YÜZLER

Mutlu, Özgür, Tutkulu: Monica Bellucci

50 yaşında yine güzel, yine seksi. İlerleyen yıllar umurunda değil. Son Bond kızının sırrı, düşünce biçiminde: “Bir illüzyonu sürdürmekle ilgilenmiyorum.”

Fred Allen

Monica Bellucci, uzun zamandır dünyanın en güzel kadınlarından biri kabul ediliyor. Bu değerlendirme bugün, oyuncular ve genel olarak tüm kadınlar için, mantık dışı bir damga olmayı sürdüren 50'nci yaş için de hâlâ güçlü bir şekilde geçerli. Bellucci, Daniel Craig’in dördüncü kez 007 olarak göründüğü son James Bond filmi ‘Spectre’deki rolüyle tarihin en yaşlı Bond kızı olarak, güzelliğin yaşsızlığının canlı kanıtı.

Bellucci, sadece yeni ‘Bond kadını’ olmasıyla değil, 2012’de aktör eşi Vincent Cassell’den boşanmasının ardından gelen yeni bekâr anne hayatıyla da gurur duyuyor. Kadınların, duygularının sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğine ve arzu edilir olmanın sadece fiziksel çekiciliğin değil, daha çok, kişinin benlik duygusunun bir fonksiyonu olduğuna inanıyor.

“Konu kadınlar olunca, güzellik ve çekiciliğin fiziksel yönü çok fazla vurgulanıyor” diyor Bellucci. “Hayatımın bu noktasında enerji ve heyecan dolu hissediyorum. Yaşımın, kendime dair nasıl hissetmem gerektiğiyle ilgili herhangi bir şeyi değiştirdiğini düşünmüyorum. Bu benim için iyi bir dönem, kendime ve hayata ilişkin yeni şeyler keşfetmek için büyük merak duyuyorum.”

‘Spectre’ dışında Bellucci, bu ara çok farklı bir filmi daha tamamladı. ‘On the Milky Road’, çok beğenilen Sırp yönetmen Emir Kusturica’dan, İkinci Dünya Savaşı’nın kan ve katliam dolu günlerinde geçen karmaşık bir aşk hikâyesi.

Kariyeri boyunca Bellucci, Atlantik’in iki tarafında da çalıştı; Oscar adaylığı getiren ‘Malena’, Mel Gibson’ın ‘Tutku - Hz. İsa’nın Çilesi’ (Mary Magdalena’yı oynamıştı), Terry Gilliam’ın ‘Çılgın Kardeşler’ filmleri ve ‘Matrix’ serisinde rol aldı. 1990’larda yerleştiği Fransa’da, ‘Apartman’ (oynadığı ilk Fransız filmi) başta olmak üzere, (eski eşi Vincent Cassell ile) ‘Dönüş Yok’, ‘Gizli Ajanlar’ ve ‘Beni Ne Kadar Çok Seviyorsun?’da oynadı.

Monica Bellucci, Paris’te, Cassell’dan olan iki kızı; 10 yaşındaki Deva ve beş yaşındaki Leonie ile yaşıyor. Şu an ‘mutlu bir bekâr’.

 


 

İki Tarafı Keskin Kılıç

 

  

 


50 yaşını geride bıraktığınız için bu kadar çok yaygara koparılması sizi rahatsız ediyor mu?

Hiç umrumda değil. Yaşlanmayı asla travmatik bir deneyim olarak görmedim. 50 yaşında olup, pek çok değişik anı değerlendirmeyi becerebilmiş, kendin ve çevrendeki dünyaya karşı farkındalık kazanabilmiş olmak güzel. Bence bunu kutlamalı ve bundan ilham almalıyız.

Bond filminde oynamak bir bakıma, 50 yaşın bir kadının artık çekici görünmediği yaş anlamına gelmeyeceğini mi kanıtlıyor?

"Hep bir ilişkiden dosdoğru diğerine koştum; sonra da 14 yıl evli kaldım. Evliliğim doğal akışı içinde sona erdi.
O zamandan bu yana, yeni bir canlılık ve enerji hissine kavuştum."

 

Bence bu, bir kadının her yaşta saygı görmeyi ve güzel bulunmayı hak ettiğine işaret. Arzu ve çekicilik, bir kadına sadece 20’lerinde, 30’larında ait olan şeyler değil. Tıpkı toplumumuzda daha yaşlı kadınların görmezden gelinmesi gibi, sinema sektöründe de sık sık daha yaşlı kadın oyunculara karşı bu önyargı oluştu. Kadınların yaşlansalar bile, kendilerine inanmaya ve cinsel duyarlılıklarını ve güzelliklerini hala yansıtabileceklerini anlamaya ihtiyaçları var. 30’lu yaşlarımızla karşılaştırdığımızda, 50’mizde artık ilgi çekici ve seksi olmadığımızı hissetmemeliyiz.

Dünyanın en güzel kadınlarından biri olarak, hayatınızı yoğun bir ilgi ve hayranlık nesnesi olarak geçirdiniz. Bu ağır bir yük mü?

Güzellik size bahşedilmiş bir hediye. ama bununla fazla gurur duymamalısınız, çünkü bunu başarmak için bir şey yapmadınız. Basitçe kimliğinizin parçası, ama aslında içinizdeki gerçek siz değil. Ayrıca güzellik, iki tarafı keskin bir kılıç. Çünkü insanların gözündeki, gençliğinizden kalan görüntüyü sürdürmeniz için çok fazla baskı var. Ama ben uzun zaman Önce, yaşlanmanın hayatın bir parçası olduğunu kabul ettim ve bir illüzyonu sürdürmeye çalışmakla ilgilenmiyorum. Bir gün dünyanın en güzel kadını gibi görülürsünüz, ertesi gün bu ilginin gösterildiği başka bir kadın vardır. Bu gerçek değil.

Sizde doğal bir sükünet ve güven hissi var. Bu nereden geliyor?

Babama çok benzerim. O benim bağımsız olmamı ve kendimi düşünmemi isterdi. Annem de, babam da çok hoşgörülüydüler ve ilginç bir hayat sürebilmemi istediler. Gerçekten bundan daha iyi bir destek bulamazsınız. Bu bana, özgürlük hissi ve hayatı keşfetme tutkusu verdi.

‘Spectre’deki rolünüz bir yana, Emir Kusturica’yla ‘On the Milky Road’ı da çektiniz. O nasıl bir deneyimdi?

Film, savaş zamanı geçen bir aşk hikayesi üzerine kurulu ve vahşi doğada çekildi. Hikaye üç bölümden oluşuyor. Emir de başrol oyuncusu. Film, benim için oyunculuk hayatımın büyük deneyimlerinden biri oldu. Kusturica, tam bir sanatçı: Yönetmen, yazar, müzisyen, yapımcı ama en önemlisi inanılmaz bir insan.

Fransa’da çalışmak için İtalya’yı terk ettiniz. Bu hayatınızın önemli kararlarından biri miydi?

Oyunculuk kariyerim boyunca en sevdiğim şeylerden biri, farklı kültürleri keşfedebiliyor olmamdı. Bu nedenle yılda 50 film yapılan İtalya’dansa, yılda 350 film yapılan Fransa’da çalışmak ilgimi çekti. Amerikalı, İtalyan, Fransız, İranlı ve şimdi de Sırp bir yönetmenle çalışmak benim için büyük bir keyif.


"Oyunculuk kurtuluşumdu."

 

Ciddi bir oyuncu olmaya çalışırken, güzelliğinizle ilgili saplantılı ilginin üstesinden gelmek ne kadar zordu?

Bu, benim daha oyunculuk kariyerime başlamadan önce yüzleşmek durumunda kaldığım bir şey. İtalya’da final sınavlarımı verirken, Yunan hocam bana küçümser bir tavırla sormuştu: “Yetişkin olduğunda ne yapacaksın; oyuncu mu, yoksa TV sunucusu mu olacaksın?” Görünüşümden ötürü okumakla işim olmayacağını söyleyerek beni aşağılamaya çalıştı. Onun bakış açısından, bir oyuncunun okumaya veya eğitimini ciddiye almaya ihtiyacı yoktu. Tabii ki buradaki büyük ironi de benim oyuncu olmam!

Oyunculuk hep hayaliniz miydi?

Çocukluğumdan beri oyuncu olmak istedim ve seçtiğim kariyerle güzel bir hayat kurduğum için çok gurur duyuyorum. Oyunculuk kurtuluşumdu. Beni hiç tatmin edici olmayan, tam zamanlı model olmaktan kurtardı. oyuncu olarak kendimi kanıtlamam zaman aldı ama iyi filmler yaptıktan sonra, ilgimi çeken iyi roller bulmak çok daha kolay oldu.

Kızlarınız oyuncu olmak isterse tepkiniz ne olur?

Ben de, babaları da mutlu oluruz. Karşı çıkacağım şey, modellik olur. Kızlarımın o dünyanın parçası olmalarını istemem. Başka herhangi bir şey olur.

Hayatınızın bu döneminde bekar olmanın getirdiği zorluklar neler?

Bu, hayatımın en ilginç ve ilham verici dönemlerinden biri. Daha önce hiç deneyimlemediğim bir durum. Hep bir ilişkiden dosdoğru diğerine koştum; sonra da 14 yıl evli kaldım. Evliliğimin bitme nedeni başka biriyle tanışmış olmam değildi; doğal akışı içinde sona erdi. Ama o zamandan bu yana daha önce hiç deneyimlemediğim yeni bir canlılık ve enerji hissine kavuştum.

Uzun bir evlilikten çıkmak ve kendinizi bir partneriniz olmadan buluvermek, bir şekilde denge bozucu, hatta korkutucu değil mi?

Bekar olmak, tabii ki yalnız olmak anlamına gelmiyor. Bir ilişkiye sahip olma ya da olmama özgürlüğünüz var. Evet, bazen biraz korkutucu ama aynı zamanda ufuk açıcı ve heyecan verici de. Bu, benim için çok özel bir zaman.

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı MART 2016

Bambaşka bir sergi: Pitoresk İstanbul

İstanbul bu ay Pitoresk İstanbul sergisi ile sanatseverlere alışılmışın dışında bir görsel ve işitsel deneyim sunacak. Sergide 19’uncu yüzyıl ressam seyyahlarından Melling, Schranz, Allom, Bartlett, Lewis ve Ayvazovski’nin İstanbul’u, ‘dijital seyahatnameler’ olarak dev boyutlu perdelerde canlanacak. 12 Mart’ta İstanbul Deniz Müzesi’nde başlayacak sergiyi, Boyut Yayın Grubu’nun ve serginin genel yönetmeni Bülent Özükan, sanat yönetmeni Murat Öneş ve müzik direktörü, besteci-piyanist Anjelika Akbar ile konuştuk.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı OCAK 2016

Gore Vidal’ın skandal sarayı

En sadık ziyaretçilerinden biri Prenses Margaret idi. Susan Sarandon, hayatının sürprizini bu evde öğrendi. Rudolf Nureyev son günlerini burada geçirdi. Hillary Clinton konuk oldu. 'Kent ve Tuz' romanıyla, ABD’nin eşcinsellikle ilk kez gerçek anlamda yüzleşmesini sağlayan usta yazar Gore Vidal’ın İtalya’daki evi La Rondinaia satılıyor. 21 milyon dolarlık villayı özel kılan, konumu kadar pek çok ünlünün mahrem anılarıyla dolu olması.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı MAYIS 2016

Zamanın ötesinde bir modacı: André Courrèges

1960’ların ‘Uzay Yarışı’ çılgınlığını modaya taşıdı, henüz Ay'a çıkılmamışken 1964’te ‘Moon Girl’ adlı bir koleksiyon hazırlayarak o günün kadınını gelecekle tanıştırdı. André Courrèges, mini eteği de kadınların günlük hayatına sokan önemli vizyonerlerden. Peki markası, bugün genç tasarımcılarla, eski pırıltılı günlerine geri dönebilecek mi?

DEVAMINI OKU