SANAT & TASARIM

Rolling Stones Exhibitionism:Yarım yüzyılın hikâyesi

Londra’nın son zamanlardaki en çarpıcı sergisi, Chelsea Saatchi Gallery'de devam ediyor. Mick Jagger, Keith Richards, Ronnie Wood ve Charlie Watts'ın katılımıyla nisanda açılan Rolling Stones Exhibitionism, grubun yaşamı ve dönemi hakkında izleyenleri etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor. Exhibitionism, 4 Eylül'de Londra'da kapanışından sonra İngiltere'de 11 şehirde daha sergilenecek.

Füsun Hattat

Efsane ve simgesi Rolling Stones'un sembolü haline dönüşen dudak logosu sergide önemli bir yer kaplıyor.
Grubun üyeleri açılışa tam kadro katıldı. Soldan sağa: Charlie Watts, Ronnie Wood, Mick Jagger, Keith Richards.

Üç yıl süren hazırlık ve çalışmalar sonucu, küratör Ileen Gallagher tarafından oluşturulan 500 parçalık serginin büyük bir kısmını Mick Jagger ve Keith Richards'ın kişisel ve kariyer yaşamı kapsıyor. Mick Jagger'in açılış sırasındaki sözleri anlamlı: "Herşey harika. Rolling Stones'u seviyorsanız sergiyi de beğenirsiniz."
Saatchi Gallery'nin 7 bin 500 metrekarelik iki katın tümüne yayılan sergi, dev kırmızı neon ‘Ladies and Gentlemen’ yazısıyla -1974 yapımı konser filmine ithafen- ve dünya haritası üzerinde dijital panolarda sayıları sürekli artan, grubun ziyaret ettiği ülke, yapılan konser ve izleyici sayılarının gösterisiyle başlıyor.
İkinci odada grubun kariyerini upuzun duvar boyunca 40 ekranda izleyerek gösterilen nefes kesici üç dakikalık ses ve görsel şöleni seyrettiğinizde tevazuya yer olmadığına ikna oluyorsunuz. Sürekli değişen resimler ve görüntüler bizi Rolling Stones'un ilk yıllarından uyuşturucu dönemlerine, düşüşlerinden bugünlere taşıyor. Konserlerinin coşkusu ekrandan çıkıp, dönem gençliğine etkisini yüzünüze çarpıyor.
Keith Richards, Mick Jagger ile grup olmaya karar verdikleri tarihi anı anlatıyor. 1962 yılında aslında birbirlerini önceden tanıyan iki gencin, ellerinde aynı blues plaklarıyla Dartford Kent tren istasyonunda karşılaşmalarını... "Karşında oturan adamla tamamen aynı müziğe ilgi duyduğunu anlamış olmak şok ediciydi."

DAĞINIK YATAKLAR VE LEŞ GİBİ BİR EV
Ardından gitarist Brian Jones ile paylaştıkları, Saatchi Gallery'ye çok da uzak olmayan 102 Edith Grove, Kensington'daki bekâr evine giriyoruz. Zamane basının "Hayvanlar" dediği grubun tüm isyanını yansıtan evde, dağınık yataklar, yarı yenmiş yiyecekler, sigara izmaritleri ile dolu salon ve kirli mutfağın içinden geçiyoruz.
Sonrasında dünyayı değiştiren müziğin çıkışı, Mick Jagger'ın umarsız dansları, Keith Richards'ın tuhaf makyajı, takıları, gitar soloları, Charlie Watts'ın heyecan verici davulu ile dolu rock müzik tarihinin en müthiş anları geliyor. Sınırları zorlayan müzikleri ve stilleriyle hiçbir grubun kolay erişemeyeceği yüksekliklere çıkıp, sonrasında düşüşlerini, en önemlisi bir dönemin karakterine yön vermelerini izliyoruz.

ŞEHVET DÜŞKÜNÜ ADAMLAR
Yönetmen Martin Scorsese'nin anlatımıyla, Rolling Stones'un daha 1970'lerin başında plakların değil filmlerin kalıcılığının farkındalığıyla, birlikte çektikleri video kliplerin hikâyelerini, tek tek grup üyeleri hakkında yorumlarını seyrediyoruz. Art arda birleştirilmiş kliplerde cesur blues gençlerinin, kurnaz, narsist, şehvet düşkünü adamlara dönüşümleri acımasızca sergileniyor.
2002 yılına ait Forty Licks albümünün kapağıyla ortaya çıkan ve grupla özdeşleşen kült, dudak logosunun binbir renk ve desene dönüştüğü oda ise favorimdi. Stones'un imajını oluştururken birlikte çalıştıkları, Andy Warhol'dan Richard Hamilton'a, David Bailey'den Gared Mankiewicz'e mükemmel sanatçı, tasarımcı ve fotoğrafçıların işlerinin sergilendiği oda da serginin en dikkat çekici bölümleri arasında.

EFSANE KIYAFETLER
Grubun kostümlerinin mankenlere giydirilip sergilendiği koridorda, tüm muhteşem kıyafetler arasında, Jagger'ın danslarını ve zıplamalarını kolaylaştıran taytları, kendisi tarafından terk edildikten sonra intihar ettiği söylenen sevgilisi L'Wren Scott'un tasarladığı olağanüstü Marabu tüyü paltosu, Top of the Pops televizyon programında, Brown Sugar şarkısının performansında giydiği pembe saten kıyafeti de serginin ağır toplarından.
Sahne tasarımlarının maketleri ile dolu odanın ardından, nadir kullanılan enstrümanlar, özellikle Keith ve Ronnie'ye ait gitarlar, elle yazılmış şarkı sözleri, günlükler, mektuplar, yayımlanmamış ses kayıtları, sahne arkasına ait kısımda bulunan makyaj malzemelerine kadar küçük detaylar son bir kaç bölümün konusuydu.
Finalde ise kulağımız sonunda Rolling Stones'un müziğiyle buluştu. Üç boyutlu odada 2013 yılına ait son Hyde Park konserinin simülasyonu ile gösteri son buldu. Hediyelik eşya bölümünün, Tommy Hilfiger ceketlerden köpek kıyafetlerine kadar, çeşitliliğine rağmen aşırı pahalılığına değinmeden geçemeyeceğim.

PAZARLAMA ARACI
Bu sergi ile Victoria Albert Museum'da üç yıl önce yapılan David Bowie sergisi popüler kültürün artık müzik gruplarını müzelerde ve sergi salonlarında da izlemek istemesinin sonuçları olarak ortaya çıkıyor. Onlar içinse, kendilerini pek tanımayan yeni jenerasyonlara aktarılmalarının yeni bir yolu. Ölmeden önce kendileri tarafından tasarlanıp, yönetilen tam anlamıyla birer pazarlama araçları.

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı TEMMUZ 2016

Mehmet Gürs: “Yeme-içme politik bir mesele”

İyi haberi duymuşsunuzdur. Şef Mehmet Gürs’ün 10 yıl önce kurduğu Mikla, ‘dünyanın en iyi 100 restoranı’ listesinde geçen yıl bulunduğu 96’ncı sıradan 40 basamak birden yukarı çıkarak 56’ncı sıraya yerleşti. Gürs, Mikla’da ‘Yeni Anadolu Mutfağı’ adıyla bir devrim gerçekleştiriyor. Bir sabah kahvesinde onun mesleki ve düşünsel yolculuğunu ve yemeğin neden ‘politik’ bir konu olduğunu konuştuk.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı ŞUBAT 2016

Cem Karaca-Moğollar: 2.2.1973

Tam 43 yıl önce, Ankara’da bir otel odası... Cem Karaca, Moğollar ve İzzet Öz bir arada. Ve o odadaki sohbetle ortaya çıkan, neredeyse yarım asır saklı kalan bir kayıt... Öz’ün beyninde kıvılcımlar çakmasıyla günümüze taşınan bu kayıtta sadece şarkılar yok üstelik. Cem Karaca’nın el yazıları ve grubun konuşmaları da var. Öz, bu özel kaydı 43’üncü yıldönümünde dinleyenlerle buluşturduğu için inanılmaz mutlu. Aynı televizyon programlarında olduğu gibi içi gülen kısık gözleriyle, heyecanlı heyecanlı albümün hikâyesini anlatırken bizi de geçmişe götürüyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı OCAK 2016

Görsel kültürün ‘kara kutu’su ile 90 yıl

Salonların en has objesi, kitlesel iletişimin devrimci icadı televizyon, 1926’da halka tanıtıldı. O günden bu yana, iletişim dünyasında çok şey değişti. Ama o internete ve mobil iletişim cihazlarına rağmen tahtında oturmayı sürdürüyor.

DEVAMINI OKU