SANAT & TASARIM

Objektifin ardında bir ikon: Annie Leibovitz

O, en kasıntı Hollywood yıldızını bile muma çevirebilir. Disney yıldızı Miley Cyrus'ı yatağa sokup, hamile Demi Moore'u ta 1990'larda çırılçıplak soyan da o. Portfolyosunda, zamanımızın en büyük şöhretleri, entelektüeller, liderler geçit yapıyor. Haberimiz güzel, Annie Leibovitz'in kadın portrelerinden oluşan gezici sergisi, Türkiye'ye geliyor.

Lucy Davies, The Daily Telegraph / The Interview People

Doğu Londra’daki Wapping İstasyonu’nun girişi normal bir kapıdan çok daha geniş. Merdivenlerin başında 1.80’lik boyuyla yere uzanmış, dirseğiyle başını destekleyerek poz veren Annie Leibovitz duruyor. “Bu nasıl?” diye soruyor gülerek ve başını şekilden şekile sokarak, “Ya da bu?”
O sabah, istasyonda açılan sergisini konuşmaya oturduğumuzda, merdivenlerin tozunun kıyafetlerine bulaştığını fark ediyorum. 1970’teki ilk Rolling Stone kapak çekiminden beri kendini bu işe adayan, zanaatine, akli dengesine zarar verecek kadar bağlı biri için uygun görünüyor.
Hakkı da var. Leibovitz bugüne kadar, dünyanın en ünlü isimlerini şaşırtıcı ve çarpıcı pozlar vermeye ikna etmiş biri: Whoopi Goldberg’i ılık süt dolu küvette, John Cleese’i bir ağaçtan yarasa gibi sarkarken, Demi Moore’u hamileyken çıplak, yalnızca 30 karatlık pırlanta yüzükle çekmişti.


 

1970'ler tarzı
Gencecik Leibovitz, Rolling Stones turnesinin Memphis ayağında, 1975

 

GÜNLÜK ÜCRETİ: 100-250 BİN DOLAR
Ekran şöhretlerinden entelektüellere ve liderlere, birlikte çalıştığı isimlerin listesi uzun. Yalnızca geçen sene tüm 'Star Wars' ekibini, Adele, Caitlyn Jenner, Angelina Jolie, Mark Zuckerberg, Rihanna, Amy Schumer ve Senatör Elizabeth Warren gibi isimleri fotoğrafladı. “Yaşım ilerledikçe hayattaki rolümü daha iyi anlıyorum” diyor. “Eserlerin ciddi bir ağırlığı, bir hikâyesi var.” Hak vermemek mümkün değil. Leibovitz’in portfolyosu yaşadığımız zamanın tarihi belgesi gibi.
Peki son zamanlarda şöhrete karşı iştahımızın kabardığını düşünüyor mu? “Açıkçası, her zamankinden bir farkı yok” diyor, “ama internet sayesinde artık haberleri ve fotoğrafları koyacak çok daha fazla yer var. Boşlukları doldurmak için ünlü yaratmaya ihtiyaç duyuyoruz.”
Fotoğrafladığı kişilerin eleştirisini yapmasını beklemeyin. Günlük ücreti 100 bin-250 bin dolar arası değiştiği söylenen fotoğrafçının ağzı sıkı. “Tabii ki çalışması zor olan insanlar var” diye anlatıyor, “ama onların ismini verecek kadar aklımı kaçırmadım. Bu meslek boşboğazlık kaldırmaz.”


  

Leibovitz tarzı (soldan saat yönünde)
Oyuncu Meryl Streep, Rolling Stone dergisine kapak olan pozuyla (1981). Oyuncu Angelina Jolie, Paris'te Hotel Ritz'in küvetinde Vanity Fair dergisi için poz veriyor (2006). Çıplak Scarlett Johansson ve Keira Knightley, modacı Tom Ford ile beraber Vanity Fair kapağında (2006). Yetenekli yıldız Whoopi Goldberg meşhur süt banyosu pozuyla (1984). Miley Cyrus, yine Vanity Fair için poz veriyor (2008). Çevreci oyuncu Leonardo DiCaprio, Leibovitz tarafından İzlanda'daki Jökulsárlón buzul gölünde, yavru kutup ayısı Knut Berlin hayvanat bahçesinde fotoğraflandı (2007). Demi Moore olay yaratan pozuyla Vanity Fair kapağındaydı (1991).

 

O BİLE ŞİKAYETÇİ
Bir diğer hassasiyeti de ‘yıldız fotoğrafçısı’ diye anılmak. “Bu lafa katlanamıyorum. Bence çok küstah bir tanım. Ben içinde pek çok yıldız olan dergilerle çalışıyorum (çoğunlukla Vanity Fair ve Vogue), ama hayatın her alanından insanları fotoğraflıyorum, çünkü yaptıkları işler ilgimi çekiyor.”
Yakından bakınca yüzü şaşırtıcı derecede kırışıksız, cildi narin ama gergin, dişleri beyaz. Elleri kocaman: Parmakları kalın, bir pençe gibi güçlü. Çelik gibi kararlılığıyla ün salmasının tek fiziksel kanıtı belki de. (Söylentilere göre bir Leibovitz çekimi aralıksız 16 saat sürdü. Öznesini, istediği pozu elde edene kadar tüm gece ayakta tutmayı başardı.)
Vanity Fair’in yıllık ‘Hollywood’ kapağı gibi çekimler çok büyük prodüksiyonlar olabiliyor. Onlarca yıldızı aynı anda fotoğraflıyor. Buna rağmen Leibovitz, bu tür işlerin kendisini her zaman tatmin etmediğini itiraf ediyor. “Vogue ve Vanity Fair gibi yerlerde çalışmak harika olsa da, her zaman istediğim fotoğrafları, istediğim şekilde çekemiyorum.”
“Sanırım bunun dergilerin içinden geçtiği süreçle ilgisi var. Kendilerini ayakta kalmak, iyi satmak için çeşitli formüller üretmek zorunda hissediyorlar. 'Şu satar, şu satmaz, seks tabii ki satar!' gibi... Ama bence biz bundan iyisini hak ediyoruz, okuyucu gayet akıllı.”
Spesifik örnekler vermiyor ama hemen akla 2006’da çektiği modacı Tom Ford’un, çıplak Keira Knightley ve Scarlett Johansson’ın yanında uzandığı kapak fotoğrafı geliyor. “O kareleri çekerken kendim gibi hissetmiyorum, hatta bazen kötü bile hissediyorum” diyor. “Ama son yıllarda bir aydınlanma yaşandı. Dergilerin ne yapılırsa yapılsın bayi raflarında satılmadığını anladılar. Bu da daha yaratıcı işler yapabilmemizin kapısını açtı. Heyecan verici bir durum.”
Tüm dünyayı ayağa kaldıran cinsiyet değiştiren Bruce Jenner’ın yeni hali Caitlyn Jenner kapağını bu anlamda “Adet yerini bulsun” diye yapılmış bir iş olarak görüyor. “Klasik Vanity Fair kapaklarına bir gönderme, bir oyun vardı orada. Resme bakıp, ‘Bu kim acaba?’ diyordunuz. Çünkü Jenner muhteşem görünüyordu.”
Onun yeni biri olarak doğmasına yardımcı olmak konusunda büyük bir sorumluluk hissettim. Çok araştırma yaptık. Lauren Bacall’ın, Katherine Hepburn’ün çekimlerini taradık. Onun bir kadın olarak doğmadığını, bunun sonradan edinilmiş bir görüntü olduğunu anlamamız gerekiyordu. Ve çok kolay ‘drag queen’ tarzına kaçabilirdi. Ama o hemen durumu kavradı. Çok güçlü, hatta hiper diyebileceğim bir enerjisi vardı.”


 

Soldan saat yönünde:
Adele, Vogue dergisi (2012). Lady Gaga, Vanity Fair dergisi (2012). Glenn Close, Vanity Fair dergisi (2012). Katy Perry, Vanity Fair dergisi (2011). Caitlyn Jenner cinsiyet değiştirme operasyonundan sonra ilk kez Vanity Fair'de (2015). Yine Vanity Fair'in bu yılki Hollywood özel sayısı. Vogue dergisi Marie Antoinette çekimi
(2004).

KADINLAR PROJESİ
Bu kare, Leibovitz’in tutkuyla bağlı olduğu projesi ‘Kadınlar’ koleksiyonuna eklendi. 1999’da partneri Susan Sontag ile başladıkları proje, bir dizi kadın portresinden oluşuyor. Hillary Clinton’dan Louise Bourgeois’a, Oprah Winfrey’den, Elizabeth Taylor ve Joni Mitchell’a, kadın olmak dışında hiçbir ortak yönü olmayan insanları bir araya getiriyor.
İlk olarak Londra’da açılan ve (İstanbul dahil) başka noktalara da taşınacak olan sergiye eklenen son bölüm, yeni yüzler de içeriyor. Hayatın her alanından başarı kadraja girmiş. Komedyen Amy Schumer, Lena Dunham ve şarkıcı Adele orada. Ama onların yanında Jenner, Aung San Suu Kyi ve çocuk AIDS hastalarıyla çalışan Güney Afrikalı Denise Manong’un kızı Linamandla’yla pozu da var. Bu kareler, ondan görmeye alıştığımız fantezi dolu, kavramsal estetikten farklı. Daha dobra, araştırmacı ve fotoğrafçının kadın kimliği gibi kalbinde yatan bir konuyu her yönüyle ele almasına olanak tanıyor.


 

ROLLING STONES İLE YAPILMASI GEREKEN HER ŞEY!
“Çocuklarım doğduğundan bu yana (Leibovitz’in üç kızı var. Sarah 14, ikizleri Susan ve Samuelle 10 yaşında) şöhretimi iyi bir şey için kullanmak istiyorum. Kadınlar kesinlikle bunun bir parçası” diyor.
Anna-Lou Leibovitz 1949’da Westbury, Connecticut’ta doğdu. Babası Hava Kuvvetleri’ndeydi, annesi de bir ev kadını. Leibovitz ve beş kardeşi seyyar bir hayat sürdüler. Sonunda kendini San Francisco Sanat Enstitüsü’nde buldu ve orada okurken Rolling Stone’da çalışmaya başladı. Hunter S. Thompson ve Tom Wolfe gibi isimlerle yan yana çalışmanın yanında, Beyaz Saray’ın içini de fotoğrafladı. Rolling Stones’la turneye çıktı ki, kendi deyimiyle bu turne sırasında “Rolling Stones’la seyahat ederken yapılması gereken her şeyi yaptı.”
Rehabilitasyon merkezinde kısa bir mola ve New York’a taşınma sonrası Vanity Fair’in kanatları altına girdi. Burada konsept kapakları deneyimlemeye başladı. Güllerle kaplı Bette Midler, beyaz makyajlı Meryl Streep... “Çekimden önce herhangi biri olmak istemediğini, hiç kimse olmadığını, yalnızca bir oyuncu olduğunu anlattı. Ben de yüzünü beyaza boyamayı önerdim. Onu bir mim sanatçısına dönüştürmek istedik. Bu da onu rahatlattı. Çünkü şimdi oynayacak bir rolü vardı.”


 

 

Son dönem
(soldan sağa)
Kraliçe II. Elizabeth, 2007'de Buckingham Sarayı'nda Leibovitz'e poz vermişti. Yeni sergi, bu pozu da içeriyor.
Rus top model Natalia Vodianova, bu yılın Pirelli takvimi için efsanevi fotoğrafçıyla çalışıyor.


KRALİÇEYİ İKNA ETMEK
Kraliçe Elizabeth’i rahatlatmak ise o kadar rahat olmamış. 2007’de fotoğrafını çekmeden önce Leibovitz mekân ve kostüm araştırması için aylar harcamış. Önceki portrelerin nasıl ışıklandırıldığını, pozlandığını çalışmış. “Kraliçe’ye Cecil Beaton’a ne kadar hayran olduğumu söyledim ve onun fotoğrafını da bu ilhamla çekeceğimi anlattım. Dedi ki: ‘Kendi yönteminle çek canım.’ Çok fazla araç gereç getirmeme de kızdı. Meğer yalnızca bir kese kâğıdı dolusu malzemeyle çekime gelen bir fotoğrafçısı varmış. Onu o kadar seviyordu ki, mobilyaları çekmesine yardımcı oluyordu. Buna bayılmıştım!”
Sontag ve babasını peş peşe kaybettiği, “Zor zamanlar” diye tanımladığı dönemde özel hayatına harcadığı yüklü para sebebiyle iflasın eşiğine gelse de, şimdi ayaklarını yere daha sağlam basıyor.
Peki bir hayat felsefesi var mı? “Pek sayılmaz. Sıkı çalış, ailene vakit ayır. Öyle yastıkların üzerine nakışla yazılacak türden felsefem yok” diyor gülerek. “Akşam yemeği saatinde evde olmaya özen gösteriyorum ama bunu yeterince başarabildiğimden emin değilim. Bazen hâlâ tökezlediğimi, hata yaptığımı hissediyorum ama bir şekilde yolumu buluyorum.”

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı TEMMUZ 2016

“Dünyaya korkmaya değil, yaşamaya geldik”

Sihirbazın şapkasından çıkan renkli mendiller misali, Demet Evgar’ın iri yeşil gözlerinin ardında yatan kadınlar da uçsuz bucaksız. Şimdi bu kadınlara saygı duruşu niteliğinde bir karakterle dünyanın en prestijli tiyatro festivallerinden Avignon Off’da. Pangar Tiyatro Topluluğu’nun ‘Kozalar’ oyununda korkularıyla kendini yaşamdan mahrum eden birini canlandırıyor. Ama Evgar korkusuz. Ona göre yapmak zorunda olduğumuz tek şey yaşamak.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EKİM 2015

Çöller Prensi

Kuzey Afrika çölleri: Haritası çıkarılmamış, ulaşılmaz, tehlikeli ve yasak. Her şeye rağmen orada cirit atan Avrupalı casuslar, seyyahlar, arkeologlar ve yazarlar... Hepsi bir ölçüde dünyayı değiştirecekti, fakat hiçbiri bunu, ‘Küçük Prens’in yazarı pilot Antoine de Saint-Exupéry gibi yapamayacaktı.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı KASIM 2015

“Reca Ederim Bu Bahsi Kapatalım”

Repliği okur okumaz, kulaklarımızda çınlayan eski Türk filmlerinin buğulu kadın sesinin sahibi o: Adalet Cimcoz. Bu sıradışı kadını tanımlamak için ne 'Dublaj kraliçesi' demek yeterli, ne de Maya sanat galerisinin kurucusu, çevirmen, eleştirmen ve dedikodu yazarı olduğunu anmak. Zira ‘Türkiye entelijansiyası’nın bir dönemki simgesi, dostlarının çağırdığı isimle ‘Ada’ sürprizlerle doluydu. Nuri İyem'in 100'üncü yıl sergisinde karşımıza çıkınca onu yeniden hatırladık.

DEVAMINI OKU