STİL

Moda endüstrisine ‘kalbini’ veren simge

Bugün dünyanın haç ve hilalden sonra en çok tanıdığı sembol, Oxford Sözlüğü’ne giren ilk şekil, romantik aşkın popüler kültürdeki karşılığı o; kırmızı kalp. 19’uncu yüzyıldan itibaren Batı dünyasına yayılan kalbin kolye ve yüzüklerde başlayan yolculuğu, ünlü markaların koleksiyonlarında sürüyor.

Burak Tatari

Çarpıcı etki
Valentino'nun 2015 Pre-Fall koleksiyonu, 'Valentino kırmızısı' ile kalp ikonunu birleştirdi.

 

Valentino’nun 2015 ‘Pre-Fall’, koleksiyonu kıpkırmızı kalp teması üzerine kuruluydu, Tiffany & Co.’nun gelmiş geçmiş en göz alıcı tasarıma sahip yüzüklerinden biri kalp şeklindeydi; sokak modasında egemenliğini hiç kaybetmedi, doğal olarak -popüler kültürdeki varlığını da borçlu olduğu- ‘I  ...’ ile başlayan koca bir endüstrinin de merkezinde yer alıyor. Bugün öylesine hayatımızda ki, sanki hep yanıbaşımızda, çevremizdeymiş gibi geliyor. Peki ama aslında bu sembol nereden çıktı? Modanın merkezine nasıl yerleşti?
Önce hikâyenin en başına dönelim. İlkçağlardan bu yana kalp, en doğudan batıya tüm toplumlar için çok önemliydi. Elbette bu önem, bugünkü gibi fizyolojik bir nedene değil, felsefeye dayanıyordu. Eski Mısır’dan Antik Yunan’a, Roma medeniyetinden Meksika yerlilerine kadar kalp, hayatın ve ahlakın merkezi, ruhun odağı sayılıyordu. Belki de bu yüzden o çok alışık olduğumuz kalp ikonu gerçek şeklinden hayli farklıydı.
Bir iddiaya göre, sembolün kökeni, bugünkü Libya topraklarında M.Ö. yedinci yüzyıl ile M.S. ikinci yüzyıl arasında yer alan şehir-devleti Kirene’de yetişen ve sonradan soyu tükenen ‘Silphium’ adılı bitkinin meyvesine benziyordu. Bu meyve, seks ve aşkla özdeşleştirildiği için, şekli de sembolleşmişti. Hatta basılan paralarda damga olarak bu meyvenin şekli, yani kalp kullanılmıştı.
Ama kalp ikonunun yaygınlaşması asıl Ortaçağ’da Hıristiyanlık sayesinde oldu. Hz. İsa’yı ve sevgiyi simgeleyen bu şekil, bugünkü kullanımına benzer haliyle birçok sanat eserinde görülmeye başlandı. Ayinlerde kullanıldı. İkon, samimiyet ve duruluğu temsil ettiği düşüncesiyle birçok ortaçağ hanedanlığının bayrağına, bu arada iskambil kâğıtlarına da girdi.
Kalp simgesinin popüler kültürün en önemli sembollerinden biri olmasını sağlayan olay ise yolunun Sevgililer Günü ile kesişmesiydi. Henüz Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde Roma İmparatoru’nun evlenme yasağını çiğneyen askerler ve sevgililerini kutsal bağla birleştiren rahip Aziz Valentine ve ona atfedilen gün Ortaçağ’da özellikle Fransa ve İngiltere’de gelenekselleşti. Ancak kalp şeklinin mektup ve kartlardan kıyafetlere taşınmasına daha çok vardı.

İLK KEZ MÜCEVHERDE
Kalp şeklinin tasarıma girişi mücevherle oldu. Ortaçağın kapanıp yeni çağın başladığı 15’inci yüzyılda Avrupa’da kuyumculuk çevresinde “Cadının kalbi” diye tanımlanan sembol hızla yaygınlaştı; mücevher ve takılarda rastlanmaya başlandı. Cadının kalbinin şans getirdiğine ve kötülüklere karşı koruduğuna inanılıyordu. 1700’lere gelindiğinde Hıristiyanlıktaki kalp ikonundan da etkilenerek aşkta sadakati simgelemeye başladı. Ve cadının kalbini taşıyan birçok yüzük üretildi. Bugün karşımıza çıkan hemen her kalp şeklindeki taşın kökeni bu. Moda endüstrisini etkileyecek fenomenin bir nevi öncüsü. Aslında bugün de kullanılıyor. Prenses Diana’nın kardeşi Charles Spencer’ın, ilk eşi Victoria Lockwood’a sunduğu yüzük, cadının kalbinin etkisini günümüzde sürdürdüğüne güzel bir örnek.

 

Soldan sağa saat yönünde:
Kirene'de yetişen 'Silphium' bitkisinin meyvesi dönemin paralarının üzerinde.
'Cadının kalbi' 1400'lerden bu yana mücevher tasarımlarında kullanılmaya devam ediyor. Farkı, kalbin ucunun hafif kıvrık olması.
Tasarımcı Erté, kalp ikonuna resimlerinde ve tasarladığı takılarda bolca yer verdi.
Almanya'da 1912 yılında üretilip ABD'ye ihraç edilen golf temalı bir Sevgililer Günü kartı.
Ortaçağ'daki Hz. İsa çizimlerinde karşılaşılan kalp ikonunun üzerinden kan damlıyordu.
Paul Poiret'nin tasarladığı 'Deli Kalp' parfümünün şişesi de aynı şekildeydi.

 

AŞKIN VE İHTİRASIN RENGİ
Kalbin tasarımlara yansımasıyla hemen hemen aynı tarihlerde, belli çevrelerde kırmızı kıyafetler de ilgi çekmeye başladı. Çünkü kalbin rengi tartışmasız kırmızıydı. Renk, özellikle Avrupa kültüründe kraliyetle özdeşleştiriliyordu. Bunun sebebi, kırmızı rengi elde etmenin zor olmasıydı. Rengin çıkarıldığı ‘koşinil’ adı verilen ve değişik kaktüsler üzerinde asalak olarak yaşayan böceğe Batı’da az rastlanıyordu. Bu sebeple kırmızı boya çok pahalıydı. Maliyeti karşılayabilen sadece asillerdi. Öte yandan Kilise’nin kırmızı renkle ilgili kafası karışıktı. Kilise, bir yandan ‘Kardinal kırmızısı’ adı verilen rengi taşıyan kıyafetleri desteklerken, öte yandan belli dönemlerde rengi ‘uygunsuz’ olarak niteliyordu. 1850’lerden itibaren sentetik boyaların ortaya çıkması ve dini baskının hafiflemesiyle kalbin rengi kırmızı modada altın çağına girdi, tüm kitlelere ulaştı.

20’NCİ YÜZYILIN KALP İKONU
1900’lerin başında artık kitlesel bir simgeye dönüşen kalp ikonu, sevgililerin birbirine attığı mektuplarda, kartlarda, hediyelik şeker kutularında vazgeçilmez hale geldi. Avrupa’da Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından kırmızı ruj ile kalp şeklinde boyanmış dudaklar moda oldu. 5 bin senelik tarihe sahip ve Fransızca ‘kırmızı’ (rouge) kelimesinden türeyen ruj, aşkın ve baştan çıkarmanın yeni sembolü olarak öne çıktı.
“Kalp ikonunun –organa benzemese de- çok güzel bir şekli var. Kalp, insanların konuştuğu dil olarak takdir edildi. 19’uncu yüzyıldan itibaren modacılar tarafından kullanılıyor. Özellikle Paul Poiret, bu figürü birçok tasarımına işledi.” Yeditepe Üniversitesi’nde 'Kostüm Tarihi' ve 'Moda Tarihi' dersleri veren ünlü modacı Vural Gökçaylı, kalbin modaya girişini böyle özetliyor. Sözünü ettiği Fransız modacı, 1900’lerin başında ABD’de “Modanın Kralı”, Fransa’da “Muhteşem” (Le Magnifique) diye anılan Poiret. 1911’de eşi Denise ile kurduğu ‘Rosine’in Parfümleri’ markasının en ünlü kokusu ‘Deli Kalp’i 1925’te Paris’te Uluslararası Çağdaş Dekoratif ve Endüstriyel Sanatlar Sergisi’nde tanıttı. Bu, dört dörtlük bir kalp şekliydi. Poiret, ayrıca altın ve seramikten kalp şeklinde yüzükler tasarladı.
1892-1990 yılları arasında yaşayan Rusya doğumlu Fransız sanatçı Erté (Romain de Tirtoff) ise özellikle tasarladığı kolyelerde ve çizdiği resimlerde kalp şeklini bolca kullandı.

 

Soldan sağa doğru:
Tiffany & Co.’nun kalp biçimindeki pırlanta yüzükleri her zaman ilgi çekiyor.
Bulgari'nin kalp temalı saati pembe altın ve çelikten.
Cartier'den kalp şeklinde üç taşlı kolye.
Chopard'ın özel üretim saati, elmas ve kalbin birlikteliğini simgeliyor.

 

YARATICISININ ADIYLA ANILAN KIRMIZI
Kalbin rengi kırmızının aşkla özdeşliğini en iyi ifade eden kişi, adını taşıyan kırmızı tona imzasını atacak Valentino Garavani oldu. Renk, ortaya çıkışını bir tesadüfe, İtalyan modacının gençliğinde gittiği İspanya’da opera dinlemesine borçlu. Hikâye şöyle: Barselona’da opera izleyen Valentino, dikkatini bir türlü sahneye odaklayamamış, zira gözü hep yukarı takılmış. Balkonda oturan kadınları giysilerinden ötürü kırmızı çiçeklerin olduğu sepetlere benzetmiş ve bu esinlenmeyle, 'siyah ve beyazla rekabet edebilen tek renk' olarak gördüğü kırmızıdan yeni bir ton yaratmak için harekete geçmiş. Yüzde 100 macenta (morumsu kırmızı), yüzde 100 sarı ve yüzde 10 siyah kullanmaya karar vermiş. Ortaya ‘Valentino Kırmızısı’ çıkmış. İlk kez 1959’da bu renk bir kıyafet, kokteyl elbisesi olarak piyasaya sunulmuş. Renk o günden sonra dünya sosyetesinin davetlerinde elbiselerin, gece tuvaletlerinin vazgeçilmezi haline geldi. Avrupa kraliyet ailelerine mensup olanlardan Amerikan sosyetesinin simalarına, ünlü oyunculardan ikonik müzisyenlere birçok kadın Valentino kırmızısı kıyafetleri tercih ediyor.

 

Soldan sağa saat yönünde:
Stanley Kubrick'in yönettiği 1997 tarihli 'Lolita' filminin başrol oyuncusu Sue Lyon'ın taktığı gözlük, moda dünyasını derinden etkiledi.
I ♥ NY tişörtleri, dünya üzerinde taklidi en çok piyasaya sürülen ürünlerden.
Pembe, kalp şeklindeki çantanın tasarımcısı Vivienne Westwood, 2014.
Kırmızı Moschino elbisesi üzerinde siyah bir kalp bulunan model, Milano Moda Haftası'nda, 2014.

 

I ♥ NY
“New York’u seviyorum.” Kalp ikonunu gerçek anlamda küreselleştiren slogan işte bu oldu. Ve moda endüstrisini sonsuza kadar değiştirdi. Tarih, “Dün” denilecek kadar yakın. 1977’de New York şehir yönetiminin ticaret departmanı tarafından görevlendirilen Milton Glazer’ın tasarladığı bu pazarlama harikası, şehrin suç kenti algısını kırmak için yaratıldı. Amaç şehre gelen turist sayısını artırmaktı. Logo, takıdan kazağa, cüzdandan boxer’a, şampanyadan güneş gözlüğüne kadar birçok aksesuar ve giyim ürününe yansıdı. Markanın açtığı butiğin ilk müşterilerinden biri Monaco Prensesi Caroline idi. Şimdilerde kalp ikonlu ürünleri, şarkıcı Katy Perry’den burlesk sanatçısı Dita Von Teese’e, yaşlı Avrupalı turistlerden genç Uzakdoğululara dünyanın dört bir yanından insan üzerinde taşıyor. Hâlâ yılda 30 milyon dolardan fazla lisanslı ürün satılıyor. ‘I …’ kalıbı o kadar tuttu ki önce ABD’nin diğer eyaletlerindeki şehirlerin, sonra dünyanın dört bir yanındaki metropollerin tanıtımları için kullandıkları bir sembole dönüştü. Kalp ikonunun etkilediği bir başka kurum ise Fransa’nın postane idaresi. 2000 yılından bu yana kalp ikonlu pulları her sene ünlü bir modaevi tasarlıyor. Şimdiye dek Yves Saint Laurent, Christian Lacroix’ya, Chanel’den Hermès’e birçok tasarımcı kalp şeklindeki tasarımlarını pullara bastı.
Elbette modacılar kalp şeklini, koleksiyonlarına da taşıdı. Kalp özellikle son dönem modasına damgasını vurdu. Vivienne Westwood’un 2014 Londra Moda Haftası’nda tanıttığı koleksiyonu, Valentino’nun 2015 ‘pre-fall’ koleksiyonun kalp temalı parçaları, Moschino'nun 2014 sonbahar-kış koleksiyonu bir çırpıda sayılabilen örnekler. Kimisinde çanta, gözlük gibi aksesuarlar bu şekilde tasarlanırken, kimi modacılar kalbi kumaş baskılarda uyguluyor ya da yaka gibi detayları kalp şekilde çalışıyorlar.
Ortaçağ Avrupası’nda yaygınlaşan, mücevher ve takılarla başlayıp moda endüstrisine uzanan kalp ikonları, dünyaca ünlü tasarımcılara ilham vermeyi sürdürüyor.