DÜŞÜNCE

Ya 100 yaşına kadar yaşarsanız?

Yaşam sürelerinin artık giderek uzadığına dair bilimsel tespitler okuyup duruyoruz. Ama kaçımız hayatımızı bu varsayıma göre planlıyoruz? Sizi 100 yaşına kadar taşıyabilecek kariyer ve yaşam planınız var mı? Yoksa hayatın getireceklerine razı mısınız? SImon Kuper, yeni çıkan bir kitaptan notlarla uzayan ömürlerin hayatımıza getireceği değişikliği anlatıyor.

Plan yaptınız mı?
Çoğumuz hayatlarımızı ortalama bir ömür süresine göre planlıyoruz. Peki ya umduğumuzdan uzun yaşarsak?

 

London Busıness School’dan Lynda Gratton ve Andrew Scott, ‘100 Yıllık Hayat’ adlı can alıcı yeni kitaplarında, bugün Batı’da doğan bir çocuğun 105 yaşını görmesinin mümkün olabileceğini söylüyor. Kulağa bilim-kurgu gibi gelse de, bu aslında ihtiyatlı bir yaklaşım. Eğer yaşam süresi 20 – 30 yıl içinde, son iki yüzyıldaki oranıyla uzamaya devam ederse, olacak şey tam da bu. Hatta daha iyimser bilim adamları, ömrün süresinin çok daha uzayacağını tahmin ediyor.
Eğer 100 yaşına girmek normalleşirse, kitabın yazarları hayatın kökten şekilde yeniden tasarlanacağını öngörüyor. Bu kitap da bunun nasıl bir şey olabileceğini gösteriyor.

80 YAŞINDA EMEKLİLİK
Biz şu an Gratton ve Scott’ın tanımıyla üç aşamalı bir hayat yaşıyoruz: Eğitim, kariyer ve emeklilik. Bu değişecek. Kitapta hesaplanana göre, günümüz çocukları ileride makul maaşlarla emekli olmak istiyorlarsa, 80 yaşına kadar çalışmaları gerekecek. Bu, geçmişe, 1880’lere bir dönüş yaşatabilir. 1880’lerde Amerika’da 80 yaşındakilerin neredeyse yarısı bir şekilde çalışıyordu. Ama yalnızca küçük bir kesim, 55 yıllık çalışma hayatının getirdiği yorgunluğa ve bıkkınlığa dayanabilecek. Aldıkları eğitim de daha 80’lerine bile gelmeden teknolojik değişimler yüzünden eski moda kalacak. Bu nedenle yeni hayat-çizgisinde üçten fazla aşama olacak. Bugün bazı insanlar adımlarını çoktan bu yönde atmaya başladı.
Geçtiğimiz yüzyılda iki yeni yaşam aşaması vardı: Gençlik ve emeklilik. Gratton ve Scott günümüzde bir aşamanın daha belirdiğini söylüyor: Eğitimden tam zamanlı çalışma hayatına geçilen 18 – 30 yaş arası dönem. Tabii ki, bugünkü çoğu gencin çok fazla seçeneği yok; çalışacak iyi bir iş bulamıyorlar. Ama yazarlara göre 18-30 yaş arasındakiler, ekstra yılların sunduğu fırsatları hızlıca yakalayabiliyor. Çoğu genç, şu an, önündeki yılları nasıl geçirmek istediğine kafa yoruyor, araştırıyor, tecrübe edinmeye çalışıyor. Daha önceki nesiller gibi hayatı geldiği gibi yaşamaya niyetleri yok. Daha kısa hayat beklentisiyle büyüyen bugünün ebeveynleri, 18-30 yaş arasındakilerin bağlılık sorunları yaşadığını söylemeyi bıraksa iyi olur.

CV YERİNE SOSYAL MEDYA
Gençlerin eğitimi zaten daha uzun sürüyor. Yazarların tahminine göre, gelecekte çoğu kişinin iki diploması olacak: İlki, ömür boyu kullanacakları düşünme becerilerini öğrendikleri genel lisans, sonrasında ise sektörün ihtiyaçlarının öğretildiği daha mesleki bir lisans. Eğitim sonrasında, gençler zamanlarını gezmeye, yeni sektörleri keşfetmeye ve hem işte hem dışarıda 70 yıl boyunca devam ettirebilecekleri, yakın arkadaşlar edinmeye ve tanıdık gruplar kurmaya harcayacak. İnsanlar eski usul özgeçmiş yazmak yerine ise, repütasyonlarını sosyal medyada oluşturacak.
Gelecekte kariyerler pek çok kez şekil değiştirecek. Hayatın dördüncü, beşinci ve altıncı aşamaları olacak. İnsanlar daha çok tercih yapmak zorunda kalacak: Alelacele çalışmaya mı başlamalıyım yoksa okula geri dönüp yeni beceriler mi kazanmalıyım ya da bambaşka bir sektöre geçiş mi yapmalıyım? Birden fazla alanda uzmanlık kazanmak için zaman olacak. Kadınlar çocuk yetiştirmek için 5-10 yıl işlerine ara verdiklerinde kariyerlerine veda etmek zorunda kalıyordu, artık önlerinde çalışmak için 50 küsur yıl daha olacak. Yaşlılar ise portföy odaklı kariyerler geliştirecek. Buradaki püf noktası robotların yapamayacağı işleri bulmak.

100 YILLIK ÖMRE KAÇ EVLİLİK SIĞAR?
İnsanların boş zamanlarını geçirme şekli değişecek. 40 yıllık iş hayatından sonra gelecek emekli maaşını düşünürken, boş zamanınızı keyifli anlar geçirmeye ve mal-mülk edinmeye ayırabilirsiniz. Ne de olsa 100 yıllık bir hayat daha çok para biriktirmeyi gerektiriyor.
Ayrıca çalışmadığınız zamanların çoğunu yeni beceriler kazanmaya ve önünüzdeki ekstra yıllarda vücudunuzun ve aklınızın sağlıklı olması için egzersiz yapmak için ayırmalısınız.
Uzun hayat fikri bazılarını şoka uğratabilir, özellikle yaşamının neredeyse ortalarına gelenlere. “60’a gelince emekli oluruz, 75 gibi de ölürüz” diye düşünüp, işe başladık. Ama benim neslim şu an 70 – 75’ine kadar çalışıp, 90’larına kadar yaşamayı planlıyor. Şu an yaptığınız işi 30 yıl daha sürdürme fikri ürkütücü olabilir. Her koşulda, çoğumuz 50’lerimizde işten kovulacağız. Bazılarımız ise (tabii ki de ben değil!) kendilerini 90’larına kadar götürecek ikinci veya üçüncü evliliklerini yapmak zorunda kalabilir.

UZUN YAŞAM YOKSULLARI VURABİLİR
100 yıllık yaşamda, yaş grupları bugün olduğundan daha çok karışacak. Çok daha fazla yaşlı insan lisans diplomasına sahip olacak ya da kariyer merdiveninde tırmanmak yerine aşağı inmeye başlayarak daha küçük işler yapacaklar. Çoğu çocuk, büyükanne ve büyükbabalarına yakın büyüyecek.
Tabii bunların çoğu, iyi ihtimaller. İşin aslı, yakın zamanda kazanılan bu yıllar genelde güzel geçti. Fakat kitap, 100 yıllık bir hayatta zenginin varlığının korunacağına dikkat çekiyor. Zenginler zaten fakirlerden daha çok yaşayan ve kariyer değiştirmek için donanıma sahip olan kesim. Yoksullar ise 60 yıl kariyer yapamayacakları işlerde çalıştıktan sonra, 80’lerinde sigortasız bir şekilde ölümle yüzleşebilir. Öyle bir hayat, yazarların kaleminden ‘iğrenç, ilkel ve uzun’ olarak tanımlanıyor.