SAHNE ARKASINDA NELER OLUYOR?



Rock’çıların kulisleri yıllardır konuşulur. Kulisi dağıtanlar, sayısız kadınla güzel vakit geçirenler, çılgınlar gibi parti yapanlar… Hep merak ettiğimiz bu efsaneleri yerinde görmek için sahne arkasına girip, “Bu eğlenceler mit mi?” sorusunun peşine düştük.

Barış Akpolat / bakpolat@hurriyet.com.tr

Hayko Cepkin
“Votka enerjisiz olmaz”
Hayko Cepkin, sert görüntüsünün yanında hiç beklemeyeceğiniz kadar arkadaş canlısı ve samimi. Muhabbeti çok seviyor. Herkesle tek tek fotoğraf çektiriyor. Kimseyi kırmıyor ve sürekli eğlenceli hikâyeler anlatıyor. Fakat o da her sanatçı gibi konser öncesi biraz gergin. Kulisi pek kalabalık değil. Sadece grup üyeleri girip çıkıyor. Kıyafetlerini koyduğu bir dolabı, yerde onun için çok değerli olan özel yapım mikrofonu, içi enerji içecekleri ve votkayla dolu bir dolabı var. Konserden önce kimseyle pek ilgilenmiyor, hatta kendisini dışarıda görmek biraz zor. Kulisinde yanına giriyorum ve o makyaj yaparken birkaç kare fotoğrafını çekiyorum. Ayağımın dibindeki mikrofonu gösterip “Aman ha dikkat et!” diyor göz kalemi ve rimelini sürerken. Makyajın yanında bir de saçlarına fön çektiği seans var ki, bütün bunlar kuliste yaklaşık 1.5 saat geçirmesine neden oluyor. Bembeyaz kıyafetini de giydikten sonra seyircinin inanılmaz coşkusuyla sahneye çıkıyor Cepkin. Üstü başı dağınık, beyaz kıyafetinde sahte kan lekeleriyle geri geliyor yanımıza. Başlıyor muhabbete, elimde içki olmadığını görünce bana bir votka enerji hazırlıyor. Vodafone Freezone konserlerinin Erzurum ayağında izlediğimiz Hayko Cepkin, geceyi, herkese yeni başlayan paraşüt merakını anlatarak bitiriyor.

Nneka
“Kulisle işim olmaz, otelde takılırım”
Nneka, Efes One Love Festivali’nin en merak edilen kadın sanatçılarından biriydi. Beyaz erkeklerden hiç hoşlanmadığını fotoğrafçımız Charles Richards’tan öğrenip biraz gerilmiştim. Festivalin sanatçı kulisine gerçek anlamda cebren ve hileyle giriyoruz. Charles, Nneka’yı kandırıp güzel bir fotoğrafını çekiyor. Daha sonraysa Nneka’yla beni tanıştırıyor, ben de ağzından birkaç kulis bilgisi alıyorum. “Kulis benim pek umurumda değil. Konser öncesi ve sonrası otelde oluyorum. Konserden birkaç saat önce gelip yemek yiyorum, ihtiyacım olan tek şey tuvalet. Konser sonrasında da biraz dinlendikten sonra otelime geri dönerim. Kuliste oturmaktan hiç hoşlanmam. Yani kulisi kullanır sonra giderim” diyor. Tüm ekip elemanlarıyla birlikte sık sık gülme krizine girsek de, Nneka gergin bir kadın. Beni korkutuyor.

Aylin Aslım
“Konserden önce iki kadeh şart”
Aylin Aslım’ın Erzurum’daki kulisine tam da o makyajını yaparken sızdım. Önünde birkaç kadeh var. Hepsinden biraz içilmiş ama o dimdik aynaya bakarak makyajını yapıyor. Arkasında oturuyorum ve sohbete başlıyoruz. Kulisi gayet sade; fakat kıyafet, aksesuar, ayakkabı ve makyaj malzemesi diğer sanatçılara göre fazla. O da konser öncesi içkiyle rahatlayanlardan. Söyledikleriyse her sanatçıdan daha cesurca. “Her konser öncesi birkaç kadeh viski veya tekila içerim. Sahnedeki Aylin’le, sokakta veya evdeki Aylin farklı olduğundan, sahne öncesi konsantre olmaya ihtiyacım var. Aslında hepimiz içimizde farklı ‘persona’lar yaşatıyoruz. Sahnede o diğer sanatçı olman için ister içki iç, ister meditasyon yap; ama mutlaka bir şey yapman gerekiyor” diyen Aslım, kuliste izole olmayı tercih ediyor. Konsere az vakit kaldıysa, aracında makyajını yapıp, geriye sadece giyinmek kalacak şekilde hazır geliyor. Fakat Erzurum konserinde fazlasıyla vakti olduğu için makyajını kulise bırakmış. Onun için kuliste içip eğlenmek bir gelenek, zaten konser sonrasında da bu oluyor. Kulisinin önündeki büyük koltuğa oturup saatlerce siyasetten, müzikten ve sosyal ortamlardan bahsediyoruz. Kısacası Türkiye’yi kurtarıyoruz. Diğer gruplar da yanımıza geliyor. En eğlenceli dakikalarsa, Hayko Cepkin’in yanımıza geldiği anlar oluyor. Konserler bittikten sonra kimse otelde eğlenme kısmıyla ilgilenmiyor. Ertesi gün yeni bir şehir var. Yola koyulmadan önce herkes dinlenmek istiyor. Aylin Aslım’ın en yakından ilgilendiği isimlerse grup üyeleri. Onlar için: “Bana altı yıldır, ailemden daha yakınlar. Konser öncesi son yaptığımız şeyse, toplanıp şarkılar hakkında konuşmalarımız. Son halleri, her zaman kuliste yalnızken verilir.”

Athena
Türküz biz, kuliste tavla oynarız
Rock’n Coke 2011 Festivali’nde sahneye çıkan Athena’nın kulisini merak etmemek elde değildi. Dikkatlice takip ediliyorlar, o nedenle özel hayatları hakkında açık vermiyorlar. Sıra dışı tarzlarından ötürü pek çok kişiye göre uçuk bir grubun üyeleri onlar. Acaba göründükleri gibiler mi? Kulisteyiz. Sıcaktan kaçmak için soğuk buhar üfleyen hortumun altına geçiyoruz. Rahatlar ve keyifleri yerinde. Gökhan: “Turnelerde pilimiz bitik oluyor, ama birkaç konserlik serilerde, eğlenmekten sahneye zor çıkıyoruz. Bizim kulislerimiz pek çılgın geçmez. Mesela bugün konserden önce tavla oynadık. Gökhan hepimizi yendi” diyen Hakan’dan sonra Gökhan sözü geri alıyor: “Olmazsa olmazımız hoparlör. Umut mutlaka Reggae çalar. Özel tercihimiz Peter Tosh ve efsane şarkısı ‘Legalize It’. Ama Alican genelde DJ olur ve 1970’ler Türkçe saykodelik örneklerinden çalar. Bunlar genelde sahnede de enerjimizi artıran unsurlar.” Athena, birçoğumuzun bildiği gibi futbol delisi bir grup. Sahne arkasında da kimi zaman PlayStation 3’le Fifa ve Pes oynuyorlar. Hatta Hakan, stüdyo çalışmaları öncesi son saniyeye kadar elinden bırakmadığını söylüyor oyun konsolunu. Kulislerinde floresan ışık sevmediklerinden mum yakıp, istedikleri havaya giriyorlar. “Sanatçıların üzerlerine giydikleri imaj bizde yok. Sahnede de, provada da ve özel hayatımızda da aynı adamlarız; dolayısıyla değişik bir şey yapmıyoruz“ diyerek anlatıyor Gökhan Özoğuz grubu. Sahneye çıkmadan önce birdenbire, yolda buldukları kalas ve pet şişe ile kriket oynamaya başladılar. Poz vermelerine gerek yok, buyrun size harika bir kulis hatırası!

Skunk Anansie
“Eskiden konser sonrası hemen uyurdum”
Temeli 1990’larda atılan grupların içinde en iyilerden biri Skunk Anansie. Skin’le yaptığım telefon röportajından birkaç hafta sonra kulisinde karşılaşıyoruz. Skin, pek de heyecanlı şeyler anlatmıyor: “İnanır mısın, eskiden konser sonrası direkt yatağa gidip uyurdum; çünkü çok yoğun bir tempoda çalışıyorduk, fakat artık eskisi gibi koşturmuyoruz. Sesimi açmak için konserden önce ses egzersizi yapar, üstüne bir de konuşurum, sonrasındaysa hiç konuşmam. Sadece su ve çay içiyorum” diyor. Turnelere giden bir rock grubu olsalar da, aslında gayet normal insanlar olduklarını vurguluyorlar. “Bazen partiler, bazen de su içip oturursun. Zaten her gün içip dağıtmak çok sıkıcı… Geçenlerde bir konserde Foo Fighters yan odamızda sessizce oturuyordu. Ne yaptıklarını merak edip, kafamı uzattığımda Scrabble oynadıklarını gördüm. Düşünsene koskoca Foo Fighters kelime oyunu oynuyor. Kısacası Mötley Crüe ve 1980’lerin diğer glam rock grupları gibi yaşarsan, kısa sürede ölür gidersin” diyor bas gitarist Cass ve gitarist Ace. Charles ve asistanı Alp’e poz verirken arkalarında lunapark görünmesi hoşlarına gidiyor. Cass, Charles’ın Hasselblad fotoğraf makinesi hakkında sorular soruyor. Sahneye çıktıklarındaysa Rock’n Coke izleyicisini durmadan zıplatıp, ülkelerine dönüyorlar.

Melis Danişmend
“İşimiz, erkeklerden çok daha zor”
Rock’n Coke 2011’de Vodafone Freezone sahnesinde çıkan Danişmend, şarkılarını söylerken güneş de tepedeydi. Konser öncesi o daha hazırlıklarına başlamadan önce kulisine girdiğimiz genç şarkıcı, normal veya sahnedeki Melis’ten biraz uzak. Gülüp eğlense de, tedirgin olduğu her halinden belli. Kulis vaktini giyinip makyaj yapmadığı sürece, kapı önünde arkadaşlarıyla sohbet ederek geçiriyor. “İşimiz, erkeklere göre çok daha zor. Onlar burada oturup, direkt sahneye çıkabiliyorlar, fakat biz giyinip makyaj yapmak zorundayız. Kulise ise gündüz girmek çok zor. Bırakın oturmayı sıcaktan nefes bile alınamaz. Günlük hayatımda pek makyaj yapmıyorum ama sahnede makyajlıyım. Şu an hava çok sıcak olduğundan azıcık makyajla durumu kotaracağım” diyor, bize kulisinden çıkarttığı biraları ikram ederken. Danişmend için kulislerin büyüklüğü küçüklüğü değil, içinde bir ayna bulunması ve içeceklerin tam olması önemli. Ekipçe prensipleri, içmek, sahne formülü ise gergin olmamak. Danişmend, “Gerginliğimi atmak için kendimle içimden çok konuşurum. Ekip arkadaşlarımla hem derin hem de komik muhabbetler ederiz. Son hareketimizse ‘Haydi bakalım’ deyip sahneye atlamak “ diyor. Biz de onları, tam eğlenirken eski grup arkadaşı Cenk Turanlı’yla fotoğraflıyoruz.

Limp Bizkit / Fred Durst
Sesim için sıcak suya limon ve bal karışımı içiyorum
Fred Durst, verdiği röportajlardan bunalmış. Keyfi pek yok. Selamlaştığımız anda, plastik bir bardakta sıcak suyu geliyor, yanında da bir tabak dolusu limon. Yarım limonları tek tek suya sıkıyor. Rock’çı böyle mi olur? Hani içkiler su gibi akardı, kızlar olurdu ortalıkta! Durst başlıyor anlatmaya: “Eat You Alive çalarken seyircilerin arasına atlıyorum. Sanırım kalabalığın içinde birinden nezle kaptım. Hasta gibi değilim ama boğazıma ve sesime iyi bakmak zorundayım. Sıcak suya bal ve limondan da haberim yoktu. Geçenlerde Slipknot grubunun solisti Corey Taylor’un eşi Stephanie söyledi bu reçeteyi. Aslında işe yarıyor. Ama biraz gaz yapıyor.” Bu konuda epey rahat olduğunu söyleyeyim kibarca, gerisini siz düşünün. Kulislerine küçücük bir girişten geçiyorsunuz. Etrafta sizi rahatsız eden korumalar filan yok. Herkes gayet rahat oturuyor. Kadın neredeyse yok. Grubun, inanılmaz makyajlarıyla tanınan gitaristi Wes Borland’ı ortalıkta göremiyorum. Borland, her konser öncesi özel kıyafetlerini giymek ve neredeyse iki saatte yaptığı makyajını tamamlamak için Durst’ün çaprazındaki odada uğraşıyor. Soruyoruz ama Borland’ın yanına grup üyeleri bile girmiyor. Grubun davulcusu John Otto’ysa önündeki davul pedinde hızlıca çalışarak ellerini ısıtıyor. Otto pek konuşkan değil; hatta Fred Durst’le karşılaştırıldığında zorla gülümseyen ve neredeyse hiç konuşmayan bir adam. Charles’a sıkı bir poz veren Durst, bizden sonra da hayranlarıyla fotoğraf çektiriyor.

Badem
“Gittiğimiz yerlerde çarşı pazar dolaşırız”
Badem, hüzünlü şarkılarına rağmen gayet eğlenceli bir ekipten oluşuyor. Erzurum konseri öncesi ve sonrası, gerginlikten eser yok hallerinde. Güle eğlene çıktıkları sahneden yine aynı şekilde iniyorlar. Kulisleri bu sefer küçük. Neyse ki hepsi erkek olduğundan saç, makyaj gibi sıkıntıları yok. İçeride bir buzdolabı ve birkaç sandalye var. Ayna karşısında grupla sohbet ederken, gözüme çarpan üç boyutlu kuş resmini soruyorum. “Gittiğimiz her şehirde çarşı pazar dolaşırız. Bu üç boyutlu kuş resmini görür görmez aldık. Bizim de son albümümüzün kapağı üç boyutlu çünkü. Kuşları bize benzetip aynanın üstüne koyduk” diyen grup üyelerinden solist Mustafa Kemal Öztürk bir de Erzurumspor forması almış. Üzerine giyiyor. Ellerinde de üç boyutlu kuş resmi, gülüyorlar. Sahne yorgunluğu, dışarıdan ısmarlanan kebapları mideye indirerek atılıyor.



#
#
#
#
#
#

Yorumlar
 
  

  YAZARLAR
  FOTO GALERİ
  VİDEO GALERİ
  AYIN FOTOSU
DB
Copyright TempoRSS Dergisi | Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. Hürriyet Medya Towers 34212 Güneşli - İstanbul