SEKSİ İLHAM KAYNAĞI

Korseler, jartiyerler, kadifeler, tüller… Tabii bir de müzik ve dans var. Bu kadınlar, sahnede hayatla dalga geçiyor. Yüzlerce yıllık geçmişi olan ‘burlesk’, 2000’lerin başında altın çağını yaşıyor. Peki neden şimdi? Burleskin yakın takipçisi, İtalya’da yaşayan üç kadın fotoğrafçı, en çarpıcı fotoğraflarının eşliğinde anlattı.
MELİDA TÜZÜNOĞLU
mtuzunoglu@doganburda.com
1900’lü yılların hemen başında, 20’nci yüzyılın en renkli, en seksi ve en gösterişli kadınları, dantelli korseleri, kırmızı dudakları ve yarı aralık gözleriyle sahneye çıktı. Takma kirpiklerinden seyirciye uzanan davetkâr bakışları ve uzun bacaklarından havaya fırlatılan naylon çorapları, hem kadınları hem erkekleri derinden etkiledi. Dans eden, dans ederken soyunan, soyunurken gizemini koruyan bu kadınlar, yıllardır kadınlara feminenliklerini armağan ediyor. Onlar ‘burlesk’ dansçıları. Burlesk, Latince’de hafife almak, alay etmek anlamına gelen ‘burra’dan türemiş. 14’üncü yüzyılda bir edebi tür olarak ortaya çıkan burleske zamanla teatral özellikler eklenmiş. 19’uncu yüzyılda aristokrasi ve burjuva yaşam stili ile alay eden müzikallerde, az giyinmiş kadınların sahneye çıkması ile ilgi çeken bir orta ve alt sınıf eğlencesine dönüşmüş. Bugün, İtalya’da üslenen bu dans, altın çağını yaşıyor. Moda dünyasına, sanatçılara ilham veriyor. Burleski ilham perisi yapan, İtalya’da yaşayan üç fotoğrafçı, Alice Moschin, Agnés Weber ve Zoe Vincenti, uzun zamandır bu dünyanın içinde. Burleskin en özel anlarını, farklı açılarını dünyaya gösteren bu üç kadın, fotoğraflarını ve hikâyelerini Tempo ile paylaştı.
Zoe Vincenti
“Madonna, stilini belirlerken burleskTen ilham alıyor”
“Burlesk gecelerinde, hayal ettiğimden çok daha fazlası oluyor. İnsanlar makyajları, kostümleri, davranışları ve stilleriyle 1950’lerin altın çağını yaşıyor gibi. Aralarında çorap ve buruşuk tişört giyen tek insan ben oluyorum genelde!” diyen İtalyan fotoğraf sanatçısı Zoe Vincenti, gösterilerin karşı konulmaz cazibesini keşfedince, objektifini sadece onlara odaklamaya karar verenlerden. Vincenti’ye göre, burleski anlatan şeyleri hemen söyleyebilmek kolay değil. “Feminenlikle oyunculuk, farkındalıkla seksi olmak arasında bağlar kuruluyor burlesk gösterilerinde. Sanatla eğlence arasında duran bir tür ve bunun kalitesini belirleyen de performansçının yetenekleri. Yeteneklerden kastım ise tavır, nüktedanlık, kendine güven ve zarafet” diyor. Vincenti, burleskin popülerleşmesinin, kadınların kendilerine, yani dişiliklerine dönme arzusundan kaynaklandığını düşünüyor: “Feminizmin, kadınları erkekleştiren öğretilerinden kadınlar artık sıkıldı ve feminenliklerinin gücünü keşfetmeye başladı. Hatta modada da o kadar etkili oldu ki, uzun süredir kullanılmayan kuş tüyleri, jartiyerler ve payetler trendleri belirleyen unsurlar oldu.” “Madonna, burleskle en fazla özdeşleşen isim” diyen Vincenti’ye göre seksi yıldız, stilini burleskten ilham alarak belirliyor.
Alice Moschin
“Feminenliğin en üst noktası”
Bu fotoğrafları çeken kadın, hayatında ilk kez, üç yıl önce bir burlesk şovu izledi. Sonra bu dünyadan kopamadı. Alice Moschin, aslında mimar, ama fotoğraf ve burlesk onun tutkusu. Moschin, “Burlesk, bana göre feminenliğin en üst noktası. Burlesk fotoğrafları çekiyorum; çünkü kadınlar, fildişi tenlerini sergilerken, yeni ‘sound’larla retro melodiler arasındaki karma müzikte dans ediyor ve bu, benim için dünyanın en çekici durumlarından biri” diyor. Burleskin sanatla eğlence arasında kalan kimliği, Alice’e göre yanlış yorumlanıyor ya da abartılıyor. Ona göre, bu dansın şiirsel bir tanımı olmalı. “Şimdilerde herkes burlesk kelimesini kullanıyor. Bazen sadece belli bir kostümü olan bir kadın gibi tanımlanıyor. Ama burlesk, feminen ve seksi olmakla alakalı bir gösteridir. Oyunu ve flörtü yeniden keşfetmektir. Şu an İtalya’da modaya burlesk yön veriyor. Kıyafet stillerindeki değişiklikler, iç çamaşırlarına gelen farklılık, korseler, göğüsleri sıkıştıran sutyenler, ipekli minik tokalar, şifon geceliklerin içinden görünen vücut aksesuarları, rengârenk kuş tüyleri, yüksek topuklar, takma kirpikler ve kıpkırmızı dudaklar…” diyor. Ünlü, ünsüz birçok dansçının fotoğrafını çekmiş Alice Moschin, ama içlerinden birinin Eve La Plume’un yeri onun için çok ayrı. Onu, “Burleskin tanımını yapan bir karakter. Favori dansçım” diyecek kadar önemsiyor.
Agnés Weber
“Hem retro hem eğlenceli”
10 yıl boyunca Avrupa’nın farklı yerlerinde, stüdyolarda çalıştı. Yıllarca sahne fotoğrafları çekti. Sahnede yuttuğu tozdan bir parça sıkılıp, başka şeyler aramaya başlamıştı ki, burleski keşfetti. “Bence burlesk, yeni türden masal gibi bir şey; tam bir şenlik!” diyor Milano’da çalışan Fransız fotoğrafçı Agnés Weber. ‘Burlesk’in, yerleşik bir sanat dalından çok, müdavimleri için kesinlikle bir yaşama sanatı olduğunu düşünüyor: “Burleskin yarattığı dünya, gerçekliğinden kaçmak isteyenler için ideal. Çünkü hem retro hem de eğlenceli! Üstelik sadece erkekler değil, kadınlar da burleskten hoşlanıyor. Kadınların ticari sembol gibi görüldüğü dünyamızda bile, burleskin kadınsı duyguları incitmiyor olması, hem ironik hem de çarpıcı bence.” Ona göre, bu dansın bu kadar popüler olmasında, ‘burlesk divası’ olarak bilinen Dita von Teese’in etkisi büyük. Weber, “Dita von Teese’in, güncel burleskin en seksi ve en güzel temsilcisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim” diyor. Fotoğraflarını çekerken, bir hayalet gibi karanlıkta saklanması, çok sakin olması gerekiyor Agnés’in. Yaptığı şey, aslında burlesk dansçılarının yaptığının tam tersi. Weber, şöyle tarif ediyor: “Burlesk performansçılarının sergiledikleri şey, kendi kişilikleri değil. Benim amacım, sahnede değişen görüntüler esnasındaki gerçekleri yakalamak.”
 |
|
|
|
|
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
|