DÜŞÜNCE

Teknoloji çağında flört bitti mi?

En son ne zaman çevrenizden tatlı bir flört hikâyesi duydunuz? Ya da “Çıkmaya başladık” lafını... Ya da kıskandıracak bir buluşma ritüelini... Mesele sadece kimsenin flört edecek vakti olmaması değil, daha derin.

Ali Tufan Koç

Cesaret veren örnekler
Dating aplikasyonlarını ya da online randevu sitelerini kullananların yüzde 80'inin daha önce bu yöntemleri kullanan tanıdıkları var. Bugün ABD'de beş ilişkiden biri internette başlıyor.

 

Müzikten romana sokak kültüründen mahalle bilincine hayatın her alanından, damarından yükselen bir serzeniş: “Bizim zamanımızda böyle miydi? Oysa eskiden ne güzeldi...” Konu, aşk meşk, flört olunca da durum değişmiyor; her kuşak, bir önceki kuşağı daha ruhsuz olmakla suçluyor. Zaten flört her dönem için kaybolan bir sanat, yitirilen bir olgu. Mendil düşürmekle başlayan, muhallebinin kenarından utangaç bir kaşık alarak devam eden, karanlık sinema salonunda çaktırmadan kol atmakla yeşeren bu kültür, bugün telefon ekranına düşen fotoğrafı beğenip, parmağın ucuyla sola doğru kaydırmakla eşdeğer.
Tüm bu izdüşümler ve dönüşümler üzerine kafa yoran ABD’li gazeteci Moira Weigel, meselenin tarihini inceliyor, tüm bulduklarını ‘Labor of Love: Invention of Dating’ (Aşk Emekçisi: Flörtün İcadı) kitabında derliyor. Weigel’a göre günümüzde biriyle çıkmaya başlamak dediğin, bir nevi ‘parasız staj’ yapmak. O 'iş'te kalıp kalmayacağını, ileride istenip istenmeyeceğini bilmeden; hatta henüz o işin senin için doğru olup olmadığını kestirmeden günlerce, aylarca kendini göstermek adına paralanma hali, kendini ‘her yola gelirim/her ihtiyacı karşılarım’ moduna sokma durumu. Aynı belirsizlik ve boşuna zaman kaybı hissi bugün flört için de geçerli. Dönemin matematiği böyle: Zaman büyüktür her şeyden, herkesten.

ZEVKLER, SEÇİMLER
Kimsenin, zevk almayacağı bir dizi, kitap ya da restoran için harcayacak bir dakikası bile yok. Zevkler, kişisel tercihler hiç olmadığı kadar hayatın başrolünde. Modern hayatın, modern ‘yumurta/tavuk’ sorusu şu: Biz mi zevklerimizi belirliyoruz, yoksa zevklerimiz mi bizi yönlendiriyor?
Flört adaylarının, sadece zevk ve hobileri üzerinden kendilerini paketleyip Facebook, Tinder ve Instagram raflarına yerleştirdiği bir düzen bu. Kim Kardashian, kocasını “Dünyada gördüğüm en zevk sahibi kişi” diye övüyor. Peki özde ya da sözde yaratılmış ‘hayat gustoluğu’nun karşı konulamaz bir çekicilikle eş tutulduğu Instagram çağında kim kiminle, neden flört ediyor?

‘DATING’ KÜLTÜRÜ
Weigel’ın ‘çıkmak’, ‘tanışmak’ ya da ‘flört etmek’ten çok kurcaladığı bir kavram daha var: Türkçede tam karşılığı olmayacak kadar bize uzak bir tabir, ‘dating’ yani randevulaşmak. Çünkü Türkiye'de zaman içinde hayatımıza ‘flört’ giriyor, hatta ‘çıkmaya’ başlıyoruz ama ‘date’ etmiyoruz. Tüm o flörtler, çıkmaya başlamalar tam da o anlama gelmiyor memlekette.
Oysa ‘dating’ Batı'da, başlangıcı 19’uncu yüzyıl sonlarına dayanan bir kavram. ABD’de genç kızların koleje gitme oranı arttıkça, kadınlar yavaş yavaş iş hayatına atılmaya başlıyor. İş arkadaşları mesai çıkışı tatlı bir şeyler yemek ya da bir film görmek için ‘tarih’ sözü vermelerini istiyor. Kadınlar söz verdikleri tarihi unutmamak için ajandalarına yazmaya başlayınca orta sınıf ‘dating’ kültürüyle tanışıyor. Bu, göçle daha da yaygınlaşıyor. 1930 sonrası kadının nasıl ‘date’ edeceğine dair kitaplar çıkmaya başlıyor. Zamanla hikâyelerine, örneklerine edebiyatta ve sinemada sık sık rastlıyoruz. En son, bir Nick Hornby hikâyesi olan ‘Brooklyn’ adlı filmde, İrlandalı kızın çalışmak için kasabasından New York’a gidişine, orada genç bir İtalyanla tanışmasına ve flörtüne tanık oluyoruz misal.

HAYAT MEMAT MESELESİ
Ama 1920’lerde, 1930’larda kadınlar meseleye sadece eğlenmek, güzel vakit geçirmek gözüyle bakarken, günümüz bekâr metropol kadını için o buluşma bugün tam bir hayat memat meselesine dönüşüyor. Weigel’a göre ‘bekâr ve mutlu’ kadın imajı her ne kadar son yıllarda parlatılıp onore edilse de, hâlâ mutlu son ‘o erkeği’ bumakla eş değer. Haksız sayılmaz: Bekâr, yalnız, kentli ve mutlu kadınların ikonu Carrie Bradshaw ve silah arkadaşları, pop kültür figürleri bile ‘...ve sonsuza dek bekâr’ yaşamadılar; hayatlarının erkekleriyle mutlu sona bağlandılar.

 

Online ihanet
Dating aplikasyonu meetville.com'un verilerine göre online flört eden kadınların yüzde 36'sı ve erkeklerin yüzde 54'ünün gerçek ilişkileri var.

 

SET AŞKINDAN FOTOKOPİ TEPESİNE
Dönüşen ilişki dinamikleri, flört modelleri sadece kuşaklar arası zihniyet farkının bir sonucu değil, değişen metropol yaşamının da bir sonucu. Bundan belki 15- 20 sene önce, buluşmadan evvel gayet masumca kullanılan “Akşam 7’de alırım” cümlesi, bugün tedavülden kalkmak üzere. İş hayatının 9-5 ile sınırlı kalmaması, kör saatlere kadar uzayan ve ‘yeni normal’ olarak kabul edilen mesai saatleri, ‘freelance’ modelinin yükselişi buluşma saatlerini yıktı; gecenin köründe whatsapp’a düşen “Uyudun mu?” mesajına dönüştü.
Değişen iş hayatı anlayışının flörte etkisi sadece normal buluşma saatlerini yok etmekle sınırlı değil. Sosyal hayatı kısıtlanan, sokakla bağı kesilen insan çareyi (ya da aşkı) farkında bile olmadan ofis içinde arıyor; iş yerinde ilişki yaşamaya başlama oranı son 20 senede dört kat artıyor. Sette başlayan aşkla fotokopi makinesi tepesinde yeşeren flörtün çıkış sebebi aynı: Sadece ‘sosyalleşmek’ adına geçirilen zamanın kaybı, yerin darlığı!

“DUR, UBER YOLLUYORUM SANA...”
Bugün insanlığa dair tüm davranış biçimleri dijital devrimle beraber değişiyor, dönüşüyor, yeniden tanımlanmaya çalışılıyor. Haber okumaktan tutun, eş dostla iletişime geçme yollarına kadar hiçbir şey eskisi gibi değil. Oysa hâlâ okuyoruz, izliyoruz, dinliyoruz, flörtleşiyor, üstüne sevişiyoruz! Flört de tıpkı diğer değişen ilişki formları gibi ‘ölmüyor, form değiştiriyor.’
Nasıl ilk buluşmada evinden alınıp önce yemek sonra sinema yapan kuşak için ‘muhallebici’ fikri saçma ve abes geliyorsa; bugünkü Netflix/Instagram/Uber kuşağı için de ‘evinden al, sonra da el ele sinema salonunun yolunu tut’ aynı derecede tuhaf ve lüzumsuz. Modern nezaket evinden almakla değil, “Uber yolluyorum sana...” demekle gösteriliyor; ilk buluşmalarda salon, restoran köşelerinde sürünmektense evde kanepeye gömülüp ortak heyecana konu bir diziye sarmak, bölüm üstüne bölüm izlemek daha konforlu ve seksi bulunuyor. Batı kültüründeki ‘Netflix&chill’ anlayışı da bu zihniyetten çıkıyor. Bir kuşak flörtü evde takılıp dizi izlemek olarak görüyor.

TAKILIYORUZ, HEPSİ BU
Her dönemin ilişki tabiri farklı. Büyükannesinin “Konuştuğun çocuk var mı?” merakına "O ne ya?" ergenliğinde yaklaşan torunun, annesinin sorduğu gibi ‘flörtü’ yoktur ama ‘takıldığı biri’ vardır.
Takılmak dediğin: İlişki külfetlerinden yoksun, paşa gönül kriterlerine yönelik, ne ilişkide ne çelişkide, keyif kahyası, gönül çakrası, yatıp kalkması ve düşüp saçmalaması serbest bir flört formu. Sınırı belirsiz, ucu açık; seks arkadaşlığına kadar yolu var. New York Üniversitesi’nden sosyolog Paula England, üniversite öğrencileri arasında 10 yıl boyunca yaptığı araştırmadan çarpıcı rakamlar çıkarıyor: Her dört öğrenciden biri rutin şekilde tamamen yabancılarla seks yapıyor; her beşinden birinin aynı anda birden çok ‘takıldığı’ kişi var. ‘The End of Sex: How Hookup Culture Is Leaving a Generation Unhappy’nin (Seksin Sonu: Takılma Kültürü Bir Jenerasyonu Nasıl Mutsuz Ediyor) yazarı Donna Freitas’a göre ise bir kuşak seksi yanlış tanıyor, tanımlıyor. Duygudan bağımsız, sadece cinsel dürtülerle yaşanan bir seks anlayışı sadece flörtü, romantizmi, ilişkiyi değil, insanın insanla diyalog kurma yetisini köreltiyor.

BİR TINDERELLA MASALI
Bugün her ihtiyaç için bir aplikasyon, her tip için flört uygulaması var. Çeşitlilik sadece cinsel tercihlerle de sınırlı değil. Çoğu aplikasyon ‘niş’ bir alan seçiyor: Daha genç, daha yaşlı, daha aktif, daha sakallı, daha çıtır, daha erkek, daha kadın... İkili seveni, üçlü takılanı, ‘dördüncü’ arayanı... Var olan ‘online dating’ aplikasyonlarının sayısı 2 bin 500 civarında. Toplam kullanıcı sayısı milyara yakın.
Kaybolan masumiyetin faturasını teknolojiye çıkarmak ne kadar doğru, tartışılır. Çok değil, bundan 15 sene önce, henüz sosyal paylaşım platformları türememiş, internete girmek ‘çeviri ağ bağlantı’ sesiyle bir tutulurken, birbirini tanımayan iki insanın ‘chat odası’nda yazışmalarına dair bir flört hikâyesi, Meg Ryan sempatikliğinde tatlı bir romantik filme (You’ve Got Mail/Mesajınız Var, 1999) dönüşebiliyor, bu dönüşüm sıcak bir mesaj olarak anlatılabiliyordu.
Bugün bir Tinder masalının henüz beyazperdeye yansımamış olmasının sebebi Meg Ryan’ın yokluğu ya da Hollywood’un uyuşukluğu değil. Mesele, kumaşın buna müsait olmaması. İnsanların en şehvetli/dudaklı, her biri pornografi unsuru ‘profil fotoğrafları’ ne ‘romantik’ ne de ‘komedi’ unsuru içeriyor.
Tinder, Grindr gibi ‘dating’ aplikasyonları, size yakın ve en uygun kişiyi yemek siparişiyle aynı sürede buluşturacağı iddiasında. Veriler tersini söylemiyor. Yemekten önce flörtünüz kapıda bitiyor! Bu sözde serinliği, midede kelebekler uçuşturan flörtün yeni karşılığı olarak mı alacaksınız, yoksa 'CEO’luk hayaliyle parasız stajınıza devam mı edeceksiniz?
Buyrun. Seçim sizin.