STİL

VIP saatler

Dünyanın en önemli müzayede evlerinden Christie’s’in 16 Mayıs’ta gerçekleştireceği ‘Important Watches’ müzayedesinde sergileyeceği koleksiyon parçaları büyüleyici bir seçki oluşturuyor. Christie’s bu yıl müzayede öncesi ilk kez İstanbul’da da özel bir öngösterim düzenledi.

Eren Başağan

Dünyanın en önemli müzayede merkezlerinden Cenevre, 16 Mayıs’ta çok önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak: Christie’s’in ‘Important Watches’ müzayedesi. Christie’s bu yıl organizasyon öncesi özel bir seçkiyi İstanbul’a da getirdi ve saat koleksiyonerlerinden oluşan küçük bir gruba öngösterim yaptı.
En değerli saatlerin artırmaya girdiği Cenevre müzayedeleri her zaman çok özel etkinlikler arasında yer alıyor. Hem vintage hem modern saatlerden oluşan özel seçkinin koleksiyonerlerle buluşacağı müzayede hemen her zaman en fazla seçeneği sunmasıyla da öne çıkıyor. İstanbul’da 5-7 Nisan tarihleri arasında Soho House’da gerçekleştirilen öngösterime bakılırsa, bu yıl da istisna olmayacak. Christie’s Uluslararası Saat Direktörü Thomas Perazzi ve Dubai Saat Müzayedesi yetkilisi Remy Julia’nın katıldığı İstanbul’daki öngösterimde, toplam değeri 6 milyon İsviçre Frangı’nı bulan 63 saat Türk koleksiyonerlere sunuldu.
Thomas Perazzi, Christie’s’in İstanbul'da kapalı bir davet düzenlemesinin, Türkiye’de saat koleksiyonculuğunun artması ve Türk koleksiyonerlerin giderek büyük oyunculara dönüşmeye başlamasından kaynaklandığını söylüyor. Perazzi, “Türk koleksiyonerler önceleri ya modern saatlere ya da cep saatlerine ilgi gösteriyorlardı. Şimdi vintage saatlere talep arttı. Cep saatleri de hâlâ önemli ama çağdaş modern saatler epey geri plana düştü. Dolayısıyla koleksiyoncuların uzman görüş alma gereksinimleri de arttı” diyor.
Türkiye’ye getirilen ve 16 Mayıs'ta açık artırmaya çıkacak parçalar arasında çok özel saatler var. 1965 yılında üretilen 24 saat göstergeli, 18 ayar altından Patek Philippe (Ref.2531/1) son derece nadir bir parça olarak öne çıkıyor. Yine Patek Philippe’in Grand Complications serisine ait Ref.5074P. 2010 yılında üretilen dakika tekrarlayıcı komplikasyonu ‘cathedral gong’ olarak bilinen çan sesi ile benzerlerinden ayrılıyor. Aynı şekilde 1970’lerden kalma, 18 ayar altın kasalı bir başka Patek Philippe de (Ref.2499) perpetual takvim, kronograf komplikasyonları ve kadranındaki ay döngüsü göstergesiyle koleksiyonerleri heyecanlandırıyor. Patek Philippe saatlerin yanı sıra müzayede de dünyanın en çok aranan kronograflarından Paul Newman kadranlı Rolex Daytona Ref.6263; 1941 yılında Audemars Piguet’nin ürettiği yüksek mühendislik eseri parça; paslanmaz çelik kasaya sahip, tahminen 1954’e ait Rolex dalış saati (Ref.6200) ve Osmanlı pazarı için 19’uncu yüzyılda üretilen cep saatleri de alıcıları kıyasıya rekabete sürükleyecek.

 

Müzayedede olacaklar (Soldan saat önünde)
Patek Philippe Grand Complications serisine ait Ref. 5074P. Tahmini satış fiyatı 350 - 450 bin İsviçre Frangı (yaklaşık 1 milyon- 1 milyon 350 bin TL).
Patek Philippe Ref.2523/1 Tahmini satış fiyatı 500 bin - 800 bin İsviçre Frangı (yaklaşık 1 milyon 500 bin- 2 milyon 400 bin TL).
1941 tarihli Audemars Piguet. Tahmini satış fiyatı 150 bin- 200 bin İsviçre Frangı (yaklaşık 450 bin - 600 bin TL).
Longines cep saati. Tahmini satış fiyatı 5 bin - 8 bin İsviçre Frangı (yaklaşık 15 bin - 24 bin TL).
Türkiye pazarı için üretilen L. Leroy cep saati. Tahmini satış fiyatı 5 bin - 8 bin İsviçre Frangı (yaklaşık 15 bin -
24 bin TL).

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı KASIM 2016

Artun Ünsal: “Ay çekirdeği toplumuyuz”

Artun Ünsal’ı birkaç kelimeye sığdırmak zor. Siyaset bilimcisi, yazar, gurme, önolog… Bir de kendi deyimiyle ‘sokak filozofu’. Kendisiyle Çengelköy’de buluştuk, sıcak bir mahalle ortamında günümüz insanının güvensizliğini, gösteriş merakını, paylaşmayı bilmemesini masaya yatırdık. Söyledikleri insanı hayatın basit mutluluklarıyla yüzleştiriyor, halimizi sorgulatıyor. Yüzlerce sayfalık kişisel gelişim kitapları yerine bu söyleşiyi okuyun yeter.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EYLÜL 2016

Ercan Kesal: “Sinemanın atına bindim, kırbacım edebiyat...”

Ercan Kesal hekim, aktör, yazar, senarist ve düşünür. Hem hümanist hem de politik bir damardan besleniyor. Baştan aşağı Anadolulu. Bir o kadar da evrensel. Avanos’tan Cannes’a uzanan yolculuğunda bıraktığı izleri, ilgi ve gururla takip ediyoruz. Son kitabı ‘Cin Aynası’ da bu izi sürüyor. Kitap, 45 anı-öykü-denemeden oluşuyor. Parça parça ama çok bütün. Çoktan çizilmeye başlanmış bir haritayı takip ediyoruz. Kesal’ın diğer tüm işlerine benziyor: Nadir bulunan, lezzetli ve olgun bir meyve gibi. Buyrun yeni kitaba çok da açıktan dokunmayan, ama tamamen ona dair bir söyleşi.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı ARALIK 2015

50 yıl sonra neleri unutacağız?

Dünya süratle değişiyor. Yarım asır sonra kimse organ bağışı çağrısı yapmayacak. Kıyafetlerle dolup taşan gardıroplarımıza veda edeceğiz. Dünya'yı ağır sanayiyle kirletemeyecek, fosil yakıt kullanamayacağız. Ve belki işe bile gitmeyeceğiz. Nasıl mı? Alanının uzmanları bizleri aydınlatıyor.

DEVAMINI OKU