YÜZLER

Johnny Depp’in önlenemez düşüşü

Sadece karanlıktan korkan Johnny Depp, hayatının en karanlık günlerini yaşıyor. 15 aydır evli olduğu güzel oyuncu Amber Heard'ün açtığı boşanma davası, eşini dövdüğü iddiaları, bağımlılık derecesinde alkol ve uyuşturucu sorunu olduğu söylentileri yüzünden aktör çok zor durumda. Son yıllarda çektiği filmleri de gişede beklentilerin altında kalan Hollywood’un asi ve cool yıldızı Depp için yolun sonu mu?

Burak Tatari

Şöhrete direnmek
"Ünlü olmaya hâlâ alışamadım. Bence buna alışmak yanlış!" Şöhrete direnen Depp, çoğu Hollywood yıldızının aksine gözlerden epey uzak bir hayat sürüyordu. Ta ki Amber Heard'ün iddialarına kadar...

 

“Johnny Depp, Amber Heard’ü boğmaya çalıştı.” 23 Mayıs günü gazetelerini açanlar bu haberle karşılaştı. Hollywood’un ünlü çiftinin boşanma davası, 21 Mayıs’ta Heard’ün mahkemeye başvurmasıyla başlamıştı, ama durumun ne kadar ciddi olduğu, güzel oyuncunun delil olarak sunduğu dayaktan yüzü morarmış fotoğraflarının People dergisinde yayımlanmasıyla anlaşıldı. Heard, aralık ayındaki kavga sırasında Depp’in kendisine cep telefonunu fırlattığını, o gün hayatından endişe duyduğunu anlatıyordu: “İlişkimiz devam ederken uyuşturucu bağımlılığıyla beraber paranoyaları, kuruntuları ve agresifliği arttı. Güvenliğim için çok korktuğum zamanlar oldu.” Heard’ün iddialarına yanıtı Depp’in avukatı Laura Wesser verdi; oyuncunun finansal çıkar sağlamaya çalıştığını savundu.

"AYNI ADAM OLAMAZ"
Davanın açılmasından üç gün önce annesini kaybeden Depp için her şey üst üste geliyordu. Oysa asi, içe dönük, havalı görünümünün ardında Depp’in Kate Moss, Winona Ryder gibi sevgililerine karşı çok hassas olduğu biliniyor, 17 ve 14 yaşlarındaki iki çocuğuna harika babalık yaptığı tüm dostları tarafından övgüyle anlatılıyordu. Şiddet uyguladığı iddiaları ortaya atılınca, yetenekli oyuncunun hayatında önemli rol oynamış üç kadın; ilk eşi Lori Anne Allison, 14 yıl beraber olduğu, iki çocuğunun annesi Vanessa Paradis ve 17 yaşındaki kızı Lily-Rose devreye girdi. Allison, “O yumuşak biri. Hiçbir kadına el kaldırmaz. Bir hayvana bile zarar veremez” derken, Vanessa Paradis de “Depp, duygusal ve birçok seveni olan biri. Tüm kalbimle bu soruşturmanın acımasızlık olduğunu düşünüyorum. Birlikte olduğumuz onca yıl boyunca bana bir kere bile fiziksel şiddet uygulamadı. Bu anlatılan kişi, 14 yıl beraber olduğum adama benzemiyor” açıklamasını yaptı. Tek kızı Lily-Rose ise Instagram hesabından, Depp'le fotoğraflarını paylaşıp şu yorumu yazdı: “Babam hayatımda tanıdığım en tatlı, en sevecen insan. Ben ve erkek kardeşim için harika bir baba oldu. Onu tanıyan herkes bunu söyler.”
Peki ne oldu da Johnny Depp çizginin dışına düştü? Hikâye 10 sene önce başlamış görünüyor. “Belki de yapmam gereken Marlon Brando’nun 30 yıl önce yaptığı gibi bir ada almak. Belki de kızımı da yanıma alıp oraya gitmek ve uyumak… Okumak, yüzmek ve berrak düşüncelere sahip olmak. Çünkü Hollywood’da sadece takılıp, elinize bir fincan kahve alıp, burnunuzu karıştıramazsınız.” Johnny Depp, 2005 yılında verdiği röportajda, yaşadığı ortamdan ne kadar sıkıldığını böyle anlatıyordu. O zamanlar uzaklaşmayı başardı. Hem de Brando’nun yaptığını yaparak. Kendisine Bahamalar’da bir ada satın aldı. Adaya ‘Fuck Off Island’ (S***** Git Adası), altı koyuna ise Paradis, Gonzo, Brando, Lily-Rose, Jack, Utility adlarını verdi. Amerikalı yazar Douglas Brinkley 2009’da Vanity Fair için adaya gidip Depp’in hayatını yakından gözledi. Depp, günlük hayatını Brinkley’e şöyle anlatıyordu: “Konsantre olabiliyorsam resim çiziyor veya gitar çalıyorum. Resme hayran olduğum kişileri çizerek başladım. Hunter S. Thompson’ı çok çizdim. En sevdiğim, insanların gözlerini çizmek. Çünkü asıl his, gözlerin ardında gizleniyor.”

RUHU MÜZİSYEN
Gönlünde yatan asıl aslan ise müzikti. Öyle ki, müzik kariyeri için okulu bıraktığında henüz lisedeydi. Arkadaşlarıyla kurduğu ilk grubu ‘Kids’ Florida’da çok tutuldu. Eyaletin her köşesindeki müzikseverler onları tanıyordu. 20 yaşındaki Depp, hedefi yükseltip şansını Los Angeles’ta denemek istedi. Ama şans onu bambaşka bir yöne götürdü. İlk eşi makyaj sanatçısı Lori Anne Allison’ın arkadaşı Nicholas Cage, Depp’i menajerlik ajansına yönlendirdi ve ‘Elm Sokağında Kâbus’ filminde oynadığı kısa rolle aktörlük kariyeri başladı. Asıl çıkışını ise daha sonra birlikte birçok filme imza atacağı Tim Burton’ın yönettiği ‘Makas Eller’ ile yaptı. Artık ünlü bir oyuncuydu. Dahası aniden ilaha dönüşmüştü. Tüm dünya bu yetenekli, esrarengiz genç aktörü konuşuyordu. 1993’te ‘Gilbert'in Hayalleri', 1994’te ‘Ed Wood’ ve ‘Don Juan De Marco’ filmlerinde oynadı. 1997’de yönetmenliğini yaptığı ve idolü Marlon Brando’yu oynattığı ‘The Brave’i çekti. Bir yandan da müzik alanında hayallerini gerçekleştirmenin peşindeydi. 1995’te Oasis’in ‘Fade Away’ şarkısında o gitar, sevgilisi Kate Moss tef çaldı. 14 yıl birlikte yaşayacağı çocuklarının annesi Vanessa Paradis’nin 2000 yılında çıkan albümü ‘Bliss’ için de iki şarkı yazdı, gitar çaldı, albüm kapağını çizdi ve iki müzik video’sunun yönetmenliğini yaptı.

 

Depp ve kadınları (Soldan saat yönünde)
Depp'in eşi Amber Heard'ü dövdüğü iddiaları üzerine kızı Lily-Rose, babasıyla bu fotoğrafını duygusal bir notla paylaştı.
Yakışıklı aktör, ilk eşi Lori Anne Allison'la 1983'te evlendi. Çift üç yıl evli kaldı.
Vanessa Paradis ile birlikteliği başlayınca Fransa'ya taşındı. Çift, Bahamalar'daki adayı satın alana kadar Avrupa'da yaşadı.
2014 Nisan'ında eşi Heard'den şöyle söz ediyordu: "Hayatınızın bir noktasında yaşamınızı birine adayabileceğinizi anlamak çok ilginç."
Üç yıldan uzun süre fırtınalı bir aşk yaşayan Johnny Depp-Kate Moss, magazincilerin sayfalarına taşımaya bayıldığı bir çiftti.
Depp'in 17 yaşındaki kızı Lily-Rose, hayattaki en yakın arkadaşlarından.

 

DÖRT YILDA ÜÇ OSCAR ADAYLIĞI
2000’li yıllar Depp’in hem kariyer, hem özel hayatının zirvesi olarak görülebilir. ‘Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti’ (2004), ‘Düşler Ülkesi’ (2005), ‘Sweeney Todd: Fleet Sokağı'nın Şeytani Berberi’ (2008) filmleri ile üç kez Oscar’a aday oldu. Kızı Lily Rose 1999’da, oğlu John 2002’de doğdu.
Ancak art arda gelen Karayip Korsanları filmlerinin ardından, Kaptan Jake Sparrow ile üstüne yapışan hayali ve absürt karakterler ona ilgiyi azalttı. Oysa Depp’in bu karakterlere düşkünlüğünün gizli bir nedeni vardı. Depp, rolleriyle ilgili tek bir kuralda ısrarcıydı: Oynayacağı karakterler hayali olmalıydı. Böylece onları istediği gibi yorumlayabiliyor, yaratıcı olabiliyor ve baskıdan kaçıyordu. Depp’i yakından tanıyanlar 2009 yılında ‘Halk Düşmanları’ filminde ünlü banka soyguncusu John Dillinger’ı canlandırdıktan sonra bitmiş halde olduğunu söylüyor. Film sona erer ermez tekneye atlayıp denize açılıp, adasına gittiği biliniyor. Zaten sonradan etrafındakilere “Gerçeklerden kaçmak hayatta kalmamı sağlıyor” dediği de ortaya çıkmıştı.
Depp’in gerçeklerden kaçmasını sağlayan yalnız adası değildi ama, müziği de vardı. Öyle ki oyunculuk kariyerinin en çok akılda kalan karakteri Jack Sparrow’u yaratırken bile müziğe sığınmış, en çok hayranlık duyduğu insanlardan biri olan Rolling Stones efsanesi Keith Richards’ın korsan versiyonunu yaratmıştı. Ayrıca filmlerini çevirirken sık sık sahneye de çıkıyordu. 40’lı yaşlarında müzik neredeyse önceliği haline geldi. Marilyn Manson’dan Aerosmith’e, Eddie Vedder’den Patti Smith’e birçok müzisyen ile sahne aldı. 2015’te ‘metalin babası’ Alice Cooper ve Aerosmith’den Joe Perry ile birlikte ‘Hollywood Vampirleri’ grubunu kurdu.

TEHLİKE ÇANLARI
Kendine bile itiraf edemediği huzursuzluğunu müzikle bastırmaya çalışan Depp, kariyerinin son döneminde kolaya kaçmış olabilir. Uzun süredir oynadığı rollerle Oscar'a aday olamayan oyuncu kendini tekrar ettiği, güçlü bir makyajın arkasına saklanıp, abartılı bir aksanla konuştuğu, tuhaf kendini beğenmiş şekilde yürüdüğü, karikatürümsü tipleri canlandırdığı için eleştiriliyor.
New York Times’ın film eleştirmeni Manohla Dargis’e göre ise, “Bay Depp’in fazlasını yapmasına gerek yok. Kamerayla vahşi şekilde flört etmesi ona yetiyor.” Ancak belki de “yetiyordu” demek daha doğru. Çünkü vizyona giren son filmi 'Alice Harikalar Diyarında 2’nin başarısızlığı, eleştiri oklarını Johnny Depp’e çevirdi. Özellikle 2013’ten bu yana yer aldığı projelerin çoğu hayal kırıklığı... Örneğin “225 milyonluk felaket” diye anılan ‘Maskeli Süvari’. Filmden hatırda kalan tek şey başında ölü bir kuşla dolaşan Depp’ti ve endüstrinin en büyük talihsizliklerinden biri sayıldı. Film, sadece Uzakdoğu’da kâr edebildi. 2014 yapımı ‘Evrim’, 2015 yapımları ‘Üç Kâğıtçı Mortdecai’ ve ‘Kara Düzen’ de gişede beklenen ilgiyi göremeyen yapımlar oldu.

 

Rockstar Johnny
Müzisyen Depp, gitarı, dövmeleri ve bandanası ile oyuncu Depp'ten bambaşka bir imaj sergiliyor.

 

BİR SONRAKİ ADIMI NE OLACAK?
Yine de kendisine acımamız talihsizlik olur. O, bu başarısız gişelere rağmen yılda 30 milyon dolarlık geliriyle dünyanın en çok kazanan aktörlerinden. Cebine para giriyor ama kendisine ödenen her 1 doların, yapımcıya geri dönüşü 1.20 dolar. Verimsizlikte ona en yakın aktör Denzel Washington bile aldığı her 1 dolar karşılığında 6.50 dolarlık dönüş sağlıyor. Her şeye rağmen Depp’in filmleri zarar etmiyor. Asıl tehlike, şöhreti öyle ya da böyle devam eden, para kazanan ama filmleri de çok ses getirmeyen bir oyuncuya dönüşme ihtimali. Ama bu ihtimali pek de önemsediği söylenemez. İngiliz oyuncu Paul Bettany’ye göre, “O, okyanusta süzülen bir balina. Ama üzerindeki yapışkan balıkların farkında değil. ‘Bunu s***** et. Ben okyanusta yüzüp, yazgımı gerçekleştiriyorum’ havasında.”
Bir dakika! Johnny Depp’ten söz ediyoruz. Sekiz yıldır Oscar'a aday olmasa, bir süredir ‘Köstebek’, ‘Beyaz Şeytan’ filmlerindeki gibi unutulmaz rollerde oynamasa da o herhangi biri değil. Yapım şirketleri hâlâ ondan vazgeçemiyor. ‘Karayip Korsanları’nın telif haklarını elinde bulunduran Disney'in CEO’su Bob Iger, Depp’in ‘kişisel problemleri’ ile ilgili soruya, “Bununla ilgili hiçbir endişem yok. Jack Sparrow bizimle” yanıtını verebiliyor. Her durumda hayatının geri kalanı için tercih Depp’in. Tekrar Oscar’a aday bir oyuncu mu olacak, yoksa hakkında konuşulanları önemsemeyip, istediği işleri yapmaya ve adasına kaçmaya devam mı edecek?