YÜZLER

Julianne Moore: Zarafetin Güçle Buluşması

İki kadının birbirlerine duydukları aşk ve sonrasında yaşanan bir hukuk mücadelesi... JULIANNE MOORE, yeni filmi 'Freeheld' (Aşka Özgürlük) ile yine sarsıcı ve gerçek bir hikâyenin ana karakteri. Ona sinemayı sevdiren, bu rolde olduğu gibi insanın özünü arayabilmek.

Jessica Young / FAMOUS

Alzheimer’ayakalanan bir dilbilim profesörünü canlandırdığı ‘Unutma Beni’deki (Still Alice) duygusal performansıyla, ki bu rolle bir Oscar, bir de Altın Küre kazandı, uzun yıllardır fazlasıyla hak ettiği yere ulaştı.

“Peki, sonra ne oldu?” sorusunun, sadık bir eş ve anne olan oyuncu için tipik bir cevabı var; yönetmen kocası Bart Freundlich, çocukları Liv (14) ve Caleb (18) ile vakit geçirebilmek için biraz mola verdi.

Bir aktris olarak renkli bir hayat sürse de, Julianne’e bunu sorduğunuzda şöyle bir iç çekip, aile hayatının da onun için eşit derecede önemli olduğunu söylüyor. Bunun sonucu olarak, işini evine yakın tutuyor. Ailesiyle beraber New York, Greenwich Village’da yaşıyor.

Omuzlarına dökülen, uçları dalgalı kızıl saçlarıyla zarif ve rahat görünüyor. Kıyafetini, parlak kırmızı rujla tamamlamış ve kesinlikle 55’ten genç gösteriyor. Toronto’da, rüzgârlı bir sonbahar akşamüstü, yeni filmi ‘Aşka Özgürlük’ten söz ediyor.

Oscar ödüllü bir kısa belgesele dayanan ‘Aşka Özgürlük’, New Jersey polis teşkilatında dedektif olarak çalışan Laurel Hester (Julianne Moore) ve 'medeni birliktelik/domestic partnership'(*) yaşadığı Stacie Andree’nin (Ellen Page) 2005 yılında yaşanan gerçek dramını ele alıyor. Filmde, çiftin, terminal evrede akciğer kanseri hastası olan Hester'ın emekli gelirinden Andree’nin yararlanabilmesi için Orange County, New Jersey, Board of Chosen Freeholders bölge yetkilileriyle girdiği hukuk mücadelesi işleniyor. Moore’un canlandırdığı Hester, 23 yıllık polis dedektifliğinden sonra, bölge yetkililerine şöyle diyor: “Hiçbir zaman özel muamele istemedim. Sadece eşitlik istiyorum. Beni ilgilendiren tek şey, sevdiğim kadın için adalet.”

Filmde, Miley Cyrus da ‘Hands of Love’ isimli şarkısını seslendiriyor. Türkiye'de önümüzdeki ay gösterime girecek sürükleyici filmde ayrıca Steve Carell, Michael Shannon, Luke Grimes ve Josh Charles rol alıyor. Yakın zamanda yaptığımız bir röportajda, arkadaş canlısı ve çekici Julianne, filmini anlatma konusunda hevesliydi.

Filmin başrolündeler
Julianne Moore'un 'Aşka Özgürlük'teki rol arkadaşı, geçen yıl titreyen sesiyle gay olduğunu ilan eden 28 yaşındaki Ellen Page.

 

Şu sıralar neler yapıyorsun? Yoğun hayatında kendine dinlenme molası veriyor musun?

Evet, harika bir yaz geçirdim. Oscar’lardan hemen sonra ‘Maggie’nin Planı’na başladım. Sonra da çocuklarımla vakit geçirdim. Güzel bir mola verdim ama şimdi vitesi tekrar yükselttim.

Yani tekrar işe mi döndün?

Evet! Komik olan şu ki; Oscar töreninin ertesi günü, ‘Maggie’nin Planı’ için Brooklyn’deki bir buz pistinde, buz üzerindeydim ve “Ne yapıyorum ben?” diyordum.

Neden ‘Aşka Özgürlük’te oynamak istedin?

Bu üzücü ve sert bir hikâye, çünkü gerçek. Film yakın geçmişten bir tartışmaya ışık tutuyor, ama işin inanılmaz yanı, bu iki kadın arasındaki ‘medeni birliktelik.’ Daha önce kimsenin bu tür bir şey gördüğünü zannetmiyorum. Artık (aynı cinsiyetten) insanlar ‘medeni birliktelik’ başvurusu yapmak zorunda değil, çünkü evlenebiliyorlar. Ama tüm bunlar zamanın bir noktasında yaşandı ve film de bu yüzden heyecan verici.

Bu film sayesinde, Laurel ve Stacie’nin birbirlerine duydukları sevgiyi ve istedikleri şeylerin normalliğini anlayabileceğimizi umut ediyorum. Herkes ne isterse onlar da aynısını istiyordu; sıradışı bir şey talep etmiyorlardı.

Oyuncu olmanın ilginç ve en çok sevdiğim yanı, seni sürekli olarak insanın özünü aramaya yönlendirmesi. Biz kimiz, ne istiyoruz, kimi seviyoruz, kimler hakkında endişe ediyoruz; bu soruların cevaplarını arıyorum. Bence sinemaya da bu yüzden gidip, kendimizi ve hayatımızın yansımalarını izliyoruz. Bana göre, seyirciye çok çok insani ve çok kişisel bir seviyeden dokunduğunuz zaman, en etkili olduğunuz andır.

Gerçek bir insanı canlandırmak zor mu?

Senaryoyu ilk okuduğumda, bunun gerçek bir hikâye olduğunu bilmiyordum. Polis prosedürlerine dair bir şeyler okuduğumu zannederken, bir anda inanılmaz bir aşk hikâyesi ortaya çıktı. Belgeseli izlediğim sırada, Atlanta’da ‘Açlık Oyunları’nı çekiyorduk ve ben, olduğum yere çöküp ağlamaya başladım. Olağanüstüydü; Cynthia Wade müthiş bir iş çıkarmıştı. Laurel Hester inanılmaz biri ve onu canlandırmak bir ayrıcalık. Daha önce de gerçek kişileri canlandırdım. Laurel hayatta olmadığı için her bilgi kırıntısını değerlendirerek, mümkün olduğunca ona yaklaşmaya çalıştım. Stacie, bana ve Ellen’a evini açıp ve bazı kişisel belgeleri, mektupları ve fotoğrafları gösterdi. Laurel'in işteki partneri Dane Wells ile saatlerce telefonda konuştuk. Kardeşleriyle görüştük. Cynthia’dan belgeselin yazılı dökümlerini aldık. Laurel, hayatı boyunca başkaları için adalet aramıştı, bu kez de sevdiği kadın için adalet arıyordu. Stacie’ye, elimden gelenin en iyisini yapacağımı ve asla onu üzmeyeceğimi söyledim. Hikâyeyi incelikle ve güzelce anlatmak istedik. Sinemayı, bana verdiği his için seviyorum. Sinemaya gidip, az evvel ne izlediğinizi hatırlamamak başınıza gelecek en kötü şeydir.

Yakın zamanda iyi hissettiren bir film oldu mu?

‘Grandma’yı izledim; çok ama çok güzel, çok dokunaklı bir film. O günün akşamı, filmin bana yaşattığı büyük tecrübenin benimle kaldığını ve hâlâ beni sarsmaya devam ettiğini hissettim. ‘Aşka Özgürlük’ de böyle bir tecrübe vaat ediyor. Sizi, sevdikleriniz, onları niye sevdiğiniz ve onlara ne kadar değer verdiğiniz hakkında kafa yormaya sevk edecek bir film.

Kadroya Ellen Page’den sonra dahil oldun.
Ona hayranım! Önceden tanışmıyorduk. Ben kadroya dahil olduktan sonra evime geldi ve biraz sohbet ettik. Hemen kaynaştık. Kalkanlarının olmamasını ve eşcinsel bir kadın olarak deneyimlerini benimle paylaşırken inanılmaz derecede açıksözlü davranmasını sevdim.

Onunla çalışmak nasıldı?

Her gün yüzde 100 ortaktık. Onu sette görmekten çok mutlu oluyordum. Bu filmin üstesinden beraber geldik ve benim için işleri kolaylaştırdı. Harika bir kimya yakaladığımızı düşünüyorum. Birini gerçekten sevebilirsiniz ama kimyanız uyuşmayabilir; bunu asla bilemezsiniz. Ama bence bu kez oldu. Ellen ile çok iyi arkadaş olduk. Bu, onun eşcinselliğini dışavurabildiği ilk filmiydi.

Biraz daha anlat lütfen...

Tamam. Her gün sete neşeyle gelip, kendisiyle aynı cinsel tercihe sahip birini canlandırıyordu. Ve bunu ilk kez yapıyordu! Bu onun için olağanüstü bir deneyimdi ve ne şanslıyım ki, ben de buna tanık olabildim.

Bu film seni değiştirdi mi?

Filmler bunu hep yapar.

Geçmişe; pembe dizi ‘As the World Turns’deki günlerine dönsen, tüm bu yolculuk hakkında kendine ne söylerdin?

Galiba, doğru yolda olduğumu… Sıkı çalışmaya, adım adım ilerlemeye ve eldekinin tadını çıkarmaya inanırım ve hâlâ da bunun için uğraşıyorum. Bu formül bende işe yaradı. İşimi ve çalışma fırsatı bulduğum insanları seviyorum. Oyuncu olmak isteyen 17 yaşındaki Julianne’e, “Rahatla; işler yolunda” diyebilirdim.

Geriye dönüp kariyerine baktığın zaman neler hissediyorsun?

Bilirsin, ben karıştırmayı severim. Eğer gerçekten ciddi bir şeyler yaparsam, sonra komediye geçerim. Komedi yaparsam aksiyon gözüme ilgi çekici görünebilir. Pek plan yaptığımı söyleyemem. Zaten bizim işimizde plan yapamazsın! İstediğimiz kadar kontrol sahibi değiliz.

‘Unutma Beni’den seni en çok etkileyen karakter özelliğini seçebilseydin, hangisini seçerdin ve neden?

Soğukkanlılığını ve bugünde kalma azmini... Bence bu hikâyede insanlara en çok dokunan, bu kadının hayatını dolu dolu yaşamayı seçmesi. Önünü ardını düşünmeden, hayatın her anını elinden geldiğince yaşamaya çalışması. Bu gerçekten çok güzel. Çünkü sahip olduğumuz tek şey bu.

Artık bir Oscar’ın var. Sıradaki ne?

Ödülleri seviyoruz ve bu gerçekten de çok güzel. Herkes iyi iş çıkardığının söylenmesinden hoşlanır ve sürekli daha iyisini yapmaya çabalar. Birisi, “Hey, bunu fark ettim” dediği zaman, bu sana daha sıkı çalışma şevki veriyor.

(*) Bu kavram, aynı evde yaşayan ama evli olmayan çiftler için kullanılıyor. ABD’de eşcinsel evliliğin yasallaşmasından önce, özellikle eşcinsel çiftler, ‘ortaklık’larını bu kavram altında kayıt altına aldırıyor ve bazı eyaletlerde evliliktekine benzer güvencelere sahip olabiliyorlardı.