BİYOGRAFİ & PORTRE

Sia: Şöhreti sevmeyen gizemli parti kızı

Sia, her anını sosyal medyada paylaşan pop yıldızlarının arasında kafasına kese kâğıdı geçirerek, ultra-görünür olmaya isyan etti. Bir yandan anti-şöhret manifestosunu yazarken, diğer yandan zamanın en büyük ikonlarından biri olmaya doğru ilerliyor. Şov dünyasının büyük paradoksu, şarkılarında kadehleri yuvarlayan parti kızından çok daha fazlası...

Ceren Şehirlioğlu

Başarısız intihar girişimlerinin ardında hep terk eden bir baba, zalim sevgili, kırılmış onur, alkolle, uyuşturucuyla sakinleştirilmeye çalışılan canavar akıl vardır. Ölmek için değil, görülmek için içilen haplar, kesilen bilekler, yanlış yere sıkılan kurşunlar, hafif bağlanan ipler, ölümün kıyısına gelip, aydınlanan yaralı ruhları tedavi eder. Avustralyalı Sia Furler, 10 yaşında blues gitaristi babasının terk ettiği tombul bir kız çocuğuyken Elvis, Jimi Hendrix ve Jeff Buckley'e sığınmıştı. 15 yaşından sonra da ota, votkaya, kötü çocuklara...
21'inci yüzyılın gördüğü en hisli sese, en kıvrak yoruma, en şaşırtıcı müzik zekâsına sahip kadınlarından biri bugün 41 yaşındaki yüzünü dergi kapaklarında kese kâğıdının arkasına gizliyor. Televizyona yüzünü tamamen kapatan ikonik kâkülleri olmadan çıkmıyor. Beyonce'nin, Rihanna'nın, Katy Perry'nin, Britney Spears'in sırdaşlığını yapmasına rağmen anti-şöhret manifestosunu yazıyor:
"Eğer ünlülerin dışında herhangi biri, ünlü olmanın nasıl bir şey olduğunu bilseydi, bir daha asla istemezdi. Tamamen bilgisiz bir kayınvalide stereotipi hayal edin ve şimdi bunu bilgisayara erişimi olan dünyadaki bütün ergenlere uyarlayın. Bu karışıma bir de tüm sıkılan insanları ve işi ünlüleri takip etmek olanları ekleyin. Ve bu yaratığın, her gün bir saat sadece sizi eleştirmekle uğraştığını düşünün. Her gün, bitmeden tükenmeden, her gün..."
Sia, o korkunç kayınvalideden kaçıyor. "Neden hâlâ çocuk yapmadınız" diyen kayınvalideden de acımasız bu şöhret saldırganları üstelik. "'Kısır mısın?' diye soruyor. “O kadar çirkinsin ki oğlum seninle sevişmek istemiyor” diyor ya da “O kadar aptalsın ki penisin nasıl kullanılacağını bile bilmiyorsun” diyor.
O, biraz akıllı pazarlama stratejisi ama çokça da endişeyle, bundan böyle pop dünyasını heyecanlandıran bir gizemi temsil edecek. Andy Warholvari sarı peruğu onu, geç gelen mega şöhretinde müzik tarihinin unutulmaz bir yerine kazıdı. Sia, peruğa Amy Winehouse’un ilham verdiğini söylüyor, “O esmer bombaydı, ben de belki sarışın bomba olabilirim” diyerek.
Aslında, Zero 7’ın vokalistliğini yaptığı sıralarda ya da ‘Breathe Me’nin (2004) hassas klibinde yüzünü görüyorduk. Bugün pek çoklarının merak ettiği ‘çirkin mi acaba’ sorusunu hemen akıldan silecek tatlı bir sarışındı. Fakat büyükler ligine girdiğinden beri kliplerinde oynamıyor. Kendisinin yerine bir reality şov yıldızı, ‘Dance Moms’ şampiyonu Maddie Ziegler’ı kullanıyor. Maddie, ilk kez ‘Chandelier’in klibinde karşımıza çıktı. Ardından ‘Elastic Heart’ta, Shia Le Beouf’la dans ettiğinde dünyayı ayağa kaldırdı. Üzerinde ten rengi bir mayo, bir kafesin içinde yarı çıplak LeBeouf’un sırtına tırmanıyor, kaçıyor, kırıtıyor, sarılıyor, itiyordu. O zamanlar 11 yaşında olması, klibin pek çok izleyici ve kritik tarafından uygunsuz bulunmasına yol açtı. Öte yandan başında Sia’nın alametifarikası sarı kâküllü peruğuyla aynı onu andırıyor, simgesel baba-kız dansında, 10 yaşındaki kalbi kırık Sia’nın izlerini taşıyordu.
Son single’ı ‘The Greatest’ geçtiğimiz ay çıkan Sia, beşinci klibinde de Maddie Ziegler’la çalışmayı seçti. Yanaklarını gökkuşağının renklerine boyayan Ziegler, Sia’nın yönetmenliğinde Orlando saldırısında ölenleri anıyordu (haziranda bir gay kulübüne yapılan saldırıda, 49 kişi vurularak hayatını kaybetmişti).

 

Hangisi Sia?
Yüzünü göstermeyi sevmeyen Sia (solda) ve kliplerinde oynayan neredeyse bir Sia minyatürü: Şu an 14 yaşında olan dansçı ve oyuncu Maddie Ziegler (sağda).

 

"KENDİMİ ÖLDÜRDÜM. AMBULANS ÇAĞIRIN"
Çok açık ki, Maddie, Sia’nın alter egosu. İntihar girişiminden sonra dediği gibi, “Her dakika neşeli, oyuncu, enerji dolu olmaktan yorulan bir çocuk.” Şöhretinin büyümesiyle ‘Elastic Heart’taki gibi kafese tıkılmış hisseden, vahşi bir kedi gibi parmaklıkları tırmalayan, huzursuz bir ruh.
Oysa bu peruklu, dev kurdeleli ultra hip imaj, süper yıldızlar kulübüne kısa bir süre öncesine kadar çok uzaktı. 'Chandelier'den önce, ortalama bir indie şarkı yazarının inişli çıkışlı hayatını sürüyordu. 'Six Feet Under' dizisinin finalinde çalan 'Breathe Me' onu bir anda billboard listelerinin kurtlar sofrasıyla tanıştırmıştı ama bugün sürdüğü yıldızlı hayatın yakınında bile değildi.
Kırgın melodiler, melankolik bir vokalle aşk yaralarına tuz basıyordu. Kendi yaraları ise kalıcıydı. 1997'de sevgilisi Dan Pontifex'i bir motosiklet kazasında kaybetmesinin ardından yıllarca toparlanamayacağı bağımlılık girdabının içinde kayboldu. Ağır antidepresanlarla yaşıyor, deli gibi içiyordu. Turneye çıkmak, konser vermek, albüm promosyonu yapmak dünyanın en zor işleri haline gelmişti. Sık sık panik atak geçiriyor, borderline ve tiroid bozukluğu tedavisi görüyordu. 2010'da New York'ta torbacısını arayıp 'her çeşitten iki tane' istedi. Bitli bir otel odasında hepsini içip ölmek istiyordu. Otele gitti, hatta bir intihar mektubu bile yazdı. Tüm kibarlığıyla otel müdürüne de ambulans çağırması için bir not bıraktı: "Kendimi öldürdüm. Cesedimi görme derdine girmenizi istemiyorum." Fakat bu acıklı plan yakın arkadaşının telefonuyla bozuldu.
Ve ardından aydınlanma... Hemen bir rehabilitasyon programına yazıldı. Ayıldı; hayatını 35 yaşında başka bir ışıkta gördü. Şöhreti sevmiyordu. Her gün tabloid dergilerin ucuz sayfalarında gıdılı fotoğrafına bakıp sıkılmak, tipsiz bir resmini göreceği sabah programları yüzünden televizyonunu açmak istemiyordu. Kanserli arkadaşına üzülürken, bir hayranıyla selfie çektirmek zorunda değildi. Ama çok acayip bir hit makinasıydı. Sanki şöhretten kaçsa bile, aç bir ayı gibi üzerine çullanacak, zar zor toparladığı ruhunun tüm kırıntılarını yiyip bitirecekti. Böylece yeni menajeri ve plak şirketiyle bir karar aldı. Başkaları için yazacaktı. Şarkılarının yüzü, yıldızlık işini kendinden çok daha iyi yapan Beyonce, Rihanna, Christina Aguilera, Britney Spears olsun, o da şov dünyasının balçığına batmadan sevdiği işi yapsın. Bu, şahane bir fikirdi!

 

İkonik sarı küt saçlar
Sia yüzünü pek sık göstermese de, bir klibin onun şarkısına ait olduğunu televizyonun sesi kısıkken bile anlayabilirsiniz. Çünkü küt kesim sarı saçlar artık onun simgesi. Bu unsur mutlaka kullanılıyor.

 

14 DAKİKADA ŞARKI YAZAN HİT MAKİNESİ
"O insanlara çok saygı duyuyorum. Onların yaptığının yarısını yapamam. Beyonce'nin günlük rutini beni intihara sürükler. Ben haftada dört saatten fazla çalışmak istemiyorum" diyor. Dört saatten fazlasına da ihtiyacı yok. Rihanna'nın müthiş hiti 'Diamonds'ı 14 dakikada, dev club bombası 'Titanium'u 40 dakikada yazdı. Bir günde 10 şarkı birden yazdığı oluyor. Bunları pop yıldızlarına yolluyor, beğenilenleri satıyor, alıcı bulmayanları da yeni çıkan albümünde yaptığı gibi kendi söylüyor. Mesela bu yaz listeleri altüst eden 'Cheap Thrills' Rihanna'nın reddettiği, 'Alive' Adele'in, 'Unstoppable' Katy Perry'nin istemediği şarkılar. Pop divalarına hınzır bir darbe.
Sia, kankalarına seri üretim şarkı yazarken, müzisyen babasının çıkarmayı düşündüğü albümünde de vokal yapmayı teklif etti. Fakat iddia ettiğine göre babası "Bu benim albümüm ve içinde sen yoksun!" diyerek reddetmiş. Sia bu olaydan sonra, beş yıl küs kaldığı babasına dargın bir mektup yazıp, neden 10 yaşında onu terk edip gittiğini sordu.
"Öyle rock n' roll bir hayatım yoktu, uyuşturucu bağımlısı değildim ama konserlerden sonra biraz bourbon, bazen kokain filan takılırdık" diye anlattı sonra babası. "Bunun bir de sabahı vardı tabii. Çocuklu evde sabahları ayılmak gerekiyordu. Bense bunu beceremeyecek kadar karanlık ve kasvetli bir tiptim."

 

Sia

 

BEYONCE 3 MİLYON DOLARA NE YAPAR?
Sia, yıllar süren küslüğün ardından, babasında kızdığı şeyleri kendinde buldu. Bir zamanlar öfkelendiği insanların, kendisi gibi hasta oldukları için bazı şeyleri yaptıklarını gördü. Şimdi devam ettiği terapi herkesle daha açık, paylaşımcı olmasını öneriyor. Belki bu tavsiyeyi fazla ciddiye alarak, olması gerektiğinden çok paylaşıyor. Etrafı bu kadar yıldızla kaplıyken, bir sır küpüne dönüşmesi beklenirken, o şov dünyasının saçma halleri konusunda epey açık sözlü.
Bir seferinde Beyonce'nin Hamptons'daki malikânesinde 'şarkı yazma kampı'na katıldığını anlatıyor. Tüm ağır top şarkı yazarları evin çeşitli odalarına kapanmış, kraliçenin beğeneceği bir parçayı yaratmak için uğraşıyor. Bir hafta içinde neredeyse 100 şarkı kaydediliyor; Beyonce aralarından beğendiklerini alıp albümüne koyuyor. "Öyle garip, ticari bir ortam ki, yaratıcı olmak mümkün değil" diye anlatıyor Sia, "Herkes kendini Beyonce'ye beğendirmeye, bir şeyler satmaya uğraşıyor; ama yemek masasına oturulduğunda sanki böyle bir pazarlık yokmuş gibi sonsuz geyik dönüyor."
Masada "3 milyon dolar için bok yer misin"den, "Poponun yerinde ağzın mı olsun, ağzının yerinde popon mu"ya kadar türlü ucuz komikliğin sürüp gittiğini ve 300 milyonu olmasına rağmen, 3 milyon için Beyonce'nin neler yapabileceğine inanamayacağımızı söylüyor.
Pop dünyasının el üstünde tuttuğu bu çatlak deha, uyuşturucu, ağrı kesici, alkol ve Nutella bağımlılığının ardından işkoliklik fazında şimdi. İndie aleminin süper cool havasını koklayıp, ortalama pop ortamlarında gezindikten sonra, ikon seviyesine ilerliyor. Ama tüm bunların bir oyun olduğunu bildiğini son albümünün adıyla (This is Acting) mühürlüyor. Pop kurallarını çalışıp, hit makinelerinin çarklarının formülünü tutturduğunu gizlemeden, çok da ulvi bir iş yapıyormuş pozlarına ihtiyaç duymadan çıkacak o idol tahtına. Twitter bio'sunda yazdığı gibi "Steve adlı bir unikornun poposundan çıkmış" da olabilir, "Her neyse" diyen sörfçü bir tanrıya inandığı kadar müziğine bağlı olabilir. Hepsinin uçucu, imajların ölümlü olduğunu, jinekolog fotoğrafını Instagram'da paylaşan ünlülerin de gününün sayılı olduğunu biliyor.
'Chandelier'de söylediği gibi ‘yarın yokmuş gibi yaşayacak’. Ve belki de bir gün adı Stevie Nicks, Debbie Harry gibi büyük parti kızlarının adıyla yazılacak.