DÜŞÜNCE

Selfie çekiyorum, o halde varım

2015 yılında selfie çekerken ölenlerin sayısı, köpekbalığı saldırılarında ölenlerinkini geçti. İnsanlar arkalarında uçurum olduğunu unutuyor, trenlerin altında kalıyor. Dahası var. Pek çok kişi Auschwitz’in önünde gülümseyerek selfie çekiyor. Fransız psikanalist ve felsefeci Elsa Godart, son kitabı ‘I Selfie Therefore I Am’de bütün bunların altında yatanı araştırdı.

Celia Walden / The Telegraph / The Interview People

En ölümcül selfie Hindistan'da Priceonomics araştırma şirketinin verilerine göre, selfie bağlantılı ölümlerde başı yüzde 40 ile Hindistan çekiyor. Çoğunun nedeni boğulma.

 

Fransız psikanalist ve felsefeci Elsa Godart bir süre önce, çektiği yarı çıplak fotoğrafları internette yayılan genç bir kızı tedavi ediyordu. Genç kız perişan olmuş (fotoğrafları sadece erkek arkadaşı görsün diye çekmişti), kızın ailesi de çılgına dönmüştü. “Her şey o bir anlık bilinç kaybında olup bitti” diye açıklıyor 38 yaşındaki Elsa Godart, “bu o kadar güçlü bir andı ki, her türlü eleştirel düşünce, sağduyu ile birlikte ortadan kaybolmuştu. Bunu etkileyici buldum.” 
Godart, ‘selfie’lerin (ya da Kanada’da söylendiği gibi 'egoportre’lerin) rahatlatıcı ve eğlenceli dünyasını daha derinlemesine araştırınca, bu 'kritik bilinç kayıplarının’ sürekli tekrarlanan (ve bazen ölümcül olan) örnekleriyle karşılaştı. Mesela geçen yıl selfie çekerken ölen kişi sayısı köpekbalığı saldırılarında ölenlerinkinden fazlaydı (bu ölümlerin bir kısmı 'dünyanın selfie merkezi’ Filipinler’de yaşandı).
“İnsanlar arkalarında uçurumun olduğunu unutuyor, trenlerin altında kalıyor. Bunlar yaşanan yegâne anormallikler değil. Örneğin, insanlar Auschwitz toplama kampının önünde ya da sokakta ölmek üzere olan hayat kadınlarıyla poz verip gülümseyerek selfie çekiyor. Geçen yaz İngiliz parlamentosunun adayı, Tunus’ta daha iki gün önce 38 turistin vurulduğu plajda bunu yaptı. İngiltere'nin önceki başbakanı David Cameron, ABD Başkanı Barack Obama ve Danimarka eski Başbakanı Helle Thorning-Schmidt nerede olduklarını unutup Nelson Mandela’nın anma töreninde selfie çekmişlerdi. Bu yüzden kişinin nasıl ve neden bu boyutta bir bilinç kaybı yaşadığını anlamayı saplantı haline getirdim.”
Godart, selfie trendiyle ilgili endişelerinde yalnız değil. Son Vogue Festivali’nde psikolog Dr. Tanya Byron, ünlülerin cinselleştirilmiş, gerçek dışı görüntülerinin gençlerde depresyon ve yeme bozukluklarına sebep olduğu konusunda uyarılarda bulundu.
Godart, yeni kitabı ‘I Selfie Therefore I Am’de (Selfie Çekiyorum O Halde Varım), “Ergenlik bunalımına sıkışıp kalmış” diye nitelendirdiği toplumu inceliyor. Kendi kimliklerimizle ilgili daha güçlü bir algı yaratmak yerine, her gün tüm dünyada çekilen 1 milyon selfie’nin (ortalama bir Y kuşağının hayatı boyunca yaklaşık 25 bin 700 selfie çekeceği tahmin ediliyor) sadece güvensizliklerimizi çoğalttığının ve ergenliğe özgü nevrotik, kendimizi sorgulama davranışlarını tetiklediğinin üzerinde duruyor.
“Şimdi hepimiz çok sınırlı dikkat aralıklarına ve çok az sabra sahibiz. Ergenliğin pek de eğlenceli bir dönem olmadığını unutuyoruz. Ergenlikte kim olduğumuzu ve nereye gittiğimizi bilmediğimiz bir bunalım hali içinde oluruz. Aynı günümüz toplumunda olduğu gibi.”

 

Dokuz kitabı var
Selfie ile ilgili kitap yazan Elsa Godart, felsefe ve psikoloji doktorasına sahip. Akademik çalışmalarını Paris'teki VII-Diderot Üniversitesi'nde sürdürüyor.

 

‘BEN’ TARİKATI 
Selfie’lerin genellikle bir narsisizm semptomu olduğu düşünülür. Gerçekten de yakın tarihli bir araştırma, selfie çekenlerin dış görünüşlerinin ne kadar iyi olduğu konusunda abartılı bir inanca sahip olduklarını ortaya koymuştu. Ancak Godart, esas sorunun bu olmadığını söylüyor. “Narsisizm her zaman kötü bir şey değildir” diyor ve kendisinin de selfie çekmeye bayıldığını itiraf ediyor. “Aslında narsisizmin kullanışlı bir tarafı da var. Küçük birer çocukken narsist olmak gerekir. Ne de olsa hayata aynadaki görüntümüzle büyülenmiş bir şekilde başlıyoruz. Küçük çocuklar, kelimenin tam anlamıyla kendilerine duygusal ilgi gösterirler: Kendi görüntüleri karşısında coşkuya kapılırlar.” O halde Kim Kardashian ve Miley Cyrus’tan bir farkları yok değil mi? Bunların hepsi ‘ayna evresine’ sıkışıp kalmış ve yansıtıcı her yüzeye kapılıyor gibiler. Aynı benim kızımın küçükken olduğu gibi. “Aslında bu daha çok bir bencillik haline benziyor. Ortada bir 'ben' tarikatı var” diye düzeltiyor Godart. Klinik terimler konusunda epey titiz davranıyor.
Godart’ın, kitabında açıkladığı üzere, selfie’nin kalbinde bir tezat yatıyor. “Doğrudan narsisizm olarak görülen, aslında çoğunlukla özgüvensizlik ve tatmin olma arzusu. Sadece ‘like’lardan alınabilecek bir tatmin. Ancak bu eroin kullanmaya benziyor; çünkü nevrozları rahatlatmadığı gibi (belki birkaç saniyeliğine yapıyor olsa bile), tekrar bir selfie paylaşmak bu nevrozları kuvvetlendiriyor.” Bu, Danny Bowman gibi sıradışı durumları açıklayabilir. Danny Bowman, 2014 yılında okulu bıraktıktan sonra kendisini altı ay boyunca odasına kapatmış, mükemmel selfie arayışı için günde 200 fotoğraf çektikten sonra beden algı bozukluğu ve intihar düşünceleri yüzünden tedavi görmüş İngiliz bir genç.

 

  

Sınır tanımayan selfie'ciler
(Soldan sağa)
İngiltere ve Danimarka eski Başbakanları David Cameron, Helle Thorning-Schmidt ve ABD Başkanı Barack Obama'nın Nelson Mandela'nın cenaze töreninde selfie çekmesi tepki çekmişti.
Papa da selfie'ye "Hayır" diyemeyenlerden, Vatikan'da öğrencilerin isteğini geri çevirmemiş.
Attığı her adımı takipçileriyle paylaşan Kim Kardashian elbette bol bol selfie çekiyor.

 

DAHA FAZLA SELFIE, DAHA AZ SEKS
Peki Godart, Kim Kardashian’ın yaptıklarını özgüvensizliği yüzünden yaptığını mı söylemeye çalışıyor? “Onunki gibi istisnai bir vakada durum bu olmayabilir” diyor Godart alaycı bir şekilde. “Kim’de daha çok kelimenin tam anlamıyla bir kimlik bunalımı var.”
Her ne kadar “Sosyal medya ve reality şov dünyasıyla beslenen, kendilerini bir ürün gibi pazarlayıp satma takıntısına yakalanmış” genç kız ve erkeklerin artan sayısı onu endişelendirse de, Godart kimseyi suçlamıyor. “Burada sorunun kaynağı olarak tek bir ünlü kişiyi gösteremem ya da sadece tek bir kişiyi bununla yargılayamam, çünkü hepsi bunu yapıyor: Papa’ya, Kraliçe’ye ve Obama’ya bakın. Ancak hayali sanal benlik kavramı, gerçek benlikten daha çekici gelmeye başladığında durum endişe verici hale geliyor. Yani idealinize ulaşana kadar kendinizi photoshop’layabilirsiniz ve tabii ki bu illüzyon o kadar mükemmel olacak ki, belli bir şekilde görünmek ya da belli şeyleri yapmak için çok çaba sarf etmeniz gereken gerçek hayat artık kimseye çekici gelmeyecek. “Böylece bütün gün evde sersem gibi aylaklık edip aynı zamanda internette göz kamaştırıcı sanal imajımı yaratabilirim” diyor Godart, “Bu imaj ise gerçek hayattaki hareketlerimi felç edecektir, çünkü sanal hayatımın mükemmelliğine asla yaklaşamayacağım.”
Psikanalizci Godart’ı en çok endişelendiren şey, selfie çekme pratiğiyle ilgili soyutlanmanın yanında gerçek hayatla sanal hayatlar arasındaki uyuşmazlık. Kitapta yer verilmiş bir araştırmaya göre, insanlar daha fazla selfie çektikçe daha az seks yapıyor. “Bu kulağa çok mantıklı geliyor” diyor Godart, “Kişi sanal dünyada kendisine daha fazla zaman ayırdıkça, diğerlerine karşı herhangi bir durumda daha kapalı olacaktır; ama şüphesiz cinsel açıdan da kapalı olacaktır.”

ORGAZM SELFIE'Sİ
Kitapta beautifulagony.com diye bir siteden de bahsediliyor. Bu sitede insanlar orgazma ulaştıkları noktada yüzlerini çektikleri fotoğrafları paylaşabiliyorlar, dolayısıyla cinsel partner ihtiyacını da ortadan kaldırmış oluyorlar. “Selfie’ler rahatlatıcı ve eğlenceli olsa da, çevremizdeki gerçek dünyaya dair bilincimizi ve bağlantımızı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Buradaki amacım ahlaki yargılarda bulunmak ya da tavsiyeler vermek değil; söylemeye çalıştığım tek şey şu: İstiyorsanız internette her gün 10 saatinizi harcayın, ama ekranda görünen o sanal hayatın ötesine geçebilin. Aksi takdirde kaybettiğiniz şey, özgürlüğünüz olacak.”

 

 

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar