DOLCE VITA

“Türkler mucizeler yaratıyor”

20 yıl öncesini hatırlayın. Turizmin büyük dünya markası Four Seasons’ın Sultanahmet’teki eski cezaevi binasını otele dönüştürecek olması nasıl önemli bir haberdi. O günden bu yana İstanbul’da bir otel daha açan Four Seasons, Türkiye’de yeni yatırımlar yapmayı planlıyor. Four Seasons İstanbul Genel Müdürü Leonardo Baıocchı ile turizm sektöründeki krizden, Türklerin hizmet sektöründeki yerine 20’nci yıla özel bir söyleşi yaptık.

Ayşegül Savur Özgen / Fotoğraflar: Emre Yunusoğlu

Eğlenceli İtalyan
Leonardo Baiocchi, gayet ciddi bir göreve sahip olsa da, hayatın tadını çıkarmayı biliyor. İtalyan ruhu muzipliğe açık...

 

Yer Polonya, yıl 1920. Bölgede Yahudi karşıtlığının yükseldiği dönemler… İşi inşaatçılık olan Aşkenaz Yahudisi Max, başlarına geleceği anlayıp, önce Filistin’e gider; beş yıl sonra da yepyeni bir hayat kurmak üzere Kanada’nın Toronto kentine. Orada sıvacılık yapmaya başlar. Oğlu Isadore (Issy) ve üç kızının dünyaya gelmesiyle aile genişler. Max de yıllar içinde işlerini büyütür. Satın aldığı eski evleri renove edip, satarak para kazanmaya başlar. Oğlu Issy de bir taraftan babasının yanında inşaatçılığı öğrenmekte, bir taraftan da Ryerson Institute of Technology’de (Bugünkü adıyla Ryerson Üniversitesi) mimarlık eğitimi almaktadır. 1952’de okuldan iyi notlarla mezun olduğunda artık elinde mimarlık diploması vardır.
Issy babası ile çalışmaya başlar. Hem mimarlık yapar, hem de emlakçılık. Ve henüz 25 yaşındayken aklına bir otel inşa etmeyi koyar. Bu, Toronto’nun dışında daha çok kamyon şoförlerine hizmet verecek bir otel olacaktır. Ama şirketini bu oteli kurmaya ikna etmesi beş yılını alır. Sonunda Issy 30 yaşına geldiğinde, 1961 yılında açılır şehir dışındaki 125 odalı otel. Issy’nin yanında, aralarında babasının da olduğu dört ortak vardır. Otel ıssızlığın ortasındadır ama temel ilkeleri bugünkü gibidir: “Her müşteriye özel bir konuk gibi davranmak…”
Düşüne taşına kurulan otelde işler iyi gider ve çok değil iki yıl sonra bu kez Toronto’nun içinde yeni bir yer daha açarlar. Ve bu böyle devam eder, Four Seasons adını alan otellerin sayısı Kanada’da artmaya başlar. 1970’te Londra otelinin açılması bir dönüm noktası olur, ayrıca ABD’nin çeşitli kentlerinde de yeni yatırımlar yapılır.
20’li yaşlarda kurduğu hayalin ve vizyonunun peşinden giden Issy Sharp artık dünyaya yayılan şık bir otel zincirinin sahibidir. Sürekli otel açacağı yeni yerler bulma peşinde koşar ve seçtiği yerler hep başarıya ulaşır.

 

 

Kanada'dan Türkiye'ye
Polonya göçmeni Kanadalı bir ailenin oğlu olan Isadore Sharp'ın kurduğu Four Seasons, yıl sonuna kadar dünya üzerinde 100 otele ulaşacak.
Zincir, İstanbul'da Sultanahmet ve Boğaz otelleriyle hizmet veriyor (sağda).

 

SULTANAHMET FOUR SEASONS'IN AÇILIŞI
Sultanahmet’te 1990’ların başında inşa edilen cezaevi 1969’da kapatılmış, 1980’de darbe sonrası cezaevlerindeki sıkışıklıktan sonra yeniden açılmıştır. 1992’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından otel olarak kullanılmak üzere Sultanahmet Turizm A.Ş.’ye ihale edilir. İşte bu sıralarda İstanbul’a gelen Issy Sharp, bu binanın terasından İstanbul’a bakarken “Burası benim İstanbul’da açacağım ilk otel olacak” der. Ve dediğini yapar. 1994’te binanın kullanımı 49 yıllığına Four Seasons Otelleri’ne verilir. Bin kişi kapasiteli bina 1996’da yepyeni yüzüyle İstanbul’da kapılarını açar.
İşte o günün üzerinden tam 20 yıl geçti. Dönemi hatırlayanlar, cezaevi binasının otele dönüşmesinin yankılarını hatırlayacaktır. Four Seasons bu otelle yetinmedi, daha sonra Beşiktaş’ta Boğaz kıyısındaki Four Seasons Bosphorus açıldı. Dünyaca ünlü otel zincirinin İstanbul’a giriş öyküsünü ve Türkiye’ye bakışını konuşmak üzere burada buluştuğumuz Four Seasons İstanbul Genel Müdürü Leonardo Baiocchi, yaşama sevinci her haline yansıyan enerji dolu bir İtalyan. 23 yıldır Four Seasons bünyesinde Kuzey Amerika’dan, Ortadoğu’ya, Asya’dan Avrupa’ya pek çok yerde çalışmış. 10 Nisan’da İstanbul’da beşinci yılının dolacağını “Bu bir rekor” diyerek anlatıyor. Genellikle görev yerleri üç yılda bir değişiyormuş. “Nasıl kaldınız burada beş yıl?” sorusuna “En önemlisi İstanbul’dan, Türkiye’den ve buradaki otellerimizden büyük keyif alıyorum. Four Seasons için İstanbul otelleri çok önemli” diye cevap veriyor.
Baiocchi, Four Seasons Sultanahmet açıldığı zaman Milano otelinde çalışıyormuş. O dönemi şöyle anlatıyor: “Sultanahmet oteli o zamana dek kurulmuş en küçük Four Seasons’tı. Sadece 65 odalı bir yer. Four Seasons’ın ilk butik oteli. O güne dek Avrupa’da sadece Londra, Milano ve sanıyorum Berlin’de otelimiz vardı. Onun dışındakilerin tamamı Kanada ve ABD’deydi. Cehaletimi bağışlayın ama 20 yıl önce İstanbul’a pek gelip giden biri değildim. Four Seasons çevresindeki herkes, İstanbul’da otel açılacak olmasını büyüleyici bir hikâye olarak anlatıyordu. Binanın eski cezaevi olması, hemen yakındaki Kapalıçarşı… Çok romantik bir otel olduğu anlatılıyordu hep. Ama şunu da ekleyelim: O zamanlar İstanbul yabancı turistlerin ilgi alanına bugünkü kadar girmiyordu. İstanbul eskiden Katmandu’ya giden turistlerin durağıydı. Daha çok sırt çantalı turistler geliyordu. Ama Sultanahmet’te Four Seasons’ın açılmasıyla otelin çevresi ve o bölgedeki mağazalar sınıf atladı. O yüzden aramızda şöyle bir şaka dolaşmaya başladı: ‘Bu tür bölgelere otel açtığımızda, oralarda emlak yatırımı da yapmalıyız’ (gülüyor).”

NEDEN ÖNCE BOĞAZ DEĞİL?
Issy Sharp, İstanbul’daki ilk otelini açmak için Sultanahmet’i seçtiğinde “Neden Boğaz kıyısı değil de, sırt çantalı turistlerin sevdiği Sultanahmet?” diye soran çok olmuş. Sonuçta Four Seasons lüks bir otel. Baiocchi “Issy Sharp’ın çok büyük bir vizyoner olduğunu göz ardı edemeyiz” diyor; “O, Sultanahmet gibi noktaları bulmakta becerikli biri, seyahat eden insanların tercihlerini ve değişimleri çok iyi gözlemliyor.”
Bugün kültür seyahatine meraklı turistler daha çok Sultanahmet’teki oteli, romantik tatil peşinde koşan, şehrin dinamizmine yakından tanık olmak isteyenler de Boğaz’dakini tercih ediyor. Boğaz oteli yıl boyunca yurtdışından misafirleri ağırlıyor, davetlere ve etkinliklere de ev sahipliği yapıyor. Sicilyalı şef Sebastiano Spriveri’nin önderliğindeki Aqua Restaurant ve Spa’sıyla da öne çıkan Four Seasons Bosphorus’un ekibi, yerli turistlere de İstanbul’da yapacakları hafta sonu tatiliyle farklı bir dünyaya açılabileceklerini hatırlatmaya çalışıyor.
Four Seasons, bizlerin sanki eskiden bu yana tüm otel odalarında olduğunu düşündüğümüz bazı yenilikleri turizm dünyasına kazandıran marka. Örneğin saç kurutma makinesi, bornoz, şampuan, concierge, minibar, oda servisi gibi hizmetler büyük ölçekte Four Seasons sayesinde otelciliğin olmazsa olmazları haline gelmiş. Baiocchi, “Bunları bazı küçük Avrupa otelleri elbette yapıyordu ama bizimle birlikte büyük otellere bir standart olarak girdi” diyor.

 

Boğaz aşığı
Leonardo Baiocchi, Four Seasons Bosphorus'un süitlerinden birinde poz verirken "Boğaz'ı sıkılmadan, saatlerce izleyebileceğini" söylüyor.

 

TÜRKİYE VE TURİZM KRİZİ
Four Seasons lüks bir otel zinciri ama son dönemdeki Rusya ve mülteci krizlerinden etkilenmemek mümkün mü? Baiochhi, bununla ilgili “Bu kontrol edebileceğimiz bir durum değil” diyor; “Şurası kesin ki, hizmet sektörü her zaman iyi ekonomilere ve güvenliğe ihtiyaç duyar. Türkiye son 10 yıldır her sektörde büyümenin tadını çıkardı. Şimdi bazı sorunlar var ama ben ekonomisinin temelinin hâlâ sağlam olduğunu düşünüyorum. Burası Brezilya değil. Bunu ben söylemiyorum, ekonomistler söylüyor. O yüzden panikte değiliz, umuyoruz ki tünelin ucunda ışık var. Bu, sona erecek bir kriz.”
Baiocchi, umutlu olsa da, elbette saldırılardan sonra müşterilerde değişim olmuş, “Herkes için zor bir dönem, piyasadaki zayıflığı hissediyoruz” diyor; “Ruslar artık gelmiyor. Kuzey Amerikalılar, Türkiye’nin üzerindeki kara bulutlardan korkuyor. İngilizler, Almanlar Sultanahmet saldırısından sonra korktu, İtalyanlar zaten korkar. Şu an daha çok Ortadoğu ülkelerinden misafirlerimiz var. Bölgede çok fazla karmaşa yaşanıyor. Şimdi İran yeni bir oyuncu olarak öne çıktı ve bu, bazı ülkeleri çok sinirlendiriyor. Ama dediğim gibi bunlar, masalarımızdan, bilgisayarlarımızdan değiştirebileceğimiz durumlar değil. Yapmamız gereken, bir sonraki adımımıza dikkat etmek. Beş yıldızlı oteller çok masraflı işler ama Four Seasons olarak hizmet kalitemizden ödün vermeyiz.”

 

"İkinci dil önemli"
Baiocchi, Türkleri turizm sektöründe ayrı bir yere koysa da İngilizce dışında ikinci dil bilen çalışan bulmakta zorlandıklarını, buna önem verilmesi gerektiğini vurguluyor.

 

İSTANBUL VE BODRUM'DA İKİ YENİ PLAN
Baiocchi, söz hizmet kalitesine gelince, Türk çalışanları yere göğe sığdıramıyor: “İstanbul’daki iki otelde 800’den fazla çalışanımız var ve eski tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki Türkler mucize yaratıyor. İnsanları hizmetleriyle mutlu etmeyi seviyorlar, çok misafirperverler. Özellikle Kuzey Amerika’da bunu göremezsiniz, onlar biraz robot gibidir. Misafirperverlik Türk kültürünün parçası. Beşinci vites gibi olduğunu söyleyebilirim. Büyülü bir şey var Türklerin hizmet yaklaşımında. Bazı Asya ülkelerinde de bu çok önemlidir. Eğer çalışanların DNA’sında misafirperverlik varsa, o tesisi yönetmek kolay oluyor.” Ona göre Japonları, Kanadalıları ve Türkleri Four Seasons şemsiyesi altında birleştiren ortak nokta, hizmet etmeye duyulan heves.
Bir Kanada yatırımı olarak hayatına başlasa da, bugün en büyük hissedarları Bill Gates ve Suudi kraliyet ailesine mensup işadamı Prens el Velid bin Tallal olan Four Seasons’ın dünya genelinde otel sayısı yıl sonuna kadar 100’e ulaşacak. Baiocchi “Ben 23 yıl önce işe başladığımda 34 otel vardı” diyor. Dünya genelindeki toplam çalışan sayısı ise 40 bin civarında.
Her ne kadar turizm açısından zorlu bir dönem olsa da, İstanbul’u önemsediği belli olan Four Seasons grubunun Türkiye ile ilgili de yeni planları var. Baiocchi’in dediği gibi aslında kriz dönemlerinde yatırım yapmak gerekiyor. Kendisinden öğrendiğimize göre grubun İstanbul’da bir rezidans, Bodrum’da da bir otel açma planı var. “Bodrum’da neresi” diye ısrarla sorsak da yer belirtmiyor. Tek söylediği altı kilometrelik bir sahilde olması. “Bodrum’da böyle bir sahil kaldı mı?” sorusuna gülerek “Evet” cevabını veriyor.

 

 

 

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı OCAK 2016

Türk İkarus Vecihi Hürkuş

Savaşta uçak düşüren ilk Türk pilot, ilk sivil Türk uçağını yapan adam, Türkiye’de özel havacılığı başlatan kişi, kendisi gibi havacı olan, kızı gibi yetiştirdiği yeğenini paraşüt kazasında kaybetmiş bir baba... Havacılık, pilotluk ve uçaklarla ilgili bu topraklardaki pek çok ilkin sahibi Vecihi Hürkuş, tarihin sıradışı portrelerinden biri. Şener Şen’in meşhur Vecihi karakterine de ilham verdiği söyleniyor. Doğumunun 120’nci yılında kendisini anıyoruz.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı MART 2016

Bambaşka bir sergi: Pitoresk İstanbul

İstanbul bu ay Pitoresk İstanbul sergisi ile sanatseverlere alışılmışın dışında bir görsel ve işitsel deneyim sunacak. Sergide 19’uncu yüzyıl ressam seyyahlarından Melling, Schranz, Allom, Bartlett, Lewis ve Ayvazovski’nin İstanbul’u, ‘dijital seyahatnameler’ olarak dev boyutlu perdelerde canlanacak. 12 Mart’ta İstanbul Deniz Müzesi’nde başlayacak sergiyi, Boyut Yayın Grubu’nun ve serginin genel yönetmeni Bülent Özükan, sanat yönetmeni Murat Öneş ve müzik direktörü, besteci-piyanist Anjelika Akbar ile konuştuk.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı AĞUSTOS 2016

Türkiye’nin baledeki gururu: Batur Büklü

Bugünlerde ülke gündeminden başka bir şey konuşamıyor olsak da, arada güzel, umut verici haberler geliyor. 23 yaşındaki baletimiz Batur Büklü’nün, İstanbul Uluslararası Bale Yarışması’nda birinci olması bunlardan biri. Batur Büklü, genç yaşına rağmen parmak ısırtan çalışma azmi ve dünyaya bakışı ile başarının şans olmadığını ispatlıyor.

DEVAMINI OKU