EURO 2016

Stadyumların ardındaki EURO 2016

Fransa’daki terör olayları Euro 2016 heyecanını bir parça gölgelese de, maç günleri geldiğinde coşkunun korkuyu yenmesi muhtemel. Maçları yerinde izleyecek kadar şanslıysanız, ev sahibi şehirlerle ilgili mini rehberimiz ilginizi çekebilir. İşin turistik kısmı da, futbol kadar zevkli görünüyor.

LYON / KALBE GİDEN YOL LYON’DAN GEÇER
Lyon’a giderken, en azından tek bir şeyden emin olabilirsiniz: Burada iyi, hatta çok iyi yemek yiyeceksiniz. Şehrin mutfaktaki mahareti almış yürümüş; buraya “Fransa’nın gastronomi başkenti” diyorlar. Ama endişelenmeyin; etrafta sadece Michelin yıldızlı şık restoranlar değil, ev rahatlığında, nispeten ucuz bistro’lar da bulunuyor. Lyon’u Fransa’nın üçüncü büyük şehri yapan ise mutfağı değil tabii ki. Burası büyük bir ticaret ve sanayi merkezi. Vaktinde Romalıların kurduğu şehir, Ortaçağ’da ipek ve baharat merkezine, Rönesans döneminde ise finans üssüne dönüşmüş. Mimarisinde 2 bin yıl öncesinin izleri görülebilen şehir, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiş tescilli bir cevher. Lyon’u gezerken, sinemanın babası Lumière kardeşlerin ve ‘Küçük Prens’in yazarı Antoine de Saint-Exupéry’nin memleketinde olduğunuzu unutmayın, onlara da bir selam gönderin.

Neler yapılabilir?
Görkemli Notre-Dame de Fourvière Bazilikası’nı ziyaret edin. Rhône ve Saône nehirlerinin kıyısında yürüyüşe çıkın. Ve tabii ki dünyaca ünlü Lyon lezzetlerini tadın!

 

 

BORDEAUX / FRANSIZ ŞARABININ KUTSAL TOPRAKLARI
Futbol ve bira ayrılmaz bir ikili olabilir ama arpa suyuna ihanet etmek için Bordeaux’dan iyi yer bulamazsınız. Yılda 800 milyon şişe şarabın üretildiği bölgede, şarapçılık 2 bin yıllık bir gelenek. Romalıların mirasını günümüzde Fransızlar başarıyla sürdürüyor; ılıman iklim ve kalsiyum zengini topraklar da buna yardım ediyor. Şaraptan arta kalan zamanlarda bisikletle rahatlıkla turlayabileceğiniz Bordeaux’nun 200 yıldır değişmeyen mimarisi aklınızı başınızdan alacak. Montaigne, Montesquieu gibi düşünürleri ve ressam Delacroix’yı yetiştiren bu güzel şehir, 2013 yılında Fransızlar tarafından ‘Paris dışında yaşanabilecek en iyi şehir’ seçilmiş.

Neler yapılabilir?
Droite Nehri kıyısında oturup şehir manzarasını izleyin, Garonne Nehri kıyısında yürüyüşe çıkın. Eski şehir bölgesinin yerel lezzetlerini, şarap eşliğinde tadın. Hava kararınca, Bourse Sarayı’nın ünlü su aynası Miroir d'Eau’yu görün. Unutmayın; bu, dünyanın en büyük yansıma havuzu.

 

 

LENS / KÖMÜR MADENİNDEN SANAT VAHASINA
21 Haziran’da Türkiye ile Çek Cumhuriyeti’nin karşı karşıya geleceği Lens, Fransa’nın kuzeyinde, 30 bin küsur kişinin yaşadığı, küçücük bir şehir. Ama epey kanlı bir tarihi var. Şehir, Yüz Yıl ve Otuz Yıl Savaşları sırasında yakılıp yıkılmış, Fransa ile İspanya arasında sürekli el değiştirmiş. 1840’larda kömür rezervlerinin bulunmasıyla ticari önem kazanmış ve bu konumunu yaklaşık 150 yıl boyunca sürdürmüş. Bir durgunluk döneminden sonra, 2012 sonunda Paris’teki meşhur Louvre Müzesi’nin bir ayağının burada açılmasıyla, şehrin önüne yepyeni bir gelecek seriliverdi. Eski bir kömür ocağında, 150 milyon euro maliyetle inşa edilen müze, bölgenin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmesinde de etkili oldu.

Neler yapılabilir?
Alüminyum ve cam ile inşa edilen Louvre-Lens Müzesi’ni mutlaka görün. 1926’da açılan Art Deco stilindeki tren istasyonu ile eski kömür madeni La Base ve maden posası dağları 11/19, Lens’in son derece enteresan gezi durakları. Geniş ve düzenli bahçeleriyle Jean-Perrin Bilim Fakültesi de ilginizi çekebilir.

 

 

LILLE / FLAMAN KÜLTÜRÜ BASKIN
Belçika sınırı yakınlarında, güçlü Flaman kökleri olan kozmopolit bir şehir Lille. Fransa’nın hiçbir yeri burası kadar çok kuşatılmamış. Bu hareketli tarih, Lille’e sadece tek bir kültürün hâkim olmasına engel olmuş. İşte bu yüzden kentin Büyük Saray’ı daha çok Brüksel ya da Amsterdam’daki örnekleri andırıyor. Günümüzde Lille 230 bin nüfuslu, canlı bir şehir. Barları, bistroları ve Fransa’nın en iyi müzelerinden biriyle ünlü. Eylül ayının ilk haftasında Avrupa’nın en büyük bitpazarına ev sahipliği yapan şehir, bu dönemde tam 2 milyon ziyaretçi çekiyor!

Neler yapılabilir?
Şehrin canlı hayatına karışın. Fransa’nın en büyük güzel sanatlar müzelerinden Palais des Beaux-Arts’ı (Güzel Sanatlar Sarayı) ve göz kamaştırıcı Doğal Tarih Müzesi’ni gezin. Tarih meraklıları, Charles de Gaulle’ün doğduğu evi de ziyaret edebilir.

 

 

MARSİLYA / FRANSA’NIN EN ESKİ ŞEHRİ
Dört grup, bir çeyrek ve bir de yarı final maçı oynanacak Marsilya, yılın 300 günü sıcak Akdeniz güneşi altında yanıyor. Paris’in iki katı büyüklüğündeki şehrin tarihini, 2 bin 600 yıl önce Akdeniz’den bu kıyılara ulaşan Yunan denizciler başlatmış. Günümüzde Marsilya limanından yılda 100 milyon ton yük taşınıyor. Yüzyıllarca kültürlerin kaynaşma noktası olan Marsilya, buna rağmen bir şekilde özgün kalmayı başarabilmiş. Euro 2016 için şehir şimdi biraz daha parlatılıyor. Ünlü mimar Zaha Hadid imzalı CMA-CGM Kulesi ve Rudy Ricciotti’nin eski liman girişindeki kübik Avrupa ve Akdeniz Medeniyetleri Müzesi (MuCEM) bu şık projeler arasında.

Neler yapılabilir?
Fransa’nın en popüler bölgelerinden Provence çok yakında; dönem de uygun; lavanta tarlalarına kaçabilirsiniz. Başka? Vieux Limanı’nda gezinin. Göz alıcı Longchamp Sarayı’nı görün. Şehri ve limanı tepeden izleyen Notre-Dame-de-la-Garde Kilisesi’ne çıkın. Marsilya Körfezi’ndeki bir adada yer alan ve ‘Monte Kristo Kontu’ kitabında geçen If Şatosu’nu ziyaret edin. Tipik Marsilya kültürü için Le Panier’e yollanın. Yakınlardaki Calanques Milli Parkı da dalışçılar ve tırmanışçılar için muazzam bir seçenek.

 

 

SAINT- ÉTIENNE / FUTBOLUN KÜLLERİNDEN DOĞAN ŞEHİR
Saint-Étienne, Sanayi Devrimi sırasında Fransa’nın ağır sanayi ve metal işleme merkeziydi. 19’uncu yüzyılda ülkenin en büyük madencilik merkezine dönüştü; hatta Fransa’nın ilk demiryolu hattı burada inşa edildi. 1970’lerde ise üretim düşüşe geçti, ekonomi bozuldu ve nüfus giderek azalmaya başladı. İşte bu noktada devreye futbol girdi ve şehir ahalisinin moral kaynağı oldu. ‘Cauldron’ stadında bir AS Saint-Étienne maçına gidip yeşil formalı, tutkulu taraftarları görürseniz, futbolun şehirdeki birleştirici etkisini anlayabilirsiniz. Günümüzde bir diğer kaçış noktası da sanat. Modern sanatla ilgili kayda değer merkezlere ev sahipliği yapan Saint-Étienne, geçmişten devraldığı üretici gücünü şimdi tasarım sektörüne uyarlıyor. Bunda öyle başarılı ki; Fransa’nın UNESCO Tasarım Şehri listesine girebilen tek kenti.

Neler yapılabilir?
Burada yapılacak şey çok! Merkezdeki Peuple Sarayı ve çevresindeki sokaklar, şehri tanımak ve özel çikolatasını tatmak için iyi bir başlangıç noktası. Paris’teki Centre Pompidou’dan sonra Fransa’nın en büyük modern sanat müzesi olan Musée d'Art Moderne et Contemporain bu şehirde. Uluslararası Tasarım Merkezi ve Le Fil konser salonları ise sadece görünümleriyle bile ziyarete değer. Doğa meraklılarını Pilat Milli Parkı, spor meraklılarını Étivallière parkı bekliyor. Eski bir maden yatağına kurulu müze parkı Couriot Pit de ilginç bir durak. Loire dağ geçidinde cruise turu unutulmaz bir deneyim. Akşam çıkmak isteyen futbol meraklılarını ise, Martyrs de Vingré sokağında İngiliz tarzı bir ortam bekliyor.

 

 

NICE / BAŞDÖNDÜREN İTALYAN ETKİSİ
17 Haziran’da İspanya-Türkiye maçının oynanacağı Nice, turistlerin Paris’ten sonra Fransa’da en çok tercih ettiği ikinci şehir. Akdeniz sahili ile dağlar arasındaki konumu, ona yumuşak bir iklim bahşetmiş. İtalya buraya o kadar yakın ki (sadece 30 kilometre), şehir haliyle bir Fransız-İtalyan melezine dönüşmüş. Nice, tarihi boyunca iki taraf arasında pek çok kez el değiştirmiş. Neticede İtalyan mimarisinin güçlü etkisi altında büyüleyici bir Fransız şehri çıkmış ortaya. Henri Matisse ve Marc Chagall gibi ressamlara ilham vermiş şehirde, iki ismin de müzesi mevcut. Nice, çeşit çeşit milletten turistin, ama en çok da İngilizlerin favorisi.

Neler yapılabilir?
Bir yamacın tepesine kurulu Nice Şatosu, sizi tıknefes bırakabilir ama oraya çıktığınıza değecek. Manzara kadar, şatoyu çevreleyen parklara da âşık olabilirsiniz. Şehrin gece-gündüz kalabalık ve canlı eski merkezinde, iyi Fransız yemekleri sizi bekliyor. Sahildeki Promenade des Anglais, şehri bir uçtan diğerine keşfetmenin en kestirme yolu; burada bisiklet kiralayabilirsiniz. Şehrin popüler ana alışveriş caddesi ise Avenue Jean-Médecin.

 

 

PARİS / DÜNYANIN EN HAVALI BAŞKENTİ
Paris’i anlatmak ne zor! Kolay kısmından başlayalım: 12 Haziran’da Türkiye-Hırvatistan arasındaki grup maçı burada oynanacak. Paris ayrıca sekiz grup maçı ile son 16 turunun bir maçı, bir çeyrek final, bir yarı final ve tabii ki finale ev sahipliği yapacak. Malumunuz; Paris sanat ve siyaset tarihini, yaşam kültürünü, edebiyatı, felsefeyi etkilemiş, dönüştürmüş bir şehir. Adını M.Ö. 3’üncü yüzyılda Keltler vermiş; Romalılardan İngilizlere, Prusyalılardan Almanlara pek çok kültür izlerini bırakmış bu topraklarda. Paris sadece bir bohem ve entelektüel mabedi değil; krallar, imparatorlar ve cumhuriyetçilerin kanla yazdığı bir tarihin de merkezi olmuş. Şehrin 1860’larda adeta baştan yaratılmasının sebebi de, yine böyle bir dönem… Bugün Paris’e yüksek bir noktadan çıkıp baktığınızda, mimarinin aynılığı karşısında hayrete düşebilirsiniz. Sebebi, işte bu baştan yaratma dönemi. Baron Haussmann, Zafer Takı’nın etrafında Şanzelize gibi 12 büyük bulvar şekillendirdi ve modern Paris’i yarattı.

Neler yapılabilir?
Şehrin sembolü Eyfel Kulesi’ni görün, vaktiniz varsa çıkın. Bir dönemin bohem merkezi Montmartre’ın yokuşlarını arşınlayın ve küçük kafelerde kahve molası verin. Alternatif Le Marais bölgesini köşe bucak gezin. Seine Nehri’nde tekne turuna çıkın. Louvre’a ayıracak vaktiniz yoksa muhteşem Orsay Müzesi’ni gezin. Notre Dame Katedrali’ne dıştan bakmakla yetinmeyin; içine girin ve gotik mimarinin heybetine şapka çıkarın.

 

 

TOULOUSE / PEMBE ŞEHİR
Fransa’nın dördüncü en büyük kenti Toulouse ‘pembe şehir’ unvanını, toprak tuğlalarla örülmüş binalarının renginden alıyor. Şehrin geçmişi M.Ö. 8’inci yüzyıla kadar uzanıyor, günümüzde ise bir teknoloji üssü. Kıta Avrupası’nın en büyük uzay merkezlerinden biri burada bulunuyor. Toulouse buna ek olarak son derece dinamik bir üniversite nüfusuna da ev sahipliği yapıyor. Kendisi sürprizlerle dolu, büyüleyici bir kent.

Neler yapılabilir?
Uzay araştırmalarına adanmış küçük havaalanı ve park Toulouse-Lasbordes’de, Ay’da yürüyebilir ya da bir uzay misyonuna komuta edebilirsiniz. Garonne Nehri’ni Akdeniz’e bağlayan yemyeşil Midi Kanalı’nın kenarında yürüyüş olmazsa olmaz. Şehri keşfetmek için Ortaçağ’dan kalma eski şehir bölgesi ideal. En ünlü yapılar Capitole, Salle des Illustres ve opera binası. Carmes pazarında yerel lezzetlerle öğle veya akşam yemeği iyi ve farklı bir alternatif. Doğal Tarih Müzesi de görülmeye değer.

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı OCAK 2016

Kendisiyle barışmış yeni bir kadın

Tüm dünya Adele’in inanılmaz sesinden çıkan içli şarkıları ayakta alkışlarken, o dünyanın çeşitli köşelerinde yalnızlığına ağlıyordu. Tabii biz onu sesi gibi kocaman sanıyorduk. Oysa değildi, bir önceki albümünün adı gibi 21’di sadece yaşı. Şimdi 27 yaşında, kendisini epey harap eden bir ilişkiyi geride bıraktı. Yeniden âşık oldu, üstelik bu ilişkiden bir de çocuğu var. Ve dört yılın ardından dünyaya yeniden “Merhaba” dedi. Drama dolu eski günlerinden yeni ilişkisine, anneliğine, dış görünüşüyle ilgili sorunlara ve elbette şarkılarına dair dolu dolu cümlelerle Adele huzurlarınızda.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EYLÜL 2016

Kaplankaya! İyilik sağlık...

Büyük cümleler, doz aşımı vaatler, her köşesinden şatafata mecbur kılan dayatmalar arasında yaşarken, sadeliğin limanına sığınmak istiyor insan. Saf güzelliği özlüyor. Kaplankaya CanyonRanch bunu sunuyor en başta.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı KASIM 2016

Bütün yanıtlar felsefeye, felsefe ona bağlanıyor: ​İoanna Kuçuradi

Bu yıl Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın ‘Onur Yazarı’ seçilen, ‘Felsefenin bilge annesi’ olarak bilinen Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yle görüştük. Hayatla baş edebilmeyi öğrenmekten sık sık sevgili değiştirenlerin durumuna, Türkiye’deki kutuplaşmadan felsefeci Zizek’in ‘rock star’ düzeyindeki popülerliğine kadar açılan geniş bir yelpazedeki sorularımıza felsefeci bakışıyla yanıtlar aldık.

DEVAMINI OKU