YÜZLER

“Türkiye’den harika işler çıkıyor”

Bu övgü dolu cümle Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali’nin İnovasyon Direktörü Rob Dembitz'e ait. Nedeni de Türkiye'nin festivalin yarışma bölümünde kazandığı başarılar. Cannes Lions Genç Aslanlar Yarışması Türkiye elemeleri sponsoru Akmerkez’in ‘Young Lions Zone’unda yakaladığımız Dembitz, dünyadaki yaratıcılık merkezlerinin artık değiştiğini ve Türkiye'den Çin'e, Ekvador'a, farklı yerlerden çok daha fazla yeteneğin ortaya çıktığını düşünüyor.

Burak Tatari / Fotoğraf: Altan Aykan

Festivalin kapsamı genişliyor
Cannes Lions çerçevesinde başlatılan Startup Akademisi hakkında Rob Dembitz, "Yeni şirketlerin kurucularına markalarla nasıl iletişime geçecekleri ve hikâyelerini nasıl anlatacakları konusunda yardımcı oluyoruz" diyor.

Tamamen yaratıcılığa odaklanan bir iş yapmak sizi nasıl etkiliyor? Sizin için yaratıcılık nedir?
Cannes Lions’a her yıl harika işlerin geliyor olması çok hoşuma gidiyor. Benim beceremeyeceğim işleri yapan insanları görüyorum. Bunu nasıl yaptıklarını anlamaya çalışıyorum. Yaratıcılık hakkında düşündüğümde aklıma hep bu insanlar ve ortaya çıkardıkları işleri gördüğümde hissettiğim duygular geliyor.

Yaratıcılığı artırmanın yolu var mı?
Pazarlama dünyasında yaratıcılık için en önemli ihtiyaç kültürel çevre. Birbirini tanıyan insanlardan oluşan ekipler, harika ajanslar ve müşteriler hep birlikte fikirleri ortaya çıkarıyor. Ama insanları risk almaya yönelten, daha önce yapılmamış işleri ortaya koymaları yönünde cesaretlendiren kültürel çevre. Cannes Lions’ta ödül kazananlarla konuştuğumuzda sıkı çalışmanın ötesinde kültürel çevrenin önemini anlıyoruz.

Turkcell Teknoloji Zirvesi’nde yaptığınız sunumda ‘yerleşik olanı değiştirmek ya da yıkmak’ anlamındaki ‘disruption’ kelimesinin üzerinde durdunuz.
Evet, bu ilginç bir kelime. Her yıl sahneye farklı kelimeler çıkıyor. Bu sefer de ‘disruption’ sektörde çok kullanılan, konuşulan bir kelime haline geldi. Ürünleri yeni dönemde farklılaştırmak veya daha önce hiç rastlanmamış bir büyük fikir için kullanılabiliyor. Böylelikle Ice Bucket Challenge gibi yaratıcı fikirler ortaya çıkıyor. Festival için heyecan verici taraf, bunu her yerde görebiliyor olmamız. İki yıl içinde bambaşka bir kelimeyi merkeze alarak konuşabiliriz.

Öncekilerden farklı bir nesil geliyor. Sektörü nasıl değiştirecekler?
Şu an genç insanların endüstride çalıştıklarını gözlemliyoruz. Bunlar dijitalin içine doğanlar… 10 yıl içinde teknolojinin son derece farkında olarak kod yazacaklar. Teknolojiyi çok daha yaratıcı şekilde kullanacaklar. Bunun bir devrim olduğundan emin değilim, ama teknolojinin kullanımına farklı ve daha iyi bir yaklaşım getireceği kesin.

Bu kadar hevesli ve yetenekli genç sektöre girerken, siz nasıl güncel kalıyorsunuz?
Kod yazmanın ve teknolojinin ne olduğunu anlayabilmek için kurslara katıldım. Dünyada neler olup bittiğini kavramak için sürekli haberleri takip ediyorum. İnsanların Cannes Lions ile ilgili neler düşündüğünü okuyorum. Ajansların dünyaya nasıl yaklaştıklarını takip ediyorum. Sektörden insanlarla, inovasyon direktörleriyle görüşüyorum. Teknoloji startup’ları için yapılan olağanüstü çalışmaları takip ediyorum. Yaptığım işte sünger gibiyim. Tüm bilgiyi çekiyorum.

Artık daha az söz var. Daha çok görsele yer veriliyor, daha kısa videolar izleniyor. Bundan mutluluk duyuyor musunuz?
Bu kesinlikle bir evrim. İnsanlar video izlemeyi, kısa videolar hazırlamayı seviyor. Özellikle Birleşik Krallık’ta yazılı basın giderek online’a dönüyor. Daha çok içerik video formatında üretiliyor. Bu harika. Çünkü bunları izlemek çok eğlenceli.

“ARADAKİ FARK KAPANIYOR”
Gelişmekte olan ülkelerin gençleri gelişmiş ülkelerden gençleri yakaladı mı?
Kesinlikle. Aradaki fark giderek kapanıyor. Türkiye, Çin, Filipinler, Romanya büyük ödül Grand Prix’yi kazandı. Cannes’a tüm dünyadan şahane fikirler geliyor. Batı Avrupa’nın ve Kuzey Amerika’nın yaratıcılığın merkezi olduğu inancı artık geçerli değil. Ekvador örneğine bakalım… Ülke, 2012’de ilk Lions’ını kazandı. Daha çok yaratıcı insanı çekmeye başladı. Lions ödülünü kazanmak isteyen insanlar Ekvador’da çalışmak istedi. Bu iyi bir çember; kültürel çevre değişiyor, insanlar cesaret kazanıyor, yetenekler ortaya çıkıyor. Bunu Lions’ı kazanan tüm ülkelerde gözlemliyoruz.

Yaşadığımız çağda, akıllı telefonlar reklamcılık alanında ana mecralardan biri haline dönüşüyor. Peki “Bu telefonlara uyarlanmayan bir reklam kampanyası artık geçerli olamaz” diyebilir miyiz?
Kesinlikle diyemeyiz. Çünkü dünyada birçok ülkenin altyapısı sürekli akıllı telefon kullanımına izin vermiyor. İki yıl önce Sprite’ın, Dubai’nin kendine özgü şartlarında ortaya çıkan kriket reklamı Lions aldı. Fikrin ilham kaynağı Bangladeş, Pakistan ve Hindistan gibi kriketin popüler olduğu ülkelerden buraya çalışmaya gelen insanlardı. Bu işçilerin akıllı telefonları olmadığı için reklam çok geleneksel şekilde hazırlandı. Şahane bir fikir ve kampanyaydı. Sosyal medyaya veya mobil platforma ihtiyaç duyulmadı. Bunu ‘örnek olay’ olarak anlatıyoruz.

Zirvedeki sunumda, Fatoş Karahasan, reklam ajanslarının bir süredir data sorumluları ve antropologlarla çalıştığından bahsetti.
Strateji planlamacıları her zaman insan davranışları ve antropolojiyle ilgili oldular. Bu, uzun süre boyunca yaratıcılığa fayda sağladı. Artık ajansların data’ya çok daha büyük önem verdiklerini gözlemliyoruz. Data’yı heyecan verici şekillerde kullanıyor, bu alanda uzmanlığı olan insanları işe alıyorlar.

 

Cannes festivale hazırlanıyor
Festivalin 21-22 Haziran'da gerçekleşecek inovasyon ayağında, dünyanın dört bir yanından gelen yaratıcı kişiler, yine iki gün boyunca bilgi alışverişinde bulunacak.

 

“YAPAY ZEKA HALA EMEKLEME AŞAMASINDA”
Sanal gerçeklik ve yapay zekânın yaratıcı sektörlerde yarattığı değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sanal gerçeklik, dijital alandaki en büyük gelişmelerden biri. Nasıl kullanılabileceği, bu tip teknolojiler aracılığıyla kullanıcı deneyiminin nasıl artırabileceği merak ediliyor. Tüketici açısından yapay zekâ hâlâ emekleme aşamasında. İnovasyon Festivali’nde bu teknolojilerden sıklıkla bahsediliyor. Biz yapay zekâya sadece teknik açıdan yaklaşmıyoruz. Bu teknoloji aracılığıyla kullanıcı deneyiminin niteliğinin ve farkındalığın artırılması, ürünlerin satışı, insanların yaklaşımının değiştirilmesi üzerinde duruyoruz. Teknoloji birçok alanda insanlara yeni düşünce ufukları sunuyor.

Sizce Türkiye gibi ülkeler nasıl daha inovatif olabilir?
Geçen sene inovasyon dalında aday olan 10 şirketten ikisi Türkiye’dendi. “Türkiye inovasyonda iyi değil” derseniz, size cevabım “Yarışmanın beş adayından biri Türkiye’den geldi” olur. Türkiye’den Cannes’a harika teknolojik işler geliyor. Türkiye’den gelen insanları ve işleri festivalde ağırlamaktan gurur duyuyoruz.

Gelecek 10 yılda teknoloji ve yaratıcılığın nereye gideceğini tahmin edebiliyor musunuz?
Keşke bilseydim. 10 yıl içinde neler olacağını bilmiyorum. Bunu da büyüleyici buluyorum. İnsanlar bir yıl, hatta altı ay sonrasını bile öngörmekte zorlanıyor. İnovasyon Festivali’nde yaratıcı dünyanın teknoloji ve data’yı nasıl kullandığını görüyoruz. Teknolojinin yaratıcılığı nasıl etkilediğini anlamaya çalışıyoruz. Bunların tümü aynı ekosistemin ürünü. İki yıl sonra hayatımızda çok daha iyi kullanılan haliyle data ve şimdiye dek hiç duymadığımız yeni teknolojiler olacak. Bu çok heyecan verici.

Üç boyutlu yazıcıların yaygınlaşmasıyla gelecekte herkesin 15 dakikalığına tasarımcı olacağını söyleyebilir miyiz?
Niye olmasın? 15 yıl sonra belki de herkes kod yazmayı bilecek. Üç boyutlu yazıcıda üretim yapmak günlük bir rutine dönüşebilir.