YÜZLER

Patti Smith ile punk ayini

O bir büyücü, cadı, Şaman, büyükanne. Aynı zamanda şair, yazar, ressam, performans sanatçısı… ‘Punk’ın vaftiz annesi’ olarak adlandırılan Patti Smith, ‘Horses’ albümünün 40’ıncı yılına özel turnesi kapsamında 23 Haziran’da Zorlu Center’da vereceği konserde, ABD’de punk müziği yaratan albümündeki şarkıları baştan sona seslendirecek.

Burak Tatari

İkonik albüm kapağı
1970'lerde çektiği Polaroid karelerle tanınan Robert Mapplethorpe'un Patti Smith'in 'Horses' albümü için çektiği fotoğraf, müzik tarihinin unutulmazlarından.

 

“İsa başkasının günahları yüzünden öldü, benimkiler nedeniyle değil.” Amerikalı şarkıcı Patti Smith’in adını dünyaya duyurduğu ilk albümün (Horses) ilk şarkısının (Gloria) girişi böyleydi. Bu, kuşkusuz müzik dünyasına atılan çok çarpıcı bir adımdı. Ancak 1946 doğumlu Smith, henüz 26 yaşındayken ilk şiir kitabı ‘Yedinci Cennet’i yayımlamıştı. Aynı yıl ‘Gündüz Rüyası’nı, ertesi yıl ‘Witt’i çıkardı. 2010 yılında yazdığı ve Ulusal Kitap Ödülü’ne layık görülen ‘Çoluk Çocuk’ eserinde eski sevgilisi ve dostu, fotoğrafçı Robert Mapplethorpe ile tanık oldukları 1960’lar ve 70’lerin New York’unu tüm içtenliğiyle anlatıyor. O sıralar dünyaya kızgın genç bir kadın olarak sürekli şiir yazdığını dile getiriyor. İlham kaynakları arasında; ‘ilk punk şair’ olarak nitelediği Arthur Rimbaud, Rolling Stones’tan Mick Jagger, The Doors’tan Jim Morrison, Yeni Dalga akımının ünlü Fransız yönetmeni Jean-Luc Godard, boksör Muhammed Ali, Janis Joplin ve Beat kuşağının önde gelen şairi Allen Ginsberg var.
“Küçük bir çocukken bile içinde özel bir şey olduğunu bilen” kadın Patti Smith, şiirlerini okurken karşılaştığı ilgi nedeniyle şarkı söylemeye ikna oldu. Herhangi bir enstrüman çalmadığı için kendisini müzisyen olarak tanımlamayan Smith, 1974’te yayınladığı single ‘Piss Factory’ ile tarihin ilk punk-rock türü işine imza attı. Patti Smith, şiir okumakla rock’n’roll yapmak arasında bir yerde duruyor, melankolik sözleriyle dinleyiciyi avcunun içine alıyordu. Hemen bir yıl sonra, 1975’te Smith’in üç jenerasyon müzisyeni etkilemesine sebep olacak ‘Horses’ albümü yayınlandı. Kapak fotoğrafını yakın dostu Robert Mapplethorpe çekmişti. Smith fotoğrafta, üzerindeki beyaz gömleği ve tek elle omzundan sarkıttığı ceketiyle son derece erkeksi... Albümdeki şarkıların sözleri de sert, düzene karşı öfkeyi yansıtıyor. Bu albümün tarihi önemi, birçok müzik yorumcusuna göre tartışmaya açık değil. Hatta albüm estetik kaygıların ötesine uzanıyor. Smith’in bu albümle popüler müziğe yeni bir ses kazandırdığı konusunda çoğunluk hemfikir. Kimileriyse albümün müziğinden çok tavrıyla punk’ı yarattığını düşünüyor. Hatta Smith bile sonradan şöyle diyecekti: “Ben gerçekten punk değildim, grubum gerçekten punk değildi.” Bruce Springsteen ile yazdığı ‘Because the Night’ 1978’de listelerde zirveye çıkınca punk şairinden kült müzisyenliğe, rockstar’lığa terfi etti. 1980’lerin sonuna kadar üretmeye devam eden Smith, 1989’da ebedi dostu Mapplethorpe’u AIDS’den kaybedince sendeledi.

“ÇARESİZLİKTEN NEŞE, KORKUDAN UMUT ÇIKARAN KADIN”
1994’te aynı yıl içinde önce eşi Fred Smith’i, sonra kardeşi ve menajeri Todd Smith’i kaybedince yere serildi. İki çocuğu ile baş başa kalmıştı. Yaşadığı buhrandan çıkması için Bob Dylan onunla konser verdi, R.E.M.’den Michael Stipe, Detroit’te yaşayan Smith’e New York’ta ev buldu. Moda tasarımcısı Ann Demeulemeester ona birçok kıyafet hediye etti. Onu bunalımdan çıkaran; dostları, çalışmak ve rock’n’roll felsefesi olmuştu. “Çaresizlikten neşe, korkudan umut çıkaran” kadına dönüştü. Artık barış yanlısı bir hippiydi. Çocuklarına bakmak için kendini yeniden işine adadı: “İşçi sınıfından bir aileden geldiğim için 13 yaşımdan bu yana çalışıyorum. İşimi yapıyorum. Her gün çalışıyorum. Hırsım daha önce yaptığımdan daha iyi bir iş ortaya koymak için.” Patti Smith, artık bir büyükanne ama hâlâ dar kot pantolon, V yaka düz tişört, kovboy çizmesi giyiyor. Onu tanıyanlara göre sürekli büyüyor, değişiyor, daha ilgi çekici birine dönüşüyor. “Otomobil ve cep telefonu kullanmıyorum. 21’inci asır benim yüzyılım değil” dese de, her yaştan müzisyene ilham kaynağı olmaya devam ediyor, edecek de… Sonuçta o, punk tarihine adını kazıyacak kadar iyi bir şarkıcı, sıradışı bir şair ve ödül alacak kadar iyi bir yazar.