STİL

Manus x Machina: Teknoloji çağında moda

New York Metropolitan Müzesi’nde halen devam eden 'Manus x Machina' sergisi, el sanatı ile teknolojinin moda dünyasında nasıl bir araya gelebileceğini gösteren bir devler geçidi. Sergi, dünyanın en görkemli moda şovlarını aynı anda görmek gibi... New York’tan bildiriyoruz!

Füsun Hattat

1983 görünümü
Sergi geçmişten günümüze, makine ve el işi birlikteliği konusunda örnekler sunuyor. Yves Saint Laurent'ın 1983 ilkbahar-yaz haute couture koleksiyonundaki bu elbise onlardan biri.

 

"Geleneksel olarak, haute couture 'özel tasarım', avant-garde prêt-à-porter 'hazır giyim' ise el işi ve makine yapımına dayanıyor. Ancak, yakın zamanda bu ayrım her iki disiplin şekli için de sürekli artarak bulanıklaşmış ve bir diğerinin uygulamalarını, tekniklerini benimsemiş durumda." Bu sözler, New York Metropolitan Müzesi, Kostüm Enstitüsü'nde 14 yıl galeri sorumlusu olarak görev aldıktan sonra emekliye ayrılan galeri baş sorumlusu Harold Koda'nın yerini henüz alan Andrew Bolton'a ait.
Bu sözleri hatırlatmamızın sebebi Met’te halen devam eden 'Manus x Machina (Makineye Karşı İnsan) - Teknoloji Çağında Moda' sergisi. Serginin açılışını, ünlülerin teknolojik kıyafetleriyle çok konuşulduğu Met Galası’ndan hatırlarsınız. Sergide yer alan kıyafetler, Bolton’ın dikkat çektiği etkileşime gönderme niteliğinde. Bu kıyafetlerin bazıları giyilebilir, bazılarıysa fazlasıyla gösterişli... 1900'lü yılların başlarından günümüze uzanan 170 kostümün hepsi, hazır giyim ve özel tasarım arasındaki farklılıklara dair genel anlayışları altüst eden, el işi ve makine işi arasındaki bağlantıya ilişkin yeni ve şaşırtıcı bir hikâyeyi göz önüne seriyor.

'KATEDRAL'DEKİ GELİNLİK
Müzenin Robert Lehman kanadı boyunca zemin ve birinci katlara yayılmış galerilerde, Hollandalı mimarlık firması OMA tarafından beyaz transparan keten geçişler kullanılarak 'bina içerisinde bina' efekti yaratılmış. Met yöneticisi Thomas Campbell'in yorumuyla ‘bir nevi katedral’ görüntüsü kazandırılmış salonda ilk önce, Chanel'in 2014 ilkbahar özel tasarım koleksiyonundan, Karl Lagerfeld imzalı muhteşem neopren gelinlik, Brian Eno'nun 'An Ending' adlı şarkısı eşliğinde izleyicileri karşılıyor. Altın kubbenin ışıl ışıl yansımasını üzerinde toplayan gelinlik, o sıralar hamile olan manken Ashleigh Good için tasarlanmış. Metrelerce uzunluktaki kuyruk metalik altın pigment boya ile elde boyanmış, inci ve değerli taşlarla bezenmiş. Ayrıca makine tarafından yapay elmaslar preslenmiş. Hem el işçiliğinin, hem teknik çalışmaların bir arada kullanıldığı gelinliğin Andrew Bolton tarafından ana parça olarak seçilmesi tesadüf değil. Şu sözleri de bunu destekler nitelikte: "Bu sergi, el-makine karşıtlığına dair alışılagelmiş kabullere karşı çıkarak, içinde yaşadığımız teknoloji çağıyla bağlantılı yeni bir paradigma ortaya koyuyor.”

 

Farklı disiplinler
Sergide nakış, üç boyutlu çiçek, pilise, payet işleme gibi farklı tekniklerin kıyafetlere nasıl yansıdığı görülebiliyor.

 

EL SANATI VE 3D BİR ARADA
Lagerfeld'in gelinliğinin hemen ardından Saint Laurent'ın 1958’de Dior modaevi için hazırladığı L'Eléphant Blanc isimli gece elbisesi dikkatimi çekiyor. Sadece o değil tabii: Nicolas Ghesquière'in Louis Vuitton’un 2016 ilkbahar yaz koleksiyonu için hazırladığı metalik tasarımlar, 2012'de Sarah Burton'ın Alexander McQueen için yaptığı kabuk ve mercanlarla kaplı elbise, Prada'nın plastik payetleri, John Galliano'nun, Dior etiketli karmaşık drapeleri, Hüseyin Çağlayan'ın 'Kaikoku Floating' isimli elbisesi serginin en çarpıcı parçalarından. Altın renkli bu tasarım, üzerine asılmış kristalleri havaya dağılan, uzaktan kumanda edilebilen bir fiberglas kılıf aslında.
Alt katta ise Issey Miyake, Comme des Garçons ve Junya Watanabe'ye ait örneklerden sonra Chanel'in 3 D yazıcıda hazırlanmış, kenarları elle işlenmiş plastik tayyörleri karşısında dakikalarca çakılı kaldım.
Müzedeki galeriler, 18’inci yüzyıl Fransız filozofu Denis Diderot'nun 'Encyclopédie' eserinde ana hatları belirlenmiş, günümüzde halen kabul edilen haute couture uygulamalarına göre düzenlenmiş. Birinci kat nakışlı işlemelere, yapma çiçeklere, tüy işçiliğine; zemin kat ise oya ve deri işçiliğine, pilelemeye ayrılmış. Geleneksel el sanatına yönelik bu tekniklerle, 3 D baskı, bilgisayar modelleme, yapıştırma ve astarlama, lazerle kesme ve ultrasonik birleştirme gibi yenilikçi teknolojiler bir arada ele alınmış.

 

 

Met'in yıldızları
Hüseyin Çağlayan'ın uzaktan kontrol edilebilen fiber kılıfı (solda) ve Karl Lagerfeld'in Chanel için tasarladığı, serginin baş elbisesi olan gelinlik sanat eserinden farksız (sağda).

 


DÜNYA DEVLERİNİN GEÇİDİ
Bu gösteri, bir yandan da moda dünyasının günümüzde yönünü belirleyen, bir işin başarısının pazarlama, aldatıcı reklamlar ve sosyal medya gibi unsurlara bağlı olduğu tezini yerle bir edip, yetenek, beceri ve işçiliğin esas olduğunun altını çiziyor, tasarımcıların yenilikçi ve yaratıcı süreçteki yerlerini destekliyor. Sergide yer alan tasarımcı ve moda evleri arasında, Christobal Balenciaga, Pierre Cardin, Alexander McQueen için Sarah Burton, Hüseyin Çağlayan, Gabrielle "Coco" Chanel, Valentino için Maria Grazia Chiuri ve Pierpaolo Piccioli, Christian Dior, Domenico Dolce ve Stefano Gabbana, Lanvin için Alber Elbaz, Louis Vuitton için Marc Jacobs, Helmut Lang, Thierry Mugler, Yves Saint Laurent, Givenchy için Riccardo Tisci, Christian Dior için Raf Simons, Giambattista Valli, Yohji Yamamoto ve daha niceleri var.

ÖMÜRLÜK BİR GÖSTERİ
İster öğrenci olsun, ister Dior çantalarıyla arz-ı endam eden havalı bir kadın, ister tasarımcı ya da kendi yağında kavrulan terzi, modayı seven herkesi hayranlığa sürükleyen bir sergi bu. 7’den 77'ye herkesin, her elbisenin önünde durup dikimini, taşların bu şekilde nasıl işlenebildiğini, tüllerin nasıl kıvrılıp kesilebildiğini uzun uzun tartıştığı, bunca tasarımcının eserini bir daha kolay kolay bir arada bulamayacağınız çok katmanlı bir defile-şov... Eğer dünyaca ünlü moda tasarımcılarının haute couture defilesinde gerçekleşen mucizeleri görmeyi bir ömür boyu düşlediyseniz, bu gösteri çok daha fazlasını sunuyor.
Modacı Alber Elbaz, verdiği bir derste tasarım öğrencilerine 'Manus x Machina' sergisinin neden bu denli büyük önem taşıdığını kısa ve öz olarak şöyle açıklamış: "Bu sergi, neredeyse tasarımcılara yönelik, tasarımcıların çalışmalarıyla gerçekleştirilmiş bir niteliğe sahip. 'Manus x Machina', işçilik üzerine, know-how üzerine, zaman üzerine bir sergi... Ve beni en çok etkileyen bir diğer şey de, gösterinin neredeyse tamamen sessiz olması. Lütfen, gidin ve görün."