GECEYİ ‘ÇALAN’ KADINLAR

Eğlence onların işi. Dünyanın parti başkentlerinde, kulüpler onlardan soruluyor. Çılgınlar, neşeliler ve kesinlikle çok ‘cool’lar. Müzik kabinlerinin patronu artık kadınlar. Türkiye’nin en iyi kadın DJ’leri, hikâyelerini anlattı.
Emel Gülcan
egulcan@doganburda.com
fotoğraf / styling: ALTAN AYKAN
saç: BARIŞ DEMİRKOL / makyaj: MAC Özkan Güner
Ne çaldıklarına, ne giydiklerine, ne dediklerine dikkat edin. Şimdi onların zamanı.
Çocukken “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “DJ olacağım” diyen kız çocuklarına rastlamadık. Ama birileri büyüyünce bu işi profesyonel olarak yapmaya başladı. Ibiza, Miami ve Paris kulüplerinde performans sergileyen Eve Carry, Miss Blondie gibi kadın DJ’ler küçük kızlara cesaret veriyor. Artık Türkiye de kervana katıldı, gece hayatının anahtarlarını kadın DJ’lere teslim ediyor. 20’lerindeki kızlar kabine geçiyor ve partileri yönetiyor. Onların işi eğlendirmek. Hayat ritimleri farklı. Gece çalışıp gündüz uyuyorlar. Saatlerce dans ediyorlar. Bu kadınları merak ettik, aralarına karıştık. Eğlenceli hayatlarını dinledik.
Modern RobInson
Eğlence anlayışı ‘pijama, kahve, film’. Böyle bir kadın neden gecelerini partilerde geçireceği bir iş seçer? “Çünkü sahnede bir büyü var. Ellerim otomatik olarak havaya kalkıyor. Türkiye’de dans etmek için başka birilerini bekleriz. Ama DJ en rahat haliyle sahneye çıktığında, kimsenin utanacağı, çekineceği bir şey kalmıyor” diyor Ilgın Şimşek. İddialı bir isim. Altı yıl radyoda program yapmış. Sonra Paris’e gidip ‘Jazz Institude DJ School’u bitirmiş. Dünyanın her yerinden iş teklifi alıyor. Avrupa’nın jet set partileri dâhil. Onu en çok şaşırtan teklif 2004’te gelmiş. “Bahreyn’de bir kulüpte çalmamı istediler. Haritada yerini bile bilmiyordum.” Kariyerinin akışını değiştiren ülke Hindistan. Burada bir kulüpte, dünyaca ünlü DJ Tiesto’nun menajeri Ilgın’ı dinleyince, yolları kesişiyor. 2007’de beraber turneye çıkıyorlar. Bu turne sayesinde bugün kıtalar arası üne sahip bir DJ. Hayatından memnun, ama DJ’likten emekli olmayacak. 35’inden sonra planı menajerlik. Şu sıralar perküsyoncu Cenk Sorkur’la single çıkarmaya uğraşıyor. Gruplarının adı ‘The Beauty & The Beats’. Hedefleri Asya. Çünkü Ilgın’a göre Avrupa’da doygunluk var. “Dünyayı gezip parti yapıyorum, en tatlı zamanlarım” diyor. Ilgın, piyasa müziğini sevmiyor, ‘house müzik’ yapıyor. Ailesi başta gerginmiş. Şimdi babası posterlerini biriktiriyor. Başına gelen en tuhaf hikâyeyi sorduğumda gülüyor. “Tunus’ta bir plaj partisinde üç saat çalacaktım. Kabin havuzun üzerindeymiş. Köprüden yürüyerek geçtim. Hazırlıklarımı yaparken köprüyü çektiler. Modern Robinson Crusoe gibi kaldım. Gecenin sonunda tuvalete nasıl yetiştim bilmiyorum.”
Disko kraliçesi
Onu bir gecede tanıdık. Okan Bayülgen’in programında teşekkür polemiği dönerken ağzından t…k kelimesi çıkıverdi. Kimi samimi buldu Ece Toprak’ı, kimi numara yaptığını, bilerek bu lafı ettiğini düşündü. “Ünlü olmak için yapmadım. Ağzımın ayarı yok” diyor Ece. Bence doğru söylüyor. Çünkü gerçekten öyle pat diye konuşuverenlerden. Çekim için hazırlık sürerken de aklına geleni anlatıyor. “Düşünmeden konuşmak biraz başıma dert oldu. Okan’ın programından sonra kadınlar telefon açıp küfür etmeye başladı.” Enerjisi yüksek bir kadın. Aklımdan bu geçerken beni doğrulayan cümlelerini sıralamaya devam ediyor. “18’indeki gençler gibi eğleniyorum ben.” (Gürültülü bir kahkaha koparıyor.) 24 yaşındaki Ece Toprak, 18 yaşından beri müzik piyasasında. DJ’lik sicili parlak. Bugüne kadar 28 ülkede program yapmış. Dünyaca ünlü DJ David Vendetta ile çalışmış. Onun için “Rol modelim” diyor. Türkiye’de favorisi Suat Ateşdağlı. Hayali Amsterdam’da ‘Sensation Parti’de (Uluslararası trance müzik organizasyonu) çalmak. DJ’lik dışında planları da var. Yaz sonunda single çıkarıp klip çekecek. “Hakkımda konuşanlar, önce beni bir dinlesinler. Çünkü üstsüz DJ’ler gibi değilim” diyor. Çocukken gece çalışıp gündüz uyuyacağı, ama kötü kadın olmayacağı bir işi olsun istermiş Ece. Hayalinin kapısını sanal dünyada aralamış. Önce internetten şarkı indirmekle başlamış her şey. Doldurduğu CD’ler, arkadaş arası ev partilerinin yıldızı yapmış onu. Yaşı büyüyüp kulüplere girmeye başlayınca, kendini DJ kabinine atmış. “O kadar hevesli ve ısrarcıydım ki, mekân sahipleri, ‘Geç ama bozma’ deyip izin verirlerdi. Sonunda biri iş teklif etti. Başlarda idealisttim, sadece ‘tech house’ çalardım. Ama İzmir’de bir açılışta, Türkçe müzik istediler. O işten çok iyi para kazanınca ‘İlahi bile çalarım’ dedim.” Şimdilerde elektro dans ve Türkçe müzik çalıyor. İşe başladığında, “Kız arkadaşlarımda kalıyorum” bahanesini kullanmış. Sonra evde müzik sesleri ve CD’ler artıp, arkadaşta kalma bahaneleri tükenince, gerçek anlaşılmış. Ailesi önce gece vakti, parti parti gezmesinden hiç hoşlanmamış. Ama şimdi övünerek “Benim kızım da DJ” dediklerini anlatıyor Ece Toprak. Ailesi kabullenmiş ama erkek arkadaşıyla işler onun deyişiyle “Sarpa sarmış”. “O öğrenciydi ve hafta sonu için planlar yapardı. Ama ben çalışıyordum. Sonunda beni terk etti.” O bu hayatı seviyor. “Kabinden çıkınca insanların sırtımı sıvazlayıp ‘İyiydin’ demesini seviyorum. İnsanları eğlendirmek çok zor; o yüzden bunu başarmak güzel”diyor. “Bazen istekler tuhaflaşıp Ankara havası ve halaya dönebiliyor. Genelde halledebiliyorum, ama bir istisnam var. Almanya’da çaldığım kulübün sahibi, ‘İbrahim Tatlıses’in Ağrı Dağı şarkısı’ diye tutturdu. ‘Hayatta çalmam’ dedim, ama zarftaki 500 euro’yu görünce dayanamadım, çaldım gitti” diyor yine o eşlik etme isteği uyandıran kahkahasını ekleyerek.
“Ormanda yürürken karşıma mikrofon çıkardı”
Arzu Kaya “Bastonla yürüyene kadar yaparım DJ’liği” diyor. Evli ve dört yaşında bir oğlu var. Kocası Güven Öz, Türkiye’nin tanınmış DJ’lerinden. Arzu Kaya “Ünlü olacağımı rüyalarımda görürdüm. Ormanda yürürken, karşıma bir mikrofon çıkardı. Ama şarkı söylemezdim. Demek ki DJ olacakmışım” diyor. 1996’da radyoculuğa başlamış. Şu an Metro FM’in Müzik Direktörü. “Müzik kültürüm iyiydi, yazlık mekânlarda zevk için çalardım. Sonra radyoculukla kulüp DJ’liği beraber yürüdü. Ama ikisini ayırmak lazım. Radyoda 30 saniyelik anonslarda derdinizi anlatırsınız. Kulüpte ise söz yok, mikser şov var” diyor. Radyoda da, kulüplerde de ‘hit’ şarkılarla eğlendiriyor.
Bugüne kadar İstanbul’da Stüdyo Live ve Sortie gibi mekânlarda çalmış. Bodrum’da Hadigari, Antalya’da Çubuklu gibi yazlık yerler de favorisi. REM’den ‘Losing My Religion’ ve Galleon’dan ‘So I Begin’ uğuruna inandığı şarkılar. En sevdiği DJ’ler David Guetta ve kocası Güven Öz. “Eğlenceye kadın eli değince talep olur. Kadın DJ’lerin arasında bu işi çok iyi yapamasa da, görselliğiyle ön plana çıkanlar var. Mesele işi iyi yapanları bulmak” diyor. İşini iyi yaptığından emin olanlara özgü bir ifade oturuyor yüzüne.
‘Sevgili Kafalar’
Hayatımda daha ‘cool’ iki kadın görmedim. Evrim Tüfekçioğlu ve Bengi Ünsal, odaya girdiğinde, ortamın havası değişiyor. Net konuşuyorlar, kararlı yürüyorlar. Her şeyin cevabını biliyor gibi bir havaları var. Hazırlıklar boyunca da her şeyle tek tek ilgilendiler. İkili on yıldır çok iyi arkadaş. Zaten bu hemen anlaşılıyor. Şubat 2009’dan beri de beraber DJ’lik yapıyorlar. Kendilerine isim ararken Evrim ‘Dear Head’i bulmuş. “Fonetiği güzeldi. Mektup yazarken kullanılan hitap gibi geldi” diyor Bengi. İkisi de on yıldır müzikle uğraşıyor, ev partilerinde çalıyorlar. If İstanbul’un Direktörü Serra Ciliv, “If’in partisinde beraber çalın” deyince akıllarına yatmış. Bugüne kadar Efes Pilsen One Love, Rock’n Coke gibi festivallerde sahne almışlar. Ama Rock’n Coke’un yeri ayrı onlar için. “2009 Rock’n Coke’ta ilk gün kampçılar için çaldık. Çok eğlenceliydi. Ertesi gün işimiz bitti, festivali izleyecektik ama ‘prime time’da çalacak Brezilyalı grup ‘The Twelves’ uçağı kaçırınca, Rock’n Coke Kurulu boşluğu bizim doldurmamızı istedi. İnanılmazdı. Bizi The Twelves zannedip, forumlarda ‘Harikaydılar’ diye yorum yapmışlar” diyor Evrim. Mini Müzikhol ve Babylon da sık çaldıkları mekânlar. Peki, onlar hangisini tercih eder? Onlara göre kulüp ev gibi; festivaller ise görücüye çıkmaya benziyor. Bengi, “Geceleri dans etmek için zaten dışarı çıkardık. Şimdi kendi çaldığımız müziklerde dans ediyoruz” diyor. O, İKSV’nin etkinlik mekânı Salon’un Direktörü. Hafta içi işi ve evi arasında mekik dokuyor, hafta sonu DJ şapkasını giyiyor. Evrim, ‘Klub Karaoke’nin ortağı ve köpek eğitmeni. ‘Freelance’ çalışıyor. Bir gün tek işleri DJ’lik olur mu? Ayrı ayrı çalmak zorunda kalmamak şartıyla, uzun süre bu işi yapabileceklerini düşünüyorlar. Peki hiç ters düştükleri olmaz mı? Yanıtı Bengi veriyor: “Çok şanslıyız. Dans etmekten zevk aldığımız şarkılar hep aynı.”
 |
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|