemli sorunlarla ilgili yaratıcı projeler geliştirdi. Kazananlar, Fransa biletini kaptı. Festivalin Türkiye temsilcisi Doğan Burda Dergi ile Reklamcılık Vakfı’nın, Akmerkez sponsorluğunda gerçekleştirdiği elemelerden 12 Genç Aslan çıktı.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı KASIM 2015

John ve Yoko’nun şarkısı

Bu, 'gelip de kalan o kız'ın hikâyesi. Size dünyayı vaat eden, arkadaşlarınız sevmese de, tüm evren üstünüze yürüse de, yanında olmaktan bir gün pişmanlık duymadığınız ‘o kız’ın şarkısı. Bu, bizi barışa inandıran adamı aşka inandıran kadının ve hepimizi güzel günleri hayal etmeye cesaretlendiren, 20'nci yüzyılın en etkileyici çiftinin masalı...

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı OCAK 2016

Gore Vidal’ın skandal sarayı

En sadık ziyaretçilerinden biri Prenses Margaret idi. Susan Sarandon, hayatının sürprizini bu evde öğrendi. Rudolf Nureyev son günlerini burada geçirdi. Hillary Clinton konuk oldu. 'Kent ve Tuz' romanıyla, ABD’nin eşcinsellikle ilk kez gerçek anlamda yüzleşmesini sağlayan usta yazar Gore Vidal’ın İtalya’daki evi La Rondinaia satılıyor. 21 milyon dolarlık villayı özel kılan, konumu kadar pek çok ünlünün mahrem anılarıyla dolu olması.

DEVAMINI OKU