STİL

O’nun stili

Beyaz keten pantolon, lacivert yazlık blazer ceket, mendil, golf pantolon, silindir şapka, papyon, pelerin, frak… Zamanının en etkileyici, ileri kıyafetleri ile halkın karşısına çıkan Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün tarzı hâlâ ilham veriyor. Atatürk’ün stilinin şifrelerini, kostüm tarihi dersleri veren modacı Vural Gökçaylı’ya sorduk.

Burak Tatari

Gelmiş geçmiş en iyi giyinen liderlerden
Mustafa Kemal Atatürk, şapka devrimiyle bir milletin giyim kuşamını baştan aşağı değiştirmeyi hedefledi. Giydiği kıyafetlerle toplumu yönlendirmeyi hedefliyordu.

 

Mustafa Kemal Atatürk’ün giyim stiline baktığımızda Batılı tarzda pantolon-ceketin ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Tarihte Türklerin pantolon-ceket giydikleri bir dönem var mı?
Senelerce Çinlilerle savaşan İskitler ve Hun İmparatoru Atilla’nın giysileri harp teknolojisi için çizilmişti. Atilla M.S. 480’lerde Roma’ya iyi niyet elçisi olarak gittiğinde, Romalılar kumaşlara sarınıyorlardı. Pantolon-ceketi ilk kez Atilla ve maiyetinde gördüler. Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra giysileri ve kültürleri Araplaştı.

Bunu kıran kim oldu?
Burada iki kişiden bahsetmemiz gerekiyor. İlki II. Mahmut, ikincisi Atatürk. Osmanlı padişahının ilk kez pantolon-ceket giydiğini gören üvey annesi “Oğlum bu ne hal, dışarıda ulema ve asker var!” diyor. O da annesine, “Benim atalarım Orta Asya’dan Anadolu’ya pantolon-ceketle geldi” cevabını veriyor. O dönem II. Mahmut’un Batılı giyim tarzı o kadar konuşulmuş ki, ona “gâvur padişah” denmesine sebep olmuş.

Peki ya Atatürk?
Mustafa Kemal, cumhuriyeti kurduktan hemen sonra, devrimleri Meclis’in de onayıyla hayata geçirdi. Laiklik, hukuk devleti ve birçok Avrupa ülkesinden önce kadına, seçme ve seçilme hakkını altın tepside sundu. Cumhuriyetle birlikte Ankara ve İstanbul’da sosyal yaşam canlandı. Düzenlenen balolarda Atatürk’ü fraklı halde, dönemin modern giysili kadınları ile dans ederken görüyoruz. Bir İngiliz atasözü vardır: “Frak ve smokini en iyi üçüncü kuşak taşıyabilir.” Atatürk’ün babası da, dedesi de frak giymemişti ama bu giysiyi onun kadar iyi taşıyanı görmedim.

Atatürk, frakın da ötesine geçerek büyük bir cesaretle pelerin giyiyor.
Sene 1964; Paris’te tiyatro kostümü üzerine okuyor; yazın da Odéon Tiyatrosu’nda staj yapıyorum. Shakespeare’in ‘Hamlet’ini sahneye koyuyoruz. Kostümlü provalarda sanatçıların hepsinin üzerinde pelerin var. İngiliz yönetmen, “Pelerin böyle taşınmaz, onun bir konuşma dili vardır; kızınca başka, neşelenince başka konuşur” diye kıyameti kopartıyor. En sonunda teknisyenler o muhteşem sanatçılara 20 gün boyunca pelerin taşımasını öğretiyor. Bir 29 Ekim’de televizyonda tesadüfen Atatürk’ün de yer aldığı cumhuriyet bayramlarından birini konu alan bir filme rastladım. Gazi, Meclis’ten üzerinde pelerinle çıkıyor. Otomobile binerken pelerinini öyle savuruyor, onu o kadar güzel taşıyor ki, bir an “Acaba bunun için ders mi aldı?” diye düşündüm. Hayır, içinden geliyordu.

 

Kıyafet, şapka, aksesuar uyumu
(Soldan saat yönünde)
Atatürk, frak giydiğinde mutlaka silindir şapka takıyordu.
İstanbul'da ve Ankara'da hemen hiç kimse pelerin giymezken, o alışkanlık haline getirmişti.
Baştan aşağı beyaz giysileri ve koyu renk bastonu ile...
Atatürk'ün yurt gezilerinde sık sık golf pantolonu giydiği biliniyor. Fotoğrafta başındaki kasket, kıyafeti ile tamamen uyumlu.
Gazi, bastona çok meraklıydı. Anıtkabir Müzesi'nde kullandığı 12 baston sergileniyor.
Atatürk, özellikle savaş yıllarında sık sık kalpak takıyordu.

 

FRAKLA SİLİNDİR SMOKİNLE MELON ŞAPKA
Gençliğinde fes, savaş yıllarında kalpak, sonrasında Batılı tarzda şapkalar taktığını biliyoruz. Atatürk’ün stilinde şapkanın yeri nedir?

Gazi, ilk kez Kastamonu’da şapka takıyor. Selanik’teyken Osmanlı Devleti’nin ileri görüşlülerinin giydiği kalpağı kullanıyor. Kalpak ona inanılmaz yakışıyor. Şapka Devrimi’nden sonra çeşit çeşit şapkalar takmaya başlıyor. Batılı tarzda giyimi teşvik ediyor. Frakla silindir, smokinle melon şapka takıyor. Fötr şapka vazgeçilmezi. Ben 1946 doğumluyum. Beyoğlu’ndaki evimizden İstiklal Caddesi’ne baktığımda şapkasız bir beyefendi veya bir hanımefendi göremezdim. Demek ki herkes liderin giyimine bakıp onun gibi olmak istemiş.

Beyaz keten takım giymeye bugün bile pek çok kişi cesaret edemez. Atatürk’ün bu kıyafeti sık sık kullandığını görüyoruz.
Dolmabahçe Sarayı’nda, rıhtımda oturmuş kahve içerken bir fotoğrafı vardır; beyaz keten pantolon, üzerinde lacivert yazlık blazer, eksik etmediği mendili, pırıl pırıl ayakkabıları ile bu kadar mı şık olunur? Golf pantolon, kasket, ceket, çorapları ve papyonu ile bir İngiliz aristokratı gibiydi.

Atatürk’ün en çok sevdiği renk ve kumaş neydi?
Çok koyu lacivert rengi sevdiğini görüyoruz. Zaman zaman tüvit kumaş ceketler, yazları keten giymiş. Atatürk’ün tüm giysilerini Türk terziler dikti; yerel kumaşlar kullanıldı.

 

Gücün rengi Atatürk, günlük hayatta renkli kıyafetler giymeyi sevse de takım elbiselerinde genellikle siyahı tercih etti.

 

COCO CHANEL VE ATATÜRK
Atatürk hep yerli kumaş kullansa da, Fransız modacı Coco Chanel’e ordunun kıyafetlerini çizdiriyor. Bu, onun modayla ilişkisi hakkında bize nasıl bir fikir veriyor?
Coco Chanel, o dönemde o kadar önemli işler yapıyor ki, Nobel ödüllü kimyager-fizikçi Marie Curie’yle karşılaştırılıyor. Haliyle Atatürk de ondan çok etkileniyor ve ordunun kıyafetlerini ona çizdiriyor. Chanel’in çizdiği kıyafetler hâlâ Atatürk’ün katafalkında nöbet tutan askerlerde görülebilir. Bunlar Türkiye’de üretildi. Chanel’in Atatürk’ün tarzına bir diğer etkisini de Florya’da denize girerken tercih ettiği beyaz üzerine lacivert çizgili tişörtte görüyoruz.

O devirde mayoyla poz veren bir devlet başkanı görmek şaşırtıcı olmalı.
Atatürk’ün günlük giysilerinin hepsi çok şıktı. Florya Köşkü’nde giydiği mayoları ve tişörtleri dönemin çok ilerisindeydi. Her tür giysiyi kim bu kadar mükemmel taşıyabilirdi?

Atatürk’ün stilini o dönemin siyasetçileri ile karşılaştırırsak…
Atatürk bildiğiniz gibi hiçbir zaman resmi ziyaret için yurtdışına çıkmadı. Devlet başkanları onu ziyarete geldi. Savarona yatında ağırlanan İngiltere Kralı 8’inci Edward’ın giysileri Atatürk’ünküler yanında çok daha sönüktü. Askeri giysileri, çizmeleri, tüm aksesuarları ile atının üstünde bu kadar şık, yakışıklı bir general yoktur.

Peki, onun Türk modasına en büyük katkıları nelerdi?
Güzel Sanatlar Akademisi’nde moda bölümünü, Olgunlaşma Enstitüsü’nü açtırdı, yurtdışından öğretmenler getirtti. Fakat ne yazık ki 1946’da dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün muhalefetine rağmen, Akademi’deki moda bölümü kapattırdı.

Atatürk, dünyadaki moda akımlarını nasıl takip ediyordu?
Avrupa’dan moda dergileri getirtiyor, okuyor, giyim tarzlarına bakıyordu. Dünyada olup biten her şeyden haberdar olan bir liderdi. Sinemayı da yakından takip ediyordu. İzlediği yıldızların kıyafetlerinden de ilham aldı.

Atatürk, çevresindekilerin kıyafetlerine müdahale eder miydi?
Tabii; fotoğraflara baktığımızda çevresinde kötü giyinen insan görmüyoruz. Yanındaki bakanlara, İsmet Paşa’ya ve Mevhibe Hanım’a bakın. Lozan görüşmelerine gitmek için İsmet Paşa ile trene binen Mevhibe Hanım, sıkmabaşlıdır. Trenden tayyör, şapka ve eldivenle iner. Aksaraylı bir hanımın Lozan’da gösterdiği performans inanılmaz. Ankara’da bir sergide Mevhibe Hanım’ın giydiği kıyafetleri gördüm. Hep zamanının en güzel giysilerini giymiş. İlk cumhuriyet balosu yapılacakken Mustafa Kemal, İsmet Paşa’ya “First lady sizin hanım, daveti sizin evde yapalım” der. Evin verandası büyütülür. Ankara’nın tüm ileri gelenleri davet edilir. Mevhibe Hanım merdivenlerden muazzam bir beyaz elbiseyle iner. Bunun da arkasında muhakkak Mustafa Kemal’in olduğunu düşünüyorum.

Atatürk’ün ünlü Çankaya sofraları da bu şıklıktan nasibini alıyor muydu?
Elbette, kendisi gibi sofrası da çok şıktı. Keten masa örtüsü, porselenleri, gümüş takımları ve çiçeği… Cumhuriyet kurulduktan sonra bütün kararların alındığı o masa, o sofra iyi ki vardı.