STİL

Saatlerle astral yolculuk

Meteor taşından kadranlar, gezegenlerin kendi çevrelerindeki dönüş süresiyle eş zamanlı ilerleyen mekanizmalar... Gökyüzünü bileklere taşıyan yılın en iyi saatleri nefes kesiyor.

Ece Eraslan

Teknik ustalık
Perpetual takvimi ve ay evresi göstergesi 1.058 yılda bir ayar gerektiren A. Lange&Söhne imzalı Richard Lange Perpetual Calendar'Terraluna'.


Yıldızlar, Ay, gezegenler, kayan yıldızlar, meteorlar, asteroidler... Sayısız şarkı, film, tasarım ve sanat eserinin ilham kaynağı... Gökyüzü, insanlığı varoluşundan beri büyüledi; onu keşfetmekle geçen yüzyıllardan, hatta galaksilerin en derin noktaları fotoğraflandıktan sonra bile hâlâ cazibesini koruyor. Gökyüzüyle ilişkimiz sadece hayranlık duyma ve ilham almakla sınırlı değil. Ay’ın ve gezegenlerin hareketleri insanlar, hayvanlar ve bitkiler de dahil dünyadaki her canlıyı etkiliyor. Hayvanların çoğu yönlerini bulmak, çiftleşmek, göç ve beslenme gibi rutinlerini belirlemek için yıldızların ve Ay’ın konumundan yararlanıyor. Elbette teknolojinin gelişmesiyle artık yönünü ve konumunu bulmak için gökyüzünü kullanan insan pek kalmadı; hatta çoğumuzun akıllı telefon kullanmadan bunun nasıl yapılacağı hakkında en ufak fikri bile yok. Dolayısıyla bugün üretilen kol ya da cep saatlerindeki ay evresi göstergeleri ya da denizci kronometreleri saate estetik katan ve markanın teknik başarısını gösteren özellikler olmaktan öteye pek geçmiyor. Yine de astronomiye gönderme yapan, tasarım izleğinin merkezine gökyüzünü koyan saatlerde son yıllarda ciddi bir artış oldu. Hatta 2015 için “Astral saatlerin yılıydı” diyebiliriz.

 

Üç boyutlu sunum
Güneş sistemindeki ilk altı gezegenin kürelerle üç boyutlu betimlendiği muhteşem kadranıyla

 

Van Cleef&Arpels imzalı Midnight Planetarium

 

1058 YILDA BİR YAPILAN AYAR
Burada bir es verip mekanik saat olgusunu biraz açalım. Mekanik saatlerde pil bulunmaz; her şey metal bileşenlerin bir araya gelmesiyle kurgulanır. Dolayısıyla quartz (pilli) bir saat ya da akıllı telefonlarda bir kablo bağlantısıyla hatasız çalışabilecek takvim özelliğini mekanik olarak saate uygulamak ciddi ustalık ister. Ay evresi göstergesi ise lüks ve komplike mekanik saatlerin yıllardır vazgeçilmezidir. Dünyanın en köklü ve usta saat markaları bu yüzden mutlaka her sene aralıksız çalışan takvimli veya ay evresi göstergeli birkaç model piyasaya sürerler. Fakat son yıllarda bu ustalık ispat yarışı farklı bir boyut kazandı. Markalar artık sadece ay evresi göstergesi yapmakla kalmayıp, bunu en uzun süre şaşmadan ve ayar gerektirmeden çalışacak şekilde tasarlamak için birbiriyle yarışıyor. Yarışın şu andaki galibi A. Lange&Söhne. 2014’teki SIHH saat fuarında piyasaya sürdüğü Richard Lange Perpetual Calendar ‘Terraluna’ modelindeki gösterge 1058 yılda bir ayar gerektiriyor.
Lange’nin bu modeliyle daha 2014 yılından, bu yılın ‘astral trendinin’ sinyallerini verdiğini düşünüyorum. Gerçi aynı fuarda Van Cleef&Arpels’in piyasaya sunduğu, Güneş Sistemi’nin (sadece ilk altı gezegenden oluşan) üç boyutlu kopyasının kadranda gerçek zamanlı olarak hareket ettiği, “Yüzyılın en şık ve zarif astronomi saati” diyebileceğimiz Midnight Planétarium’u da unutmamak gerekiyor. Merkezde altın bir top olarak Güneş’in yer aldığı kadranda, örneğin Satürn’ü temsil eden kürenin yörüngede (kadran çevresinde) tam bir turu gerçekten de 29 yıl sürüyor. Jüpiter 12 yıl, Mars 687 gün, Dünya 365, Venüs 224 ve Merkür de 88 günde dönüşünü tamamlıyor. Kadranın çevresindeki 24 saati gösteren rakamların hemen altında hareket eden kuyruklu yıldız motifiyle de saati okuyabiliyorsunuz.
2014’te kendini bu şekilde ufak ufak hissettiren ‘gökyüzü’ trendi, Jaeger-LeCoultre gibi saatçilikte dünya devi bir markanın tüm 2015 koleksiyonunu astronomiye adadığını açıklamasıyla bu yıl tamamıyla gündeme oturdu. Astronomi koleksiyonundan ilk tanıttıkları model Duomètre Sphérotourbillon Moon oldu. Tourbillon* zaten son derece komplike bir mekanizmayken, marka bunu tek değil iki eksen etrafında döndürerek üç boyuta taşıdı. Sphérotourbillon ismi de buradan geliyor: Küre şeklinde tourbillon. Burada aslında iç içe geçmiş iki küreden bahsediyoruz. İçteki küre kendi ekseni etrafında 20 derecelik bir açıyla dönüyor. Dünya’nın eksen eğikliğine (23 derece) çok yakın, bu şekilde marka gezegenlere gönderme yapıyor. Bu mekanizmanın teknik açıdan eşsizliği üzerine sayfalarca yazılabilir -ki yazıldı da- fakat saatin konumuzla ilgili bir diğer özelliğine bakalım. Kadranın sağ tarafında, saat göstergesinin içine konumlandırılan ay evresi göstergesi lapis lazuli taşıyla süslenmiş ve son derece şık. Gösterge aynı zamanda o kadar hassas ölçüm yapıyor ki, 122 yılda bir ayar gerektiriyor. (Evet, bu konuda henüz A. Lange&Söhne’yi geçen olmadı.)

 

(soldan saat yönünde)
Jaeger-LeCoultre, 'Master Calendar Meteorite'. Parmigiani 'Tonda 1950 Special Edition Meteorite'. Jaeger-LeCoultre 'Duomètre Sphérotourbillon Moon'. Patek Philippe 'Celestial Ref. 6102R-001'. Jaeger-LeCoultre 'Master Grande Tradition Grande Complication'. Cartier 'Astrotourbillon Skeleton'.

 

METEOR TAŞINDAN KADRAN
Markanın 2015 koleksiyonunda öne çıkan bir diğer modeli ise Master Calendar Meteorite. Modelin kadranı Mars ile Jüpiter arasındaki asteroid kuşağından kopup dünyaya, İsveç üzerinden çarpan beş milyon yaşındaki Muonionalusta meteorundan yapılmış. Zamanı gösteren bir objenin, kelimenin gerçek anlamıyla ‘dünyadaki en eski madde’den yapılmış olmasını çok anlamlı buluyorum. Zaten Master Calendar Meteorite yılın en başarılı saatlerinden birisi oldu. Meteor taşından kadranın bir özelliği de, modeli aslında limitli üretim olmamasına rağmen, eşsiz kılması. Yani teknik olarak her saatten sadece bir tane bulunuyor çünkü kadranda kullanılan meteor taşı her birinde farklı görünüyor. Bu yıl meteor taşını kadranda kullanan bir diğer marka da Parmigiani’ydi. Tonda 1950 Special Edition Meteorite adlı modelde meteor taşından kadran iki farklı renkte sunuldu, siyah ve koyu mavi.
Van Cleef’inki gibi üç boyutlu ve onun kadar ihtişamlı olmasa da, bu yıl yine Jaeger-LeCoultre’nin çıkardığı Master Grande Tradition Grande Complication’da da kadranda 12 burcun takımyıldızı olmak üzere kuzey yarımküreden görüldüğü şekliyle yıldız haritası bulunuyor. Saati gösteren akrep kolu yerine 24 saatte bir kadran çevresinde dönüşünü tamamlayan tourbillon kafesi kullanılmış. İzlemesi son derece keyifli bir görüntü. Bu yıl aynı konsepti (yani tourbillon kafesinin akrep kolu gibi saati göstererek kadran etrafında tur atmasını) hayata geçiren bir diğer marka da Astrotourbillon Skeleton modeliyle Cartier oldu.
Yüksek saatçilik ve astronomiden bahsedip de Patek Philippe’i anmamak mümkün değil. Marka bu yıl Baselworld fuarında Celestial Ref. 6102R-001’i tanıttı. Üç ayrı safir kristal diskten oluşan bir gökyüzü haritasına sahip model aslında ilk olarak 2002 yılında piyasaya çıkmış, 2012’de üretimi durdurulmuştu. Patek Philippe trend takip eden değil, yaratan bir marka; dolayısıyla modeli tekrar üretmek için (bu sefer pembe altından kasayla) 2015’i seçmiş olmaları son derece manidar.
Yılın en ihtişamlı gökyüzü temalı saati ise Jacob&Co’dan geldi. Bu bir sürpriz değil, çünkü markanın kurucusu ‘Mücevherci Jacob’ (Jacob the Jeweler) lakaplı Jacob Arabo, mücevhercilikten saatçiliğe geçen ve her iki alanda da son derece usta bir isim. Bu yıl uzaydan, uydulardan ve yerçekiminden ilham alarak tasarladığı muhteşem Astronomia Tourbillon modelini pırlantalarla süsledi ve Astronomia Tourbillon Bagette ismiyle pazara sundu. 342 adet pırlantadan oluşan bir zemin üzerinde yükselen mekanizmada merkezden çıkan dört unsur, dünyanın etrafında dönen uydular gibi 20 dakikada bir tur atarak kadranın etrafında saat yönünde dönüyor. Bu dört ‘uydu’, üç eksen üzerinde dönen komplike bir tourbillon, saat göstergesi, titanyum üzerine elle boyalı Dünya’yı temsil eden küre ve karşısında Ay’ı temsil eden pırlanta küreden oluşuyor. 288 faseti bulunan, Jacob&Co patentli bu özel kesim pırlanta, mücevhercilik tarihinde de bir ilk.

(*) Tourbillon, cep saatlerinin balansına yer çekiminin etkisini dengelemek için Abraham-Louis Breguet tarafından 1801'de icat edilen bir mekanizmadır.

 

Jacob&Co, 'Astronomia Tourbillon Baguette'.

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı HAZİRAN 2016

“Her sabah egoyla doğuyoruz”

Söz konusu, bu yılki Afife Jale ve Sadri Alışık Ödülleri’nden ‘Kabileler’ oyunuyla ‘Yılın En Başarılı Yardımcı Kadın Oyuncusu’ seçilen Tuğçe Altuğ olunca, egodan bahsetmek de kaçınılmaz. Fakat ayakları yere sağlam basan ve ne istediğini bilen 29 yaşındaki bu genç kadın, egosunu yönetmeyi çok iyi biliyor. Onun ismini not edin; zira albenisiyle Rita Hayworth’ın Gilda karakterini anımsatan Altuğ, radara henüz yeni girdi.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı ARALIK 2015

En devrimci sanat metni: Sürrealist Manifesto

Hayatın gerçek sorularına yanıt rüyalar olamaz mı? Sanatçı, kendini sadece hayal gücüne mi adamalıdır? Peki ya gerçeküstücülük, izleyiciyi nasıl etkiler? Bu çarpıcı sorular, yanıtlarını kendileri kadar çarpıcı bir metinde buldu. Şair-yazar André Breton, 1924 yılında Sürrealist Manifesto’yu yayımladığında, yerleşik sanat algısı yerle bir oldu. Hedef, gerçekliğin keşfedilmemiş alanlarına el atmaktı. “Uykudan uyanan insan, her şeyden önce belleğinin tutsağıdır” sözünün peşinden giden akımın etkileri bugün hâlâ sürüyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı KASIM 2016

Kitaplar bizi çağırıyor

Bu yıl 35 yaşına giren Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı kitapseverleri yine yoğun, koşuşturmalı bir programla karşılıyor. Bu koşuşturmaya katılmadan önce bizleri nelerin beklediğine şöyle bir bakalım.

DEVAMINI OKU