YÜZLER

“Yaratıcılığın yolu, rutini değiştirmek”

Yaratıcılık nasıl gelişir? Çalışmadan yetenek bir işe yarar mı? Teknoloji bizi tembelleştiriyor mu? Soruların cevabını alanının uzmanı; Cannes Lions Uluslararası Yaratıcılık Festivali Yetenek ve Eğitim Başkanı Steve Latham veriyor.

Burak Tatari, Fotoğraf: Emre Yunusoğlu

Size göre yaratıcılıkta yeteneğin mi, çok çalışmanın mı etkisi fazla?

Mutlaka yetenekli olmak gerekiyor. Bunu futboldaki gibi düşünün: Lionel Messi ve Cristiano Ronaldo inanılmaz yetenekliler. Ancak onların bile çok çalışması gerekiyor. İş dünyasında da yeteneğe ihtiyaç var ama mutlaka bilgiye aç olmanız gerekiyor. Pozitif olmanız, kolay hayal kırıklığına uğramamanız şart. Aslında her insanın yaratıcı olduğuna inanıyorum. Bazen yaratıcı olmanın yolu, rutini değiştirmekten geçiyor. Yaratıcı iş alanlarında bilgiye aç olmak, daha önce yapılmış harika işlere bakmak, bunların niçin harika işler olduğunu anlamak ve bu alanda kendini geliştirmeye çalışmak her zaman sizi bir adım öteye taşır.

Teknolojinin bizi tembelleştirdiğine ve yaratıcılığımızı azalttığına katılır mısınız?

Teknoloji, insanların birbiriyle ve markalarla iletişimini giderek artırıyor. Bu çok heyecan verici. Bilgiye ulaşma biçimimiz değişti. Artık bilgiye kütüphaneye gitmek yerine Google’dan ulaşıyoruz. Evet; bu sizi tembelleştirebilir. Zihnimiz daha yoğun olduğu için konsantre olmak da eskisinden daha zor. Aynı anda birçok şeyle uğraşabiliyoruz. Bu, kesinlikle insan davranışlarını değiştiriyor. Ancak her şey daha da heyecan verici hale geliyor. Bence artık hiçbir şey imkânsız değil. Bu harika.

Türkiye’deki genç yaratıcılar için Cannes’daki Genç Aslanlar Yarışması çok önemli. Onlara verilen oryantasyon, eğitimler ve mentorluk hakkında ne düşünüyorsunuz?

Cannes’ı hedefleyen tüm katılımcılar için çok pozitif bir süreç olduğunu düşünüyorum. Tüm ekipler Cannes’a gitmek, yarışmaya katılmak ve ülkelerini temsil etmek istiyor. Kazanma şanslarının artması için festival temsilcileri tarafından desteklenmeleri büyük artı. Bence Türkiye şu an, başarılı bir şekilde katılımcıların Cannes’da yarışırken ihtiyaç duyacağı becerilere odaklanıyor. Daha önce orada bulunanların sunum tecrübelerini ilk kez katılacak gençlere anlatmaları önemli. Beş dakikalık sunumda mesajın karşı tarafa nasıl iletileceği çok kritik. Yarış zor ama korkutucu değil. Keyif alınması gereken bir deneyim. Eğitimler, onları daha güvenli olmaları konusunda cesaretlendiriyor ve olabilecek en iyi halde sunuma girmelerini sağlıyor.

Sizce Türk gençliğinin yaratıcı potansiyeli ve yetenekleri nasıl bir noktada?

Görebildiğim kadarıyla eğitim ve öğrenme isteği Türk gençlerinde çok yüksek. İstanbul'da konuştuğum panelde, izleyicilerin çoğu festivale katılmak isteyen öğrencilerdi. Avantaj elde etmek için en fazla bilgiye ulaşmaya çalışıyorlardı. Genç Türk reklamcılar bilgiye aç, soru sormaktan korkmuyor ve kendilerinden daha tecrübeli kişiler karşısında fikirlerini ifade etmekten çekinmiyor.

Young Lions'taki ‘Genç Pazarlamacılar’ kategorisi reklamcılara değil, şirket çalışanlarına yönelik. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Cannes Genç Aslanlar, bir yaratıcılık festivali. Organizasyonun özündeki yaratıcılık hep kalacak. Ancak yıllar geçtikçe delegelerimizin dörtte birinin müşteri şirketlerinden geldiğini gözlemledik. Müşteriler, yaratıcılığın satışları yönlendirdiğini, ürünün pazardaki satış payını artırdığını çok iyi anladılar. Bu nedenle ‘Genç Pazarlamacılar’ kategorisindeki yarışmayı başlattık. Genç pazarlamacılara festivale delege olarak katılmanın ötesinde dahil olma fırsatını verdik. Pazarlamacılar yarışmaya katıldıklarında, aldıkları brief’i en iyi şekilde değerlendiriyor. Şirketlerine döndüklerinde ise reklam ajansıyla nasıl çalışmaları gerektiği konusunda ortaya daha iyi bir iş çıkmasını sağlamak için bilgileniyorlar.

Bildiğiniz gibi geçen yıl Türkiye, ‘Genç Pazarlamacılar’ alanında ödül aldı.

Ödülü kazanan Unilever ekibiyle tanıştım. Hanımlar çok heyecanlıydı; tüm bu tecrübeden gerekli sonuçları çıkarmışlar. Ne kadar çaba sarf ettiklerini, doğru yaklaşımı ortaya koymak için çalıştıklarını anlattılar. Gerçekten de çok iyi bir sunum ortaya koymuşlardı. Onları tebrik ediyorum.

Akmerkez’deki Genç Aslanlar Alanı’na (Young Lions Zone) ilk girdiğinizde ne hissettiniz?

Muhteşem bir duyguydu. Londra’daki ofisimize döndüğümde arkadaşlarıma fotoğraflarını göstereceğim. Her övgüyü hak ediyor. Festivalin sponsoru (Akmerkez) bu alanı yaratmakla büyük iş başarmış. Bu alanda daha önce yapılan çalışmaların videolarını izledim. Etkileyiciydi. Alan, gün içinde çok uzun süre açık kalıyor. Gelenlere kablosuz internet, kahve ve çay sunuluyor. Burada çalışmak ilham verici olmalı. Ve başka ülkelerde de benzerleri açılmalı.

 

Yetenek ve eğitim ondan soruluyor

Daha önce Cannes Lions'ın içerik direktörlüğü görevinde bulunan Steve Latham, beş yıla yakın süredir festivalin yetenek ve eğitim başkanlığını yürütüyor.

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı OCAK 2016

Bir tanrıçanın trajedisi

İkinci Dünya Savaşı'nda askerleri hayata bağlayan ‘aşk tanrıçası’, bir eldiven çıkarışıyla dünyayı kendine tutsak eden Gilda, 20'nci yüzyılın en ateşli ikonu... Rita Hayworth, etrafını saran gizemli cazibenin ardında, Hollywood'un en trajik hayatlarından birini yaşadı. Keder, acı, pişmanlık içinde kıvranan ruhu, mutluluğu yakaladığı kısacık anların tesellisiyle ayakta kaldı. Ve hiç unutulmadan, unutarak öldü.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı ŞUBAT 2016

Teoman:“Karım hayatımın büyük aşkıydı”

O bir klasik. 10 yıllar geçtiğinde de var olmaya devam edecek, hiç eskimeyecek. Kim bilir belki çocuklarımız bile kalpleri kırıldığında onun bir parçasıyla ağlayacak, içecek, iyileşecek. Bunu başarmak için uğraşmadı. Çok daha zorunu yaptı; kendinden ne çıkıyorsa olduğu gibi ortaya koymayı becerebildi. Teoman, yıllardır konuşmuyordu; bu arada evlendi, baba oldu, boşandı, müziği bıraktı, geri döndü ve şimdi suskunluğunu TEMPO için bozdu.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı ARALIK 2016

Le fooding:Yemekte kuralın değil, hazzın adı

Tüm dünyada “Mutfak kuralları” denince akla gelen ülke Fransa. Ama şimdi, Fransa'nın yemekten haz almayı geri planda bırakan o katı mutfak kurallarına, reçetelere, Michelin yıldızlarına ve o yıldızları almak için ‘mecbur olunan’ gerekliliklere karşı çıkan, masanın ortasına yemekten alınan keyfi koyan bir isyan var. Yemekte Fransız isyanının adı Le Fooding. Hem bu hareketi tanımak, hem de baş isyankârla sohbetimizi okumak için buyrunuz.

DEVAMINI OKU