DÜŞÜNCE

Kahkahanın anatomisi

Niye güleriz? Erkekler mi daha çok kahkaha atar, kadınlar mı? Gülmek, bunama belirtisi sayılabilir mi? Kahkahanın kökenine inmek, bilim insanları için bile hâlâ zorlu bir konu.

Anjana Ahuja

‘Rosyton Vasey’1 kasabası en çok kaçınılması gereken bölge; orada yaşayanlar arasında ‘Dave’e bakma’ bahanesiyle kapıları çalan ve haremine katma adına ev kadınlarını kaçırmayı hedefleyen uğursuz bir sirk yöneticisi var. Korkunç şekilde deforme olmuş esnaf, kasabayı ziyaret eden yabancıları, görmedikleri evlatlarıyla besliyor. Ve iblis kasabın etli börekleri, hakkında konuşulmayan ‘özel şey’lerle dolu.
1999-2002 yılları arasında BBC’de yayınlanan kült komedi dizisi ‘The League of Gentlemen’ın (Centilmenler Birliği) yaratıcı kadrosunun, yaptıkları kara mizahın niye tuttuğunu tam olarak anladıklarından şüpheliyim. Ama dizi gerçekten, garip ve korkunç şekilde komikti.
Komik şeylerin en komik tarafı; spontane sesli çığlığı neyin ortaya çıkaracağını öngörmenin zor olmasıdır. Bir espri yakaladığımızda güleriz, ama sinirli, öfkeli veya kafamız karışmış olduğunda da güleriz. Komedi, trajedinin başladığı yerde ortaya çıkabilir; ölümcül hastalığa yakalanmış arkadaşımızın başucunda geçen uykusuz geceler sefalet kadar neşe de getirebilir (hemşirelerin karşısında ciddiyetimizi korumaya çalıştık tabii). Patavatsız şakalar kimileri için eğlenceli, diğerleri için kırıcı olabilir. Rahatsız edici şekilde, bazı katiller tetiği çekmeden önce gülerler.
Bilim insanları geçtiğimiz günlerde, yersiz kahkahanın bunama işareti olabileceğini ortaya koydular. Frontotemporal bunama, 55 yaşın altındaki insanların en çok maruz kaldıkları bunama tipi. Araştırmacılar, hastaların köpek havlaması gibi banal şeylere genellikle güldüklerini not etti. Bu bozulmuş mizah anlayışı, hastaya dokuz yıl kadar önceden erken teşhis konulabilmesini sağlıyor.
Yersiz kahkahanın, beyin fonksiyonlarının azaldığını gösterdiği fikri, insanın eğlenme kapasitesini daha da gizemli hale getiriyor. Kahkahanın kökeninin ne olduğu sorusuna bilimin hâlâ ikna edici bir cevabı yok.

(1) BBC’de yayınlanan komedi serisi ‘Centilmenler Birliği’ndeki kurgusal kasaba.

 

OKUL TATİL ETTİREN KAHKAHA SALGINI
Bildiğimiz kadarıyla, kahkahaya tüm insan topluluklarında, şempanzelerde ve diğer maymunlarda rastlanıyor. İlk kahkahamızı henüz bebekken atıyoruz. Bu durum, gülme davranışının evrildiğini, öğrenilmiş bir davranış olmadığını gösteriyor. Kıkırdamalar, kendiliğinden gelme eğiliminde, onları kontrol etmek zor ve taklit etmek ise güç. Bizi nefessiz bırakabilirler. Kahkaha aynı zamanda bulaşıcı; belki de en ünlü salgın, 1962 yılında Tanzanya’daki Tanganyika’da okula giden genç kızlar arasında yayıldığında, 14 okulun geçici olarak kapanmasına sebep oldu.
Bununla birlikte, niye güldüğümüzle ilgili araştırmalar şaşırtıcı şekilde yetersiz. Amerikalı psikolog Prof. Robert Provine, 20 yıl önce araştırmalarına başladığında şöyle demişti: “Sesin evrenselliği bilinmesine rağmen, kahkahanın amacı ve anlamı ile ilgili cahilliğimiz dikkat çekici.” Provine, üniversiteden öğrencileri ile birlikte dışarı çıkıp insanların gerçek hayattaki kahkahalarını kaydetti. Gözleme dayalı araştırma, kadınların erkeklerden, konuşmacıların dinleyicilerden daha çok güldüğünü ve kahkahaların sadece beşte birinin espri kaynaklı olduğunu ortaya koydu. İnsanlar topluluk içinde kahkaha atmaya ise yalnız başlarına olduklarından 30 kat daha yatkındı.
Prof. Provine, bu özel deneyin köklerinin sosyal bağlarda yattığını düşünüyor. Kahkahanın sıradan sohbetleri sonlandırdığını, flörte başlattığını, gazetelere gönderilen aşk ilanlarında erkeklerin potansiyel eşlerine iyi mizaha sahip olduklarını yazdıklarını ve kadınların da bunu aradığını söylüyor.
Kadınlar, farkında olmadan mizahı zekâ ölçütü olarak kullanıyor. Londra Üniversitesi Akademisi Bunama Araştırma Merkezi’nde ‘Frontotemporal Bunama’ araştırmasını yürüten doktor Camilla Clark, mizahın tıpkı yap-boz çözmek gibi duygusal ve sosyal farkındalık dahil birçok beyin fonksiyonunun aynı anda çalışmasını gerektirdiğini dile getiriyor.

GIDIKLANINCA NEDEN GÜLERİZ?
İlginçtir ki; yap-boz ile uğraşırken '"a-ha" demekle gülerken "haha" sesini çıkarmamız aynı değil; ama beyin tarama deneyleri, beynimizin dopamin sistemi bölgesinin ikisi tarafından da tetiklendiğini gösteriyor. Kognitif nörobilimci Scott Weems, kahkahanın, bilişsel zıtlık durumuna karşı verilen istemsiz bir reaksiyon olduğunu iddia ediyor. Bu aykırılık, komik bir şey duyduğumuzda aklımızdan uçup gidiyor. Aykırılık teorisi üzerindeki bu nörobilimsel çalışma, mizahın eskiden beri süregelen tanımına uyuyor. Bir diğeri ise rahatlama teorisi: Gerilimi düşürmek için kahkaha atıyoruz (gıdıklanma gülmemize yol açar, çünkü yaklaşan gıdıklama endişeye sebep olur).
Emin değilim ama; yine de bu, kahkahanın ‘niçin’ini çözüyor. Örtük bulmacalar, yarattıkları aykırı zıtlık ile beni heyecanlandırıyor ama buna attığım kahkahanın yerini tutmuyor: “Telefon rehberimdeki Almanların hepsinin isimlerini sildim. Telefonum artık ‘Hans-free.” Darren Walsh’un esprisi bu yıl Edinburgh Fringe Festivali’nin en komik şakası seçildi.
Yaşasın; bilim, henüz mizahın ardındaki nörolojik gerçeği ortaya çıkarabilmiş değil. Bu, espriyi berbat ederdi. Ve şimdi, bana izin verirseniz, kapıda Dave’i arayan bir adam var.

Anjana Ahuja: Fizik üzerine lisans eğitimi aldıktan sonra uzay fiziği üzerine doktora yaptı. İngiliz gazeteci, 1994-2010 yılları arasında The Times gazetesinde bilim üzerine makaleler yazdı. 2010’dan bu yana ise yazılarıyla Financial Times’a katkıda bulunuyor.

 

TEMPO

Diğer Yazılar

Önce Obje Vardı AĞUSTOS 2016

Adalar’ın sanatçıları

İstanbul’un hemen yanıbaşındaki Adalar’da onlarca sanatçı yaşıyor. Son yıllardaki bu akının sebepleri belli. Bol bol yeşil, mavi, sükûnet, huzur, özellikle plastik sanatlar alanında çalışan yaratıcı insanların yaşam alanlarını buraya taşımasına yol açıyor. Seramik sanatçısı Fikret Parlak, ressamlar Arzu Başaran, Levent Morgök, Bubi Hayon ve heykeltıraş Fulya Asyalı bu rüzgâra kendilerini kaptıranlardan. Hikâyelerini ve Adalar’daki hayatı anlatıyorlar.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EYLÜL 2016

Ray Kurzweil ölümsüzlük için tarih verdi: 2029

ABD'li dâhi Ray Kurzweıl, Google'ın olanaklarını da kullanarak önce ‘beyin yedekleme’nin, ardından da ölümsüzlüğü gerçek kılmanın peşinde. İmkânsız ya da saçma mı geldi? Yalnız değilsiniz ama Kurzweıl, bugüne kadar herkesin ‘uçuk’ bulduğu yüzlerce şeyi gerçekleştirmiş bir deha. O yüzden kendisini yakından tanımanızda fayda var. Kim bilir belki de onun izinde ölümsüzlüğü yakalarsınız.

DEVAMINI OKU
Önce Obje Vardı EKİM 2016

“Aslı Özge ile Alman sinemasında yepyeni bir dönem başlıyor”

Bu cümle bize değil, Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Der Tagesspiel’e ait. Ödüllü yönetmen Aslı Özge’nin ilk kez Almanya’da, Almanca çektiği üçüncü filmi ‘Auf Einmal’ (Ansızın) bu ay Türkiye’de gösterime giriyor. Filmin çıkış noktası Defne Joy Foster’ın, Kerem Altan’ın evinde öldüğü gece. Ama senaryo bambaşka gelişiyor. Çünkü Özge’nin derdi, bu olayı değil, toplumun olaya verdiği tepkileri sorgulamak. Bu sorgulama içinde Alman sistemi de hayli sert bir eleştiriye uğruyor. Özge’ye bağlandık, detayları aldık.

DEVAMINI OKU