MALUMAT

Yılbaşı ağacının hikâyesi

Bu ay her yer canlanacak; caddeler, sokaklar rengârenk aydınlanacak ve tabii ki yılbaşının simgesi çam ağaçları süslenecek. Peki çam ağacı, nasıl oldu da yılbaşının simgesi haline dönüştü?

Eren Başağan

Her şeyden önce, çam ağacının yeni yıl başlangıcının simgesi olmasının kökeni, yaygın inanışın aksine Hıristiyanlık'a dayanmıyor. Binlerce yıl öncesinden günümüze taşınan bu âdet, çok tanrılı dinlerden geliyor. Daha ilkçağlarda insanlar, yıl döngüsünü tamamlayıp, yeni bir yılın başlangıcını kutlarken, tanrılarına şükranlarını sunmak için ağaçları da süslüyorlardı. Bu kutlamanın zamanı değişiyordu. Babilliler yeni yılı doğanın canlandığı mart ayının ortasında, eski Romalılar aynı gerekçeyle martın sonunda, Asurlular hasadı bitirdikleri eylül ayında, Orta Asya Türkleri günün geceyi yendiği yani günlerin yeniden uzadığı aralık ayının sonunda kutluyorlardı. Bu âdet eski Mısırlılar, Çinliler, hatta Yahudilerde de görülüyordu. İnanışın temelinde doğayı kutsamak yatıyordu. Bu nedenle yaz-kış yapraklarını dökmeyen, yani ölümsüz yaşamı simgeleyen ağaçlar seçiliyordu. Bir çeşit hayat ağacı… Yaygın olarak çam kullanılıyordu. Bugünküne en çok benzeyen kutlamaları ise eski Türkler yapıyordu. ‘Yeniden doğuş bayramları’nda, Göktanrı o yıl onlara hayatlarını bağışladı, güzel şeyler verdi diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar; dallarına adak olarak astıkları paçavra veya kurdelelerle gelecek sene için isteklerde bulunuyorlardı. Bu gelenek, zamanla tüm Eski Dünya’ya yayıldı.
Peki çam ağacı nasıl oldu da Hazreti İsa’nın doğum gününe, Noel yortusuna dahil oldu? Rivayet şöyle: Hıristiyan keşiş St. Boniface, Alman Druidleri dine kazandırmaya uğraşırken, onları meşe ağacının kutsal olmadığına da ikna etmeye çalışıyormuş. Tam o sırada böyle bir ağacı devirmiş. Düşen ağaç, bir çam fidesi dışında her şeyi ezmiş. Bunu bir mucize gibi sunan St. Boniface, çam fidesinin Çocuk İsa olarak kabul edilebileceğini söylemiş. Böylece, Almanya’da Noel kutlamalarında çam kullanılması gelenekselleşmiş. 16’ncı yüzyıldan itibaren yaygınlaşmış, ağaçlar da renkli bebekler, şekerler, yaldızlarla süslenmeye başlanmış. Hatta ağaca ilk kandili yerleştirenin Protestan Reformu’nun babası Martin Luther olduğu söyleniyor. Bir başka inanışa göre de Almanların geleneksel Adem ile Havva oyununda kullandıkları cennet ağacı sonraları dönüşüp Noel ağacı halini almış. Âdet 17’nci yüzyılda göçmen Almanlarla Kuzey Amerika’ya ulaşmış; İngiltere’ye ise ancak 19’uncu yüzyılda Kraliçe Victoria’nın eşi Alman Prensi Albert’in sayesinde yayılmış.

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı ARALIK 2015

En devrimci sanat metni: Sürrealist Manifesto

Hayatın gerçek sorularına yanıt rüyalar olamaz mı? Sanatçı, kendini sadece hayal gücüne mi adamalıdır? Peki ya gerçeküstücülük, izleyiciyi nasıl etkiler? Bu çarpıcı sorular, yanıtlarını kendileri kadar çarpıcı bir metinde buldu. Şair-yazar André Breton, 1924 yılında Sürrealist Manifesto’yu yayımladığında, yerleşik sanat algısı yerle bir oldu. Hedef, gerçekliğin keşfedilmemiş alanlarına el atmaktı. “Uykudan uyanan insan, her şeyden önce belleğinin tutsağıdır” sözünün peşinden giden akımın etkileri bugün hâlâ sürüyor.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı ARALIK 2015

“Karanlık bulutların ardında umut var”

Dünya, Fars kültürünü yeniden mi keşfediyor? Yoksa İran her zamanki yerinde tüm haşmetiyle duruyor da, Batı gözünü yeni mi açıyor? 32’nci Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nın ikincisi İranlı karikatürist Mohsen Nouri Najafi ile sohbete ülkesinin sanat hayatından başlasanız dahi, varacağınız yer felsefe ve insanlığın acıklı hali.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı AĞUSTOS 2016

Zafer Algöz: “Erkekler 55’inde adam olur”

Fel fecir okuyan gözleriyle her daim biraz hilebaz, biraz yanar döner, ama son noktada hep yanınızda... Komedi filmlerinin, tiyatro oyunlarının vazgeçilmez ismi Zafer Algöz, konu mizah olunca her kılığa giriyor. Hatta son dizisi ‘Hayatımın Aşkı’nda 30’luk özentisi 60’lık eski koca karakteriyle ortalığı kasıp kavuruyor. Karamsarlığa sürüklendiğimiz bu günlerde bir araya geldiğimiz Algöz ile gündemden girdik, içinden çıkılması zor yaş konusuna daldık, sonra da hem Cem hem de Can Yılmaz’ın kulaklarını çınlattık.

DEVAMINI OKU