STİL

Lüks ikonlarının dövme tutkusu

Yüzyıllar boyu denizciler, askerler, heavy-metal basçıları, suçlular ve diğer ‘kötü çocuklar’ ile özdeşleştirilen dövmeler, yavaş ama emin adımlarla lüks dünyasının kalbine taht kuruyor.

Ece Eraslan

Mürekkep sanatı
Londralı ünlü dövmeci Mo Coppoletta'nın Montblanc'ın 110'uncu yıldönümüne özel olarak kapak içlerini tasarladığı ve dövme olarak işlediği Secret Adornment Tattoo Edition çanta koleksiyonu.

 

“Dövmeler hikâyeler gibidir; hayatınızdaki önemli anların sembolleridir. Oturup her birini nasıl yaptırdığınızı ve sizin için ne ifade ettiğini anlatmak muhteşem bir duygudur.” Bu sözler dünyaca ünlü oyuncu ve model Pamela Anderson’a ait. Eski zamanlarda dövme yaPtıranlar çoğunlukla denizciler, kıdemli suçlular, çete üyeleri ve fanatik holiganlardı. Dövmeniz varsa ya ahlaksızdınız ya da isyankâr. Fakat neyse ki dövmeler artık, deyim yerindeyse, yaşı ilerlemiş leydileri korkutmuyor; sahneye çıkıyor, podyumlarda salınıyor ve Vogue’a kapak oluyorlar. Seks nasıl her zaman satıyorsa, artık dövme de satıyor. Elbette her şeyde olduğu gibi bunu gayet düzgün yapan da var, abartıp çirkinleştiren de.
Dövmenin ne zaman yükselişe geçtiğine dair kesin bir tarih belirtmek imkânsız, son 20-25 yıldır muhtemelen; fakat birçok trendde olduğu gibi Hollywood ünlüleri başı çekti. “Angelina Jolie ve David Beckham” dendiğinde ilk akla gelenlerden biri dövmeleri. Kat von D gibi usta dövme sanatçılarının Hollywood yıldızlarından biri olması ve onun gibi daha nicelerinin realite şovlarının yayınlanması da etken oldu. Artık herkes dövme yaptırıyor, yaşı kaç olursa olsun. Oscar ödüllü ünlü Dame Judi Dench ilk dövmesini 80 yaşında yaptırdı, örneğin. Nikâh yüzüğü yerine dövme yaptırmak oldukça ‘trendy’; artık anneler, babalar, avukatlar, iş adamları, saygın gazeteciler hep dövmeli. ‘Ejderha Dövmeli Kız’ dövmesi olmadan bu kadar ilgi çekebilir miydi? Ya da Michael Scofield hapishaneden kaçar mıydı?
Özellikle son beş-altı yıldır lüks markalar da dövmenin yükselen cazibesine kayıtsız kalmıyor ve ürünlerinde dövme sanatçılarıyla çalışıyorlar. Bir yandan da bu eşsiz ve kişiye özel sanatın meşrulaşmasına katkıda bulunuyorlar.
Deri tasarımlarıyla dünyaca ünlü İtalyan moda evi Berluti, dövme sanatçısı Scott Campbell’ın desenleri ile süslü ayakkabılar, çantalar ve deri montlar üretti. Stüdyosu Londra’da bulunan İtalyan asıllı ünlü sanatçı Mo Coppoletta ise Rolls-Royce, Sacs Boats, Due Soli, Romain Jerome, Liberty, Gaga Milano ve Montblanc için tasarımlar yaptı. LVMH grubuna ait 250 yıllık konyak üreticisi Hennessy özel edisyon kutu ve şişelerinin dekorasyonu için altı farklı dövmeciyle çalıştı. İsviçre’nin en büyük ve önemli saat markaları da ya dövme sanatından esinlenen modeller yaratıyor ya da kadran tasarımlarını dövme sanatçılarına emanet ediyor. Aslında örnekler çok ve sürekli artıyor.

 

Mo Coppoletta'nın Montblanc için tasarladığı, Rouge et Noir yılan desenli Secret Adornment çanta

 

Derinin en seksi hali
Scott Campbell, Berluti için geometrik formlardan yılan ve kaplan gibi hayvan motiflerine, özgün desenler tasarladı.

 

GÜZEL YAZI, GÜZEL DÖVME
Montblanc lüks ve tasarım dünyasının neredeyse her alanında mükemmel işlere imza atan bir ikon. Çoğu kişi saat, mücevher ve deri ürünler de tasarlayan markayı ünlü beyaz kar tanesi formundaki logosunu taşıyan kalemleriyle tanır. Yazı sanatı ile dövmenin ortak noktası mürekkepten yola çıkan marka 2016’da, 110’uncu yıldönümü şerefine Mo Coppoletta ile işbirliği yaparak özel Secret Adornment Tattoo Edition serisini yarattı. 30 adetle limitli üretim deri çantaların iç kapaklarının her biri Coppoletta tarafından Montblanc mürekkebi ile tek tek ‘dövüldü’.
Marka için üç farklı desen tasarlayan Coppoletta, Montblanc’ın 120 ülkede faaliyet göstermesine ithafen bir dünya haritası; markanın ilk kalem serisi ‘Rouge et Noir’a gönderme yapan bir yılan motifi ve hem saat hem de deri ürünleriyle seyyah özelliğini öne çıkaran sıcak hava balonlu manzara betimlemesi yarattı. “Koleksiyondaki tek bir deseni çantaya işlemek bazen iki günümü aldı” diyor Coppoletta. “Dövme işleminde Montblanc mürekkebi kullanmak ise işin en zevkli kısmıydı, çünkü bu kadar kaliteli malzeme genellikle dövme sanatında kullanılmaz.”
İnsan bedeni yerine endüstriyel derilerle çalışmak her dövme sanatçısının harcı değil. Coppoletta gibi bu beceriye sahip bir diğer isim de Scott Campbell. Brooklyn asıllı sanatçı 2016’da Marc Jacobs, Josh Hartnett, Orlando Bloom ve Helena Christensen gibi isimlerin bulunduğu müşteri listesine kaliteli deri ayakkabılarıyla ünlü Venedik menşeli Berluti’yi ekledi. Campbell marka için geometrik formlardan yılanlara beş özgün desen tasarladı ve bunlar doğrudan deri ayakkabılar, bomber ceketler ve çantalar üzerine işlendi.
Campbell’in çalıştığı bir diğer lüks marka ise ünlü konyak üreticisi Hennessy. Markanın 2016 yılına ait çok özel edisyon konyağının ahşap kutusu ve şişe tasarımı için Fransa’ya, Cognac şehrindeki üretim merkezine giden sanatçı, Hennessy için “En yaşlı müşterim” ifadesini kullanıyor. Konyak yapımı ve dövmeciliğin ortak noktasının insan dokunuşu olduğunu belirten Campbell, “Sanatçıyı tanıdığınızda hikâyesini de anlıyorsunuz” diyor. “Markanın hikâyesinin arkasında etkileşime geçebildiğim bir kişilikle karşılaştığım için, buna karşılık verebildim. Son derece derin ve zengin bir deneyimdi.” Sanatçı, markanın kurucusu Bay Hennessy’nin özgür ruhu ve seyahat tutkusundan esinlenerek şişe ve kutu üzerine kanatlı bir desen hazırladı.

 

Vazgeçilmez klasik
En tercih edilen dövme motifi kurukafa, Bell&Ross'un Burning Skull Tattoo modelinde hayat buluyor. Marka, saat için dövme sanatçısıyla çalışmak yerine, sanatın kendisinden ilham almayı tercih etmiş.

 

YÜKSEK HOROLOJİNİN KALBİNDE
Bazen yükselen bir trend olduğunda, markalar ‘pastadan bir dilim de kendileri almak’ için buna ayak uyduruyor, doğru. Birçok kişi lüks saat markalarının dövme sanatçılarıyla işbirliği yapmalarını buna bağlamak isteyebilir. Sonuçta kalem ve deri ürünler sunan markaların dövme sanatıyla ortak yönleri gün gibi aşikar: Deri ve mürekkep. Saatlerin kadran veya kayışlarını süsleyen dövme desenleri sadece birer süsleme mi gerçekten?
İsviçre’nin saat yapımında bu kadar ileri olmasının sebebi üzerine anlatılan en yaygın hikâyelerden biri, yüzyıllar boyunca hava çok soğuk olduğu için insanların uzun kış gecelerini saat yaparak geçirmeleri ve bu alanda ustalaşmalarıdır. İşin gerçeği bu kadar romantik değil. Hikâye (ya da gerçek) 16’ncı yüzyıl Fransa’sında Katolik Kilisesi’nin Tanrı tarafından bağışlanmak için tek aracı olmadığını savunan Jean Calvin ve takipçileri ile başlıyor. Kiliseye karşı bir ayaklanma olarak görülen ve hızla bastırılmaya çalışılan bu akımı, Fransız Protestanlarının benimsemesiyle işler çığırından çıkıyor ve birçoğu saat ustası olan Kalvinist/Protestanlar (Huguenotlar) Fransa’dan İsviçre’ye göç ediyor. Huguenotların inancına göre resim ve heykel gibi sanatlar birçok açıdan kısıtlanmış olduğu için, İsviçre’de yaratıcılıklarını iki alanda geliştirdiler: Saat yapımı ve kaligrafi/ tipografi. Hem saat hem de dövme tasarımında tipografi ve fontlar temel unsurdur. Dolayısıyla artık ‘kötü’ statüsünden çıkarak ‘havalı’ konumuna yükselen dövme sanatını saat tasarımlarında kullanmak kaçınılmazdı.
Dövme sanatçısını saatin görselliğine dahil eden ilk öncü marka Linde Werdelin oldu. Saat teknolojisini ve tasarımını sürekli ileri taşıyan bu iddialı markanın daimi müşterileri, çıkan her modeli satın alıyor ve takıyor. Markanın sınırları zorlamasını takdir eden bu hayran kitlesi bile, 2010 yılında ‘Oktopus Tattoo’ tanıtıldığında saati nasıl konumlandıracağını bilemedi. Model son derece iddialı bir dalış saatiydi ve iri, gösterişli kasası ünlü Danimarkalı dövme sanatçısı Henning Jorgensen’in tasarladığı ahtapot desenleriyle bezenmişti. 2013’te ise aynı modelin ay evresi göstergesine sahip yeni versiyonu ‘Oktopus Moon Tattoo’ çıktı. Daha iddialı bu modelin kasası 18 ayar pembe altındandı; yine Henning Jorgensen’in tasarladığı ahtapot deseni bu sefer kasa arkasını süslüyordu.

 

Kutsal geometri
Romain Jerome Mo Coppoletta imzalı 'A Sailor's Grave' ile Xoil tasarımı 'Tatoo DNS by Xoil'.

 

SANAT VE ZANAATIN BULUŞMASI
Bu alanda bir diğer öncü marka ise Romain Jerome. Marka, 2011 yılında Mo Coppoletta’dan özel bir saat serisi için tasarımlar istedi. 2013’te pazara sunulan ‘A Sailor’s Grave’ adlı modelin kayışlarını Coppoletta’nın klasik denizci dövmesi olan çapayı yeniden yorumladığı desenleri süslüyordu. 25 adetle limitli üretim saat, sektörde bir ilkti ve saati almak konusunda tereddütlü davrananlar sonra çok pişman oldular, çünkü seri çok hızlı bir şekilde satıldı.
“Yapmak istediğimiz şey alternatif kültürel öğeleri başlı başına bir kültür haline getirmekti” diyor Romain Jerome’un CEO’su Manuel Emch. “Sanat ve zanaatı çağdaş şekilde buluşturmaktı.” Yine Emch’in önderliğinde marka bu yıl aynı deneyimi Fransız dövme sanatçısı Xoïl adıyla tanınan Loïc Lavenu ile tekrarladı. Daha önce Peugeot için çalışan sanatçı, artık birçok iyi dövmeci gibi mesleğini farklı platformlarda icra etmeye yabancı değil. “Tattoo DNA by Xoïl” adlı selefinden farklı olarak her kayışında aynı deseni içermiyor. Xoïl 19’uncu yüzyılın görsel anlatımından esinlenerek beş farklı temaya sahip beş desen yarattı: İnanç, denge, duygu, algı ve his. Her bir desen beş saat kayışı üzerine iğneyle işlendi; toplam 25 adetle limitli üretim saatin her kayışı böylece birbirinden farklı; bu açıdan her bir saat eşsiz edisyon konumunda.
Kare formlu kendine özgü kasa tasarımıyla dikkat çeken Bell&Ross ise bir dövme sanatçısıyla çalışmak yerine, bu sanatı saatlerinde yaşatmayı seçen bir marka. İsviçeli bir oymacılık firmasıyla anlaşan Bell&Ross, bu yıl tanıttığı ‘Burning Skull’ modelinde, saatin kasasına ve kadranına en favori dövme desenlerinden kurukafa motifini işletti.

 

Hublot ünlü modeli Big Bang'i bu sefer İsviçreli dövme sanatçısı Maxime Büchi ile tasarladı. Big Bang Sang Bleu adlı saat, Büchi tasarımı kutsal geometriden ilham alan desenlerle bezeli (üstte).
Dövme sanatçısı Maxime Büchi, LVMH Grup Yönetim Kurulu Üyesi Jean Claude Biver ile (altta).


 
TASARIMIN KUTSAL GEOMETRİSİ
2016’nın en iddialı dövmeli saati ise Hublot’ya ait. Kanye West’e yaptığı dövmelerle tanınan İsviçreli ünlü sanatçı Maxime Büchi, Hublot’nun en bilinen serisi Big Bang için özel bir model tasarladı: ‘Big Bang Sang Bleu’. Sang Bleu, Büchi’nin stüdyosunun ismi. Bu işbirliğinin doğuş öyküsü ise tüm makaleyi özetler nitelikte. Hublot’nun CEO’su Ricardo Guadalupe Los Angeles’ta yüzme havuzunun kenarında otururken, tüm modern toplumlarda dövmesi olanların sayısının olmayanlardan daha fazla olduğunu fark ediyor. “Dövme sanatı yeni neslin güzel sanatlarla ilgilenmesini sağlıyor” diyor. Gerçekten de 1990 ve 2000’lerde doğmuş bir gence Rus Süprematizmi, İtalyan Fütürizmi ya da Fovizm hakkında soru soramazsınız, fakat sanat, kültür ve matematikten derinlemesine etkilenmiş Büchi gibi bir dövme sanatçısından bahsederseniz ilgisini çekersiniz. Guadalupe, “Dövme sanatının yepyeni bir evren olduğunu fark ettik” diyor. “Dövmeler bugün muhtemelen en modern ve yüksek düzeyde iletişimi yapılan sanat biçimi ve Maxime gibi dünyanın en iyilerinden biriyle işbirliği kurunca, bu ortaklık sayesinde bizi daha önce fark etmemiş olan dövme meraklıları ile bağ kurabildik.”
Büchi’nin Hublot için tasarladığı kutsal geometri desenleriyle bezeli saat daha pek çok benzer modelin ilki olacak gibi görünüyor. Lüks markaların dövme sanatçılarıyla çalışmaları İsviçre’nin Montreux şehrinde düzenlenen bir dövme kongresinde konuşan sanatçı Philippe Aillaud’un da belirttiği gibi “Dövmeciler için muhteşem bir gelişme.” Aillaud “Artık kötü adamlara dövme yapan kötü adamlar değiliz” dese de, insan derisine yapılmayan dövmenin ne kadar dövme sayıldığı konusunda kararsız. Bu üzerinde tartışılabilecek bir konu, fakat şu bir gerçek: İlerleyen yıllarda dövme sanatı diğer güzel sanatlar gibi kendi ilham perisine sahip olabilir.

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı OCAK 2016

Sokaktan saraylara: Street Art

Sokak sanatçılarının eserleri, dünyanın en ünlü galerileri tarafından dudak uçuklatıcı fiyatlara satılıyorken; fiyatları kimi zaman müzayedelerle belirleniyorken; sanatçılar tişörtten postere, kitaptan yüzüğe yüzlerce yan üründen ‘dünya para kazanıyor’, en zenginlerin koleksiyonlarına giriyorken; bazı soruların sorulma zamanı çoktan gelmedi mi: Street art zengin sanatı mı oluyor?

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı MART 2016

Sıfırdan zirveye: Bebek yüzlü meleğin hikâyesi

Birbirinden güzel dört çocuğu var, Eyfel Kulesi’ne bakan bir evde yaşıyor, Fransa’nın en zengin adamlarından birinin oğlu ile birlikte. Ama her şey her zaman bu kadar yolunda değildi. Dünyanın en güzel kadınlarından, model Natalia Vodianova’nın parıltılı yaşamının ardında hırslı, inatçı ve yardımsever bir kadının zorlu hikâyesi var. Şimdi başkaları için mücadele eden Vodianova, “Bu benim geçmişimin gerçeği” diyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EKİM 2016

Rus edebiyatına ne oldu?

Rus klasikleri edebiyat dünyasının zirvelerinde, ‘mutlaka okunması gereken eserler’ listelerinde yer alırken, baskıları mantar gibi çoğalırken, yaşayan Rus edebiyatçılarından neden haberimiz yok? Neden kitaplarının çevirilerini görmüyoruz? Yalnızca Türkiye’de mi tanınmıyorlar yoksa dünyada da durum böyle mi? Gizemi çözmek için edebiyat ajanlarının, çevirmenlerin kapısını araladık.

DEVAMINI OKU