DOLCE VITA

Paris yeniden Ritzy*

İngiltere Kralı VII. Edward sevgilisiyle küvetinde sıkıştı, Romanya Kraliçesi Marie salonlarında ülkesi için kulis yaptı, Ernest Hemingway barını Nazi işgalinden kurtardı, Fitzgerald’lar şoförünü kaçırdı, Coco Chanel 30 yıl buraya "Evim" dedi. Efsanevi Rıtz Paris, dört yıl süren renovasyonun ardından kapılarını, dünyaya bir kez daha lüksün gerçek anlamını öğretmek için açıyor.

Eren Başağan

Vendôme'a nazır
Ritz Paris 118 yıldır aynı adreste: Vendôme Meydanı, 15 numara.

 

ABD'li ünlü yazar Ernest HemIngway, bir keresinde şöyle demişti: “Ölümden sonra, cenneti hayal ettiğimde, sahne hep orada geçiyor. Muhteşem bir yaz akşamı. Barda birkaç martini devirmişim. Sonra ‘le petit jardin’ denilen çiçek açmış bir kestane ağacının altındaki masada, harika bir yemek yiyorum. Birkaç brendiden sonra odama çıkıyor ve devasa, rahat yataklardan birine dalıyorum. Pirinçten yapılmış bir yatak bu. Başımın altında Graf Zeppelin boyutlarında bir minder ve dört kare yastık var. İkisi benim, ikisi de sonsuzluktaki eşim için.” Hemingway'in cenneti, efsanevi Ritz Paris Oteli’nden başka bir yer değildi.
Elbette bir dönem adı, otelinkiyle adeta eş anlamlı hale gelen, hatta barını Nazi işgalinden bizzat kurtarıp, özgürlüğüne kavuşturan Hemingway için bu mekânın anlamı çok farklıydı, ancak burayı övgülere boğan yalnız o değildi. Marcel Proust'tan F. Scott Fitzgerald ve eşi Zelda’ya, Coco Chanel’den Windsor Dük ve Düşesi’ne, Rudolph Valentino’dan Audrey Hepburn’e, Kate Moss’tan Woody Allen’a liste upuzun. 118 yıllık tarihi boyunca, yolu buradan geçen hemen herkes için çok özel oldu Ritz Paris. Yeniden açılışının bu denli sabırsızlıkla beklenmesinin nedeni de buydu.
Aslında otel şimdiye kadar defalarca yenilendi. Ancak bu kez iş, öncekilerle kıyaslanmayacak ölçüde ciddiye alındı. Nedeni, 2011'de Fransa Turizm Bakanlığı'nın sınıflandırmada en yüksek tanımı –Palas- verdiği oteller arasına Ritz Paris'i almamasıydı. Bu, dünyanın en prestijli ve lüks konaklama mekânları arasında başı çeken, ‘The Leading Hotels of the World’ün üyesi Ritz Paris için kabul edilebilir bir şey değildi elbette. O sıralar yeniden dekore edilen Le Royal Monceau ve Le Bristol gibi prestijli otellerin Ritz’e meydan okuması ve yeni açılan oteller de baskı unsuru oluşturdu. Sonuçta 1 Ağustos 2012’de Ritz Paris tarihinde ilk kez kapılarını kapsamlı bir renovasyon için kapattı.

CHANEL HER YERDE
Otelin 1979’dan bu yana sahibi olan Mısırlı iş adamı Muhammed El Fayed, işi emin ellere teslim etti. Renovasyonu, daha önce New York’taki Carlyle ve Londra’daki Dorchester otellerinin yenilemelerini yapan Fransız mimar Thierry Despont ve ekibi gerçekleştirdi. Otel eski dünyaya özgü zarafetini, esinini 18’inci yüzyıldan alan görkemini, emperyal tarzın zenginliğini yansıtan atmosferini tamamen koruyor. Ama tepeden tırnağa yenilenen 71 oda ve 71 süit artık her bakımdan son teknolojiye sahip. Süitlere özel teraslar eklenmiş durumda. Ayrıca her odada ayrı banyo ve duş bölümleri ile yerden ısıtma sistemi yer alıyor. İç dekorasyonuna ahşap ve pastel tonların egemen olduğu otelde, odaların tüm mobilyaları değişti; süitler antika objeler ve sanat eserleriyle, ultra lüks nüanslarla baştan tasarlandı. Yeni halinde özellikle, zarif işli tavanları ve zengin goblenleriyle Dük ve Düşes Windsor süiti, Coco Chanel’in “Moda değişir, stil kalır” sözünden hareketle tasarlanan Chanel süiti ile otele yeni eklenen, ışıklar şehri Paris’in anıt yapı ve çatılarını 360 derece gören Mansard süiti öne çıkıyor.

PAPARAZZİLERE KARŞI TÜNEL
Dört yıl süren ve yaklaşık 200 milyon euro’ya mal olan yenilemenin en büyük artısı ise The Ritz Club. Burası neoklasik bir yüzme havuzuna, sauna, Türk banyosu ve dünyanın ilk ve tek Chanel markalı spa ‘CHANEL au Ritz Paris’e -yani modaevinin cilt bakım ve uygulamaları hizmeti verdiği yere- ev sahipliği yapıyor. Bu arada yenileme sırasında, yeraltına çekilen otoparka Vendôme Meydanı’ndan özel bir tünelle girilmesi de sağlandı. Böylece otelin ön kapısında konuşlanan paparazzilerin kimin otele gelip gittiğini görme şansı tamamen ortadan kalktı. Muhammed El Fayed bu konuda özellikle hassas. Çünkü 1997'de oğlu Dodi El Fayed ile Prenses Diana'nın öldüğü trafik kazasına, çifti yola çıktıkları Ritz Paris'ten itibaren çok yakın mesafeden takip eden paparazzilerin neden olduğu sanılıyor. Bu yeni düzenlemeyle otelin müşterileri istemedikleri 'ilgi'den korunmuş olacak.
Bu arada Ritz Paris’in dillere destan mutfağını es geçmek mümkün değil. Yeni dönemde mutfak, uluslararası üne sahip şef Nicolas Sale’e emanet. Otel yetkilileri yeni menüler devreye girerken, otelin mükemmel kalitesinin süreceğine garanti veriyor. Müdavimler, alıştıkları gibi yine akşamüstü çaylarını Salon Proust’ta alıp, akşam yemeklerini L’Espadon veya Bar Vendôme’da yiyebilecek, gecenin ilerleyen saatlerini de Ritz Bar ya da Bar Hemingway’de geçirebilecekler.

 

Chanel damgası
Fransa'nın en ünlü modacılarından Coco Chanel (1883 - 1971) kendi döşediği Ritz Paris'teki süitinde, 1960.
Renovasyondan önce Coco Chanel süitinin görünümü.
Yenilenen Ritz Paris'in en özel bölümü burası olacak: The Ritz Club. Tıpkı eskiden olduğu gibi.

 

SAVOY’A KÜSKÜNLÜKTEN DOĞAN EFSANE
Görünen o ki her şey, César Ritz’in “İsmimi gururla taşıyacak bir ev hayal ettim” sözünü doğrulayacak şekilde tasarlanmış durumda. Bu çok mühim; çünkü Ritz Paris’i, Ritz Paris yapan her şeyden önce geçmişi. 1705’te girişimci Antoine-François Bitaut de Vaillé burayı ilk önce birkaç soylu ailenin oturduğu sıra evler olarak inşa ettirdi. Cephesi, kraliyet mimarı Jules Hardouin Mansart tarafından tasarlandı. Evler sonradan önce Hôtel de Gramont’a dönüştü, 1854’te de Crédit Mobilier finans enstitüsünün merkez ofisine.
Dünyanın en özel mekânlarından biri haline dönüşecek binanın kaderi ise asıl, 1898’de İsviçreli otelci César Ritz, ortağı ünlü şef Auguste Escoffier ile burayı aldığında değişti ama asıl hikâye, bundan 10 yıl önce ikili, Baden Baden’de restoran açtıklarında başladı. Öyle başarılı oldular ki, Richard D'Oyly Carte onları Savoy Oteli’nin müdürü ve şefi olmak üzere Londra’ya davet etti. 1889’dan 1897’ye kadar bu pozisyonlarda çalıştılar. Ritz’in yönetimi altındaki Savoy beklenmedik bir başarı gösterdi, başını Galler Prensi’nin çektiği ayrıcalıklı, para babası müşteriler otele akın etti. Ancak 1897’de, César Ritz 3 bin 400 pound tutarında şarap ve alkollü içkinin ortadan kaybolması yüzünden töhmet altında kalınca Savoy’dan ayrıldı. Escoffier de onu izledi. O sırada herkes onlara Paris’e gidip kendi otellerini açmalarını öneriyordu. Araştırmalar sonunda Ritz, Crédit Mobilier'nin binasını satın aldı. Hayali Savoy’da gerçekleştirdiklerinden bile büyüktü: Zengin müşterileri burada, bir prensin kendi evinde arzulayabileceği bütün incelikleri bulacaktı. Binayı baştan aşağı yeniletti. İlk kez bir otelin her süitinde banyo, Ritz Paris ile hayata geçti. Tüm odalar mümkün olan en fazla gün ışığını alacak şekilde tasarlandı, dekorasyonları İngiliz ve Fransız centilmenlerinin evlerindekine benziyordu. 1 Haziran 1898’de otel, kapılarını göz alıcı bir resepsiyonla açtı. Ve açılır açılmaz tüm hedefleri tutturdu. Ritz Paris, zenginlik, bolluk, kusursuz hizmet ve fine-dining ile eş anlamlı hale geldi.

İhtişamlı günler (Soldan saat yönünde)
Otelin kurucusu César Ritz.
Ritz Paris'te özel bir etkinlik, 1930'lar.
Windsor Dük ve Düşesi otelden ayrılırken çekilmiş bir kare, 1946.
Kate Moss, Vogue dergisinin Ritz Paris'teki çekiminde, Nisan 2012.
Renovasyondan önce Emperyal süit.
Dedikodu yazarı Elsa Maxwell, Ritz Paris'teki bir eğlencede, 1950.
Bar Hemingway, 1990'lar.
Pierre-Georges Jeanniot, 1904 tarihli bu tablosunda Ritz Paris'in bahçesini çizmişti.

 

FITZGERALD’LARIN KAÇIRDIĞI ŞOFÖR
Yolu buradan geçmeyen neredeyse hiçbir ünlü kalmadı. Proust, ‘Kayıp Zamanın İzinde’ kitabının 1909 civarında tamamladığı bölümlerini burada yazdı. İngiltere Kralı VII. Edward bir keresinde, dar banyo küvetine sevgilisiyle sıkıştı. Romanya Kraliçesi Marie 1919’da Paris Barış Konferansı sırasında Büyük Romanya için kulis yaparken, kızları Elisabeth (sonradan Yunan kraliçesi olacak) ve Maria (sonradan Yugoslavya kraliçesi olacak) ile burada kaldı.
Otel pek çok sıradışı olaya da tanıklık etti. Örneğin Macar Prensi Esterházy o sırada öyle aklına estiğinden, düzenlemesi bir ay süren 50 kişilik akşam yemeğine kendi Çigan orkestrasını getirdi. Başka bir sefer dedikodu yazarı Elsa Maxwell, otele öğleden sonra saat 14:00’te gelip, aynı akşam saat 20:00 için 200 kişilik akşam yemeği siparişi verebildi.
1920 ve 30’larda Ritz, pek çok kişinin evi oldu. Scott Fitzerald ve eşi Zelda da onlardandı. Geçici heveslerle yaşarlardı. Bir gün Le Havre’dan ABD’ye gitmek için binecekleri gemiye gitmek için Paris’ten kalkan trene yer ayırttılar. Sonra trenle gitmekten vazgeçip, otelden kendilerini Le Havre’a götürmek üzere bir taksi ve şoför ayarlanmasını istediler. Ritz bu tür talepler için her zaman birkaç araca sahipti. Charles adlı bir şoför aracıyla çifte tahsis edildi. Fakat bu, otel yönetiminin altı ay boyunca Charles’ı son görüşü oldu. Geri döndüğünde şoför, çifti Le Havre’daki gemiye götürdüğünü, ama kendisinden çok memnun kalan Fitzgerald’ların onu bırakmadıklarını ve kendileriyle birlikte ABD’ye gelmeye ikna ettiklerini anlattı. Olaylar şöyle gelişmişti: gemiye yüklenen taksisiyle Charles, New York’a gitmiş, şehre indiklerinde onları kırsal bölgedeki evlerine götürmüş. Orada ailenin şoförü olarak çalışmaya başlamış. Ta ki otomobildeki yağ bitene kadar. Takıntılı Scott Fitzgerald, bir Fransız aracında Amerikan yağı kullanılmasını reddederek şoförü bunu yapmaktan sürekli alıkoymuş. En sonunda bir gün motor tutuşup yanmaya başlamış. Bu da aracın sonunu getirmiş. Zavallı Charles da bir gemiye binip geri dönmüş.

SADIK MÜDAVİMLER
Yalnız Fitzgerald’lar değil, efsanevi moda tasarımcısı Coco Chanel de aynı yıllarda Ritz Paris’in en sadık müşterilerindendi. Hatta 1937’de tümüyle otele taşındı ve 30 yıl boyunca burada yaşadı. Rezidansını taze çiçekler, lüks mobilyalar ve lake portatif paravanlarla döşedi. Cambon Caddesi’nde çalıştığı ve konuklarını ağırladığı bir dairesi daha vardı ama Ritz onun özel mekânı oldu. Hep “Ritz benim evim” derdi. Öyle ki, II. Dünya Savaşı sırasında Naziler burayı hava kuvvetleri Luftwaffe’nin üssü yapmalarına rağmen, Chanel, duygusal ilişki kurduğu üst düzey Alman subay Baron Hans Gunther von Dincklage sayesinde otelde kalmaya devam etti.
Bu arada Paris kurtarılırken beklenen, ilk olarak müttefik kuvvetlerin başındaki General Leclerc’in buraya gelmesi, Nazi hava kuvvetlerinin üssü olarak kullanılan bu yere bando eşliğinde yeniden bayrağı dikmesiydi. Ama Leclerc’ten önce bir cip Zafer Takı’nın altından son sürat geçti, Şanzelize’yi kat edip, Concorde Meydanı’ndan Vendôme'a ulaştı ve otelin önünde durdu. Cipte, bir grup askerin başındaki Hemingway vardı. Otele dalıp, buradakilere özgürlüklerine kavuşturulduklarını duyurdu, sonra da Küçük Bar’ın yönetimini alıp herkese şampanya ısmarladı. O günden sonra buranın adı Bar Hemingway olarak kaldı.
O sırada otelin başında artık oğul Charles Ritz vardı. Ritz Paris kısa sürede eski şaaşalı günlerine geri döndü. Bayan Roosevelt’ten, Atlas Okyanusu’nu aşan ilk kadın pilot Amelia Earhart’a, Sophia Loren’e pek çok kişi buradan geçti. Gezileri sırasında Windsor Dük ve Düşesi mutlaka Ritz Paris'te konaklardı. Akşam yemeklerini Dük ile birlikte otelde yiyen Windsor Düşesi, ertesi gün öğle yemeğinde de sık sık burada olur ve Dük’ü soranlara şöyle yanıt verirdi: “David ile iyi günde ve kötü günde birlikte olmak için evlendim ama öğle yemeğinde değil.”

 

Lüksün yeni hatları (Soldan saat yönünde)
Yenileme sırasında pastel renklerle dekore edilen Süit 514'ten bir görünüm.
Otelin dış duvarından rölyef detayları.
Bazı süitlerde altın kaplama armatürler kullanıldı.

 

OSCAR WILDE’IN İTİRAZI
Bu arada otel, esin kaynağı olmayı da başardı. F. Scott Fitzgerald’ın ‘Buruktur Gece’, Hemingway’in ‘Güneş de Doğar’ romanları, Noël Coward'ın tiyatro oyunu ‘Semi Monde’, Billy Wilder’ın başrollerini Audrey Hepburn ve Gary Cooper’ın oynadığı 1957 tarihli ‘Öğleden Sonra Aşk’ filmiyle William Wyler’ın başrollerinde Peter O’Toole ve yine Audrey Hepburn’ün olduğu 1966 tarihli ‘Hırsız Âşıklar’ filmi burada geçiyor.
Elbette 118 yıl içinde otelle ilgili olumsuz fikir öne sürenler de çıkmadı değil. Ritz Paris’i sevmeyenlerden biri Oscar Wilde idi. Asansörleri fazla hızlı ve elektrikle aydınlatmayı gereksiz bulmuştu. “Sert ve çirkin bir ışık, gözlerinizi mahvetmeye yetiyor. Yatakta okumak için bir lamba ya da mum yok. Hem kim, odasında banyo küveti ister ki? Ben istemem. Şu şeyleri kaldırın. İhtiyacım olduğunda su için zili çalmayı tercih ederim.”
Ancak Wilde sahiden ender istisnalardan biriydi. Ritz Paris gerçekte bu eleştirilerle Hemingway’in oteli cennetle bir tutan övgüleri arasında bir yerlerde oldu hep. Şimdi kapılarını yeniden açarken, artık gelecekteki yorumları bekliyor.

*Ritz otellerinden İngilizce'ye geçen bu terim, 'seçkin ve lüks' anlamı taşıyor.

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar