STİL

Tommy imparatorluğu’nun yeni yüzyılı

Mavi, beyaz ve kırmızının vatanseverliğini cool bir moda ifadesine dönüştüren Tommy HIlfIger, şimdi sıfırdan yarattığı markasını dönüştürmeye hazırlanıyor. Sosyal medya fenomeni, model Gigi Hadid’le yarattığı TommyXGigi, zamanın ruhunu yeni tasarımlara uyguluyor. Hilfiger ile modanın geleceğini konuştuk.

Karen Dacre / Interview People

Zamanın hızı
Ciddi bir eğitimi olmamasına rağmen dev bir marka yaratan Tommy Hilfiger, hep yenilik peşinde. Şimdi internet çağının tüketicisine uygun olarak yeni stratejiler belirliyor.


O, Amerikan Rüya’sının vücut vücut bulmuş hali, fakat İngiliz topraklarında evindeymiş gibi rahat. Salma Hayek ve girişimci David Tang’le Serpentine Partisi’ne ev sahipliği yapmak için Londra’da. “Londra’yı seviyorum. New York’a kıyasla eski dünyanın ruhunu taşıyor ve kesinlikle daha medeni” diyor.
65 yaşındaki modacının, sıfırdan zengin olma hikâyesi esaslı bir biyografiyi hak ediyor. Bu, hevesli bir gencin, uluslararası şöhrete sahip bir isme dönüşmesinin göz kamaştırıcı öyküsü.
Onun hikâyesi en iyi, arka planda Amerikan Milli Marşı çalarken, ağır çekimde hayal edilebilir. Bir saat yapımcısı olan İrlandalı - Katolik Richard Hilfiger’ın dokuz çocuğunun ikincisi. Amerika’nın en bilinen modacılardan biri olmadan önce Andy Warhol’un yakın aradaşı, popüler kot mağazası zincirinin sahibi.
Kot pantolonları, motosikletçi ceketleri ve romantikleştirilmiş Ivy League tarzı üzerine çalışan Hilfiger, bayrağının kırmızı, beyaz ve mavisini olabildiğince vurguluyor.
Logosu ise, Hilfiger’ın erken dönem pop kültür anlayışıyla bire bir eşleşip, podyumda Amerikan kalıplarına gönderme yaparken, Amerikan bayrağına saygı duruşunda bulunuyor.

ZENGİNLER KULÜBÜNÜN ALAYLISI
Onunki tam bir modern zaman başarı öyküsü. Tasarım eğitimi almamasına rağmen, markası dünya genelinde bin 400 mağazayla Amerika’nın en büyük perakendecilerinden biri. Raporlara göre bankasında 250 milyon dolara, özel bir jete ve Guggenheim’a rakip olacak kadar büyük bir sanat koleksiyonuna sahip.
Zenginler kulübüne girmeye tam yetkili bu adamın, dünyanın her ucunda bir evi var. Mustique’te Mick Jagger’la komşu olduğu malikâne de bunlara dahil! Aynı zamanda altı çocuk babası. Dördü ilk eşi Susan Cirona’dan. Bu çocuklardan Ally’nin bir dönem MTV’nin Rich Girls (Zengin Kızlar) programına katılmışlığı var. Diğer iki çocuğu ise ikinci eşi Dee Ocleppo’dan.
Tommy Hilfiger markası Phillips’in sahibi Van Heusen tarafından 2010’da 2 milyar pound’a satın alındığından bu yana patron koltuğunda oturmayan iş adamı, günümüzde hâlâ kot pantolonlara, ceketlere ve üzerine markasını kurduğu Amerikan değerlerine sadık kalıyor. Fakat ülkesinin geleceğine dair kaygıları var. “Amerika’daki birçok kişi için üzülüyorum” diyor. “İşsiz olanlara, sağlık sigortası olmayan emeklilere… Tam bir kargaşa. Bana kalırsa tüm bunlar çok utanç verici.”
Tommy’nin tipik New England estetiğine sahip, bembeyaz dekore edilmiş Knightsbridge merkezinde buluşuyoruz. Hilfiger, imzası haline gelen kalın kemik gözlüklerini takmış, denizci hırkasıyla otururken, etrafı asistanlarla sarılı. Oturduğumuz ekose desenli koltukların (yine, tipik Tommy) arkasındaki kalem etekli kızlar, dikkatlice şubatta New York Moda Haftası’nda sunulan koleksiyonun çizgili hırkalarını ve düzgün kesimli denizci tulumlarını tekrar düzenlerlerken, telefonlarına fısıldıyorlar.

 

Hayatı film olur
Amerikan kalıpları ve Amerikan bayrağı, Tommy Hilfiger markasının özünü oluşturuyor. Buna modacının yoktan var olma hikâyesi de eklenince ortaya tam bir Amerikan rüyası çıkıyor.

 

“ROCK YILDIZLARI GİBİ GÖRÜNMEK İSTİYORDUM”
Çoğunlukla soğukkanlı bir politikacının ritmiyle yarışacak kadar yavaş ve kısık sesli konuşuyor. Ama konu ne zaman Londra’ya gelse, neşelenip sesini yükseltiyor. “1970’lerdeki Kings Road en çok yaşamak istediğim yerdi. Bir zaman makinesi alıp, o döneme gitmeyi, oradaki birkaç güne geri dönmeyi isterdim.”
Hilfiger, İngiliz müziğine de aynı derecede hayran. Hatta, 1970’lerde Manhattan caddelerindeki hippilere İspanyol paça pantolon sattığı People’s Palace adlı ilk kot mağazasının ilham kaynağının The Beatles ve Led Zeppelin olduğunu söylüyor. “Müziğe bağımlıydım. Rock yıldızları gibi görünmek istiyordum. Sonra müzisyenleri giydirmeye başladım, bedava reklam gibiydi. Bruce Springsteen ilk ünlü müşterimdi. Ona bir ceket ve kot pantolon da sattım.”
İlerleyen yıllarda Hilfiger, her yere taşınan adının markasını, evrensel bir düzeye taşıyacak kişilerin, 1980’lerin sonundaki ve 1990’lardaki Public Enemy ve Notorious BIG gibi hip-hop sanatçıları olduğunu anladı. Sonunda, markanın eşofman üstleri ve yağmurlukları, öğrencilerden Hollywood yıldızlarına kadar, herkes için mühim parçalar haline geldi.

GIGI’NİN CAZİBESİ
2016’ya geldiğimizde, karşımızda tasarımcının, en pahalı marka yüzü olan Instagram modeli, Gigi Hadid (sosyal medya yıldızı) olduğunu görüyoruz. Hilfiger'in TommyXGigi işbirliğinden çıkan -yani 13.1 milyonla- American Vogue, Elle ve Harper’s Bazaar’ın toplamından daha fazla takipçisi olan bir modelle yaratılan koleksiyonu 9 Eylül'de tüketiciyle buluşuyor.
Hilfiger, Gigi’nin küresel cazibesinden kazanç sağlayacağını söylerken de hayli dürüst. “Gigi bir nehir gibi! Hayranlarını alıp sürüklüyor. O ne giyerse giymek, ne sürüyorsa sürmek, ne yiyorsa yemek, ne yaparsa yapmak istiyorlar. Bizim için biçilmiş kaftandı! Çok güzel ve zeki.”
Bu yıl birçok büyük moda evi, koleksiyonlarını podyum sonrası tüketicilere anında ulaşılabilir kılmayı planladığını duyuruyor. Hızlı modanın değişen bu yeni modelinden yararlanmak istediğinin bir kanıtı olarak, Hilfiger da Hadid’le projesini, evrensel-multimedya-yayın ağına koyup anında satışa çıkarıyor.
“Kendimizi hem yeniden modernize ediyoruz hem de yeniden enerji veriyoruz, çünkü işi başka bir seviyeye çıkarmak istiyoruz” diyor. “Tüketicinin taleplerini görmezden gelemeyiz. Altı ay sonra, tüketici hem sıkılıyor hem de aynı şeyi görmekten bıkıyor. Bana göre, bir seçeneğimiz var: Ya anında istediğini veririz ya da bekletiriz ve o da başka bir yerden bulur.”

 

Tommy ilk bakışta anlaşılır
Sezonlar değişir ama klasik Tommy Hilfiger çizgisi hiç değişmez. 2016 ilkbahar koleksiyonu için çekilen bu fotoğraf markanın ruhunu yansıtıyor.
Model Gigi Hadid, TommyxGigi koleksiyonuyla bu ay marka tutkunlarıyla buluşuyor.
Tommy Hilfiger 2017 ilkbahar özel dikim erkek koleksiyonundan bir çanta.
Markanın 2017 seyahat koleksiyonundan.
Yine 2017 erkek özel dikim koleksiyonundaki sırt detayı, yalınlığın ortasında kimliğini belli ediyor.

 

"DEFİLELER TÜKETİCİ ODAKLI OLACAK"
Peki bu konsept, defilelerin bittiği anlamına mı geliyor? “Bence hâlâ bir ilişkisi olur” diyor Hilfiger. “Ama daha çok toplumla ilgili olacak. Artık sadece satıcılar ve basın arasındaki bir etkinlik olmayacak. Tamamen tüketici odaklı olacak. Hep öyle olmuştu, fakat artık aramızda bir kol mesafesi yok, birbirimize bağlıyız. Bu beni heyecanlandırıyor.”
Kendisi de iyi bir alışveriş tutkunu olan Hilfiger, kızı Elizabeth’le Japonya’da alışveriş yapmayı planladığı yolcuğunu anlatıyor. “Perakendeden keyif alıyorum” diyor. Ama asıl keyfi ilk aşkı olan pop kültür ve sonucunda Andy Warhol’la doğan arkadaşlığı. “Bu, benim tutkum. Andy’yi tanırdım. Hâlâ da o dönemden etkilenirim. Keşke geçmişe gidip, biraz daha o anı hissedebilseydim. ‘Evet, bugün Fabrika’daydım!’ diyebilseydim. Orada daha çok zaman geçirmeliydim.”
Studio 54’ün sosyal kelebeği ve düzenli müşterisi olan Hilfiger’ın yüreğinde hâlâ bir parti insanı var. Artık dans pistlerinden ayrılsa da, saçları ailesiyle kayak ve motosiklet tatillerinde salınıyor.
“Yine de eğlenmek istiyorum” diyor. Hayat hep böyle zor olsa!