MALUMAT

Tersliklerin gücü adına: Murphy kanunu

“Murphy yine haklı çıktı…” Popüler kültürden hayatımıza sızan bir replik. Ne zaman bir şeyler ters gitse, çuvallamış kahramanımız içli içli böyle mırıldanır. Peki, kimdir bu Murphy? Bir kötümserlik tanrısı mıdır, yoksa hayatın sırrını çözmüş bir filozof mu?

Özlem Numanoğlu

Murphy Kanunu’nu doğuran deneyler
Roket kızaklı deneylerde kırdığı hız rekorları sebebiyle adı ‘dünyanın en hızlı adamı’na çıkan John Stapp, 1954'te yine bir başka sürüşte, New Mexico'da.

 

1949 yılında, insanoğlu jet çağının başındaydı. Mojave Çölü’ndeki Edwards Hava Kuvvetleri Üssü’nde, insan vücudunun ani ivmelenmeye dayanıklılığıyla ilgili bir dizi tehlikeli deney yürütülüyordu. Roket kızaklarıyla yapılan ilk deneylerde, insan formunda modeller kullanılmıştı. Sıra insan deneklere geldiğinde işi albay Dr. John Stapp devralmıştı. Roket kızağındaki yüksek hızlı 29 ayrı sürüşten sonra, kaburga kemikleri çatlamış, bileklerinde kırıklar oluşmuş, gözlerine kan oturmuştu. Deneylerin en tehlikelisine geçilecekken, kızağın ölçüm sisteminin yeniden doğrulanmasına gerek duyuldu.
II. Dünya Savaşı’na katılmış bir pilot ve mühendis olan Edward A. Murphy, Jr burada devreye girdi. Vücudun farklı noktalarına bağlanan sensörlerle ölçümleme yapılmasını öneriyordu. Her deney bir maliyet demekti; ama bu, kesinlikle denemeye değerdi. Gelgelelim, bir şempanzeyle yapılan ilk deneyin sonucu kocaman bir sıfır oldu. Murphy’nin asistanı, iki türlü bağlanabilen 16 sensörün 16’sını da ters bağlamıştı! O an, Murhpy iğrenmiş bir ifadeyle söylendi: “Bu işi yanlış yapmanın herhangi bir yolu varsa, bu adam onu bulacaktır.”
Daha sonra yaptıkları bir basın toplantısında Stapp, deneylerden sağ çıkabilmesini ‘Murphy Kanunu’na borçlu olduklarını söyledi. “Tüm olasılıkları göz önünde bulundurduk ve işlerin ters gidebileceğini hesap ederek, tedbirimizi aldık.”
Kamuoyunun burada tanıştığı Murphy Kanunu özetle, “Ters gidebilecek her şey, ters gidecektir” diyordu. Önermenin orijinali ise şöyleydi: “Eğer bir şeyi yapmanın iki veya daha fazla yolu varsa ve bu yollardan biri felaketle sonuçlanacaksa, biri o yolu bulacaktır.”
Kanun işte böyle doğdu, hızla benimsendi, popüler kültür ile dünyaya yayıldı ve belki yüzlerce anonim varyasyonu çıktı. “Bir dilim ekmeği yere düşürürseniz, daima yağlı tarafının üzerine düşer” gibi pesimist versiyonlar da vardı, "Olabilecekse, olur" gibi iyimser olabilenler de... Kanun, kendisine karşı da kullanılabiliyordu: “Murphy Kanunu ters gidebilirse, ters gidecektir.” (bkz. Silverman Paradoksu)
Edward Murphy, o gün, en kötüsünü bekleyip, tedbirli olmanın önemini anlatmaya çalışmıştı ama dünyaya bıraktığı mirasın farkında bile değildi. Murphy Kanunu'ndaki Murphy'nin kendisi olduğunu, 20 yıl sonra hakkında bir kitap yazılınca öğrendi. 1960’da ‘Apollo’nun güvenlik ekibinde çalıştı ve 1990'da hayatını kaybetti.

 

Edward A. Murphy

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı HAZİRAN 2016

Az önce bi’şey oldu

Gökhan Deniz'in, bu çarpıcı başlık altında Çağla Cabaoğlu Gallery’de sergilenen eserlerinde PVC, paslanmaz çelik gibi malzemeler figürle harmanlanmış. Bu zor bileşenler uyum içinde izleyiciye ulaşıyor. “Figür bize duygusunu belli etsin, yeterli” diyen Deniz’in eserlerinde duygular, sarsıcı ve bazen tedirgin edici biçimde karşı tarafa geçerken, sanatçının malzeme kullanımındaki yenilikçi tavrı takdir topluyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EYLÜL 2016

Gökyüzü gibi kadın: Hazal Türesan

O gökyüzü gibi... Çünkü masmavi bakışları sayısız kadını barındıran uçsuz bucaksız, enerjik bir ruha ev sahipliği yapıyor. ‘Kara Para Aşk’la tanıdığımız Hazal Türesan, delidolu bir rolle arzı endam ediyor şu sıralar. ‘Tatlı İntikam’ın çılgın Başak’ı olarak izlediğimiz Türesan, gerçek hayatında aksine çok çekingen olduğunu anlatıyor. Peki bu çekingen kadının içinden bu ruhlar nasıl çıkıyor?

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı AĞUSTOS 2016

El işçiliği ve modanın detoksu

Terör saldırıları modayı nasıl şekillendiriyor, kendimizi koruma isteğimiz kıyafetlerimize nasıl yansıyor, akıllı telefonlarımız dokunma hissimizde ne tür eksikliklere yol açıyor? Tüm bu soruların cevaplarının Gucci, Alexander McQueen, D&G gibi markaların sonbahar-kış koleksiyonlarındaki nakışlarla, el işi süslemeleriyle ne ilgisi var? Tasarımcı Özlem Süer, teknoloji çağında el işinin bu kadar ilgi görmesinin nedenini dünya gündemi ekseninde değerlendirdi.

DEVAMINI OKU